İsrailli Guy Mintus’la caz ve Aşık Veysel

İsrail doğumlu, Amerikalı piyanist-besteci Guy Mintus, geçtiğimiz günlerde Defne Şahin ile birlikte Pera Palas Otelinde bir konser verdi.

New Yorklu piyanist-besteci Guy Mintus, ülkesinin folklorik seslerini caz ile harmanlayan genç ve yetenekli bir müzik elçisi olarak tanınıyor. Geçtiğimiz günlerde, tarihi Pera Palas Otelinde, Manhatten School of Music’te tanıştığı Defne Şahin’le gerçekleştirdikleri konser öncesinde kendisiyle otelin lobisinde buluştuk. İnce, uzun boylu bir genç vardı karşımda, gözleri ışıl ışıl gülümseyen mütevazı bir müzisyen…

 

Guy Mintus caz, dünya müziği ve çağdaş müzik alanlarında çalışıyor. Onun müziği, piyano unsurlarını Türk makamları ile Hint ritimlerini ve Bach ile Yahudi melodilerini Amerikan caz standartlarıyla birleştiriyor. Parçaların her biri Mintus imzasını taşıyor.

 Türkiye ve Türk müziğine ilgin nereden geliyor?

Türk müziği her zaman ilgimi çekerdi. İlk kez dört sene önce bir arkadaşımla altı günlüğüne İstanbul’a geldim. Ne tesadüftür ki bize Pera Palas’ta kalmamızı önerdiler. Şehri gezdik, dinledik. Bu mekânla birlikte İstanbul’a âşık oldum, şehir beni hemen cezbetti. Bu gece de Türk halk şarkılarının melodisini ve özünü öne çıkaran, Türk müzik geleneğine klasik müzik, caz esintileri kattığımız besteleri seslendireceğiz.

 Bu genç yaşına çok şey sığdırmışsın bile… 25 yaşındasın, besteliyor, çalıyor ve dünyayı geziyorsun. Müzik merakı nasıl başladı?

On yaşlarındaydım, radyoda İsrail’de çok bilinen ‘Shir Le Shalom/Barış için Şarkı’ çalıyordu. Anneme “Bu şarkıyı ben de çalmak istiyorum” dedim ve melodinin başını tekerleme şeklinde, orgda tek parmakla çalmaya başladım. Daha sonraları müziğe olan ilgim daha da arttı. Ders almaya başladım, ailem de her zaman beni destekledi. Çeşitli müzik türlerine merak sardım. Doğu müziği ile ilgilenmeye başladım. Aileden gelen köklerim de ilginçtir; bir yanım Iraklı, biraz Faslı, biraz da Polonyalıyım. Bu da Doğu-Batı karışımı sayılır, hem Sefarad hem de Aşkenaz’ım, tıpkı müziğim gibi.

 Bu karışım sana kendini nasıl hissettirdi?

Harikulade bir karışım; kendimi gayet iyi hissediyorum. 19 yaşımda, üzerimde hatırı sayılır emeği ve etkisi olan hocam Harel Shachal’le çalışmaya başladım. Harel klarnet çalıyor. Hocamla beraber Doğu müziğini daha iyi tanımaya başladım. Beni bir arkadaşımla İstanbul’a gönderen de aslında kendisidir. Burada Yinon Muallem’le tanıştırdı beni. Galata’da müzik sohbetleri yaptık, kahve içtik, daha sonra dinlemesi için ona albümümü ve bestelerimi yolladım. Yinon ve değerli müzisyen, makam ustası,  babası David Muallem ezgilerimi beğendiler. Yinon beni Kudüs’teki bir konserine davet etti, misafir sanatçı olarak ona eşlik ettim, birlikte çaldık. İşte dört sene sonra yine buradayım; İstanbul’da ilk kaldığım yer olan Pera Palas’ta konser veriyorum. Yinon’la birlikte çalana kadar, bu tür müziği araştırmış fakat ney ve nefes çalgılarını kullanan müzisyenlerle sahneye çıkma fırsatım olmamıştı. Onlarla tanışmak beni oldukça etkiledi ve bu sene Yinon Muallem’in yaşamına, müziğine eşlik eden kültürlerin, renklerin izlerini taşıyan ‘Offlines’ albümünü birlikte çıkardık.

 Gelecek yıllar için ne gibi projelerin var?

Dünyayı dolaşmaya ve çeşitli ülkelerde konser vermeye devam etmek istiyorum. Ayrıca Güney İspanya, Hindistan ve Türkiye’de daha fazla bulunmak, yeni müzik araştırmaları yapmayı planlıyorum. Arzum, bir ‘usta’ bulup, onunla birlikte bu ülkelerde yeni keşiflere çıkmak…

 New York’la ilgili ne söylersin?

New York evim, ilham dolu bir şehir! Dünyanın her yerinden insan ve müzik var; benim de sonsuz bir müzik merakım… New York’ta birlikte çaldığımız grup Trio ile ilgili projelerim de var. Yeni besteler hazırlıyorum.

 Konserinde ne çalacaksınız?

Defne Şahin’le birlikte New York’ta, Manhattan School of Music’te birlikte okuduk, kendisi şu an Berlin’de yaşıyor. Bu konser Goethe Institut/İstanbul sayesinde gerçekleşiyor. Defne, onların kültürel departmanıyla Âşık Veysel ve diğer âşıkların eserlerini inceleyip kendi versiyonlarıyla düzenliyor. Bu düzenlemelerin projesinde ben de yer alıyorum. Defne’ye hem danışmanlık veriyor hem de ona iştirak ediyorum. Bu gece bu parçalardan birkaçını ve kendi eserlerimden bazılarını çalacağım.

Pera Palas’ın nostaljik atmosferinde gerçekleşen konserde Guy Mintus, Defne Şahin’in harikulade sesi eşliğinde, bahsettiği bu müziklerin sentezini tüm kıvraklığıyla sergiledi. Klasik cazdan Zülfü Livaneli’ye, Brezilya müziğinden Rumi’ye, Âşık Veysel’in ‘Güzelliğin Beş Para Etmez’e uzanan sıra dışı bir konser sundu.

 

Guy Mintus

 

Mintus, tüm Avrupa, Kuzey Amerika ve Ortadoğu‘da hem kendi projelerini hayata geçirdi, hem de Jazz at Lincoln Center,  Kassel Devlet Tiyatrosu ve Grammy Ödüllü John Hendriks, Jimmy Cobb, Afro Latin Jazz Orchaestra gibi önemli müzisyen ve gruplarla çaldı. Ayrıca Türkiye, İran, Azerbaycan, Fas, İspanya, Hindistan, Küba ve Mali‘den usta sanatçılarla aynı sahneyi paylaştı.

ASCAP, BMI, Downbeat Magazine, American Composers Orchestra, Imani Winds Ensemble ve American-Israel Cultural Foundation gibi kurumlardan ödüller aldı. Kayıtları arasında ilk albümü olan ‘Offlines Project’de perküsyon ve ud sanatçısı Yinon Muallam ile birlikte çalıştı. Ayrıca ‘The Mediterranean Piano’ adlı bir solo albümü bulunuyor. En son olarak International Jazz Day kapsamında Kennedy Center Millennium Stage’de ‘Offlines Project’i gerçekleştirme onuruna sahip oldu.

 

İLGİLİ HABERLER

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın