Gazze ambargosu gerçeği

Hamas’ın Gazze’de iktidarı ele geçirmesinden sonra başlatılan ambargo ve özellikle geçen yılki Gazze-İsrail çatışmasının ardından Gazze’de halk işsizlik ve fakirlikle boğuşuyor. İnsani bir kriz yaşanan Gazze’de tüm suç medyada yansıtıldığı gibi İsrail’in mi? Deniz ve kara ablukasını Gazze’nin silahlanmasını engellemek amacıyla koymak durumunda kalan İsrail, Gazze’den atılan roketlerle orantılı olarak kısıtlamalarını gevşetiyor veya sıkılaştırıyor. Son aylarda umut verici gelişmeler olduğunu söylemek mümkün, peki bunlar yarına taşınabilecek mi?

DÜNÜ

1 Eylül 2005’de İsrail ordusunun Gazze’den tek taraflı çekilmesinin ardından Filistinlilerin, Gazze ve Batı Şeria arasında serbestçe hareket etmesi ve dış ticaret faaliyetlerinde bulunabilmesi için İsrail ile Filistin Yönetimi arasında ‘Dolaşım ve Erişim Anlaşması’ imzalandı. Filistinlilere ilk kez kendi sınırlarını kontrol etme hakkı tanıyan bu anlaşmada, bir limanın inşaası ve havaalanı için görüşmelerin başlaması dahi bulunuyordu. Fakat 2006 yılında Gazze’de seçimleri kazanan Hamas’ın İsrail Devleti’ni tanımayı, eski anlaşmalara bağlı kalmayı ve şiddeti durdurmayı kabul etmemesi üzerine ekonomik yaptırımlara başvuruldu. Yaptırımlar yalnızca İsrail tarafından değil, Ortadoğu Dörtlüsü’nü oluşturan ABD, BM, AB ve Rusya tarafından da uygulandı. 2007’ye gelindiğinde Hamas, Gazze’nin tüm yönetimini ele geçirip, El Fetih’i topraklarından tamamen çıkarttı. İsrail, Hamas’ın fırlattığı füze ve uzun menzilli roketlerin, deniz yolu ve tünellerden ulaştırıldığını dünyaya kanıtladı. Ardından, İsrail ve aynı zamanda Mısır, kamuoyunda meşruiyeti çokça tartışılan kara ablukasını yürürlüğe soktu. İsrail, Gazze’ye gelen tüm insani yardım malzemelerini Karni, Kerem Şalom, Erez ve Sufa sınır kapılarında güvenlik kontrolünden geçirmeye başladı. Mısır’ın Refah sınır kapısında bu görevi Filistin Yönetimi güvenlik güçleri ve AB sınır yardım ekibi üstlendi. Girişine izin verilmeyen mallar içinde kaçakçılık tünelleri yapımında kullanılmasını önlemek için zaman zaman inşaat malzemeleri bulunuyor, bu da çatışmalarda yıkılan evlerin onarılmasını güçleştiriyor. Silah yapımında da kullanılabilecek, örneğin çeliğinden faydalanabilecek konserve kutuları gibi çift kullanımlı malzemelerin yasaklandığı dönemler oluyor. İsraillilerin üzerine atılan roketlerin yoğunluğu arttıkça ambargo sıkılaştırılıyor. Sessizlik hâkimken ise yardım malzemeleri çeşitlenmeye başlıyor, giriş-çıkış yapma izinleri arttırılıyor. 2010 yılının başında İsrail’deki insan hakları grubu Gisha, İsrail Devletini blokajın detaylarını açıklamak üzere dava etti. Örneğin tarçının girişine izin verilirken, kişnişe neden izin verilmediğine dair cevaplar arayan uluslararası kamuoyu beklediği cevapları alamadı. İsrail özetle Hamas’la silahlı çatışmalarda halkının güvenliğini korumada ana direğin blokaj olduğu ve detayların açıklanmasının ulusal güvenlik ve yabancı devletlerle ilişkiler açısından zararlı olacağı şeklinde ifade verdi.

İsrail deniz ablukasını 2009’da, kara ablukasından daha sonra yürürlüğe koydu. Kara ablukasından farklı olarak İsrail, deniz ablukasında sıkı politikasını hiç değiştirmedi ve Gazze’ye silah taşımakta olan gemileri durdurabilmek adına deniz ambargosunu yasal bir temele oturtabildi. On Türk vatandaşının hayatını kaybettiği 2010 Mavi Marmara olayı ile ilgili olarak BM soruşturma komisyonunun sunduğu Palmer raporunda ‘Gazze’ye uygulanan deniz ablukası meşrudur’ denildi. Deniz ablukasının kaldırılmasına karşı çıkanlar arasında Hamas’ın güçlenmesini istemeyen Filistin Yönetimi ve Mısır da bulunuyordu. Bir yılı aşkın süre sonra açıklanan bu rapor bir kenara, olayın ertesi günü Mısır, Refah Kapısını insanların geçişine açtı ve üç hafta sonra İsrail Güvenlik Kabinesi Gazze’ye askeri olmayan her tür malın girişine izin verileceğini açıkladı. Filistin Yönetimi’nin onayladığı okul, hastane, altyapı sistemlerinin inşaatında kullanılacak yapı malzemelerinin girişi dâhil olmak üzere gevşetilen kara ablukası Mavi Marmara olayının Gazze için en büyük kazanımlarından biri oldu. Bu, belli başlı BM kuruluşlarını Gazze halkının kolektif bir biçimde cezalandırıldığını söylemekten alıkoyamadı.

Gazze’de tüketilen likid yakıtın hepsini, elektriğin yarısını ve elektrik santralinde kullanılan dizel yakıtının tamamını İsrail ücretsiz olarak sağlıyor. İsrail ve Filistin Yönetimi yapılan bu yardımların çoğu zaman Hamas tarafından medyada kıtlık propagandası amaçlı ya da silah ve tünel yapımında kullanılmak üzere halktan çalındığını belirtiyor.

2013’te İsrail yapı malzemelerindeki kısıtlamaları daha da gevşetti. Fakat buna rağmen Gazzelilerin insani şartları kötülemeye devam etti. Buradaki tezat Mısır’ın Gazze’ye açılan tünelleri yıkmasından kaynaklandı. Gıda fiyatları arttı, tünellerin yapımında ve işleyişinde çalışanların işi son bulduğu için istihdamda müthiş bir gerileme oldu. Gözler İsrail’in üstünde olsa da Mısır, Temmuz 2013’ten beri çoğunlukla kapalı tuttuğu Refah Sınır Kapısıyla Gazze halkını daha sert bir ablukaya maruz bıraktı.

İsrail, Mısır’ın aksine hem kendi ülkesinden hem de dünyanın dört bir tarafından gelen insani yardım kamyonlarının girişini roketlerin en yoğun olduğu zamanda bile aksatmadı. Tıbbi yardım ve ambulans bağışları yanında İsrail kendi hastanelerine Gazzeli hastaları tedavi etti.

 

BUGÜNÜ

İsrail hükümetinin Gazze ve Batı Şeria politikalarını yürütmekle görevli, COGAT (Coordinator of Government Activities in the Territories Unit) adındaki askeri kurum, büyük bir titizlikle ambargonun başından beri insani yardımların Gazze’ye girişini kontrol ediyor, ticari ilişkileri, eğitim, sağlık ve konut gibi altyapı çalışmalarını organize ediyor. COGAT’ın internet sitesinde (cogat.idf.il) Gazze’den İsrail’e Erez Kapısından giriş yapan kişi sayısı, Kerem Şalom Kapısından giren kamyon sayısı ve gıda tonajı detaylarıyla günlük olarak raporlanıyor. Bugün kapılardan girenler, işadamları, mütahitler, hastalar, öğrenciler, Cuma namazı kılmak üzere Kudüs’e geçenler olmak üzere, günde 1.200’i buluyor. Kerem Şalom’a yapılan milyonlarca dolar yatırım sayesinde günde 20 bin tona kadar malzeme 650 kamyon ile Gazze’ye taşınıyor. Gazzeliler, Aşdod ve Hayfa Limanları ile Ben Gurion Havaalanını mallarını ihraç etmek için kullanabiliyor. Geçen ekim ayından beri Gazze’den 3.700 ton tarım, tekstil ve mobilya ürünü Batı Şeria’ya, İsrail’e ve dünyanın başka yerlerine ihraç edildi. Karni Sanayi Bölgesinde bir Coca-Cola fabrikası kuruldu. Ayrıca acil tibbi müdahale gerektirmeyen hastaların girişine izin verilmeye başlandı. 500 doktor eğitim alması için Batı Şeria’ya yollandı. Balıkçılık bölgesi kıyıdan 10 km dışarıya kadar büyütüldü.

2014 Eylül’ünde Filistin hükümeti ile İsrail hükümeti arasında BM önderliğinde ‘Gazze’nin Yeniden İnşası Mekanizması’ (The Gaza Reconstruction Mechanism-GRM) adında geçici bir anlaşma imzalandı. Blokajın tamamen kaldırılması yönündeki bu adım uygulanabildiği takdirde Gazze’nin gecikmeler yaşanmadan yeniden inşaası, özel sektörün oluşması ve İsrail’in korktuğu çift kullanımlı malzemelerin tam kontrolü sağlanacak. Geçen yılki savaştan bugüne kadar GRM projeleri dâhil toplam 1,2 milyon ton çimento, çelik, çakıllı kum, cam ve benzeri inşaat malzemesi Gazze’ye girdi. Günde bin kadar inşaat işçisine Batı Şeria’dan Gazze’ye giriş izni çıkarıldı. Buna rağmen inşaatlarda beklenen ivme kazanılamadı. Savaşta yıkılan evler yeniden yapılamadı ve şu anda birçok Gazzeli mülteci kamplarında yaşamak durumunda. Bunun başlıca sebebi ekim ayında Mısır’daki konferansta 5,4 milyar dolarlık yardım yapacağına söz veren bağışçıların Hamas’ın tüneller yerine konutlar yapacağına güvenemedikleri gerekçesiyle parayı teslim etmemeleri. Örneğin Katar söz verdiği 1 milyar dolar yardımın 180 milyon dolarını doğrudan kendisi konut projesini yaparak Gazze’ye aktarabildi.

İsrail-Filistin Birlik Su Komitesi’nin aldığı bir kararla İsrail, Gazze’ye sağladığı yıllık 5 milyon metreküp su miktarını haziran ayından itibaren 10 milyon metrekübe çıkardı. Bu miktar Gazze’nin su tüketiminin yüzde 10’u. Batı Şeria’ya da yıllık 55 milyon metreküp su satan İsrail’e Filistin Yönetimi, Gazze’nin payı için yılda 3 milyon dolar ödüyor.

29 Haziran’da deniz ambargosunu delmek üzere yola çıkan ve İsrailli Arap milletvekili Basel Ghattas ve Tunus eski Devlet Başkanı’nın da içinde bulunduğu İsveç bandıralı Marianne gemisinin İsrail deniz kuvvetleri tarafından Aşdod Limanına çekilmesi kamuoyunda çok da yankı uyandırmadı. 2009’da başlayan deniz ablukasından önce de hiçbir zaman mallar Gazze’ye deniz yoluyla gelmiyordu. Kaldı ki Gazze’de bu nitelikte bir liman hiç olmadı. BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon, son filo ile ilgili bu tarz ambargo delme faaliyetlerinin faydalı olmadığını söyledi ve İsrail’i yasal hakkı olan güvenliğini garantiye aldıktan sonra en kısa sürede tüm kısıtlamaları kaldırmaya çağırdı.

 İsrail Başbakanı Netanyahu'dan Marianne gemisine: “İsrail’e hoşgeldiniz, Suriye’ye gidecekken yolunuzu şaşırmış olmalısınız. Geçen yıl 1,6 milyon ton malın İsrail'e girişine izin verdik,  yani şu anda içinde bulunduğunuz geminin taşıyabileceği miktarın 500 bin katı.*


YARINI?

