Rembrandt ve komşulari Amsterdam Yahudileri

Nelly BAROKASÜnlü ressam Rembrandt doğumunun 400. yılında etkinliklerle anılacak. Amsterdam Yahudi Tarihi Müzesi 10 Kasım`dan itibaren Rembrandt`ın Yahudilik teması taşıyan eserlerinden oluşan bir sergiye yer verecek. Ressamın tablolarında resmettiği Tevrat`tan canlandırmalar, Yahudi kişiler, yaşadığı Yahudi Mahallesi`nde komşuları ile ilişkil

Kültür
9 Ocak 2008 Çarşamba
Rembrandt’ın doğumunun 400. yılı özelikle Alman ressamın en önemli yapıtlarına hayat verdiği Amsterdam’da bu yıl düzenlenecek birçok etkinlikle anılacak. Amsterdam Yahudi Tarihi Müzesi’nde Rembrandt ile ilgili bir sergi açılmasının nedeni nedir? Çünkü görsel sanatlarda Yahudi olmayan sanatçılardan Yahudi tarihi temasını en çok işleyen ve eser veren kişi Rembrandt’tır; Kutsal Kitap’tan bölümleri çok sayıda resmetti, bazen de Yahudilere sipariş üzerine çalıştı.
Hollanda Yahudilerinin tarihçesinin anlatıldığı Amsterdam Yahudi Tarihi Müzesi, Rembrandt van Rijn’in uzun yıllar eserlerini yaptığı ve yaşadığı Breestraat 4 No’lu Rembrandthuis’in (Rembrandt evi) yakınında yer alıyor. Bu yakınlık bir rastlantı değil. Çünkü Rembrandt o bölgeye taşındığında Vlooienburg, varlıklı ve başarılı Yahudi Cemaati’nin yaşam merkezi olduğu kadar, sanatçıları ve tacirleri ile ünlü bir semtti. Breestraat’a geldiğinde Rembrandt’ın komşularının tümü Yahudi’ydi.
Rembrandt’ın dostu olan Avrupa’nın en ünlü Yahudilerinden  Rav Menasseh ben İsrael de bu bölgede oturmaktaydı. Yahudilerin Hollanda’ya yeniden kabul edilmesi mücadelesinin başını çeken Rav Menasseh ben İsrael, Rembrandt’ın illüstrasyonunu yaptığı "Piedra Gloriosa" adlı bir kitabın da yazarıydı. Sokağın diğer bir köşesindeki evde Filozof Baruch de Spinoza’nın babası yaşamaktaydı.
 Yahudilerin günlük yaşamlarını sürdürdüğü bir ortamda çalışan Rembrandt, Yahudi komşularıyla kişisel ve mesleki açılardan iletişim içindeydi.
O dönemde Amsterdam’da Yahudiler, Avrupa’nın hiçbir ülkesinde rastlanmayan bir özgürlük ve hoşgörü ortamında yaşamaktaydılar. Engizisyonlardan kaçan birçoğu Portekizli Sefarad Yahudileri 16.yy’dan itibaren Hollanda’ya yerleşmeye başladılar. Hollandalılar Yahudilere karşı samimi duygular besliyor, Hollanda, Tanrı’nın seçilmiş halkının yaşadığı yeni İsrail olarak nitelendiriliyordu. Yahudiler ve Hollandalı Calvinistler, İspanyol zulmü ve infazının kurbanı olmuşlardı. Fakat Hollandalıların dini hoşgörülerinin çıkara dayalı bir yönü de vardı: çünkü Hollanda kentlerini ekonomik açıdan güçlendiren özellikle Portekiz Yahudileri ülkenin ticaretini canlandırmışlar, deniz aşırı ticarette önemli bir konuma getirmişlerdi.
1619’da  her kentin dini hoşgörüye ilişkin kurallarını kendisinin belirlemesi kararı alındı. Bu karar,  Yahudilere ev sahipliği yapan ancak onlara tüm vatandaşlık  haklarının tanınmadığı Amsterdam’da karmaşık bir duruma yol açtı. Yahudi kimliklerini gizlemeden yaşayabiliyor, dini vecibelerini özgürce yerine getirebiliyorken, esnaf birliğine ve loncalara karışmalarına, kamu görevlerinde çalışmalarına izin verilmiyordu. Hıristiyanlarla evlenmeleri, onları müstahdem olarak kullanmaları yasaktı.
Tüm bunlara rağmen yaşadıkları ülkeye tam olarak uyum sağlamış bir Yahudi toplumuydu. Vlooienburg bir getto değildi, Yahudi olmayanlar istedikleri gibi bu bölgeye girip çıkarlardı. Yahudiler, Avrupa’nın diğer ülkelerinde olduğu gibi farklı giysiler giymek veya bazı simgeler takmak zorunda değillerdi. Amsterdam Yahudileri sahip oldukları özerkliğin tadını çıkardılar. Bu Yahudi toplumunun diğer bir özelliği de sanat eserleri satın almaya meraklı olmasıydı. Özellikle Hollandalılar gibi giyinen ve onların zevklerini paylaşan Amsterdam’daki Sefaradlar en güçlü koleksiyoncular arasında yer almaktaydılar. Pırlanta taciri Alphonso Lopez, Rembrandt’a sahibi olduğu Titian ve Rafael’in eserlerini inceleme iznini vermiş, hatta ona bir de tablo sipariş etmişti. Rembrandt’ın eserlerinin temasını niçin çoğunlukla Tevrat’a dayandırdığı ve niçin bu kadar çok Yahudi kişilerin portresini sipariş üzerine yapmış olduğu sorularının yanıtı böylelikle ortaya çıkmış oluyor. Amsterdam Yahudilerinin evleri ile ilgili tutulmuş envanterlerde, evlerde Nuh’un Gemisi, Kral Schlomo gibi Tevrat’tan alınmış konularda sanat eserlerine sıkça rastlandığı dikkat çekiyor.
17.yy Amsterdam Yahudilerinin görsel sanatlara olan düşkünlüğünden ve bu Yahudilerin  sanat alanında ciddi bir pazar oluşturduklarından söz etmek garip karşılanabilir. Ancak bu toplum diğerlerinin sahip olduğu şeylere sahip olmakta hiçbir sakınca görmüyor, doğal karşılıyordu.
Yahudi yaşamını yansıtan ve Yahudi dininden pasajları canlandıran tek ressam Rembrandt değildi, fakat bu temaları işlerken en büyük özeni gösteren sanatçıydı. Örneğin "Belshazzar’s Feast" tablosunu yaptığında Rembrandt, Aramca-İbranice yazıyı en iyi şekilde yansıtmak amacıyla Rav Menasseh ben İsrael’den fikir almıştı. Yahudi geleneklerini ve Yahudi tiplerini tasvirindeki başarısı Rembrandt’ı döneminin Yahudi temasını işlemiş diğer batılı ressamlarından ayırıyor.
Ortaçağdan itibaren Yahudiler, sarı veya kırmızı sivri uçlu şapkaları ile kaba ve çirkin insanlar olarak resmediliyordu. Galerilerde yer alan eski dönemlere ait tablolarda Yahudi patlak gözlü, kocaman burun ve dudaklı, salak ifadeli tipler olarak yansıdığı görülür.
Rembrandt niçin farklıydı? Bazı sanat tarihçileri Rembrandt’ın Yahudilerin duygularını anlama yeteneğinin sanatına da yansıdığını ileri sürerler.  En azından Rembrandt’ın Yahudileri diğer insanlardan farklı  çizme gereğini duymadığı, Yahudilerin batı sanatında yansıtılış şeklini değiştirdiği bir gerçek. O, Yahudi toplumunu göründükleri gibi resimledi.

Kaynakça/ L’Arche – Jewish Chronicle