Nedir bu Yeni Medya Sanatı dedikleri...

‘Yeni Medya Sanatları’ diye bir terim dolaşıyor birkaç yıldır etrafta… Biraz yabacı olduğumuz, uzak durduğumuz, bazan sonuçlarını keyifle izlediğimiz ama sıklıkla gereken zamanı vermediğimiz için anlamadığımız… Teknolojinin gelişmesi ile birlikte, bilgisayar kod yazılımı ile gelişen yeni bir sanat alanı… Yeni Medya Sanatı üreticileri aynı zamanda hem yazılımcı, hem araştırmacı, hem sanatçı… Zorlu PSM’de geçtiğimiz günlerde gerçekleştirilen ‘Future Tellers 2018’ Zirvesini bahane edip, zirvenin konuşmacılarından, kodlama konusuna işsiz kaldığı bir dönemde neler yapabilirim diye merak ederek girmiş olan Zach Lieberman ile bir araya geldik, konuyu anlamaya çalıştık.

Dalia MAYA Sanat
1 Kasım 2018 Perşembe

Nedir bu açık kaynak dedikleri Zach?

Kaynak kodlarını paylaşmak. Bir eser yaratmak istediğimiz zaman bununla ilgili bir bilgisayar programı yazıyoruz. Bir metin yazıyoruz. Bir eseri yazarak yaratmanın güzel yanı onu değiştirebiliyor olmak. Onu geliştirebilir, metin aracılığıyla farklı fikirlerin üzerinde çalışabilirsiniz. Açık kaynak de bu metinleri herkesin kullanabileceği bir ortamda paylaşmak anlamına geliyor. Biz de başka sanatçıların kendi projelerinde  kullanabilecekleri bu tür araçları yaratıyoruz.

Bir okulunuz var: Şiirsel Bilgisayar Yazılımı Okulu. Hatta okulunuzda birlikte çalıştığınız Taeyoon Choi'un bir işi, geçtiğimiz ay İstanbul Tasarım Fuarında sergilendi. Okulda bu tür araçlar mı üretiyorsunuz?

Araçları okul dışında üretiyoruz. Okulda bunu çalışıyor ve kodlama ile yani bilgisayar programı yazma yöntemiyle nasıl sanat üretilir üzerinde çalışıyoruz. 

Ancak açık kaynağın yanı sıra, fiziksel ürünler yaratmak için kullanılan talimatları içeren açık hardware, hükümetlerin ve firmaların genellikle sahip oldukları ancak herkesin kullanımına açtıkları bir takım bilgilerin paylaşılması anlamına gelen açık veriden söz etmek de mümkün.

Ben tipik olarak bilgisayarda hareketli resimler çizebileceğimiz programlar yazmak üzerinde çalışıyorum. Bu programları hem yaptığım hareketli resimler için hem de diğer sanatçılar için birer araç olarak yazıyorum. Talimat cümleleri yazıyorum ve bilgisayar o talimatları izleyerek resmi çiziyor, değiştiriyor, tekrar ediyor, dönüştürüyor. Talimatlar basit ama bir araya geldiğinde ilginç sonuçlar elde edebiliyorsunuz.

 

Sonuçta teknik bir iş gibi görünüyor. Sanat bunun neresinde?

Bir vahşi yaşam fotoğrafçısı gibi görebilirsiniz bizi. Teknik bir iş yapıyoruz belki ama bu teknik süreçte neyi ne şekilde yakalayabildiğimiz işin sanat yönü. Nasıl bir sonuç yakalıyorum, bunu nasıl paylaşabiliyorum? Bence sanat, sonuç olarak elde edilen eserde ama aynı zamanda anın yakalanmasında.

 

Kendinizi bir araştırmacı olarak da nitelendirmeyi tercih edebiliyorsunuz…

Sanatçıların kendi içlerine dönük ve ruhani işler yaptıklarını düşünüyorum. Onlar insanlık için araştırma yapanlardır.

En güzel sanat eserleri daha toplumsal olanlar, paylaşılabilenler. Yani sanatçı bir anlamda, insanlığın araştırma geliştirme departmanı işlevini görüyor. Malzemelerinizi bir şef gibi seçiyor, değerlendiriyor, karıştırıyor, biraz ondan biraz bundan ekliyor ve en güzel lezzeti yakalamaya çalışıyorsunuz. İşin coşkusu ilginç kombinasyonları keşfetmekte. Bu beni çok heyecanlandırıyor.

 

Kendinizi tanıtırken en büyük sorumluluğunuzun başınızı belaya sokmak olduğunu ve eserin de beladan kurtulma yöntemini keşfetmek olduğunu söylüyorsunuz...

Evet, programlama işi genel olarak yazmak demek. Ama bir metin yazdığınızda yanlış da yazabilirsiniz. Dolayısıyla siz hem işinizi hataya sürükleyen suçlu hem hatayı bulan detektifsiniz. Sanat eseri tasarladığınızda, cevabını bilmediğiniz sorulardan yola çıkıyorsunuz. Sanat da o sorulara cevap bulma süreci.

 

Ne gibi sorular?

Son zamanlarda yaptığım işlerden biri, insanların surat ifadelerini eşleştirmekti. Mesela siz gülümserken ya da kaşınızı çatarken eşleştirmek. Nasıl yapacağımı bilmiyordum ama soru kafamda belirmişti. Müze de fikri beğenince, birkaç ay bu projeyi çözmeye çalıştım.

 

Hastalar için de ekipmanlar yapıyorsunuz

Felç geçiren bir grafiti sanatçısı için göz hareketleri ile çizim yapabileceği bir alet geliştirdim.

 

İnsanlık için derken bunu mu kastediyorsunuz?

Evet. Ama sanatçı aynı zamanda teknoloji ile de iç içe. Ticari ya da resmi alanların dışında da şeylerin ne olduğunu, ne işe yaradığın anlamak, bu kadar veriye, bilgisayara, her gün kullandığımız bunca şeye sahip olmanın ne anlamı olduğunu keşfetmek, farklı şiirsel kullanım alanları yaratmak da sanatçının meselesi. Her projenin bir araştırma yanı var. Teknoloji ile çalışıyoruz ama teknolojinin farklı, eğlenceli, organik, garip kullanım alanlarını bulmaya çalışıyoruz. Mucizevî şaşkınlık anları yaratmak diyorum ben buna. Bu da hem kendi coşkumu hem de insanların coşkusunu arttıran bir süreç. Açıkağız diyorum: ağız açıklığı (şaşkınlıktan mesela) birinin kalbine giden yolun yarısıdır, daha derin bir iletişim sağlamanın yoludur.

 

Yaptıklarınızı açık kaynak olarak internet üzerinden herkesle paylaşınca yaşam nasıl idame ettirilebiliyor?
Vaktimi üçe ayırdım. Eğitim amaçlı okulda ders veriyorum. Sanat anlamında günlük eskizler yapıyorum ve bunları Instagram hesabım üzerinden paylaşıyorum. Bir galeri ile çalışmıyorum, bunu nasıl yaparımın üzerinde düşünmedim hiç. Ama eskizlerin baskılarını satıyorum. Bir de aplikasyonlar yapıyoruz, ‘weird types’ adı ile yaptığımız bir aplikasyonu satın alanlar havada yazı yazabiliyor. 

Asıl geliri büyük markalar için yaptığım çalışmalardan kazanıyorum. Ya da müzelerden siparişler alıyorum. Sonuç olarak bir bilgisayar programı ile yaptığınız işi fiziksel bir sanat eseri gibi satamazsınız. Yine de ciddi ticari satış olanakları olan bir alandan söz ediyoruz. Sanat üzerinden birçok ticari tasarım işi bulabiliyorum.

 

Kendi kendinize öğrendiğiniz bu kodlama konusunda, açık eğitim saatleri yapıyorsunuz. Bugün nasıl bir Türk gençliği gözlemlediniz? Onlara önerileriniz var mıdır?

Türk gençliği çok samimi. Bu tip uluslararası organizasyonların güzelliği, gençleri bir araya getirmesi. Gençlerin tanınmış sanatçıları dinlemelerinin ötesinde, onların bu sayede birlikte bir topluluk oluşturabiliyor olması da çok değerli. Açık saatlerde, dünyanın her tarafından gençlerle sohbet etmeyi, onları dinlemeyi çok seviyorum. Bir terapist ile konuşuyormuşçasına geliştiriyor iki tarafı da. 

 

Türkiye’de gençlerin kodlama alanında şansı olduğunu düşünüyor musunuz?
Aslına bakarsanız kodlama ve sanat söz konusu ise henüz yolun daha çok başındayız.  Şunun şurasında ne kadar zamandır bilgisayarlar var? Ne kadar zamandır cep telefonları var? Gençler için önemli olan, bu sektörün yeni fikirlere aç olduğunu bilmeleri. İletişime geçmeleri, araştırmaları, sorularını sormaları ve topluluklar oluşturmaları. Sofrada herkese bir sandalye var!

 

Akıllı cep telefonunuza indirdiğiniz QR code okuyucu ile Zach Lieberman’ın yazdığı bir kodlama aplikasyonu olan Weird Type ile Dalia Maya’nın Lieberman ile çektiği ‘Surprise Hello From Istanbul’ teaser’ını izleyebilirsiniz.