Ehud Olmert: Deneyimli bir politikacinin zor sinavi

20 yılı aşkın süredir politika sahnelerinde yer alan Ehud Olmert, 1973 yılında İsrail Meclisi Knesset`e seçilerek kariyerinde yol almaya başladı. 28 Mart 2006 seçimleri ile başbakanlık görevine gelen Olmert Lübnan Savaşı sonrasında eleştirilerin hedefi olduElda SEVEVİ

Toplum
9 Ocak 2008 Çarşamba
Politik yaşam 
Ariel Şaron’un en yakın takipçisi ve destekçisi rolünü üstlenen Olmert, Şaron’a Gazze’nin boşaltılmasındaki her tür adımda tüm desteğini vermişti. Olmert, Şaron’u sağcı görüşü savunan Likud Partisi’nden ayrılma kararında da takip etmiş ve daha merkez görüşlü olan Kadima’yı kurmasında eşlik etmişti.
Olmert, 2005 Kasım ayında Şaron’un sağlık durumu ciddiyetini koruyunca geçici olarak Başbakanlık görevine atandı. Kanun gereği 100 gün Başbakan olarak görev yaptıktan sonra koalisyon hükümeti kurması beklenen Olmert, belki de hiç beklemediği bir anda 28 Mart’ta yapılması önceden planlanmış seçimlere Kadima’nın lideri ve başbakan adayı olarak katıldı.
1993 yılından 2003 yılına kadar sürdürdüğü Kudüs Belediye Başkanlığı görevinden sonra kabineye katılan Olmert, Kadima öncesinde daha ikincil rollerde görev alırken, Kadima Partisi ile birlikte lider kadrolarda yerini almaya başladı.

Geri Çekilme’ye kuvvetli destek
Olmert’in Şaron ile yakınlığının, 2001 yılında henüz Kudüs Belediye Başkanı iken başladığı düşünülüyor.  O günlerde, yakın vadede başbakan olmayı bekleyen ve yeni kabinesini oluşturan Şaron’un  Olmert ile yakınlıkları arttı. Gazze’den çekilme planına tam desteğine ödül olarak Şaron’un Olmert’e 2003 yılında ikinci başkanlık konumunu önerdiği düşünülüyor.
Olmert 2003 yılında İsrail’in Batı Şeria ve Gazze Şeridi’nden  tamamen çekilmesi gerektiğini belirten açıklamalar yaparken, demeçleri politik çevrelerde ciddi kaosa neden olmuştu. Yediot Aharonot gazetesine verdiği bir demeçte, çekilme planının İsrail’in demokratik ve Yahudi kalabilmesi için tek çözüm olduğunu şiddetle savundu.  Filistinlilerde doğum oranlarının yüksekliğinin, İsrail’in kontrol ettiği bazı alanlarda Arapların sayılarının Yahudileri geçeceği anlamına geldiğinin özellikle altını çizdi. İsrail’in Yahudi kalabilmesi için, İsrail tarafında mümkün olduğu kadar çok Yahudi kalacak şekilde sınırların yeniden çizilmesi gerektiğini defalarca yineledi.
Baştaki tartışmalara rağmen, çekilme kararı bir hükümet politikası haline geldi ve İsrail halkının büyük çoğunluğu kararı destekledi.
Şaron’un liderliğinde yürütülen girişimlere İsrail halkının desteği, 2006 seçimlerine girecek Kadima Partisi’nin zaferinin ön habercisiydi.

31. Hükümet
Ocak 2006’da Şaron Başbakanlık görevini olumsuz sağlık şartları nedeni ile bırakmak zorunda kalınca Olmert geçici Başbakanlık görevini üstlendi. 28 Mart 2006’da gerçekleştirilen seçimlerden Kadima’nın zaferle ayrılmasının ardından, Olmert İsrail’in 31. Hükümetini kurmakla görevlendirildi.
 
