Artık yıl, artık bu yıl…

Artık yıl deyince ilkokulda öğretilen “Bir yıl 365 gün altı saattir, artık yıl 366 gündür” klişenin aksine, çoğu insan gibi her dört senede bir doğum günlerini kutlayan insanlar aklıma gelir. On altı yaşında olan bir genç kızın dördüncü gerçek doğum gününü veya yüz yaşında bir adamın yirmi beşinci yaşını kutlaması gibi… Doğum günlerinde sevdiğim insanları hatırlamayı, şımartmayı ve mümkünse kutlamayı sevdiğimden, birinin doğum gününü dört yılda bir kutlaması bana hüzünlü gelir. Herkes yılda bir gün şımartılmayı hak eder çünkü. Bir gün önce veya sonra kutlanabilir tabii, ama yine de aynı şey midir? 29 Şubat’ta doğsaydım biraz garip hissedebilirdim. 

***

Bu yıl 29 Şubat sabahı Amerika ile olan saat farkından dolayı Oscarlı bir güne uyandık, bazılarımız ise hiç uyumadı. Artık bu yıl, Leonardo Di Caprio Diriliş filmindeki rolüyle en iyi erkek oyuncu Oscar’ını beş adaylık ve 19 yıl sonra, altıncı adaylığında aldı. Ayakta uzun uzun alkışlandı. Sanatçıların gözleri doldu. Herkes rahatladı. “Sonunda” diyen başlayan gazete manşetleri atıldı. Ne yalan söyleyeyim, ben bile sevindim. 19 yıl boyunca aralıklı olarak aday olup, Oscar heykelciğini başkasının elinde görmek kolay olmasa gerek. Di Caprio’nun küresel ısınmaya dair yaptığı konuşma ise, “Küresel ısınmaya karşı bireysel olarak ne yapabiliriz?” sorusunun yanıtını bilmediğimiz sürece, büyük ihtimal bir kulaktan girip diğerinden çıkacak. 

Bir günlüğüne bile olsa siyasetten çok Oscarlardan konuşulması, manşetlerde Leonardo, Charlize Theron’un kırmızı sırt ve göğüs dekolteli kıyafeti, Lady Gaga’nın sahnedeki performansını okumak, bir pazartesi günü içimi açtı. 88. Oscar törenleriyle ilgili beni en sevindiren sonuç ise Spotlight filminin En İyi Film ve En İyi Özgün Senaryo dalında ödül alması idi. Tesadüfen kasım ayında seyahatte bulunduğum sırada tam da şehrinde seyrettiğim filmin gerçek olaylarla dayandığını bildiğimden, film bittiğinde yanımdaki arkadaşıma “Bu film Oscar almalı” dediğimi hatırlıyorum. Spotlight’ın ödül olmasına çok şaşıranlar olduysa da, filmde konu edilen cinsel taciz davalarını ve tüm engellere rağmen bu davaları korkusuzca sahiplenip çözen Boston Globe gazetecilerinin gerçek hikâyesini anlatan filmi görmenizi tavsiye ederim. 

***

Artık yıllar hakkında dört yılda bir 366 gün olmasının dışında öğrendiğim komik bir gelenek ise; sadece 29 Şubat gün kadınların evlenmek istedikleri erkeğe evlilik teklif etmesi. Günümüzde çok demode bulunsa da, 29 Şubat’ta nadiren de olsa Amerika’da bazı kadınlar sevdikleri erkeğe evlenme teklif ediyor. Bir İrlanda geleneğine göre Aziz Patrik’in sadece artık günde kadınlara verdiği müsaade sayesinde, böyle bir gelenek ortaya çıkmış. Aziz Patrik’in 461 yılında vefat ettiği düşünülürse, bu olaya biraz şüpheli yaklaşılabilir. Artık yıl, artık gün olsun olmasın, artık bugün erkeklere yine de tavsiyem, bari bu işi de kadınlara bırakmamaları…

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın