Yahudi düşmanlığı çok başlı bir canavar gibi

Perspektif
29 Ocak 2018 Pazartesi

Dagens Nyheter, Başyazı, 26 Ocak 2018

İsveççeden çeviren: David Ojalvo

 

 

27 Ocak 2018 Cumartesi, Uluslararası Holokost Kurbanlarını Anma Günü. Gerçeklik farklı ‘dünya anlayışları’ ve ‘yalan haberler’ arasındaki mücadele olarak tanımlanırken, anıları ve kanıtları korumak her şeyden önemli.

Bir ders saati. Bu saat, İsveç Radyosuna Västerås’dan tarih öğretmeni Karin Sandberg’in aktardığı üzere, bazı İsveçli öğrencelere soykırım hakkında eğitim verilmesi için tanınan tek zaman.

Dört yıl önceki Holokost Kurbanlarını Anma Günü’nde bir söyleşi yayınlandı. Milletvekili Ann-Charlotte Hammar Johnsonn bunu Dagens Samhälle gazetesindeki tartışma yazısında (26/1) hatırlattı. Metin, düşünürleri 1990’ların sonunda yapılan bilinmeyen bir araştırmaya yönlendirdi. Araştırma, soru yöneltilen İsveçli gençlerin yüzde 70’inin Holokost’un yaşandığından tamamıyla emin olmadıklarını ortaya koydu. Yüzde 8 ‘kesinlikle emin değil’ veya ‘çok emin değildi’. Bu sonuç Başbakan Göran Persson’u, sönmeye yüz tutan bir ateşi canlandırma amacını taşıyan ‘Yaşayan Tarih Forumunda’ inisiyatif almaya yöneltti.

Hafıza giderek zayıflıyor. Kurtulan tanıkların sayısı giderek azalıyor. Onları susturmaya çalışan, hafızayı yok eden güçlerin sesi daha çok duyuluyor gibi.

Holokost’a dair anlatımlar günümüzde birçok yönden tehdit altında. Antisemitizmin değişen birçok yüzü var. Avrupalı ve Amerikalı milliyetçiler, küreselleşme ve göç karşıtlığında, Yahudi dünya komploları gibi eski teorilere dokunuyor. Ortadoğu’dan göçmenler beraberinde köken aldıkları ülkelerinin canlı, televizyon ve Youtube propagandalarında nesiller boyu süren Yahudi düşmanlığını taşıyor. Sağcı çevreler İsrail’e karşı o kadar güçlü ve açıklanamayan bir nefreti hissediyorlar ki, bu genel anlamda Yahudilere yansıyor.

İsveç sokaklarında hakiki Nazi taraftarları “Holokost alsa yaşanmadı ve bunun yanı sıra haklı olmaktan öteydi” sloganı altında hâlâ toplanmakta. Nefretlerini göstermek için yürüyorlar, milyonlarca Yahudi, Roman, Slav, eşcinsel ve diğer kurbanları ölüme gönderen gücün bir ekosu.

Bu güçler hep birbirleriyle sürtüşmekte ve antisemitizme karşı mücadele, nadir olmayan, herkesin birbirine bağırdığı bir kakafoniye dönüşmekte. “Büyük tehdidi oluşturanlar köktendinci Müslümanlar iken neden hep Nazizm üzerinde konuşuyoruz?” veya “Neden herkes Nazizm hakkında susuyor ve her şeyden Müslümanlardan sorumlu tutuyoruz?” Belirleyici politikalardan, varoluşçu, toplumdaki sorulardan da rol çalınabilir. Hepimiz için genelgeçer bir soru: Görüş alanınızdan tüm Yahudiler tamamen çıksaydı, nefretiyle birlikte antisemitizmin bitebileceğine gerçekten inanan biri var mı?

İsveç’te Yahudi cemaatleri, sinagoglara ve dernek binalarında birçok saldırı denemesinden sonra güvenliğe daha çok kaynak ayırmak zorunda. İsveçli Yahudiler ülkeyi terk etmekten söz ediyor. İsrail, Filistinliler ve komşularıyla uzun süredir var olan anlaşmazlığa rağmen Stockholm, Göteborg ve Malmö’den daha güvenli bir alternatif olarak görünmeye başlıyor.

Avrupa genelinde de Yahudiler güvenliklerini ve geleceklerini düşünmek zorunda kalıyor. Svenska Dagbladet gazetesinde Ukrayna Yahudi Cemaati Başkanı Eduard Dolinsky,  ekonomik sorunların ve agresif bir milliyetçiliğin ülkedeki Yahudiler üzerinde nasıl bir baskı yarattığını anlatıyor (25/1). Öyle ki “Ya mücadele etmeliler ya da ülkeyi terk etmeliler.” Fransa, Belçika ve Danimarka, İslamcıların Yahudileri öldürdükleri ülkeler arasında. Avusturya, Polonya ve bazı merkez Avrupa ülkelerinde antisemitizm uzun süredir ülke politikasında yer almakta.

(…)

Günümüzde gerçeklerin yerine alternatif konması ve dünya anlayışlarının savaşında, hafızayı korumak ve gerçeklerin bekçiliğini yapmak en önemlisidir. İsveç okulu tökezlememelidir. İsveç toplumu tökezlememelidir.