Sanat dolu bahar gezmeleri...

Baharın gelişi ile, her ne kadar iç mekanları terk edip kendimizi doğaya vurmak istesek de, yine de iç mekanlardaki kaliteli, sanat ve güzellik dolu ortamlar, dışarıdaki insanları kendine çekebiliyor. Ne de olsa, sanat hala ruhun gıdası hem de en az temiz hava, doğa ve tabiat kadar....Solinda LEVİ

Toplum
9 Ocak 2008 Çarşamba
Bahar geldi, şimdi neşe ve mutluluk zamanı; hem de hiç bir sebep olmaksızın sadece tabiata eşlik etmek adına. Yeniden doğan, tanrısal bir buyruk ve düzenlemeyle fışkıran tabiat; renk cümbüşü içinde herkesi eğlenmeye ve bunu kutlamaya davet ediyor.
Böyle bir ortamda bizler iç mekanlardan dışarıya kendimizi atarcasına çıkmalıyız. Kolay değil elbet bünyeyi bütün bir kış boyunca dört duvar arasına mahkum ettikten sonra doğaya teslim etmek.
Fakat yine de iç mekanlardaki kaliteli, sanat ve güzellik dolu ortamlar, dışarıdaki insanları davet edebilmekte, kendilerinin tamamen terk edilmelerine direnmekte. Bildiğiniz üzere sanat hala ruhun gıdası hem de en az temiz hava, doğa ve tabiat kadar.
Örneğin Londra’da bu aralar büyük bir sanat rüzgarı esmekte. Tate Modern Müzesi çok önemli iki sergiye ev sahipliği yapmakta. Bunlardan bir tanesi Gilbert and George: Major Exhibition sergisi, bu iki önemli İngiliz sanatçının günümüzde yapılmış 40 yıllık çalışmalarından oluşturulmuş en büyük sergi. Aynı zamanda Tate Modern’in tarihinde de şimdiye kadar sergilenmiş en büyük kişisel sergi olma özelliğini de barındırıyor. Gilbert ve George çalışmalarını  “Hepimiz için Sanat” sloganı ile örtüştürüp genel zaman platformunda kendilerini model alarak (kendilerini living sculptures yani yaşayan heykeller adı altında isimlendiriyorlar) sanat dünyasının dar çizgilerin dışına taştıklarını söylüyorlar ve bence bu kesinlikle de başarıyorlar. Gerçekten eserleri çok etkileyici, şaşırtıcı ve muzip, tek kelime ile özetlemek gerekirse büyüleyiciler.
Tate Modern müzesindeki bir diğer sergi de, müzeye yerleştirilmiş devasa bir kaydırak bu aralar Londra’da herkes tarafından oldukça fazla konuşuluyor. Bu özel serginin adı; Unilever Series: Carsten Höller. Serginin amacı ise insan deneyimlerini keşfetmek: müzenin en üst katından kaydırağa biniyorsunuz ve en alt katına kadar  eğlence ile korku karışımı bir duygu ile kayıyorsunuz. Böylece hem siz sanat eseri ile bütünleşip onu birebir tecrübe ederek sanat eserinin bir parçası haline geliyorsunuz hem de izleyenler de bu tecrübeyi yaşıyorlar. Bu arada yayılan bazı dedikodulara göre, yaşına başına bakmayıp kayarken kolunu kıranlar, ayağını burkanlar da mevcutmuş ve elbette ki müzeden davacı olmuşlar. Yani zavallı müze yetkililerinin başı biraz ağrıyormuş.
Londra’nın bir diğer önemli müzesi olan Tate Britain’da ise; 18. yüzyılın vazgeçilmez ve büyüleyici yeteneği olan Hogarth’ın tüm eserleri muhteşem bir sergisi buluşmuş. Özellikle konu aldığı İngiliz tarihine şehir, cinsellik, suç, politika gibi  başlıkları harmanlayarak güçlü ve eleştirel bir gözle yaklaşmış olan Hogarth sıradışı çalışmaları, farklı konu ve yorum tarzıyla İngiltere’nin ilk gerçek modern sanatçısı olma vasfını elinde tutuyor. Bu sebeplerden ötürü Tate Britain, Hogarth ile çok önemli bir sergiye ev sahipliği yapıyor.  Müzede aynı zaman da Güncel Sanat adına Yinka Shonibare ve benim saygı duruşunda bulunduğum Paula Rego sergisi de devam ediyor.
Geffrye Müzesinde ise 16.yy’dan günümüze gelirken, değişen İngiliz ev tarzı göre dekore edilmiş odaları içlerinde gezinerek izlemek mümkün oluyor.
Bizde de İstanbul Modern’deki, Magnum Fotoğrafları ile Türkiye Sergisi ve Magnum’un 60. yılı Sergisi’ni şiddetle tavsiye ediyorum. Ayrıca 23 Nisan’da Müzedeki Labirent adı altında çocuklar için harika bir etkinlik var. Hem çok bilgilendirici hem de keyifli bir 23 Nisan için yerinde bir etkinlik. Sakıp Sabancı Müzesi’nde ise bildiğiniz üzere en son Cengiz Han ve Mirasçıları Büyük Moğol İmparatorluğu sergisi yer aldı. Sergi 8 Nisan itibarı ile bitti. Dört gözle yeni sergileri bekliyorum. Galiba yaklaşmakta olan büyük bir halı sergisi planlanıyormuş.
Rahmi Koç Müzesi’nde ise 22 Nisan’a kadar tanınmış sanatçı ve siyasi karikatürist Haslet Soyöz’ün nakliyat (transport) konulu görkemli yağlıboya çalışmaları sergilenecek. Müze’nin bu ayki objesi ise MAN kamyon. Merak edenlere duyurulur.