Pink Ladies sizi sofrasına çağırıyor

Yemek yapmayı çok seven, yedi arkadaş ‘geçmişlerini kutlamak, geleceklerine bir hediye vermek’ için Cookbook adını verdikleri bir yemek kitabı çıkarıyorlar.

Fotoğraflar: Betty Mazalto

 

Yemek yapmayı çok seven, yedi arkadaş ‘geçmişlerini kutlamak,  geleceklerine bir hediye vermek’ için Cookbook adını verdikleri bir yemek kitabı çıkarıyorlar. Kitabı, henüz 12 yaşında kendilerine taktıkları Pink Ladies adıyla imzalıyorlar. Birinci kitap başarılı olunca ikinci kitap da takip ediyor. Onları farklı kılan, tariflerine kelimesi kelimesine uyulduğunda kitaptaki o mükemmel görüntülerin aynısını elde etme garantisi vermeleri. Hayranlık duyduğum nokta ise, yedi kişinin nasıl bu işin altından kalktıkları… Üstelik de bir mutfak iki kadın için bile darken. Bir röportajda değil de, 25 yıldır devam eden geleneksel arkadaş buluşmalarından birindeyim adeta. Bu, neşeli bir sohbete, kahkahalara da dâhil olmak anlamına geliyor ama daha önemlisi ziyafete de! 

 Pembe'nin 'yedi tonu'

Kalemiyle harikalar yaratan, espri ve kahkaha makinesi, bir çocuk annesi, moda ve makyaj gurusu, detaylı notlarıyla her derde deva, yemek kurslarının gediklisi, tarif yaratma ustası, kitap kurdu, Şalom yazarı RAKELA PALOMBO

Sağlıklı yaşam gurusu, derneklerin gülü, kinoa, chia ve her türlü tohumun koruyucusu, iki çocuk annesi, dans deyince akan sular duran spor aşığı, yemek süsleme ve servis becerisiyle örnek TANYA YANNİ

Yemek kitabına yakışmayacak kadar zayıf, üç oğlan annesi gücünde, lezzetli sofralarla ruhun daha çok beslendiğine inanan, sabırlı ve ilk kitabın arkasındaki yemek tablolarının ressamı DALYA VALANSİ

Yemek deneme makinesi, organizatörlerin şahı, davetlerin sahibesi, gruptaki ilk ve en deneyimli anne, ilk aranacak, iki çılgın çocukla eğlenceli hikâyeleri sonsuz, karlar ve kekler kraliçesi, taze iş kadını LİANA ALTARAS

Özel günlerdeki sofraların vazgeçilmez ev sahibesi, yardımsever, detaylarla yaşayan, iki çocuk annesi ve bütün bunları bir de profesyonel iş hayatıyla birleştiren uzman jonglör SEVİM İNAÇ

Her iki kitapta bol övgü toplayan yemek fotoğraflarımızı çeken, sanatçı ruhlu, iki kız annesi, teknoloji, fotoğrafçılık, grafik tasarım meraklısı, mükemmeliyetçiliğiyle müthiş işler başaran, yeniden öğrenci ve sonsuz çıtır DORİS MANO

Dünyanın en pozitif insani, kocaman kalpli, sofraları dolu, sakin görünümlü enerji bombası, iki çocuk annesi, hayat öğreneni, zumba öğretmeni AYLİN BARBUT

 

 Pink Ladies tek bir birey olsaydı onu nasıl bir yemek kitabı yazarı olarak tanıtırdınız?

Rakela: Neşeli

Liana: Araştırmacı

Aylin: Enerjik

Tanya: Hafif

Doris: Modern

Dalya: Pratik

Sevim: Sonuç odaklı

 Cookbook yemek kitaplarının çıkış hikâyesini merak ediyorum. Yürekleri ısıtan bir dostluk hikâyesi var altında değil mi?

Rakela: Hepimiz 1976 doğumluyuz ve 12 yaşından beri arkadaşız. Her cuma öğlen buluşup birbirimize özenli ve şık sofralar hazırlıyorduk. Ayrıca her defasında para topluyorduk belki bir seyahate çıkarız diye. Bu arada yemek hazırlamaya düşkünlüğümüzü bilenler bizi arayıp akşama ne yapsam diye fikir alıyordu. Hazır paramız da varken ve tam dostluğumuzun25. yılını kutlarken bir yemek kitabı çıkaralım dedik. 2012’deki ilk kitabımızı bize bol bol kobaylık yapan annelerimize, eşlerimize ve çocuklarımıza ithaf ettik. İkinci kitabı çıkarmamız birinci kitaptaki tariflerin hepsini bitirdiklerini söyleyen çevremizin talebi üzerine oldu.

 Pink Ladies ismi nereden geliyor?

Doris: Küçükken sürekli Grease filmini seyrederdik ve ta o zamandan grubumuza filmde geçen Pink Ladies ismini takmıştık. Kitaba da bir an bile düşünmeden kendi grubumuzun adını koyduk.

 Ortakla iş yapmanın ne denli zor olduğu bilinir. Siz tam yedi ortak bunu nasıl artıya döndürdünüz?

Dalya: Güzel bir işbölümü yaptığımız için başarılı olduk, iyi bir sinerji yakaladık. Tartışmalar olmadı değil ama hepsi gülerek sonlanır bizde. Birbirimizin karakterini çok iyi biliriz. İş arkadaşı olunca huylar değişmiyor. Ama yaşla alttan almayı da öğrendik.

Aylin: Bizim temelimiz sağlam. Kitabı çıkarmak için toplanmadık. Daha fazla toplanmak için kitap çıkardık aslında. Sonra da bu görev için büyük özveri gösterdik. Disiplini elden bırakmadık. Üretken olmanın tatmin duygusuyla ve müthiş bir istekle hedefimize dört elle sarıldık.

Rakela: Her birimiz farklıyız ama birbirimize sevgimiz, bağlılığımız ortak. Otuz yıla yakın bir süredir beraber gülüyor ve mümkünse hiçbirimizin ağlamaması için elimizden geleni yapıyoruz. Biz hep güzel sofralarda bir araya geldik ve aslında sadece bunu paylaşmak istedik.

 Yemekleriniz kime hitap ediyor?

Tanya: Davet menüsünden tutun günlük ailece yenebilecek menülere kadar her şey var. Malzemeleriniz hazırsa 2-3 saat içinde sıfırdan komple bir sofra hazırlayabilirsiniz.

 Nedir sizin kitabınızı diğer yemek kitaplarından farklı kılan?

Liana: Her şeyden önce kolay anlaşılabilir bir kitap. Tariflere harfiyen uyulması koşuluyla resimlerdeki birebir görüntüyü ve lezzeti yakalayabiliyorsunuz. Biz bu kitabı çıkarırken cuma geleneğimizi değiştirmedik, tek farkı hazırladığımız yemekleri yemeden önce Doris’in fotoğraflamasıydı. Normal yemek kitaplarında yabancı maddeler, spreyler, diri dursun diye pişmemiş kullanılan malzemeler olur. Bizim kitabımızda resmini gördüğünüz yemekler yarım saat sonra tarafımızdan afiyetle tüketildi.

 Tariflerinizde nereden ilham alıyorsunuz?

Sevim: Hepimizin farklı tarzları var. Birimiz farklı restoranlara gidip oradan ilham alıp kendi tariflerini yaratır. Mesela Rakela direk kafasından tarif yazıyor. Ben üç dört yemeğin tarifini karıştırmayı severim. Yurtdışı seyahatlerden etkilenip, kendimizden de bir şeyler katarak deneme yanılma yoluyla oluşturduğumuz tarifler var. Bazen de moda olan bir malzemeden yola çıkıp -örneğin kinoa- bununla ne yapabiliriz diye kafa yoruyoruz. Yabancı yemek kitapları ve programlar da ilham veriyor.

 Bazı yemekler öyle bir havalı sunulur ki görünürde hazırlaması aşırı zor görünür hâlbuki çok pratiktir. Var mı böyle tarifler kitabınızda?

Aylin: Tariflerimizin yarıdan fazlası öyle. Çok beceri gerektirmeyen 15 dakikada hazırlayabileceğin yemekler var. Kitaplarımızın misyonu bu gibi.

 Kitabınızda en iddialı olduğunu düşündüğünüz yemek kategorisi hangisi?

Liana: Tatlılar ve salatalar.

 Kitabınızda en öne çıkan üç malzemeyi sorsam?

Sevim: Enginar, nar, file badem.

Ekibinizde belli yemek kategorilerinde öne çıkan var mı yoksa herkesin her yemekte tuzu var mı biraz?

Doris: Aslında ayrı ayrı uzmanlaştık. Tatlı ve keklerde Rakela çok iyidir. Çorba ve tartlarda Dalya. Kinoa deyince akla Tanya gelir ve Liana da Tanya gibi fit ve hafif tariflerde öne çıkar. Kestane ve enginar deyince Sevim harikalar yaratır. Aylin etlerde ve tavukta. Bendeniz salatalarda. Orkestra tanıtır gibi oldu biraz.

 Yemek yaparken olmazsa olmaz diyeceğiniz birer ipucu alabilir miyim herkesten teker teker, şöyle hayatımızı kolaylaştıracak cinsten?

Liana: Önden ısınmış fırın.

Tanya: Domatesin kabuğunu rahat soyabilmek için beş dakika kaynar suda bırakın, hemen arkasından buzlu suya koyun.

Dalya: Bir yemeği bitirince tezgâhı kesin temizlerim.

Sevim: Yemeği hazırlamadan evvel gerekli malzemelerin hepsi tezgâhta bulunmalı.

Doris: Kek yaparken ortası boş olan ‘annemin kek kalıbı’ markasından şaşmayın, en iyi o kabartır.

Rakela: Tatlıların aşağı yukarı hepsi buzdolabında bir gün bekletildikten sonra daha güzel olur.

Aylin: Etler ve balıklar fırında kurutulmamalı, hele ikinci kez kesin fırına verilmemeli.

 Son dakika misafir geldi. Ne sunabiliriz?

Doris: Tabi ki buzluğunuza önceden koyduğunuz biscottiler, tartlar, tiramisulu dondurma, börekler ve medarı iftiharımız rokoko. Çekinmeden bunları çözüp misafire taze lezzetinde sunabilirsiniz.

 Annem, kayınvalidem veya büyüklerimiz alınmasın ama biz okuyucular için modifiye bir geleneksel Şabat sofrası hazırlayabilir misiniz?

Başlangıç: Kabak noodle salata, kinoalı enginar, patlıcanlı baklava, renkli biberli levrek.

Ana yemek: Patates çemberinde ıspanak püresi, şaraplı pala eti, sebzeli paella.

Tatlı: Kıtır hamurlu elma, acı bademli şeftali.

 Kitabınızdaki yemekler harika görünüyor. Herkesin sizin kadar marifetli olmadığını düşünürsek catering gibi bir hizmet vermeyi düşünür müsünüz ileride?

Sevim: Çok teklif geldi ama işin içinden çıkamadık. Yedi kişi kitap çıkarırken organize olmak kolay ancak catering de o uyumu yakalamak zor.

 İleriki projelerinizden bahsedebilir misiniz?

Dalya: ‘Best of’ bir kitap çıkabiliriz. Bir de kitaplarımızdaki tariflerimizi gösterdiğimiz youtube videoları yayınlamayı aklımızdan geçiriyoruz.

 Kitabınızı nasıl edinebiliriz?

Rakela: Sosyal medyadan bizimle irtibat kurabilirsiniz. Facebook ve Instagram’da pinkladiescookbook hesaplarımız oldukça renkli ve aktif. Kitaplarımızda olmayan tarifler de veriyoruz.  Bazen malzeme odaklı gidiyoruz o zaman takipçilerimizin aklına gelmeyen yepyeni yemekler yapması için ilham verebiliyoruz. Hatta tadını sevmedikleri malzemeleri bile sunduğumuz alternatiflerle çekici hale getirebildiğimize dair geri dönüşler alıyoruz. Bilhassa çocuklar için çok yararlı olabiliyor.

 

Yedi kişinin hep bir ağızdan konuştuğu röportajın ses kaydını çözmek takdir edersiniz pek kolay olmadı. Fakat bu bölüm kendi içinde ayrı bir mücadele gerektirdi. Nedeni arka arkaya patlayan espriler ve bitmek bilmeyen kahkahalardı. Zaten tüm sohbet müthiş bir enerji içinde geçmiş, bir yandan da Betty Mazalto’nun usta deklanşörüne verilen rengârenk pozlarla grup iyice şenlenmişti. Cookbook kitabının önsözünde şöyle diyor: “Arzu ederseniz bir cuma bekleriz, biz yıllardır yaptığımız gibi içimizden birinin evinde toplanmış olacağız.” Söylediklerinin arkasında duran bir grup bu; işte bir cuma ve beni harika bir şekilde ağırladılar. 

 Nouvelle cuisine, fine dining, füzyon derken salatada şeftali, tatlıda acı kırmızıbibere alıştık. Sizin “yok artık bu da olmaz” dediğiniz fakat deneyince de “eureka” diye bağırdığınız alışılagelmedik bir reçeteniz var mı?

Tanya: Kırmızı pancarlı kek! Hayatınızda hiç yediniz mi? Liana ve ben yeni şeyler denemede pek cesuruzdur. Bizim İzmir şubemiz gibi çalışan, can dostumuz Sibel, kırmızı pancarlı bol çikolatalı bir kek yediğini ve bayıldığını söyledi. Sağlıklı yemek takıntım olduğundan hemen deneme heyecanına girdim. İnternetten bir şeyler okudum, tarifleri değiştirdim ve sonunda kendim bile denemeden keki kızlara götürdüm. Heyecanıyla kuruldan geçmesi için dua ediyordum. İlk tepkiler çok önemli derken Rakela çatalı ağzına götürdüğü gibi resmen tükürdü.

 Tam bir hüsran mı oldu yani?

Tanya: Daha ilk zamanlarımızdı. O günden bugüne ağız tadımız, zevkimiz gelişti. Belki yine deneriz.

Aylin: Unut bence bunu Tanya. Bu kombin olmamış olabilir ama gurur duyduğumuz bir pasifloralı kekimiz var.

 Çok iyi buluş! Kim için olduğunu sormayayım.

Aylin: Herkesin sakinleşmesi için. Pasiflora meyvesiyle yapılan bir kek bu, yani eczanedeki pasiflora şurubu değil. Gerçi şurubu da meyvenin özünden yapılıyor. Ama meyvenin tanesinin 15-20 lira olduğu ve en az altı tane kullanılması gerektiği düşünülünce en iyi buluşumuz olduğunu söyleyemeyiz.

Liana: Sabahları eşinize işe gitmeden önce yedirebilirsiniz, çocuklara da okuldan dönüşte. Kendiniz de yiyin tabi, garanti ediyorum sakinleşeceksiniz. Faydasını görün.

 Peki hem başarılı hem de kitapta sükse yaratmış bir kombinasyonunuz var mı diye sorayım o zaman.

Tanya: Kinoalı köfte. Kinoanın genelde salatalarda kullanılmasına alışılmış. Deneyin, çocuklar da bayılıyor. Tamamen bizim tarifimiz, somonla yapılıyor.

Dalya: Levrekten Urfa kebap muazzamdır. Bir de Beluga mercimekli salata. Sayfa 89, açıp bakabilirsin.

Bu noktada kızararak ikinci kitaplarının bende olmadığını söylemek zorunda kalıyorum ama beni ayıplamak bir yana tek tek imzalı kitap hediye ediyorlar bana. Şalom hayatımın en neşeli, en lezzetli ve ilk armağanlı röportajına imza atmış bulunuyorum. Bu pespembe marifetli kadınların da sizlere bereketli sofralar dileğini iletiyorum.

 

İLGİLİ HABERLER

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın