Flaş flaş flaş! Son dakika

Ayda bir köşe yazısı yazacaktım ama Plüton sever olup olmamanıza bağlı olarak 10. ya da 9. gezegenin bulunmasını acilen yazmam icap etti. Acil derken buluştan iki hafta geçti, fakat söz konusu kozmoloji olunca, zaman siyaset gündemine göre daha bir yavaş geçtiğinden keşif hâlâ güncelliğinin doruğunda. Interstellar filminde astronotların kara deliğe yakın bir gezegende geçirdikleri bir saatin dünyada geçirilen yedi yıla eşit olduğunu hatırlarsınız. Kozmoloji ve siyaseti de böyle düşünün. Sonuç olarak bugüne kadar yazılı basında kimsenin atamadığı başlığı Einstein’dan aldığım yetkiyle atıyorum.

Yeni bir gezegenin bulunmasının heyecanını yaşayanlar, sözüm size… Aklınıza bilim insanlarının kocaman bir teleskoptan bakarken bir gezegen buldukları gelmesin. Kendileri milyonlarca datanın geçtiği sıkıcı bir bilgisayar ekranına bakıyordu.

Başka gezegenlerde hayat olup olmadığı sorusuna yanıt arayanlar çok uzaktaki gezegenleri en güçlü teleskoplarla bile göremez. Bunun sebebi gezegenlerden yayılan ışığın çok az oluşu ve yörüngesinde döndükleri yıldızların kendilerinden milyonlarca kat parlak olduğu için görülmelerini iyice zorlaştırmaları.

Yine de bazı matematiksel hesaplarla gezegenler keşfediliyor. Güneşinin önünden transit geçen bir gezegen onun ışığında düzenli kısılmalara neden olacaktır veya söz konusu  gezegen güneşine çok yakınsa o kadar ısınacaktır ki, güneş olması gerekenden daha parlak olacakır. Yıldızların parlaklıklarındaki bu değişim ince bir şekilde ölçülebilir ve sebebi gezegenlere bağlanabilir. Diğer iki yöntem ise yerçekiminin müthiş etkisi. İlkokulda öğrendiğimizin tersine yıldızlar sabit değildir, galaksilerle döndükleri gerçeği bir kenara, merkezinden de büyük gezegenlerin yerçekiminden dolayı kayarlar. Eğer yıldız merkezinden kayıyorsa, orada görmediğiniz bir gezegen var demektir. Diğer yöntem yine Einstein’ın buluşlarından. İki yıldız arka arkaya sıralandığında arkadaki yıldızın görüntüsü bozulmaya uğrar, yay gibi bükülür. Bu bozulma olması gerekenden fazla ise öndeki yıldızın yer çekimine ek olarak bir de çevresinde dönen gezegenin yer çekimi var demektir. Son teknik de doğrudan teleskopla görmek tabi şanslıysanız.

20 Ocak’ta keşfedildiği iddia edilen Gezegen X, güneşimizin etrafında dönüyor. Bilgisayarda bakılması gereken, kütlesi büyükçe cisimler yüzünden yörüngelerinden sapmış veya tesadüf olamayacak şekilde düzenli bir yörüngeye oturmuş küçük cisimler. Yerçekimi bayanlar ve baylar, evrenin her yerinde geçerli inanılmaz bir anahtar. Yine Interstellar’ı anmadan geçmiyoruz.

Gezegen X, güneş sistemimizde yüz yıldır varlığından şüphelenilen bir gezegendi, çünkü Uranüs ve Neptün’ün yörüngelerinde beklenmedik düzensizlikler vardı. Hatta 1930’daki keşfiyle Plüton’un, bu bilinmeyen (X) gezegen olduğuna kanaat getirilmiş; fakat çok geçmeden Plüton gibi küçük bir gezegenin bu etkiyi yaratamayacağından yola çıkılarak, esas Gezegen X’i arama çabaları devam etmişti. 1990’da ise Uranüs ve Neptün’ün aslında anormallik göstermediği Voyager 2 uzay aracı tarafından tespit edildi.

Plüton’un, oldukça eliptik yörüngesinde (diğer sekiz gezegeninki çok daha yuvarlak) ona çok benzeyen, on binlerce başka cisimle döndüğü keşfedilince, 2006’da Plüton’un gezegen ünvanı cüceye düşürüldü. Buna ön ayak olan, Plüton’dan daha fazla kütleli Eris’i bulan Mike Brown’du.

İki hafta önce, Neptün’ün ötesinde altı gökcisminin garip bir şekilde yan yana geldiği ve güneşin çevresinde muntazam bir elips yörüngede döndüğü fark edildi. Bunu, Dünya’nın 10 katı kütlesinde, Dünya’nın güneşe olan mesafesinden 200 kat ila 1200 kat daha uzak eliptik yörüngede, 15 ila 20 bin senede güneşimizi dönen bir gezegen açıklayabilirdi hem de 15.000’de bir yanılma payıyla. Kısacası Gezegen X gözle değil matematikle bulundu. Peki, kim buldu dersiniz? Plüton’u öldüren adamdan başkası değil. Kendisi dokuzuncu gezegeni elimizden aldı almasına ama on yıl sonra iade etmiş görünüyor. Mike Brown yardımcısı Konstantin Batygin ile Gezegen X’in güneş sisteminin bir ila on milyonuncu yaşında (bebekken) ortaya çıkıp sonra da dışarı atıldığını ancak güneşin yerçekiminden kurtulamadığını savunuyor. Aşırı derecede sönük olan gezegen, Hawai’deki Japon yapımı Subaru teleskobuyla beş yıl boyunca taranacak. Koca gökyüzünde bulunana kadar dokuzuncu gezegenimiz maalesef güçlü de olsa bir hipotez olarak kalacak ama bilim dünyasında beş yıl nedir ki, beş dakikada geçer. 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın