Türk futbolu, Türkiye’nin durumu

Uluslararası Öğrenci değerlendirme Programı (PISA) göre, Türkiye’de verilen eğitim dünyada 43. sırada bulunuyor. PISA raporu dünya üzerinde çocuklara verilen eğitim seviyesini gösteriyor.

Nüfusumuzun yüzde 50’sinin 30 yaş altında olan Türkiye için eğitimin dünyada ne kadar geride kaldığını görebiliyoruz.

Geleceğin kaynağı gençleri eğitmek, edebiyat, sağlık, sanat, teknoloji ve spor gibi birçok alanda kendini gelişmiş olarak kabul eden ülkeler için çok önemli.

Aslında ülkenin durumu futbola spora yansımış durumda, ülkenin durumunu analiz ettiğinizde bunun yansımalarını spora hatta futbola çok daha rahat yapabiliyorsunuz.

Örneğin 23 kişilik futbol takımımızda altı Almanya, bir Hollanda ve bir Danimarka doğumlu ekiple Avrupa Şampiyonası katılmış bulunuyoruz. Almanya’da toplam Türk nüfusu 3 milyon kişiyken takımımızın önemli bir çoğunluğu yurtdışında doğmuş daha da önemlisi burada eğitimini almış futbolculardan oluşmakta.

Özelikle Euro 2016’nın daha çok taktik yerleşim, savunma setleri ve duran toplar üzerine kurulduğunu düşünürsek, altyapısı sağlam kalifiye spor adamlarının önemi ortaya çıkıyor. Ayrıca buna bir de, Fatih Terim’in artık 62 yaşında ve eski kuşak teknik direktör olduğun gerçeğini ekleyelim. Artık 40-45 yaşlarında, taktik bilgisi üst düzey, dünyayı takip eden farklı varyasyonlar deneyen teknik hocalar kabul görüyor.

Bir başka farklı durum ise taraftarımızın psikolojisine yansımış durumda. K.İrlanda taraftarı şampiyonaya eğlenmeye gelen, kaybettiği zaman karşı takım taraftarını tebrik eden, takımının sonuna kadar destek olan, özetle iyi vakit geçirmeye gelmiş insanlardan oluşuyordu. Bizim tarafımızda ise bunu memleket meselesi gören, kendi futbolcusuna aleyhte tezahürat yapan, futbolculara ideolojilerine veya takımlarına göre ayrım yapılan bir insan grubundan oluşuyor. Bu aslında ülkenin psikolojisinin tribünlere yansıması olarak kabul edilebilir.

Kişi başına düşen milli gelir 10 bin doları bir türlü geçemiyor. Bunun en büyük nedeni sadece inşaat yaparak büyümeye çalışmamızdan. Yurtdışına fındık ihraç edip, Nutella olarak satın almanın, Arda’yı İspanya’ya gönderip, Hamit Altıntop’u transfer etmekten farkı yok. Önemli olan bu toprakların kaynaklarına doğru eğitimi vererek sadece futbolda değil ülke olarak gelişmekte. En azından bunun planını, programını yapabilmekte.

Sonuç olarak ülkenin dünya üzerindeki durumu, futbolumuza birebir yansımış durumda, bunları eğitim, insan, üretim olarak farklı şekillerde değerlendirebiliriz. Yansımalarını bu şekilde görebiliriz.

İşin bence asıl enteresan olan yanı Milli Takımı eleştirdiğimiz kadar ülkenin bu duruma gelmesini kabullenmemiz, Milli Takıma yaptığımız eleştirileri, ülkemiz için yapamıyoruz/yapmıyoruz.

Gelişmiş ülkeler ile gelişmekte olan ülkelerin arasındaki fark hızlı gelişen teknoloji ile önümüzdeki 5-10 yılda daha da açılacak o zaman futboldaki başarı için tek söylenileceğimiz top yuvarlaktır olacak.

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın