Bir milletin İspanya`dan sürgün hikayesi

II. Dünya Savaşı sırasında yaşanan Holokost dışında, Yahudilerin başına gelen en büyük felaketlerden biri de XV. yüzyılda İspanya`dan sürülmeleridir. 1430`lu yılların başında İspanya`yı Müslümanların elinden alan Hıristiyanlar, ülkede yaşayan binlerce Yahudiyi önce Hıristiyan olmaya zorladı, işkence et

Toplum
9 Ocak 2008 Çarşamba
Yahudiler, tarihin birçok döneminde yaşadıkları ülkelerde zulümle karşılaşmışlardır. Bunların arasında II. Dünya Savaşı sırasında yaşanan Holokost kadar önem taşıyan ve dünyanın gidişatını büyük ölçüde değiştiren 1492’de gerçekleşen İspanya engizisyonudur. İspanya Yahudileri, 1492 yılına kadar, Müslüman ve Hıristiyanların buyruğu altında yaşayan en yüksek nüfusa sahip ve en huzurlu topluluktu.

Neden Yahudiler İspanya’dan farklı ülkelere göç etmek zorunda kalmışlardı?
XII. yüzyılın başlarında özellikle İspanya’nın kuzey doğusunda bulunan Katalonya’da yaşamını sürdüren Yahudiler ekonomik ve sosyal hayatı elinde tutuyorlardı. Yahudilerin maddi durumlarının iyi olmasının sebebi bölgede yazmayı bilen ve matematikten anlayan tek halkın kendileri olmasıydı. İspanya Yahudileri o dönemde ticaretteki başarılarıyla ülkeleri için çok önemliydi.
XIII. yüzyılda İspanya’nın tüm şehirlerinde Yahudi nüfus artmaya başladı. Yeni halk, eskisine oranla daha kalabalık ve zengindi. XIV. yüzyılda Katalonya’da 12 bin, Barcelona’da 4 bin, Granada’da ise bin civarında Yahudi yaşıyordu. 
Sürüldükleri yıldan 200 yıl öncesine bakıldığında, antisemitizmin boy göstermeye başladığı ve Yahudilerin yaşadıkları yerleri terk etmekte kararsız kaldıkları görülmektedir.
Hıristiyanların ülkeyi fethiyle birlikte XIV. yüzyılın başlarında Papa’nın aldığı bir kararla Yahudiler Hıristiyan gibi yaşamaya ve giyinmeye zorlandı. Ekonomi ve politik alana serbestçe girebilen ve çok başarılı olan Yahudilere karşı ilk düşmanlık böylece filizlendi. Bu yüzyıl boyunca Yahudiler nedensiz yere işkence edildi, öldürüldü. 1366 yıllarında yaşadıkları kasabalar harap edildi, onlara ait eşyalar çalındı, evleri ve sinagogları yakıldı, Sefer Torah’ları parçalara ayrıldı. Yaklaşık 300 Yahudi ailesi mahkum edildi. Başta Toledo, Endülüs, Sevilla olmak üzere yaşanan çatışmalarda yaklaşık 8 bin kişi hayatını kaybetti.  Yahudilerin iş sahibi olmaları, dinsel ve sosyal faaliyetlerde bulunmaları yasaklandı. Birçok Yahudi yapılan işkencelere dayanamayarak, Hıristiyanlık dinini kabul etti. Profesör B. Netanyahu’nun 1.400 sayfalık “The Origins of the Inquisition” (Engizisyonun Menşei) adlı eserinde yazdığına göre vaftiz olmayı reddedenler, sokaklarda öldürülüyordu. Yahudilikten Hıristiyanlığa zorla geçiş en fazla 1391 ile 1414 yılları arasında gerçekleşti. Hıristiyanlığa geçiş yapanlar artık ‘Yeni Hıristiyanlar’ , ‘dönme’, ‘domuz’ (marranos) olarak anılıyorlardı.

Engizisyon kararı
XV. yüzyıl Yahudiler için bir dönüm noktası oldu. İspanya o dönemde başta Aragon ve Kastilya olmak üzere birçok eyaletten oluşuyordu. Aragon’u yöneten Kral Ferdinand ve Kastilyalı İzabel’in 1480’de evlenmesiyle birlikte İspanya birleşti. Dinsel ve sosyal sorunlar artık politik bir problem haline gelmişti. İzabel ve Ferdinand’ın tek amacı İspanya’nın tek bir dine mensup kişilerden oluşmasıydı. İzabel, Papa’dan izin alarak 27 Eylül 1480’de bir kraliyet kararnamesi yayınladı. Bu karara göre ölmemek için zorla Hıristiyanlığa dönen Yahudilerin hayatı sürekli kontrol edilecekti. Kabul edilen engizisyon ile birlikte, Hıristiyanlığın gereklerini yerine getirmeyip, hala Yahudi gibi yaşayanları büyük bir zulüm bekliyordu. Bu kişiler ‘suçlarını’ itiraf edinceye kadar dövülüyor, ettiklerinde de öldürülüyorlardı. Genellikle yakılıyorlar; fakat haçı öpmeyi kabul ettikleri takdirde boğularak öldürülüyorlardı. İşkencelere rağmen halen hayatta kalmayı başaranlar ise “auto-da-fe”, yani “inanç eylemi” adındaki bir törenle yakılıyorlardı. 

