Tebessüm mü?

Tebessüm nedir? Tebessüm, yani gülümseme (nadiren sinirsel de olsa) çoğunlukta eğlenmenin ifadesi olarak ağız kaslarının iki yana yayılmasıdır. Bazen kişinin gözlerinin içi de ışıldayarak tebessüm eder, eğlendiğini, mutlu olduğunu gösterir.  Gözler, yana yayılan ağıza kendi ışıltısıyla eşlik eder. Yani nadiren endişeli bir kişinin sinirini maskeleme için kullandığı gülümseme, genelde mutluluk, neşe ifadesi olarak kullanılır. 

İnsanları neler gülümsetebilir? Kendi adıma konuşmam gerekirse sevdiklerimi sağlıklı ve neşeli görmek, köpeğim, özlediğim birinden gelen bir telefon, sevdiğim birinden gelen bir mesaj, tanımadığım birinin gazetede yayınlanan yazımı beğenmesi, keyifli bir tatil, iyi arkadaşlıklar, güzel sohbetler, denize girmek, kahve kavanozunu ilk açtığımda duyduğum koku gibi uzayıp giden bir listem var. Bu listeye komik fıkraları da ekleyebilirim.

***

Benim için hayatta bazı konuların şakası bile yapılmamalı. Fıkrası yazılmamalı, karikatürü çizilmemeli. Örnek vermek gerekirse dini inanışlarla, ülkelerle, ırklarla, cinsel tercihlerle dalga geçmek komik olmaz, yakışık kalmaz. Nasıl ki bir peygamberin karikatürünü çizmek ve yarışmaya sokmak komiklik değil ama hakaret ve saygısızlık ise, belli bir etnik grubun tarihteki acılarını ‘tebessüm’ konusu yapmak da büyük bir duyarsızlıktır ve hiç komik değildir kanımca. 

Geçtiğimiz hafta 5 Haziran’da Sözcü Gazetesi’nde yayınlanan “Almanlar ve Yahudiler” adlı fıkra, Rahmi Turan’ın sözleriyle her ne kadar Almanların ırkçı ve faşist davranışlarını hicvetmek için kaleme alındıysa da, Yahudileri fırında yakmak ile ilgili bir espri ile sona eriyor. İnsanlık tarihinin en büyük ayıplarından biri olan Holokost’ta hayatını kaybeden altı milyon Yahudi’nin (ve engelli, eşcinsel, çingene gibi farklı etnik grupların, Nazi Almanya’sına karşı çıkan siyasi görüşteki kişilerin) anılarına, acılarına saygı duyan herkesin, dini, memleketi, cinsel tercihi ne olursa olsun bunu bir fıkra, karikatür, özetle ‘tebessüm’ konusu yapmayacağını düşünüyorum.  Bazı acılar o kadar büyüktür ki, daha duyarlı olunmalı.

Bu fıkra yayınlandıktan birkaç gün sonra, yine Rahmi Turan’ın köşesinde ‘Almanlar ve Yahudiler 2’ adında bir bölüm yayınlandı.  Sosyal medyada gördüğü tepkinin akabinde yazdığını tahmin ettiğim bu açıklama, belki fıkranın kendisi kadar duyarsız. Yahudilerin bu fıkrayı “yanlış yorumlayıp” alındığını belirten Turan’ın, “Tebessüm edip geçecekleri bir fıkraya üzülmeleri yersiz” yazacağına, Türkiye’de yaşayan Yahudi dostlarından ufak bir özür dilemesi, Yahudiler olarak “yorumlama kapasitemizi” sınaması veya “vermemiz gereken doğru reaksiyonu” önermesi yerine çok daha duyarlı ve yakışıklı kalırdı. Benim için olmadı, hele de birbirinden çok sevdiğim laik, güçlü kalemlerin yazdığı gazeteye hiç yakışmadı. Bazen hepimiz şu ya da bu konuda duyarsız olabiliriz.  Bunu farkına vardıktan veya duyarsızlığımız bize belirtildiğinde seçeceğimiz yol ya insanları bizden tamamen soğutabilir ya da insanların yüzünde bir ‘tebessüm’ oluşturabilir. 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın