Türk gazetecileri ve Şimon Peres

Rafael SADİ/ Tel-Avivİsrail`deki Türkiyeliler Birliği 4-8 Haziran tarihleri arasında Türkiye`den sekiz basın mensubunu ağırladı. Ben de Şalom Gazetesi`ni temsilen gazetecilerin İsrail Başbakan Yardımcısı Şimon Peres ile gerçekleştirdikleri söyleşiye katıldım. Her basın mensubuna birer soru sorma hakkı tanınan söyleşide benim

Perspektif
9 Ocak 2008 Çarşamba
İsrail’deki Türkiyeliler Birliği’nin, gazeteci Cüneyt Ülsever’i İsrail’e davetinden sonra, Dışişleri Bakanlığı Türk basın mensuplarına İsrail’i tanıtmanın ve  ülke gerçeğini anlatmanın gerekliliğini algıladı.
Bu bağlamda İsrail Dışişleri Bakanlığı son üç yıl içinde 60 kadar Türk basın mensubunu İsrail’e davet etti.
İsrail’deki Türkiyeliler Birliği iki vatanımız Türkiye ve İsrail’in en iyi koşullar altında mevcut ilişkilerinin sürdürülmesi için doğal köprü olma görevini  yerine getirirken, davet edilen Türk basın mensuplarına ev sahipliği yaptı.
İşte bu davetlerden biri de 4NJ Haziran tarihleri arasında gerçekleşti. 7 Haziran günü sekiz gazeteciyi İsrail’in İstanbul Başkonsolos Yardımcısı Moşe Kanfi ile birlikte dernek lokalinde ağırladık. Türkiye’den gelen gazeteciler Burda/Tempo muhabiri Enis Mazhar Tayman, Sabah Gazetesi’nden İdil Demirel, Milliyet’ten İpek Yezdani, CNN Türk Dış Haberler Müdürü Gökhan Güvenç, NTV Haber/Program sunucusu Banu Güven, CNN Türk Kameramanı Bülent Erkahyalar, Hürriyet muhabiri İsmail Türkmen, NTV kameramanı Ali Han Sönmez vardı. Misafir heyeti dernek lokalinde  Konsey Başkanı Selim Amado, Yönetim Kurulu Üyesi Moşe Mitrani ve ben ağırladık.
Gelen basın mesupları ile  kısa zamanda   olumlu  bir diyalog kuruldu.
Ertesi gün gazeteci konuklarımız ve Şalom Gazetesi’ni temsilen ben, Başbakan Yardımcısı ve Negev  ile Ürdün Vadisi’nin Ekonomik Gelişmesinden Sorumlu Devlet  Bakanı Şimon Peres ile  bir görüşmeye davet  edildik. "Looser" lakabına rağmen efsane Şimon Peres 80 yaşında da dimdik ayakta... Toplantı odasına girdiğimizde hepimiz ile tek tek tanıştı  ve   hangi gazetelerden olduğumuzu   belirtmemizi istedi. Şalom  Gazetesi’ni temsil ettiğimi duyunca bana takılarak, "Tabi ki  Türkiye’deki en büyük gazetesiniz" dedi. Ben de, "Evet  Türkiye’deki en büyük Türk Yahudi gazetesiyiz" dedim.
Her basın mensubunun bir soru sorma hakkı vardı:
Milliyet Gazetesi’nden  İpek Yezdani, İsrail’in Türkiye - Hamas ilişkisine değinen bir soru sordu. Peres şöyle yanıtladı:
"Türkiye Atatürk’ün yolunda  yürüyen bir ülkedir. Hamas ile bağdaşabilecek bir konumda değildir. Hamas dini kurallara göre yönetilemeye çalışılan bir terör örgütüdür. Türkiye ise  Hamas’ın bir terör örgütü olduğunu kabul eden uluslararası belgelere imzası atmış bir müttefikimizdir. Benim ve de İsrail Devleti’nin Türkiye’den yana bir  endişemiz yoktur... Şayet  Hamas’ın Türkiye ziyaretine değinmek istiyorsanız  zaten bu ziyaret  bildiğim kadarı ile  devlet düzeyinde yapılmadı. Türkiye’nin Hamas’ı kabul etmesi Ortadoğu konusundaki hassasiyetinin bir sonucudur.
