Japonya`daki YahudilerXIX. yüzyil, Holokost ve bugün

Yahudilerin yaşadığı ülkeler düşünüldüğünde, Uzakdoğu akla gelebilecek en son ülkeler arasında yer alıyor. Japonya ve Yahudi kavramları çoğu kişinin zihininde bir yer oluşturmasa dahi, Japonya`nın Nazi Almanyası`ndan kurtardığı 10,000 Yahudi göz önüne alındığında Yahudi tarihindeki önemi anla

Toplum
9 Ocak 2008 Çarşamba
Günümüzde birkaç yüz kişiden oluşan Japonya Yahudi cemaatinin tarihi, Portekizli ve Hollandalı tüccarların Uzakdoğu’ya ayak bastığı XVI. yüzyıl kadar eski bir zamana dayanır.  Japonya’daki ilk Yahudi yerleşimciler ise, Japon limanlarının Amerikalılara açılmasının ardından, 1853 yılında Yokohoma şehrine gelen elli Yahudi aile idi.  Yokohoma’ya yerleşen Yahudi aileler, Japonya’nın ilk sinagogunu da inşa ederek, kültürel çeşitliliği de başlattılar.  Yokohoma’daki Yahudi cemaatini XIX yüzyılın sonlarında Rus pogromlarından Japon limanlarına kaçarak Nagasaki’ye yerleşen Yahudiler takip etti. 
Hızla büyüyen Nagasaki Yahudi cemaati, kısa zamanda yüz aileye ulaşarak Yokohoma cemaati nüfusunu geçti ve kendi singoglarını kurdu.  1923 yılında yer alan büyük deprem, Tokyo’yu yerle bir edince, Tokyo yakınlarında bulunan Nagasaki Yahudi cemaati Kobe şehrine göç ederek, Kobe Yahudi cemaatini kurdu.  XX. Yüzyılın başlarından ortalarına kadar Japonya’nın en büyük  Yahudi cemaatini oluşturan Kobe cemaati, Rus ihtilali sırasında serbest bırakılan ve bir Mançurya şehri olan Harbin’den gelen Rus Yahudi tutuklar, Ortadoğu ve Almanya’dan göç eden Yahudiler tarafından oluşturulmuştu. 
Günümüzde 160 aileyle en yüksek Yahudi nufüsa sahip olan Tokyo şehri ise, o günlerde sadece ABD ve Avrupa’dan gelen Yahudilerden oluşan küçük bir cemaatti.  XX. yüzyılın başlarında değişik anayasaları ve gelenekleri olan Yahudi cemaatleri, günümüzde  ortadoks, muhafazakâr veya reformist olarak ayırmadan 18 yaşında olan bütün Yahudileri aralarına kabul ediyorlar. 