Şimdilik günde 600 kamyon kapasitede olan Kerem Şalom Kapısına yapılacak 10 milyon dolar yatırımla günlük kamyon geçiş sayısı bine çıkarılacak. Gazze’den İsrail’e yaya geçiş izinleri şimdikinin iki katına çıkarılacak. İşadamlarına ayrılan kota 3 binden 5 bine çıkarılacak.

Mısır’da yapılan bağış konferasından bu yana yüzde 27’lik bir oran teslim edildi ve bu para olduğu gibi inşaat projelerinde harcandı. Geri kalan paranın ulaşmasıyla 3,5 sene içinde Gazze’nin yeniden imarı mümkün olacak.

İsrail ordusunun üst düzey komutanları fakirlikle boğuşan bölgede yaşam standartlarını geliştirebilmek ve dolayısıyla yeni bir çatışma ortamının doğmasını engellemek için İsrail Savunma Bakanı Moşe Yaalon’a ambargonun gevşetilmesi çağrısında bulundu. Eğer Yaalon bu öneriyi gündeme getirir ve kabinenin onayını alırsa Erez kapısından çok daha fazla insan geçiş izni alabilecek ve Karni sınır kapısı da ticari malların girişi için açılacak. Binlerce Gazzelinin ambargo öncesinde olduğu gibi İsrail’in tarım alanlarında çalışması mümkün hale gelecek. Devlet Başkanı Reuven Rivlin’in “Gazze’nin rehabilitasyonu İsrail’in de çıkarınadır. Bunun tek şartı Gazze’nin İsrail saldırılarında üs olmayı bırakmasıdır” açıklaması gelecek için ümit vadediyor.

Ambargo tartışmalarında oyunu değiştiren bir başka gelişme ise IŞİD tehdidiyle yüz yüze gelen Mısır ve İsrail’in, Hamas’ı devirmek yerine, çevreleme politikasına yönelmesi. Resmi olarak IŞİD, Mısır’da ya da Gazze’de bulunmasa da, IŞİD’e bağlılık duyan örgütlerin ve sempatizanların sayısı tehlike sınırında. IŞİD, şeriatı yaymadığı için Hamas’ı devirmekle tehdit etti. En son Mısır’da yüze yakın kişinin öldürüldüğü saldırıları IŞİD’a yakın ‘Sina Devleti’ adlı örgüt üstlendi. Bunun üzerine yarımadada Mısır ile Hamas arasında istihbahrat işbirliği başladı ve akabinde Mısır yaptığı operasyonla 65 IŞİD militanını öldürdü. İsrail’e son günlerde atılan roketler de yine IŞİD kökenli gruplara ait. Hamas daha önce görülmemiş bir şekilde bu oluşumlarla mücadele ediyor.

Filistinli işadamları ve yabancı diplomatların uzun süreli bir ateşkes için İsrail ve Hamas arasında mesaj taşıdıkları yönünde duyumlar geliyor. Son olarak Gazze’den sorumlu Tümgeneral Sami Turgeman’ın İsrail ile Hamas’ın ortak çıkarları olduğunu söylemesi ve sağcı Bakan Naftali Bennett’ın “Gazze’de Hamas’ın varlığı gerçektir” sözü kayda değer. Hamas tarafından ise daha sıcak mesajlar geliyor. Halid Meşal'den sonra ikinci adam olarak bilinen Siyasi Büro Başkan Yardımcısı Musa Ebu Merzuk Facebook sayfasına “Msır’ın en yakın zamanda İsrail ile Hamas arasında yeniden uzlaştırıcı rolüne dönmesini diliyorum” yazdı.

Bu gelişmeler tabi ki Filistin Yönetimi lideri Mahmud Abbas’ı rahatsız ediyor. El Fetih ile Hamas arasında kurulan birlik hükümeti geçen ay dağıldı. İsrail’e saldırı planlayan yüzü aşkın Hamas militanını tutuklayan El Fetih ile Hamas arasında anlaşmazlıklar iyice su yüzüne çıktı.

