Diaspora Yahudileri

Sara YANAROCAKBu hafta Hollanda Yahudilerinin arasında belki de dünya çapında en önemli düşünürlerden biri olan Filozof Baruh (Benedict) de Spinoza`dan söz edeceğiz. Spinoza`nın Yahudi kimliğini ve yaşadığı çelişkili hayatını tanımaya çalışacağız

Kavram
9 Ocak 2008 Çarşamba
HOLLANDA YAHUDİLERİ (3)
17. yüzyıl

Baruch (Benedict) de Spinoza
1632- 77 yılları arasında yaşayan ünlü filozof Baruch Benedict de Spinoza, yaşadığı dönemde içinden çıktığı Yahudi Cemaatini hem olumlu hem de olumsuz bir biçimde son derece etkileyen tarihi bir kişiliktir. Spinoza’nın babası, Portekizli Marrono bir ailedendi. Amsterdam’a göç eder etmez hemen Yahudilik dinini uygulamaya başlamış, Amsterdam Sefarad Cemaati’nin önemli bir siması olmuştu. Genç Baruch çocukluğundan itibaren ciddi bir Yahudi eğitimi almıştı. Mükemmel bir biçimde İbranice konuşup yazabiliyordu. Hatta yeni el yazısı İbrani harflerini ve gramerini de çok iyi biliyordu.
Genç Spinoza Yahudi din adamlarından aldığı kültürün, Hollanda kültürünü de alırken, İspanyolca, Portekizce, Latince ve Hollanda lisanlarını da çok akıcı bir biçimde öğrenmişti. Galileo ve Kepler’in Fen ekolünü ve Descartes’in felsefi çalışmalarını da akademilerde temsil ediyordu. Optik üzerine çalışmalar yapıyor, gözlük camı konusunda meslek sahibi olmaya hazırlanıyordu.
Öğrenimi süresince Yahudiliğin geleneksel öğretilerinden ve kutsal metin yorumlarından gitgide uzaklaştı. Öğrenci arkadaşlarıyla konuşmalarında, kutsal metinlerde Tanrı’nın bedeni olmadığı, meleklerin gerçekten var olduğu ya da ruhun ölümsüz olduğu gibi görüşleri destekleyecek hiçbir şey bulunmadığını savunuyordu. Ona göre Tora’nın yazarı fizik, hatta ilahiyat konusunda bile öğrencilerden, daha yetenekli değildi. Yahudi yetkililer Spinoza’yı önce rüşvet ve tehditle susturmaya, çalıştılar, ama başarılı olamayınca 1656’da onu afaroz ettiler; sivil yönetim de kısa bir süre için Amsterdam’a girmesini yasakladı. Bununla birlikte Spinoza’nın Yahudi cemaatinden kopmak istediğine dair hiçbir veri yoktur, üstelik eldeki sınırlı bilgiler tam tersini gösterir.
Afaroz edildikten sonra, toplumundan uzaklaştırılan Spinoza’ya Hıristiyan dostları kol kanat gerdi. Artık mali açıdan son derece düşük bir seviyede yaşıyordu ama asla kimsenin yardımını kabul etmedi.
Mercek (optik) yapımında uzman olduğundan geçimini bu yolla kazandı, ayrıca özel ders vermeyi sürdürdü. Spinozanın önderliğinde dinsel ve felsefi sorunları araştıran bir tür okuma ve tartışma grubu oluştu. Düşüncelerini toplayıp sistemleştirebilmek için 1660’da, Leiden yakınlarında Ren üzerinde, sessiz bir köy olan Rijnsburg’a çekildi. Burada cerrah olan Hermann Homan’la paylaştığı evde yaklaşık 1662’de “Tanrı, insan ve insanın mutluluğu üzerine kısa inceleme” ve “Kavrayış gücünün Gelişimi, Monadoloji” adlı eserlerini kaleme aldı.
Spinoza, Decartes Felsefesinin İlkeleri adlı kitabının üzerine 1644’te geometrik bir yorum getirerek yine aynı isimle, 1677 yılında ise Ethica’nın (Etika) ilk kitabını da yazdı.
Descartes’cı dostları bu kitabını “Descartes felsefesinin ilkelerinin 1. ve 2. bölümlerinin Benedictus Spinoza tarafından Geometrik Yöntemle Tanımlanması” adıyla yayımlandı. Kitabın önsözünde Spinoza’nın kitapta dile getirilen görüşleri paylaşmadığı belirtiliyordu. Bu, Spinoza’nın sağken kendi adıyla yayımlanan tek kitabıydı.
Spinoza’nın felsefesi hem Descartes’in felsefesinden etkilenerek oluşmuş, hem de bu felsefeye tepki olarak gelişmişti. Ayrıca Ortaçağ felsefesinden, özellikle Yahudi felsefesinden etkilenmişti. Spinoza, Descartes’in fiziğini genel olarak kabul ediyordu; ama yaşamının sonuna doğru, bu konuda bazı kuşkuları olduğunu söyleyecekti.
Spinoza, metafiziği bütünüyle anlaşılır, kılacak bir sistem kurulabileceğini varsayıyordu. Ona göre metafiziği tümdengelim yöntemiyle, yani kendi kendini açıklayan ya da sorgulanamaz bir doğrulukla tanımlanmış ve türetilmiş bir teoremler dizisi olarak sunmak olanaklıydı.
1665’te Ethica’nın (Etika) üç bölümünü tamamladı. 1670’de imzasız olarak hazırladığı “İlahiyat ve Siyaset İncelemesi” üzerinde çalıştı. Bu yapıt büyük ilgi kazandı ve  sonraki yıllarda beş kez basıldı. Bu yapıtın amacı “felsefe yapma özgürlüğünün içten bir dindarlıkla ve devletin huzuruyla bağdaşmakla kalmadığını, bu özgürlükten uzaklaşmanın kamu huzurunu ve hatta imanın kendisini yıkacağını göstermekti.” Bu yapıt ayrıca Spinoza’nın tarihsel yöntemi, kutsal metinlerin yorumuna uygulamayı savunmakta zamanın çok ilerisinde olduğunu gösteriyordu.
Mercek ustalığını sürdüren Spinoza, artık, cam tozunun da etkisiyle gitgide ağırlaşan veremin ileri bir aşamasındaydı. 1677’de mirasçı bırakmadan öldüğünde müzayedeyle satılan az sayıda eşyasının arasındaki 160 kadar kitabın listesi günümüze ulaşmıştır.
Spinoza’nın dileğini yerine getiren bazı dostları yazmalarını gizlice basıma hazırladılar. 1677’nin sonlarına doğru yayınlanan “Ölümünden Sonra Yapıtları” başlığı altında Etika, İlahiyat ve Siyaset incelemesi, mektupları ve İbranice gramer kitabından oluşuyordu. 1687 yılında da “Gökkuşağı üzerine” ve “Olasılığın hesaplanması üzerine” adlı eserleri aynı kitapta yayımlandı.
18. yüzyıl boyunca bir ateist olarak görülen Spinoza, Almanya’da özellikle Lessing ve Goethe, İngiltere’de Coleridge’ın çabaları sonucunda saygınlık kazanmaya başladı. Spinoza 19. yüzyıl başlarından sonra meslekten felsefeciler tarafından da yoğun olarak incelendi.
Mutlak idealistlerden Marksistlere kadar pek çok düşünür onun yapıtında kendi öğretilerinin temellerini buldular. Deneyi filozoflar da Spinoza’nın metafizik yaklaşamını reddederken, onun bilgi kuramından ve psikolojisinden ayrıntılı sonuçlar çıkardılar.
Yahudi cemaatinin bu denli değerli bir evladını salt fikirleri yüzünden afaroz etmesi ise iki şekilde açıklanabilir. Birincisi cemaat yöneticileri ve din adamlarının dar görüşlü olmaları; ikincisi ise din üzerine oluşabilecek spekülasyonlarla Hıristiyan devlet idaresinin ve kilisenin dikkatini üzerlerine çekmemek ve yeniden eski karanlık ve acılı günlerine dönmemek için onu dışladıkları olasıdır. 24 yaşındayken cemaatinden atılan Baruch Spinoza, hiçbir zaman başka bir dine de mensup olması ve hayatta asla huzur bulamamış bir insan olarak ömrünü bitirdi.
devam edecek…