Yahudiler İspanya’dan kovuluyor
1492 yılında Granada’nın düşmesi ve Müslüman hakimiyetinin sona ermesi ile, İzabel Yahudileri İspanya’dan kovmak için bir karar çıkardı. Karara göre Yahudiler tüm mal varlıklarını arkalarında bırakarak İspanya’yı terk edeceklerdi. Bu kararın arkasında yatan en büyük sebeplerden biri de Yahudilerden elde edecekleri mal ve mülktü. İspanya’yı terk etmek üzere hazırlanan Yahudilerin yanı sıra karara karşı ayaklananlar da oldu. Bunlardan Rabi Don İsaac Abranavel, İzabel’e para teklif ederek sürgünü geciktirmeyi başarsa da, İzabel’in kararı kesindi. 2 Ağustos 1942’de 6 bin’i Katalonya’dan olmak üzere 160 bin ile 230 bin arası Yahudi İspanya’dan kovuldu ve sürgünden sonra alınan bir kararla Yahudilerin bir daha İspanya’a girmesi yasaklandı. Kovulma sırasında yaşanan trajedilerden bir tanesi de çoğu Yahudinin, tuttukları İspanyol kaptanlar tarafından okyanusta gemi içinde terk edilmeleri oldu.

Yeni bir yurt arayışı
Ülkesinden kovulan 120 bin Yahudi Portekiz’e gitmeyi başarsa da bu ülkede kalmalarına sadece altı ay izin verildi, ardından Kral John tarafından köle olarak kullanıldılar. Savaşa hazırlanan Portekiz kralı, Yahudileri silah yapımı için çalıştırdı. Bir kısmına geçici olarak vatandaşlık verilse de, yaşadıkları her gün için Venedik dükası ödüyorlardı. 1943 yılında kral, Yahudi çocukların ailelerinden ayrılmasını emretti. 700 çocuk yeni keşfedilen Sao Tome adasına gönderildi. 1494 yılında ölen Kral John’un yerine Manuel geçti ve Yahudilerin özgürlüğünü ilan etti.
Huzur Yahudiler için kısa sürdü. İspanya kralının kızı İsabella ile evlenmek isteyen Manuel’e bunun için bir şart koşulmuştu : Yahudiler’i Portekiz’den kovmak. 1497’deki evliliğin ardından Portekiz Kralı Manuel, İspanya krallığının isteği üzerine Yahudileri Portekiz’den kovdu. Bu kararı istemeden alan Manuel, durumu hafifletmek ve ülkede kalmalarını sağlamak için onlara Hıristiyan olmaları için şans tanıdı. Çok az bir kısmı ülkeyi terk ederken, on binlerce Yahudi huzurlu yaşadıkları barınaklarını bırakmamak uğruna Hıristiyan oldu. Din değiştirmeyi reddedenlerden biri olan hahambaşı Simon Miami ise boynundan aşağı asılarak, yedi gün içinde kendi kendine ölmesi sağlandı.
İspanya’dan kovulan Yahudilerin bir kısmı ise Yunus Krallığı altında olan Fas, Tlemcen gibi Müslüman ülkelere göç ettiler. Fakat o ülkelerde yaşamalarına izin verilmedi ve birçoğu açlıktan hayatını kaybetti.
Napoli ve Sicilya’ya giden Yahudilere ise daha iyi davranıldı. Gelenlere maddi yardım yapılmış olmasına rağmen, bu miktar hepsini yaşatacak kadar çok değildi. Birçoğu hayatlarını sürdürebilmek için çocuklarını Hıristiyanlara satmak zorunda kaldılar.

Ve Osmanlı İmparatorluğu…
İspanya’dan sürülen Yahudilerin en şanslı olanları Osmanlı İmparatorluğu’na kabul edildi. Birçoğu Selanik, İstanbul ve İzmir çevresine yerleşti. Yönetimi elinde bulunduran II. Beyazıt çaresiz kalan Yahudileri ülkesine memnuniyetle kabul ederken şu sözleri sarf etti: Aragon kralı Ferdinand’ı nasıl akıllı olarak nitelendirirler? Kendi ülkesini fakirleştirirken, benim ülkemi zenginleştirdi.”
Böylece İspanya’dan kovulan ve Osmanlı İmparatorluğu dahil Kuzey Afrika, İtalya ve Avrupa’nın diğer ülkeleriyle, Arap ülkelerine yerleşen Yahudiler, Sefarad (Sefardim, İbranice İspanya anlamını taşır) olarak anılmaya başlandı.

İspanya’da bugün…
Günümüzde İspanya’daki Yahudi cemaati yaklaşık 40 bin kişi; fakat bunlardan yalnızca 14 bini kayıtlı. Engizisyondan yaklaşık 500 yıl sonra Yahudilik İspanya’da yeniden doğuyor. Sefarad geleneklerine bağlı lokantalar, Yahudi okulları, müzeler, kitaplar ve müzik grupları gibi Yahudilere ait birçok mekan yeniden canlanıyor. Tüm bunlara rağmen antisemitizmin varlığı bütünüyle yok olmuş değil. Bazı İspanyol Yahudi liderlere göre ‘yeni bir antisemitizm’ kapıda kol geziyor.