Amerika’da sinagoglar Trump’ın gündemine karşı toplanıyorlar

Donald Trump’ın başkanlığından sonra ABD’deki sinagoglar ibadet yeri ya da cemaat merkezi olmanın yanında bir özelliğe daha kavuşmaya başladı. Birçok sinagog, Trump yasaklarına karşı eylem ve eğitim merkezi oldu.

Dünya
30 Mart 2017 Perşembe

 

ABD’deki başkanlık seçimlerinin sonuçlanmasının ertesi günü, Brooklyn’de bulunan sinagogun cemaat üyeleri hislerini paylaşmak üzere bir araya geldiklerinde, sinagogun hahamı Rachel Timoner yeni gelecek yönetimi protesto edecek eylemleri planlamaya başlamıştı bile. Timoner, yerel belediye meclisi üyesi Demokrat Parti’den Brad Lander ile iletişime geçmiş, ikili birlikte Timoner’in hahamı olduğu Beth Elohim Sinagogunda, Trump yönetiminde gerçekleşebilecek politika değişimlerinin tartışıldığı bir aktivist paneli düzenlemeye girişmişlerdi. Panel gerçekleştiğinde, binden fazla kişi sinagoga toplandı.

Dört ay sonra, Brooklyn’in varlıklı ve ileri görüşlü bir kesimine hitabeden Park Slope mahallesinde bulunan Beth Elohim Sinagogu, eylemci ve aktivistlerin toplanma merkezi haline gelmişti. Lander ile işbirliğine giden sinagog, on beşten fazla küçük çalışma grubu organize ederek, aralarında antisemitizmle mücadele, İslamofobisi ve üreme haklarının korunmasının da bulunduğu pek çok liberal konuda harekete geçti. Bu gruplarda çalışan on bin kişi haricinde, düzenledikleri eylem, eğitim ve organize olma taktikleri öğretme amaçlı yedi ayrı toplantıya da ortalama biner kişi katıldı. 

Timoner kalabalıklarla ilgili, “İnsanlarımız uyanmış, harekete geçmiş, kararlı… Bazıları alarm durumunda, herhangi bir zararı engellemek ve bu ülkeyi korumanın bir parçası olmayı büyük bir samimiyetle istiyorlar. Ülkesinin bozulmuş halini gördüğü için kelimenin tam manasıyla yoğun olarak acı çeken yüzlerce üyemiz var” dedi. 

Beth Elohim, Trump seçildiği günden beri politik eylemlerini arttıran pek çok sinagogdan biri. Sinagoglar bu tavırlarıyla sivil toplum örgütlerinin rolünü üstlenerek, profesyonel eylemcilerle çalışıyor, protestolar düzenliyor, cemaat üyelerini lobi yapmak üzere seferber ediyor ve bu üyeleri göçmen ve mülteci hakları konusunda eğitiyorlar. Pek çok sinagogun, ocak ayında, başta Washington’daki olmak üzere pek çok şehirde eş zamanlı düzenlenen ‘Kadın Yürüyüşlerine’ temsilciler yolladığı biliniyor.

Sinagogların çoğu bunu yandaşlıktan öte sadece Trump’ın politikasını hedef alan işler olarak görüyorlar. (Trump kendisi, ibadethanelerin politik adayları serbestçe desteklemelerini sağlayacak şekilde federal yasalarda gevşetmelere gidilmesi çağrısında bulunmuştu.) Sinagogların diğer kısmı ise, cemaat üyelerinin yoğun isteği üzerine, tamamen politik görünmekten çekinmiyorlar. Tüm sinagog cemaatleri de, riskleri olmasına rağmen, zamanın her cemaatin Yahudilik bağlamında memleket meselelerine dahil olma zamanı olduğu konusunda ortak görüş bildiriyorlar. Timoner konuyla ilgili, “Bizim Tevrat’ımız var ve Tevrat yabancılara zulmetmememiz ve tüm insanları kendimizi sevdiğimiz gibi sevmemizi açıkça söyler. Sinagoglarımızda bu konularda harekete geçilmesinin hepimizin ahlaki temellerine faydası olduğunu düşünüyorum” diyor.

Beth Elohim’in yaptıklarını takip eden ve New York Manhattan’daki Stephen Wise Free Sinagogu da cemaatin bağışlarıyla yüz bin dolarlık bir bütçeye ulaşarak kendine cemaati organize edecek profesyonel bir ekip kiraladı. Stephen Wise cemaatinin üyelerini üç eylem grubuna bölerek, mülteci ve göçmen hakları, antisemitizm ve İslamofobisi ile sivil hakların korunması konularında faaliyete geçti.

Stephen Wise cemaati ayrıca, ocak ayında beyaz ırkçıların tehditlerine maruz kalan Montana’daki Whitefish kasabasında yaşayan Yahudilere yardım amaçlı yirmi bin dolar bağış topladı. Cemaatten bir heyet de haziran ayında Yunanistan ve Almanya’yı ziyaret ederek buralardaki sinagoglarda çocuklara mülteci hakları konusunda eğitim verecek. Sinagogun Hahamı Ammiel Hirsch, gidecek heyetin yasa yapıcılarla görüşerek lobi yapabilmelerine de imkân bulmalarını umduğunu söyledi ve “Yahudilik harekete ve politika üzerinden dünyayı daha güzel bir yer haline getirebileceğimize inanan bir inançtır. Ardında kanunun gücü olması gerekir. Eğer bu olmazsa elimizde tek kalan yerel bir insanlık hareketi olur. Birlikte hareket ederek ortak yüksek ahlaki değerlerimize bağlı politikalarda birleşmeliyiz” dedi.

