Çocukluğumdaki sokak

Benim çocukluğumdaki dünya, bu değildi…

Sokağımızdaki her ev iki katlı, eski tabirle müstakildi. Sağdan sayarsak Arnavutların evi, bizim ev, hacıların evi, Elmas Hanım’ın evi, Fethi Beylerin evi ve Albay Amca’nın evi… Sonra da sağ sıranın tek apartmanı vardı, yetmişlerde yapılan pek çok apartman gibi Huzur Apartmanı… Sonra iki az katlı ev daha vardı ve sokak biterdi. Sağ tarafta ise meşhur Birlik Apartmanı… Apartman dediğime bakmayın, her katta dört daire ve dört katlı; ama devrine göre oldukça kalabalık… Yanında Hocaların evi… Niye o aileye Hocalar diyorlardı, bilmiyorum. Ve meşhur Hacı Amca’nın evi… Aksi, huysuz Hacı Amca… Elinde bastonu, peşinde hiç gülümsemediği ama arkasından koşmaktan vazgeçmeyen torunları, birbirinden güzel gelinleri…Onun yanında mavi beyaz Cansever Apartmanı ve yanında sonradan tıpkı bizim ev gibi çocuk yuvası olmuş başka bir iki katlı ev…

Bu evlerin hepsinin bahçesinde oynadım ben. Ağaçlarından meyve koparım, bazen izinli, bazen gizli…

Hepsine en az bir tane arkadaşım vardı; bazıları uzak, bazıları samimi, bazıları en yakın…

Ve o iki sıranın sonunda, her akşam aynı saatte eve gelen babam. Cebinde benim için sakladığı her gün farklı bir sürpriz...

Ve benim o oyunlara hiç doyamayışım…

Sürprizlere…

Babama…

O kadar ümitliydim ki…

O kadar mutlu, huzurluydu ki tüm komşular…

Bahçıvan Hasan Aga’nın adeta bir cennete çevirdiği bahçemizin önünden geçenlere, babamın muzipçe gülüp, hepinizden şerefiye parası alacağım, deyişi; akşam üstlerinin keyifli çay saatleri, bahçeye inerken bile derli toplu giyinmelerimiz, misafir ağırlamalarımız; okul planlarım, gecelere kadar süren kukalı saklambaçlar, bayramlar, yaz tatilleri…

Hep ümit vardı.

Yarınlar hep aydınlık, insanlar hep iyi…

Sonra bulutlar çöktü çocukluk hayallerimin üstüne. Evlerimizi müteahhitler aldı, kocaman apartmanlar yaptılar, bahçelerdeki çiçeklerin çoğu kayboldu.

Sokakta oynayan bir tane çocuk kalmadı.

Ve en acısı, kimsenin kimseyi tanımadığı bir yer oldu sokağımız.

Sokak değildi değişen, hayattı.

Samimiyetsiz,

Soğuk ve loş oldu her şey…

Ben şimdi oturduğum apartmandaki komşularımla asansör sohbeti yapıyorum.

Bakkal yok çevrede; market getiriyor eve her şeyi… Eskiden esnafla kendi mekânlarında konuşurduk, şimdi benim kapımda para öderken konuşuyoruz.

Otopark, en hareketli mekân, selamlaşıp iki çift laf edebilmek için.

İyi ki güvenlik personeli ve diğer işlere bakan görevliler var da isimleriyle hitap edecek birilerini buluyoruz arada bir…

Çocuklar babalarını kapıda karşılayamıyor. Okuldan eve çantasını sallaya sallaya gelen çocuk hiç yok, hepsi servisten inip eve giriyorlar, çoğunu bakıcılar karşılıyor.

Eski evler de kayboldu, sokaklar da insanlar da… Şarkının dediği gibi, biz büyüdük ve kirlendi dünya…

 

 

 

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın