Gri’ye bile razıyız

Lahana gibi giyinip sokağa çıkmaya başladık. Sabah erken saatlerde çıkıp gece geç vakitlerde eve dönüyorsanız tedbirli olmak durumundasınız. Yağmur ara ara hızlanmaya başladı. Yağmurun sesini en çok gece uykuya dalarken dinlemeyi severim. Sanki akan sular zihinlerdeki kirlilikleri de yok edecek ve biz ertesi gün tertemiz bir dünyaya kavuşacağız zannına kapılırım. Keşke rüyalar gerçek olsa…

Uzun bir aradan sonra, tekrar ekran başındayım. Gündemin dışında kalmak mümkün değil. Türk medyasının dışında yabancı yayınları da takip ediyorum. İnternet son zamanlarda neden yavaşladı?

Normalde insanlar konuşa konuşa anlaşır. Seçenekleri tek doğruya indirgemek zor olmasa gerek. Oysa hep çıkmaz sokaklarda dolaşıyoruz. İğneyi başkasına batırmadan, çuvaldızı kendimize batıralım. Şöyle ki güneyin veya başka yerlerin cazibesine kapılarak 29 Ekim’i uzatmalı bir tatil gibi düşünmeyelim. 1 Kasım Pazar günü Türkiye genelinde erken seçimler için oy kullanacağız. Sudan bahanelerle, ‘adam sendecilik’ yanılgısına düşmeyelim.

***

İlginçtir ortamın gri bulutlarla çevrili olduğu böylesi durumlarda, sihirli bir dokunuşla sanatın yedi dalı birbirinden değişik sunumlarla puslu havayı renklendirir.

İzzet Keribar’ın Işık Lisesi Sanat Galerisinde fotoğrafla grafik tasarımının karışımı olan ‘Millennium’ sergisi izleyenleri hayranlık içinde bıraktı. Uzatılmadıysa sergi 11 Ekim’de sona erecekti. Bir başka dünyada buldum kendimi. Odalardan biri, ‘Doğu’yu yansıtırken, diğeri ‘Batı’yı temsil ediyordu sanki. Fotoğrafların ebatları oldukça büyüktü. İlgilendiğimi fark eden yönetici, resimleri iş yeri için mi, yoksa ev için mi düşündüğümü sordu. “Beğendiğiniz varsa, istediğiniz boyutlarda küçültebiliriz” dedi. O günden beri aklım ‘Millennium’ serisinde.

Yaz sonunda Büyükada’da başlayan Bienal, her nedense şimdilerde daha çok rağbet görüyor. Sonbahar’da Ada’ya gitmek, sararmış yaprakların üstünde yürümek daha otantik sanki…

İstanbul Modern ve Sabancı Müzesi farklı konseptlerde bir renk cümbüşüne kapılarını açtı. Her iki mekânı gezdikten sonra oturup izleyebileceğiniz, ruhunuzu dinlendirebileceğiniz şehir manzarası, kişiyi her türlü çirkinlikten arındırıyor.

Tiyatrolar, sinemalar, dinletiler hızlı bir tempoda sanatseverlere kapılarını açtı.

***

Yaklaşık her sokakta akordeon çalarak günü kurtarmaya çalışan göçmenler ve yaklaşık her sokakta bebeğiyle yerde oturup dilenen Suriyeliler var. Çocukların bu sektöre alet edilmesi her zaman beni çileden çıkartmıştır.

Bu güzel şehir son zamanlarda çok siyah ve çok beyaz. Oysa biz ‘gri’ye razıydık.

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın