Gelenekleriyle ayakta kalmaya çalişan küçük bir toplumİskenderiye

Sara YANAROCAKFotoğraflar: Moşe BAHARHAKMısır`ın İskenderiye kentinde yaşayan bir avuç Yahudi dünün mirasını bugüne taşıyan son kahramanlar. İskenderiye`de kalan son 50 Yahudinin geçmişlerini ve bugünlerini sizlerle paylaşıyoruz.

Kültür
9 Ocak 2008 Çarşamba
80 yaşlarını süren Lina Mattatia öncelikle İskenderiye’de sadece 50 kadar Yahudinin kaldığını anlatıyor. Daha önce orada 50.000 nüfuslu güçlü bir Yahudi cemaatinin yaşadığını, herkesin kendine ait işyerlerinin bulunduğunu, sinagoglarını, okulunu ve Müslüman komşularıyla iyi komşuluklar yaşadıklarını anlatıyor.
Bu topluluğun bir bölümü 1948 yılında İsrail Devleti kurulunca oraya göç etmiş. Daha sonra patlak veren 1956 Sina Savaşı ve ardından Mısır’da başlatılan Yahudi karşıtı politikalar, daha sonra da 1967’de 6 Gün Savaşı her şeye son noktayı koymuş.
Mısır’daki Yahudilerin neredeyse tamamı ülkeyi terk ederken, çok az bir bölümü Kahire ve İskenderiye’de kalmışlar. Önce okul kapatılmış. Geçmişte  16 sinagoga sahip İskenderiye’de, günümüzde sadece Daniel Hanavi Sokağı’nda yer alan 150 yıllık Eliyahu Hanavi Sinagogu kalmış. Diğer sinagoglar satılmış, başka işlevler gören binalar haline getirilmişler. El konulan sinagogların kapılarına kilit vurulmuş. Zengin Yahudilerin villalarına, malikanelerine, okula el konmuş. Günümüzde okulda Müslüman öğrenciler eğitim görüyorlar.
10.yy’dan sonra birçok Arap ülkesinde Yahudiler yaşadığı halde, hiçbiri İskenderiye Yahudi cemaatinin kültür düzeyine ve zenginliğine sahip değildi. 2300 yıl önce bu şehri kuran Makedonya İmparatoru Büyük İskender, Yahudilere kol kanat gererek onları İskenderiye’de yaşamaya özendirdi. O dönemlerde kentin üçte biri Yahudi nüfusundan oluşuyordu. İskenderiye yüzyıllarca Yahudilerin kentin düşünsel yaşamına ve ekonomisine önemli ölçüde katkıda bulundukları bir yer oldu. İlk Yahudi Filozof Philo İskenderiyeli’ydi. 12.yy’da ünlü bilim adamı, doktor ve Filozof Maimonides uzun bir süre bu kentte yaşadı ve eserlerini orada kaleme aldı.
20.yy’ın ilk yarısında İskenderiye’de Müslüman halka entegre olmuş 40.000’den fazla Yahudi, barış içinde yaşamaktaydı. Kentte hastaneler, okullar, yardım kurumları, büyük sanayi ve işyerleri kurmuşlardı. Günümüzde hala Cicurel, Benizon, Chamla gibi Yahudi adları taşıyan iş merkezleri mevcut.
1948’de Yahudilerin başlarına kara bulutlar çöktü. Tüm servetlere el kondu. Banka hesapları donduruldu. Tutuklamalar ve sınır dışı edilmeler başladı.
Günümüzde açık olan tek sinagog  Eliyahu Hanavi Sinagogu’nda minyan (10 yetişkin erkek) toplanamadığından günlük ibadet yapılamıyor. Enver Sedat- Menahem Begin arasında imzalanan barış anlaşmasından sonra İsrail, Kahire ve İskenderiye’ye büyükelçi ve konsolos atadı. Böylelikle her yıl Roş Aşana, Yom Kipur ve Pesah bayramları sırasında İsrail’den giden turistler ve gönderilen haham sayesinde bu sinagogda bayram ibadetlerinin yapılması sağlanıyor.
150 yıllık Eliyahu Hanavi Sinagogu yaklaşık 700 kişiyi barındırabilecek boyutta, muhteşem bir güzelliğe sahip bir yapı. Ortadoğu’nun en büyük sinagogu olma özelliğini halen koruyor. İçindeki sütunlar İtalyan mermerinden, koltuklarının üzerindeki bronz plaketlerde bir zamanlar sahipleri olan Yahudilerin isimleri yazılı. Üst katlarda da kadınlara ait özel sandalyeler mevcut. Binanın hemen karşısında kapısı kilitli  bir odada, kentin kapatılan diğer sinagoglarından alınan 30 Sefer Tora muhafaza ediliyor.
İskenderiye Yahudi Cemaati’nin 85 yaşlarındaki Başkanı Joe Harari, bu kenti defalarca terk etmeyi düşünmüş, fakat ayrılamamış. Harari; "Herkes burayı terk etti. Ben Yahudiyim, ama aynı zamanda Mısırlıyım da. Burada mutluyum. Nereye gidebilirim ki?" demekte. Joe Harari, İskenderiye’de inatla kalan son yaşlılardan biri. Ama bizlerle konuşan herkes kendi kendilerine aynı soruyu sormakta; "Bizden sonra buradaki değerler kim bilir ne olacak?"