Diğer bazı sinagoglar da dinlerarası girişimlerle işbirliğine giderek eylemci toplantılarına ev sahipliği yapıyorlar. Yine Manhattan’da bulunan B’nai Jeshurun Sinagogu, ocak ayında New York’ta gerçekleşen Kadın Yürüyüşü öncesinde binlerce kişiyi bir araya getiren bir eylem düzenledi. Sinagog ayrıca, iki yüz kişinin adını yazdırdığı bir acil eylem çağrısı grubu da kurdu. 

Bu sinagoglardan bazıları için, şu andaki aktivist yaklaşım sadece geçmişte de gösterdikleri eylemci eğilimin yoğunlaştırılmış hali gibi algılanıyor. B’nai Jeshurun’un uzun süredir yürüttüğü, New York ve çevresindeki çiftlik işçilerine yardım eden bir programı, Washington DC’de bulunan Temple Sinai’ın ise 2014 ve Trump’ın seçilmesinden hemen önce 2016 yıllarında yasadışı göçmenlere yardım amaçlı düzenlediği seyahat programları bulunuyor. Diğer yandan ABD’deki sinagogların İsrail politikası ve özellikle de yetmişli - seksenli yıllarda Rus Yahudileri konularında aktif oldukları biliniyor.

Diğer yandan bazı cemaatlerin üyeleri sinagogların politik olarak bu kadar hareketli olmalarını ‘fazla ileri gitmek’ olarak görüyorlar. Syracuse’daki reformist cemaatten Yahudi bir işadamı olan David Horowich, Trump’a oy verdiğini ve reformist Yahudiliğin kültürel ve toplumsal hedeflerini takdir ettiğini söylüyor. Horowich, sinagogların politik görüşleri savunma işine girmemesi gerektiğini, politikaların ne derece başarılı olduklarını yargılamanın her zaman kolay olmadığını belirtiyor ve “Politik açıklamalar yapma taraftarı değilim çünkü bu açıklamaların ilerde sizi bulup zarar verme ihtimali var. Açık olduğum konu insanların her zaman görüşlerini belirtmesidir fakat yine de bunu bekleyip sonuçları gördükten sonra yapmalarını tercih ederim” diyor.

Sinagoglar, Donald Trump’a muhalif olan kesimin, özellikle de göçmen ve mülteci politikalarını açıklamasından sonra, rahatça tepkilerini gösterebilecekleri mekânlar haline gelseler de aslında tüm dinlerin üst düzey temsilcileri ve pek çok büyük kurum, Trump’ın getirdiği göç yasağını tepkiyle karşıladı.

Trump’ın büyük tepki toplayan göçmen politikası sonrasında bazı sinagoglar kapılarının yasadışı göçmenlere açık olduğunu ve göçmenlerin kendilerine sığınabileceklerini açıkladılar. Temple Sinai’ın da aralarında bulunduğu bazı sinagoglar için bu söz, göçmenler gerçekten yaşayacak bir yer isteğiyle kendilerine başvurdukları takdirde onlara verebilecekleri boş odalar sağlama anlamına geliyordu. Bu sözü vermeyi değerlendirmekte olan diğer sinagoglardan Philadelphia’da bulunan Beth Zion-Beth Israel Sinagogunun cemaat üyeleri, bu süre boyunca, başta göçmenlere ve tüm halka göçmen ve mülteci hakları konusunda eğitim vermeye devam ediyor.

Oldukça aktif olan cemaatlerden Temple Sinai Sinagogu Hahamı Jonathan Roos, “Dini geleneklerimiz yabancıya sadece kucak açmayı değil, aynı zamanda yabancıya zulmetmemeyi, aramızdaki bu en hassas kesimin korunduğundan ve onunla ilgilenildiğinden emin olmamızı öğretir. Günümüzdeki korku derecesi, Obama yönetimi süresince, sınır dışı edilenlerin artışta olduğu dönemde dahi, eşi görülmemiş düzeyde” diyor.

Diğer yandan, sinagogların eylemlerle politik alanda aktifleşmeleri beklentisi ve baskısı da gittikçe yaygınlaşıyor. Organizasyonuyla beğeni toplayan Timoner, Beth Elohim’in oluşturduğu sistemi örnek almak isteyen iki hahamla konferans görüşmeleri yaptığını açıkladı. Hahamlardan oluşan bir insan hakları grubu olan T’ruah ise, şubat ayında iki yüz hahamı ‘No Time for Neutrality / Tarafsızlığın Zamanı Değil’ adını verdikleri bir konferansta topladı. Konferans süresince New York’taki Trump Kuleleri önünde düzenlenen protesto gösterileri sırasında on dokuz haham tutuklandı.

Beth Zion-Beth Israel Sinagogu Hahamı Yosef Goldman da, “Bugün bu ülkede artık daha önce hiç olmadığımız kadar güç, ayrıcalık ve sosyal sermayeye sahibiz. Bu bizlerin yalnız cemaatimizi değil, bizlerden daha hassas koşullarda olan çevremizdekileri de savunmak konusunda daha da yılmaz olmamızı gerektirir” diye konuşuyor.

 

Çeviri: Rakela Palombo

Kaynak: Jewish Telegraphic Agency, 9 Mart 2017