Lübnan Savaşı ve ağır eleştiriler
Temmuz 2006’da, seçimlerden sadece 4 ay sonra, merkez görüşlü, çekilme planlarını hayata geçirmiş bir liderin takipçisi olan Kadima Partisi tarafından kurulmuş 31. Hükümet ve İsrail halkı, önce asker kaçırılmaları ve ardınan 1 ay sürecek Lübnan Savaşı ile karşı karşıya kaldı. 
Savaş sona erdiğinde başta Olmert olmak üzere süreci yöneten tüm yetkililer, politik emeller uğruna ülkeyi bilinmezin içine bilinçsizce sürüklediklerine yönelik ağır eleştirilere maruz kaldılar.
Haaretz Gazetesi yazarlarından Ari Shavit makalesinde olayları şöyle dile getiriyor;
‘2005 Aralık ayında Askeri Haberalma örgütü, başbakan ve savunma bakanının masasına bir stratejik uyarı raporu bıraktı ve kuzey sınırında terör girişimlerinin tırmanmasını beklediklerini bu raporda açıkça dile getirdi. O dönemde Askeri Haberalma örgütünün başında bulunan General Aharon Ze’evi Farkash, Hizbullah’ın asker kaçırma girişimleri olabileceğini ve Hayfa’ya Katyuşa füzeleri atacağını raporunda öngörmüştü. Aynı raporda, Hizbullah’ın Lübnan’da çok iyi koğuşlandığı, gelişmiş anti-tank silahları bulunduğu ve iyi organize olmuş gerilla kuvveti ile İsrail Savunma kuvvetlerine karşı hazırlıklı oldukları da belirtilmişti. Farkash uzunca bir süre İsrail Savunma Kuvvetlerine beklenen bir çatışmaya karşı hazırlıklı olmalarını önermiş ve Lübnan’da bulunan Hizbullah kuvvetlerinin sadece hava gücü ile yok edilemeyeceğini belirtmişti.  İstihbarat raporlarının askeri koridorlarda dolaştığı bu dönemde, Hertzeliya konferansında Başbakan Ehud Olmert 2001 yılından beri dile getirdiği çekilme planları, yeni sınırların çizilmesinden bahsediyor, 2006 yılının bir savaş yılı olabileceğine en ufak ihtimali bile vermiyordu. O günlerde ne Başbakan ne de askeri kanat İsrail halkını olabilecek çatışmalara karşı uyarmadı. Hatta aynı dönemde Halutz büyük bir gururla yedek askerlerin bütçelerinin kesildiğini duyurmuştu. Halutz İsrail Savunma Kuvvetlerinin verimli bir organizasyon olarak yönetildiğini, İsrail’in dış tehditler ile karşı karşıya olmadığını belirtmişti. İstihbarat kuvvetlerinin ortaya koyduğu bilgiler ile Olmert- Halutz ikilisinin beyan ettikleri arasındaki bu uçurum tahammül sınırları dışındadır. 6 ay oldukça uzun bir zaman dilimi, bu süreci boşa harcamak yerine İsrail’e doğru gelen saldırılara hazırlık yaparak geçirmek ve orduyu hazırlamak çok daha doğru olurdu. Olmert ve Halutz kendilerine İstihbarat teşkilatı tarafından hediye edilen bu zamanı değerlendirmek yerine hiçbir önlem almayarak, kamuoyu, hükümet ve İsrail Savunma Birliklerini hazırlamayarak geçirdiler. Önümüzdeki ayların da aynı derecede ciddi olayları beraberinde getireceği istihbarat birimleri tarafından dile getiriliyor. Hükümetin ise halen gerekli çalışmaları ve hazırlıkları yapmadığını görüyoruz. Hazırlık yok, karar yok, yönlendirme yok. Kısaca kaptansız bir gemi dalgaların akışına kalmışçasına yüzüyüruz.’
Olmert geri çekilme planlarını hayata geçirme isteği ile, İsrail’e karşı oluşan tehditlere cevap vermesi gerekliliği arasında gidip gelen bir imaj çizerken, İsrail halkının Kadima’ya ve koalisyon yönetimine olan güveni de giderek azaldı. Diğer yandan Dünya Yahudi Kongresi’nde Lübnan Savaşı sonrasında Avrupa’da antisemitizmin önemli ölçüde arttığı yayınlandı.
 
Sağ ve Merkez koalisyonu
Kadima tek başına yeterli meclis çoğunluğunu elde edemeyince Olmert seçimlerden 1 ay sonra hükümeti sağ eğilimli parti Şas ile beraber kurdu. Şas’ın koalisyon hükümetinin içine dahil olması ile Olmert ve Kadima ekibi, en büyük savunucusu oldukları geri çekilme planının önüne kendi elleriyle engel koymuş oldular.
Bugünlerde, Avigdor Lieberman’ın da içinde bulunduğu 31.Hükümetin Başbakanı Ehud Olmert koalisyon ortağının yaptığı konuşmalardan da sorumlu tutuluyor.  İsrail Evimiz Partisi Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Avigdor Lieberman, Yahudiler ve Arapların yerleşim birimlerini radikal biçimde ayırmak ve Gazze – Mısır sınırını geri almak yönünde yaptığı çarpıcı açıklamalarla son günlerde dikkat çekiyor. Meretz- Yahad Başkanı Yosi Beilin, Başbakan ile yaptığı görüşmede, Strateji Bakanı Avigdor Lieberman’ı hükümetten çıkarmaz ise, söylemlerine yönelik kişisel sorumluluk taşıyacağını belirtti. ‘Hükümette olduğu sürece Liberman’ın yaptığı her öneri hükümetin de görüşünü kapsıyor imajı yaratmaktadır’ şeklinde bir açıklama yaptı. 
Yerel ve yabancı basında yer alan bazı makaleler Lieberman’ın söylemlerinin Olmert’in düşüncelerini ne kadar yansıttığının bilinmediği gibi yorumlar ekliyorlar. Lieberman’ın sözlerinin ardından yapılan görüşmeler, hükümetin kendi içinde de tam anlamıyla bir uyum sergilemekte zorlandığı hissini veriyor.
Kadima ve Şaron’a büyük destek ile yola çıkan İsrail, Kadima ve Olmert yönetimine ciddi eleştiriler yöneltiyor. Önümüzdeki günlerde İsrail yönetimine yönelik eleştiriler, yola çıkılan hayallerin gerçekleşmesi uğruna devam edecek gibi gözüküyor...

Kaynaklar:
http://www.haaretz.com/hasen/spages/789162.html
http://www.jewishvirtuallibrary.org/jsource/biography/olmert.html
http://www.israel.org/MFA/Government/Current+Government+of+Israel/Ministers%20and%20Senior%20Officials%20of%20the%2031st%20Government%20of%20Israel
http://news.bbc.co.uk/2/hi/middle_east/4135680.stm
http://www.ynetnews.com/articles/0,7340,L�,00.html