II. Dünya savaşı ve Japonya: Fugu Planı’ndan, Holokost kurtarıcısı Sugihara’ya…

Fugu Planı nedir?
Fugu Planı, Japonların kendi çıkarları için Yahudi yerleşimini teşvik etmek için yaptıkları planının adıdır.  1919 yılında komunistlere karşı Beyaz Ruslarla birlikte savaşan Japonlar, Yahudiler hakkındaki ilk önyargılarını, antisemit Rusların onlara verdiği “Siyonizmin protokolü” adlı kitaptan edindiler.  Kitapta bahsi geçen Yahudilerin “ insan üstü ticari zekaları ve para kazanma kabiliyetlerinden” yararlanmak isteyen Japonlar, Yahudilerden faydalanmak için Japon denetimi altındaki Mançurya’ya yerleşmelerini istediler ve bunun için Fugu Planını geliştirdiler. 
Fugu Planı, adını zehirli bir balık olan Fugu’dan almıştır.  Fugu, zehiri akıtıldıktan sonra pişirildiği zaman, dünyadaki en zor hazırlanan gurme yemeklerden biri olarak görülür.  Fakat iyice temizlenmezse, yiyen kişiyi zehirler. Japonlar da bu mantıkla yola çıkıp, Yahudilerin zekasını aleyhlerine değil de, lehlerine çevirecek bir plan yaptılar.  Japonların Yahudilere yaklaşımı antisemit önyargılarla başladıysa da, II. Dünya Savaşı başlarken yüz seksen derecelik bir değişim gösterdi.  II. Dünya Savaşın başında Nazi Almanyası’nın müttefiki olan Japonya, savaş sırasında Yahudilerin güvenle sığınabildikleri nadir ülkelerden bir tanesi haline geldi. 
Yahudiler, 1939 yılının Eylül ayında Almanların Polonya’yı işgal etmesiyle, Polonya’dan kaçmanın yollarını aramaya başladılar.  Akdeniz kıyılarının sıkı bir şekilde kontrol edilmesi, İtalyan gemileriyle Şangay ve Japonya’ya kaçışı imkansız kılıyordu.  Bu sebepten dolayı Uzakdoğu’ya kaçmak isteyen Yahudiler tarafsız bir ülke olan Litvanya’nın yolunu tutmaya başladılar.  O sıralar Litvanya’da bulunan Japon Büyükelçisi Chiune Sugihara aldığı uyarılara rağmen, kendi ülkesinin politikasına karşı gelerek Yahudilere Japonya visası çıkardı ve onbinlerce Yahudiyi nazi zulmünden kurtardı.  1941 yılına kadar denetlenmeyen ve Sovyetler Birliği’nden geçen  Siberya transitli demiryolları, birçok Yahudinin Uzakdoğu’ya kaçmasını sağlayan yol oldu.
Chine Sugihara, 1939 yılında Litvanya’nın dönem başkenti olan Kaunas bölgesinde büyükelçilik görevine başlamıştı.  Almanya ile Sovyetler birliği arasında yer alan 120,000 nüfuslu şehirde yaklaşık 30,000 kişilik bir Yahudi cemaati vardı.  Barış içinde yaşayan Litvanyalı Yahudiler savaşın kendilerini etkilemeyeceğini zannederek, çok geç olana kadar tehlikenin farkına varmadılar. 1940 yılında Sovyetler Birliği ülkelerini işgal ettiklerinde ise, kaçmak için iş işten geçmişti.  Sovyetler, Kaunas’daki büyükelçiliklere ülkeyi terk etme emir verdiğinde, Japonya Büyükelçisi Sugihara, emre karşı gelen tek büyükelçi olarak Litvanya’da kaldı ve Yahudileri kurtarma planına başladı.  Sugihara’nın Yahudileri kurtarabilmesi için Tokyo’daki Dışişleri Bakanlığı’ndan izin alıp Yahudilere vize vermesi gerekiyordu.  Tokyo’dan defalarca red edilmesine karşı Sugihara vicdanını dinleyerek, eşi ile birlikte 10,000’e yakın Yahudiye Japonya vizası çıkardı ve kendi hükümetine karşı geldi. 
Üç hafta süren vize çıkarma işleminden sonra Yahudiler Moskova’dan trene binerek, kendilerini Japonya’ya kadar götürecek yolculuğun başlangıcını yaptılar.  Diplomatik hayatı 1945 yılında sona eren Siguhara, tercüman olarak çalıştı.  Mütevazi bir hayat süren ve ilerleyen yaşlarında Moskova’da bir ihracat firmasında görev gören Siguhara, kurtardığı binlerce Yahudinin çocukları ve torunlarının İsrail’deki Yad Vaşem yetkililerine ifade vermesinin ardından, vefatından bir sene önce, 1985 yılında İsrail’in en yüksek onur ödülünü aldı. 
1940’lı yılların başlarında Avrupa’dan kaçan Yahudilerin Japonya’ya yerleşimini kolaylaştıran bir başka isim ise, 1937 yılında Kobe sinagogunu inşaa eden Rus tekstilci Antatole Ponve idi.  Ponve ilerki yıllarda Tokyo Yahudi cemaatinin ilk başkanı olarak görev yaptı. 

Japonya’da bulunan Yahudi cemaatleri
Günümüzde Japonya’nın en geniş Yahudi cemaati Tokyo şehrinde ikamet etmekte.  Yaklaşık 160 aileden oluşan cemaatin yanı sıra Tokyo’da bir İsrail Konsolosluğu, sinagog, sosyal ve kültürel aktivitelerin yapıldığı bir cemaat merkezi ve bir Yahudi okulu bulunuyor.  II. Dünya savaşının ardından cemaatin büyük kısmının İsrail’e göç etmesinden sonra geriye kalan Japon Yahudi cemaatini, buraya yerleşen Avrupalı ve Amerikalı Yahudilerin yanı sıra, yerli halkla dinler arası evlilik yapan Yahudiler ve Yahudiliğe karşı ilgi duyup din değiştirmiş Japonlar oluşturuyor.  
Tokyo’dan sonra Yahudi cemaatinin yaşadığı ikinci şehir ise Kobe.  Bir yüzyılı aşkın bir süredir Yahudilerin yaşadığı bu şehirde, günümüzde sadece 15 aile ikamet ediyor.  Kobe’de Ohel Shelomo adlı bir sinagog ve cemaat merkezi bulunuyor.   Japonya’nın diğer şehirleri artık Yahudi cemaatlere sahip olmasa da, Hiroşima’daki Holokost Eğitim Merkezi ve Yokohoama’daki Yahudi mezarlığı gibi yerlerde, Japonya’da XIX yüzyıldan beri yaşamış olan Yahudi cemaatinin varlığı hissediliyor. 

Kaynakça:
-
www.jcpa.org/jl/jl425.htm
- www.jta.org/cgi-bin/iowa/news/print/tolerancerespectf.html
- www.amyisrael.co.il/asia/japan/index.htm
- www.jewishvirtuallibrary.org/jsource/holocaust/sugihara.html
- http://en.wikipedia.org/wiki/history-of-the-jews-in-japan
- Marvin Tokayer ve Mary Swartz: Fugu Plan, the untold story of the Japanese and the Jews during World War II