2014 çatışmasının yarattığı büyük yıkım sonrasında, İsrail’in ve dünyanın birçok yerinden destek gören fikir Gazze’nin silahsızlanması karşılığında yeniden imarıydı. Fakat fikirden icraate geçilemedi. Hamas’ın gönüllü olarak silahlansızlanmaya yanaşmayacağı düşünülünce bunu yine İsrail’in Gazze’ye girerek yapması gerekir ki bu İsrail tarafından istenmeyen bir durum. Bu yüzden İsrail Hamas’ın, yeniden silahlanmasını önlemek yoluna giderek sıkı ekonomik kontroller uygulama yolunu seçti. Ancak İsrail her geçen gün güvenliği için Gazze’nin ekonomisini canlandırmak zorunda olduğunu bilincinde olarak kontrolü gevşetmeye çabalıyor. İsrail Hamas’ı fazla meşrulaştırmama ve Abbas’ı da fazla zayıflatmama dengesini yakalamaya çalışacak.

Kulislerde Netanyahu’nun iki devletli çözümü temel alan Arap barış insiyatifine yeşil ışık yakacağı ihtimali konuşuluyor. Gazze’nin yeniden inşası ve İsrail’de güvenliğin temini ancak güçlü bir Batı Şeria ile istikrarlı bir ilişki yürütülebilirse mümkün olacak. Filistin Yönetimi’nin idare edeceği imar süreciyle Gazze yeniden canlanabilir.

 

SON SÖZ

1,8 milyon nüfusunun yüzde 80’inin yardımlara bağımlı yaşadığı ve yetişkinlerde işsizliğin yüzde 45 gibi rekor seviyelerde seyrettiği Gazze gerçeği karşısında, bugün hâlâ Hamas’ın içinden ve dışından terörist grupların attıkları roketlerden canlarını kurtarmaya çalışan İsrailli halkın gerçeği var. Uluslararası arena İsrail’e tutumunu değiştirmesi yönünde baskı yaparken, İsrail güvenlikten asla ödün vermeme tavrını koruyor, Gazzeli halk ise durumundan İsrail’i suçladığı kadar olmasa da zaman zaman Hamas’ı, Filistin Yönetimini ve Mısır’ı da suçluyor. Bölgede yeni bir çatışmayla ambargonun sertleşmesi ya da tam tersi şiddettin azalmasıyla ambargonun gevşetilmesi ihtimalleri de masada. Bugün ümitli olmak için İsrail Milli Güvenlik Konseyi eski Başkan Yardımcısı Itamar Yaar’dan gelen ezber bozan ifadelere kulak kabartabililiriz: “Ekonomik yaptırımlarla Hamas’ı zayıflatma politikamız işe yaramadı. Politik tercihlerini beğenmesek de Filistinli halkı rehin tutamayacağımız gerçeğini artık kabullenmeliyiz.”

 

Kaynakça

http://www.globalpost.com/dispatch/news/afp/130506/key-facts-about-israels-blockade-gaza

http://blogs.telegraph.co.uk/news/alanjohnson/100280272/its-time-to-bust-the-israeli-blockade-led-to-hamas-rockets-myth/

http://mfa.gov.il/MFA/ForeignPolicy/Peace/Humanitarian/Pages/Reconstruction-in-Gaza-June-2015.aspx

http://news.bbc.co.uk/2/hi/middle_east/8654337.stm

http://edition.cnn.com/2015/06/02/middleeast/gaza-reconstruction/

http://fathomjournal.org/gaza-one-year-after-an-interview-with-elhanan-miller/

http://www.worldbank.org/content/dam/Worldbank/Feature%20Story/mena/WBandGaza/wbg-docs/wbg-ahlc-report-2014-eng.pdf

http://fathomjournal.org/gaza-symposium-is-reconstruction-for-demilitarisation-the-way-forward-8/

 

İLGİLİ HABERLER

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın