Zeynep Tanbay Dans Projesi Tel- Aviv`deydi

Zeynep Tanbay Dans Topluluğu, Uluslararası Tel- Aviv- Yafo Dans Festivali kapsamında 16- 17 Ekim tarihlerinde Suzanne Dellal Sanat Merkezi`nde iki gösteri sundu. İsrail`i ziyaret eden ilk Türk modern dans grubu unvanını alan topluluk, “4legs” adlı gösterisiyle İsrailli dans severlerin beğenisini kazandı. Gösteri öncesinde Maariv Gazetesi`nde Tanbay ile yapılan röportaj

Kültür
9 Ocak 2008 Çarşamba
Koreograf Zeynep Tanbay Türkiye için olağandışı bir kişi. 20 yıl New York’da dans ettikten ve dans eğitimi verdikten sonra kendi isteği ile ülkesine döndü ve yine kendi çabalarıyla özel bir dans grubu kurdu. Tel- Aviv Dans Festivali’ne katılacak olan Tanbay, toplumsal görüşlerini sanatına yansıtan bir dansçı...
Zeynep, Türkçe kaktüs anlamına geliyor. “Kaktüs veya çöl çiçeği. Bazen çöl çiçeği gibi hissediyorum” diyor kitaplardaki balerinleri andıran 46 yaşındaki Ankara doğumlu Tanbay…
Ne olursa olsun sanatla siyasetin birbirinden soyutlanamayacağını söyleyen sanatçı, “Benim ülkemde bazı unsurları birbirinden ayıramazsınız. Her şey siyasidir. Eserlerimde, insanoğlunun ezilmesini, toplumdaki konumlarını, özellikle kadınların bunalımını konu alıyorum. Sahnedeyken ve yaratırken bir şeyler söylemiş olmak benim için önem taşıyor. Belli bir başlık altında olması gerekmez. Seyirciye kendi yorumunu yapma özgürlüğü tanıyorum. Bazı ülke ve yönetimlerin hak ve özgürlükler tanımak yerine tam tersine bireye ve üzerlerine ağır sorumluluklar yüklenmiş kadınlara karşı yaklaşımlarının olumsuzluğunu sergilemekten kaçınmıyorum” diyor.

Ülkenizin koşullarını bile bile neden New York’tan döndünüz?
Ülkemden ne kadar süre uzak kalacağımı bilmiyordum ama bir gün döneceğimi her zaman biliyordum. Bunu size izah edemem. Martha Graham Dans Grubu’nda olgunlaşma sürecini yaşadım, orada onun faşist yaklaşımını, dansçılara konuşma tarzını benimsemediğimi anladım. Bacağımdan ameliyat olduktan sonra dans öğretmeye başladım. Ders verdiğim kurum beni öğrencilere karşı onaylamadığım bir yaklaşımda bulunmamı isteyince oradan ayrıldım.Türkiye’de de dansçıların yetiştiğini fakat dans edecek yerleri olmadığını biliyordum. Devlete bağımlı olmayan, ifade ve yaratıcılıkta özgür olacak özel bir dans grubu kurmaya karar verdim.
Ne istediğini bilen sarışın bir prenses gibi görünmesine rağmen Tanbay’ın hayalini gerçekleştirmesi masallardaki gibi kolay olmadı. Türkiye’nin en büyük bankalarından biri olan Akbank’ın desteği ile on kişilik bir grup (stüdyosu banka binalarından birinde yer alıyor) kurma süreci adım adım ilerledi.
“Her şeye rağmen Türkiye’den bahsediyoruz. ‘Benim programım bu, danslarım bunlar, sınırsız bir süre için şu kadar finansman istiyorum’ diyemezdim. Yavaş yavaş ilerlemek ve başarmak gerekiyordu. Başlangıçta konuşacak kimse yoktu. Tek başıma bir gösteri düzenledim. Sonra benimle dans etmeleri için dünyanın her tarafından dansçılar davet ettim. İlk gösteriler seyirci toplamaya başladığında, bankanın sanat etkinliklerinden sorumlu kişisi destek vermeye razı oldu. Önce bağımsız dansçı olarak sadece bana destek olundu. Bankaya gidip artık bir grup kurmanın zamanı geldi önerisini getirmem beş yılımı aldı.
Tel Aviv Dans Festivali’nde sunacağımız ‘4legs’ (dört bacak) adlı gösteri, soloların da yer alacağı 16 küçük bölümden oluşuyor. Kendi evimizden, alıştığımız seyirciden ayrılmak bana heyecan veriyor. Dünyanın her tarafından gelen dans gruplarının bulunduğu bir festivale katılmak, bu şekilde dünyaya açılmak ve ne düzeyde olduğumuzu anlamak. Gelecek sezon dünyanın başka ülkelerinde seyirci karşına çıkmaya hazırlanıyoruz. Bu arada zaman zaman stüdyomuza dönüp grubun repertuarını genişletme çalışmaları yapacağız.”

Kendinizi şimdiden koreograf olarak görüyor musunuz?
Komik ama hala kendimi koreograf olarak görmüyorum. Uzun yıllardır dansçıyım ve öğretmenim. Vücut dili ve zihniyet açısından bana benzeyen dansçılar yetiştirdim. Özellikle son yıllarda benim grubumdaki dansçılarla yaptığım çalışmalarda, vücut içindeki kişiyi arıyorum. Tiyatro veya karate gibi farklı alanlardan gelmiş yetişkin dansçılarım var. Bu her şeyden önemli çünkü esere karakter katıyor. Yolun başında biraz korktuğumu söyleyebilirim, çünkü dansçılar benim empoze ettiğim bazı hareketleri yapamayacaklarını anladıkları zaman uygulamayı reddettiler. Zamanla onlara bazı hareketleri anlatmak için farklı yollar buldum; kendi hareketlerini kendileri bulmaları için onlara sorumluluk verdim. Buradaki zihniyet öyleydi ki, odadan çıkıp onları yalnız bıraktığımda hiçbir şey yapmıyor, çalışmıyorlardı. Bir, iki saat sonra döndüğümde onları oturmuş sohbet ederken buluyordum. ‘Ne oldu?’ diye sorduğumda; ‘Sen gittin, biz de ne yapacağımızı bilemedik’ diye yanıtlıyorlardı. Onlara ne polis, ne de anneleri olmadığımı, bir dansçının kişisel bir disiplin içinde çalışması gerektiğini söyledim” sözleri ile Tanbay değişim sürecini anlattı. “Bunu idrak eden grupta kaldı. Ben dansçıları hiçbir zaman kovmam. Uygun olmayan kişi bunu kendiliğinden anlar. Bunu Martha Graham’dan öğrendiğim bir cümle daha iyi anlatabilirim.”
“Hareket yalan söylemez.”