Tişa Beav mı, Tişa Be Av’mı?

Yıl milattan önce 1313, günümüzden tam 3331 yıl önce…

Kavram
22 Temmuz 2018 Pazar

 Tanrı’nın demir yumruğu korumasında  Mısırı terk etmiş Yahudi milleti acımasız  çölde yine Tanrı’nın şefkatli avucunda yaşamakta yakında  Kenan’a yani Kutsal  Topraklara girmek üzeredir. 

Halkın büyük çoğunluğu Kenan’a girmeden önce vaat edilmiş topraklara öncü bir birlik gönderilir. Amaç bir savaş stratejisi belirlemektir. Söz verilmiş topraklar savaşla alınmak zorundadır. Ancak öncü birliktekiler geri döndüklerinde yalan bir rapor verirler. Savaştan korkarlar ve düşmanın olduğundan çok daha güçlü olduğunu, toprakları ele geçirmenin imkansız olduğunu belirtirler. Tarih Av ayının dokuzudur (Tişa Be Av). Haber çölü geçmiş Yahudi milleti içinde büyük infial uyandırır. Daha Mısır’da çoğu  zaten gönülsüz olarak bir mücadeleye girmiş Yahudi  milleti, ağlamaya başlar.   Yahudiler, Kenan topraklarında düşman tarafından katledilmektense   Mısır’a  geri dönmeyi ister. Miladi takvime göre yıl MÖ 1313’tür.

Yahudi halkı Mısır çıkışında meydana gelen onca mucizeye rağmen  Tanrı’nın gücünden halen şüphe etmektedir. 

Bu düşünce ve inançsızlık Tanrı’yı kızdırır. Nasıl olur da Yahudi milleti, zamanın en güçlü ordusunu bir avuç kölenin önünde diz çöktüren, Kızıl Denizi yaran, ölümcül çölde Yahudi ulusunun yaşamasını sağlayan Tanrı’nın gücünden  halen şüphe etmektedir?   Tanrı kızmıştır, Mısır’dan çıkan, köleliği yaşamış  hiç kimsenin Kenan topraklarına girmesine Musa dahil izin vermez. Yahudiler çölde 38 yıl daha geçirecek, özgürlüğün manasını bilen yeni bir nesil yetişecek, ancak onlar Kenan’a, vaat edilmiş topraklara girecektir. Tişa Be Av yani İbrani tarihine göre, Av ayının dokuzu ise  tarih boyunca  Yahudi milletini sarsmaya devam edecektir.  Eski çağlardan modern çağlara birçok felaket Yahudi milletinin üstüne Av ayının dokuzunda gelecektir. 

Kudüs’teki Yahudi Tapınağı 500 yıl arayla önce MÖ 423’te Persler, ardından 69 yılında Romalılar tarafından aynı tarihte; Av ayının dokuzunda yıkılarak yüzbinlerce Yahudi katledilecektir.  500 yıl arayla benzer iki felaketin aynı tarihe tekabül etmesi bir tesadüf olamazdı, bu gerçek yıllarca Yahudi ulusunu şoke edecek, Evrenin Hakiminden bir uyarı olarak algılanacaktı.  

Ancak hikaye böyle bitmemektedir… 

Yahudiler, 133 yılında Roma idaresinde Şimon Bar Kohba liderliğinde büyük bir isyan başlatır. Ancak kendilerine Betar ismini veren grubun isyanı kanlı bir şekilde Roma askerleri tarafından bastırılır. Tarih nedir sizce? Av ayının dokuzu!! 

Bir yıl sonra Romalılar Kutsal Tapınağın tüm arazisini de yerle bir ederler, tarih yine Tişa Be Av’dır.

Yaklaşık 1100 yıl sonra, 1290 yılında Yahudiler İngiltere’de kanunsuz ilan edilir, ülkeyi terk etmek zorundadırlar, sürgünün tarihi yine Tişa Be Av’dır. 

31 Mart 1492’de İspanya Kraliçesi Isabella imzaladığı kanunda   Yahudilere ya Hıristiyan olmalarını ya da ülkeyi dört ay içinde  terk etmelerini emreder. Dört aylık sürenin bittiği tarih Tişa Be Av’dır. 

Halen tüm bunların  bir tesadüf olduğuna inanıyorsanız size şoke edici bir tarih daha verelim, 2. Dünya Savaşı’na ve Holokost’a giden olayların başlangıcı sayılan 1. Dünya Savaşı, resmen Almanya’nın 1914 yılında Rusya’ya harp ilan etmesi ile başlar. Ortadoğu’nun sınırlarını ve günümüzün siyasi haritasını çizecek, iki büyük dünya savaşına neden olacak olayların başlangıcı olan bu tarih İbrani takvimine göre yine  Tişa Be Av’dır!! 

Bütün bunlardan siz ne çıkarırsınız? Yoksa hiçbir şey tesadüf değil ve her şey yüce  bir  planın bir parçası mı?  Kötü olaylar bile.  Her şeyin bir sebebi mi var?  Tam olarak anlayamasak bile…

Kaynak: Habad