“Al Syete” ve bir sinagogu koruma çabaları…

Yirminci yüzyıl başlarında Türkiye ve Selanik’ten Fransa’ya göç eden Sefarad Yahudileri tarafından Paris’te kurulan eski sinagog satılma tehlikesi ile karşı karşıya kaldı. Atalarının kurduğu “Al Syete” Sinagogu’nu kurtarmak için çaba gösteren Claudine Esther Barouhiel’in gazetemize gönderdiği yazıyı aktarıyoruz.

Kültür
23 Ocak 2008 Çarşamba

Organize küçük bir toplum olan Türkiye ve Selanik’li Yahudilerinin son kalıntısı Paris’in Popincourt Sokağı’ndaki küçük sinagog ne yazık ki bugün kapalı ve satılma tehlikesi ile karşı karşıya. Oysa bu sinagog bir zamanlar, yirminci yüzyıl başlarında Balkanlar’dan Fransa’ya göç eden oldukça renkli Sefarad toplumu için bir ibadet ve kültür merkezi niteliğindeydi.

Savaşlar nedeniyle doğu ülkelerinden göç eden Yahudiler birbiri ardından gelen dalgalar halinde Paris’in 11. Bölgesine yerleştiler. Türkiye’den göç eden Sefaradlar 1909’da ünlü “Le Bosphore” kahvesinin arka salonunda “Paris Doğu İbadeti Kurumu”nu (Association Cultuelle Orientale de Paris) kurdular. Sedane Sokağı’ndaki “Le Bosphore” kafesinin arka salonu ülkelerinden kopup gelen kişiler için bir buluşma yeri, düğünlerini, Bar-Mitzvalarını kutladıkları, iş görüşmeleri yaptıkları bir mekandı.

Judeo-Espanyol geleneklerinin özelliğini taşıyan bir sinagogun açılması için, Popincourt Sokağı 7 numarada bir zamanlar sinema salonu olan mekan 35 ailenin maddi birikimleri ile satın alındı. 1913 veya 1915’te açılan sinagog mahallenin sakinleri tarafından “Al Syete” olarak adlandırıldı.

Birkaç yıl sonra, 1919 yılının Nisan ayında “L’Amicale des İsraélites Saloniciens” kuruldu. 1930’da da Türkiye ve Selanikliler bir çatı altında toplanmaya karar vererek “ACSP”, “Assocation Cultuelle Sépharadite de Paris” yi (Paris Sefarad İbadeti Kurumu) kurdular. Bu kurum gerek maddi, gerekse dini konularda “Consistoire de Paris”ye (Fransa Yahudilerinin dini merkez kuruluşu) bağlı olmadı ve bağımsızlığını 1973 yılına dek sürdürdü.

Fakat 1960’lı yıllarda Paris’te Sefarad Yahudi nüfusunun artması üzerine, yine “ACSP”nin himayesinde 1962’de Roquette Sokağı 84 numarada daha geniş bir ibadethanenin açılışı yapıldı. Don İsaac Abravanel adını taşıyan bu sinagogda da Judeo-Espanyol ritüeli hakimdi. Böylece eski ibadethane yoksulların bir kantine ve mahallede halen yoğun bir nüfusa sahip “djudios”ların (Judeo-Espanyollara takılan lakaplardan biri) buluşma yerine dönüştürüldü. Bu kişiler orada akşam üstleri, Ladino sohbetler eşliğinde doğu Yahudilerinin en favori meşgalesi olarak kağıt oynuyor, Türk kahvesi içiyorlardı. “Aki Estamos” (Buradayız) kuruluşunun bazı üyeleri, 1997/98 yıllarında haftada birkaç saat Türkiye Yahudileri mutfağının özelliklerini taşıyan yemekler pişirdiler. Bu mekanı yeniden hayata kavuşturma projesi zaten bu forumda oluştu.

1973’te “Association Cultuelle Orientale de Paris” varlığını “Consistoire de Paris”e bağışladı ve cemaate hizmet vermeye devam etti. Fakat 28 Ağustos 2004’te çıkan bir yangın nedeniyle sinagog kapanmak zorunda kaldı. Yangında küçük sinagogun dış kapıları tümüyle kül oldu.

Terk edilmiş durumda kalan “Al Syete”, şimdi “Consistoire de Paris” tarafından satışa çıkarılma tehlikesi ile karşı karşıya kaldı. Üzerinde Davud Yıldızı motiflerinin bulunduğu cilalı meşe ağacından mütevazi kapıların yerinde şimdi kocaman çivilerle çakılmış kalaslar yer alıyor. O kalasların üzerinde de üst üste yapıştırılmış seçim afişleri…

Oysa bu eski ibadethane veya “djudios”ların tabiri ile “kal”, ilk Judeo-Espanyolların Paris’teki varlıklarının tek kanıtı olarak tarihi değerde bir mekandı. Balkanlar’dan gelen göçmenlerin yerleştiği mahallenin kalbiydi. Göç etmelerine rağmen, beş asır İspanyol atalarının dilini ve Osmanlı geleneklerini mucizevi bir şekilde korumayı başarmış bir toplum için çok önemliydi bu mekan.

Judeo-Espanyol kültürü ve yaşam sanatıydı, Paris’in 11. Bölgesi’nin merkezinde yayılan… Bu doğrultuda Türk mutfağının gereksinimlerini sağlamak üzere gerekli ticaret burada kurulmuş mahalle kadınlarının hizmetine bir hamam açılmıştı. Burada rahatça doğu yaşamı tarzında bir yaşam sürdürülebiliyordu. Birçok yaşlı kişi, bazen de daha gençler düğünlerinde, bar mitzvalarında sadece sinagogun değil, tüm Popincourt sokağının omuzlarında beyaz dua şalları dindaşlarla tıklım tıklım dolduğunu anımsıyorlar. Bu kişiler, Osmanlı geleneklerinin ve Boğaziçi esintilerinin nostaljik ortamının bir zamanlar bu mahallede hüküm sürdüğünün canlı tanıklarıdır.

“Al Syete” kuruluşu

Aralarında Claire Romi’nin de bulunduğu beş kişi 2004 yılının Ekim ayında “Al Syete” kuruluşunu kurdular. Bir zamanlar 11. Bölge’de yaşayan kurucuların amacı eski ibadethanenin yıkılıp satılmasına engel olmak. Kuruluş, onarılacak olan sinagogu bir Judeo-Espanyol dili ve kültürünü aktaracak bir kültür merkezine dönüştürmeyi hedefliyor.

Fransa Yahudi Cemaati genelinde bu kültürün yeterince bilinmediği düşünülüyor. Kuruluşun diğer bir amacı da, Paris’teki “Aki Estamos”, “Vidas Largas”, “UISF”, “JEAA” gibi Judeo-Espanyol kültürüne hizmet veren kurumları Yahudilik geçmişine sahip bir mekanda aynı çatı altında toplamak.

“Al Syete” kuruluşu, bu hedeflerini gerçeğe dönüştürmek, 11. Bölge’nin tarihi dokusunu korumak üzere Yahudi toplumlarının, devletlerin, aralarında İsrail’in 5. Devlet Başkanı İtshak Navon’un da yer aldığı 160 kişilik bir onursal komitenin desteği ile mücadelesini sürdürecek.