Hamas bu çerçevede negatiftir. Mahmud Abbas   ise pozitif... Ve biz kendisi ile bir görüşme, anlaşma zemini oluşturulabileceğine inanıyoruz."
Hürriyet Gazetesi’nden İsmail Türkmen ise sorusunda intihar bombacılarına değindi. Peres, intihar bombacılarının tarihte Filistinliler ile başlamadığını,  örneğin Japonların Pearl Harbour’daki kamikazelerinin intihar saldırılarının Hiroshima ve Nagazaki’ye atılan  atom bombalarına yol açtığının, hatta  İkiz Kuleler’in  saldırısının da ABD’yi Irak’a girmeye zorladığının altını çizdi. Peres, İran’ın güdümündeki Hizbullah ile Hamas’ı özdeşleştirerek ikisinin de dini tehdit unsuru olarak kullandıklarını ve siyasete alet ettiklerini vurgularken; "Siyasi partiler diyalog yoluyla  sorunları çözerler. Hizbullah ve Hamas dini öğeleri kullanarak  insanları öldürüyorlar"  ifadesini kullandı.
NTV’den Banu Güven ve CNN TÜRK’ün Dış Haberler Müdürü Gökhan Güvenç  Şimon Peres ile  canlı TV röportajı yapma imkânı buldular. Tempo Dergisi muhabiri Enis Tayman “Güvenlik Duvarı” konusuna değinince Peres, "Terör olmasaydı ‘Güvenlik Duvarı’ da olmayacaktı" dedi.
Sıra son soru ile bana geldi:
"Yaklaşık son 5Lj yıldır Türk basınında İsrail ve Yahudi aleyhtarı pek çok yayına rastlanmakta. Bir  çoğunda özellikle İsrail’in Türkiye’nin Güneydoğu Bölgesi’nde gözü olduğu iddia edilmekte ve amacın da   Tevrat’ta belirtilen Nil’den Fırat’a kadar Vaad Edilmiş Topraklar’a sahip olma arzusu olduğu belirtilmektedir. Türk basın mensupları da buradayken İsrail’in böylesi bir hedefi olup olmadığını  sizin gibi yetkili bir ağızdan öğrenmek isterdim."
Peres gülümseyerek, "Sen de mi basından şikâyetçisin? O zaman medyayı değiştirmek gerek..."
Bu arada Banu Güven ve Gökhan Güvenç soruma içerlediler ve "Türk basınının tümünü nasıl suçlarsın?" diye çıkıştılar. Ben sorumda ısrarlıydım; çünkü sanırım  bu dostlar Türk basınını yeterince izlemiyorlardı. Şimon Peres bana dönerek:
"Günümüzde bir ülkeyi  işgal edecek olursanız o ülkenin toplam yüzölçümünü hesaba katmamanız gerek. İşgal edeceğiniz o ülkenin teknolojik ve bilimsel zenginliği olmalıdır.
Türkiye açısından bakacak olursak bizim Türkiye’yi işgal edecek bir sebebimiz mevcut  değil. Teknolojik ve bilimsel anlamda sanırım Türkiye ile çok iyi ortaklıklar yapabilir ve sözkonusu birlikteliği tesis edebiliriz."
Şimon Peres’in bu yanıtına rağmen Banu Güven ve  Gökhan Güvenç ile aramızdaki tartışma noktalanmadı.
Bu görüşme Rahşan Ecevit’in Türk Yahudileri’ni İsrail adına GAP’ta toprak almakla suçlamasından önce yapılmıştı. Gerçek dışı suçlamalar, Rahşan Ecevit düzeyinde bir kimse tarafından yapıldıkça benim de uyarılarım haklı olmaya devam edecektir. Umarım birileri duyar.