Kudüs duvarlarının Romalılar tarafından yıkılması: Şiva asar beTamuz - 5775 -2015

Yahudi takvimine göre Tamuz ayının 17’si, Yahudiler için çok acı bir dönemin başlangıcıdır. Kutsal Tapınak Bet Amikdaş’ın yıkılmasıyla sonuçlanan olaylar, bu tarihte başlar. Yahudi takvimi, neşeli bayramlar ve kutlamaların yanı sıra, unutulmaması gereken acı olayları ve ulusal yas günlerini de belirtir. Bu yıl 5 Temmuz Pazar günü, üç hafta sürecek olan hüzünlü bir döneme girilir. ‘Ben Ametzarim - kısıtlamalar arası’ olarak adlandırılan bu yas ve iç gözlem dönemi, bir oruç günüyle başlar: “Şiva Asar Be’Tamuz-17 Tamuz orucu” ve yine bir oruç günüyle sona erer: “Tişa Be’Av- 9 Av orucu”

Kudüs  duvarlarının Romalılar tarafından yıkılması: Şiva asar beTamuz -  5775 -2015

Yahudilerin kaderini günümüze kadar etkileyen trajik olayların anısına, 17 Tamuz günü Şiva Asar Betamuz orucu tutulur. Bu yıl 17 Tamuz Şabat’a geldiği için oruç bir gün sonra, 5 Temmuz Pazar günü tutulur.

17 Tamuz - Şiva Asar BeTamuz gününe damga vuran acı olaylar

Mişna’ya gore (sözlü Tora),Tamuz ayının 17’si, Yahudilerin tarihinde birçok felâkete sahne olur. Bu günde gerçekleşen acı olaylar:

1) Moşe Rabenu, Yahudi Halkı’nın altın buzağıya taptığını görünce, 10 Emir Tabletleri’ni kırar.

Yahudiler Mısır’dan çıktıktan yedi hafta sonra, Sina Dağı’nda, onlara 10 Emir’i söylemeye başlayan Tanrı’nın Yüce Varlığı ile karşı karşıya gelir (Şavuot). Halk, şahit olduğu bu İhtişam’ndan son derece korkar. Bunun üzerine, Moşe Rabenu’ya, Tanrı’nın Emirleri’ni, kendisinin teslim almasını ve halka da Moşe’nin bizzat anlatması için yalvarır. Bunun üzerine, Moşe Sina Dağı’nda, yazılı ve sözlü Tora’yı almak üzere Tanrı ile buluşur.

Kırk gün ve kırk gece sonunda, Moşe Rabenu, 10 Emir’in yazılı olduğu tabletleri alıp Sina Dağı’ndan indiğinde, halkın, kendilerine bir altın buzağı yapıp, ona taptıklarını görür ve 10 Emir Tabletleri’ni kırar.

Derin anlamı: Bu olayda asıl kırılan, Yahudi Halkı’nın Sina Dağı’nda Tora ve Tanrı ile aralarında gelişen özel bağları olur. Altın buzağı günahı sonucunda Sina’da Tanrı’nın Görkemi ile Yahudi halkı arasında oluşan benzersiz ve özel ilişki zayıflamaya başlar. Talmud'a göre, daha sonra Yahudilerin işlediği her günah, içinde Altın Buzağı günahının izinden bir parça barındırır.

2) Babillerin Yeruşalayim kuşatması sırasında, Kutsal Tapınak’ta sürekli yapılan kurbanlar-korban tamid, kurbanlık hayvan bulmanın imkânsızlığından dolayı durdurulur.

Derin anlamı: Gerek Sina Dağı’nda, gerek çöl yolculukları boyunca, gerek İsrail topraklarına yeni girildiğinde ve hatta düşman işgalleri sırasında bile her gün düzenli olarak yapılan bu kurbanlar, Yahudilere, günde iki kez, Tanrı ile bağlantılarının Tora kurallarına uymaları ve kendi uluslarıyla bütünleşmeleri ile mümkün olabileceğini hatırlatıyordu. Bu kurbanlar Yahudi milletine her gün, Tanrı’ya somut bir sunu yapma fırsatı veriyor ve böylece Tanrı ile olan özel bağlarının gerçek, anlamlı ve gözle görülür bir şekilde ifade edilmesini sağlıyordu.  Yeruşalayim’in kuşatılmasının sonucunda uygun hayvan bulunamadığından,  günlük kurbanın yapılamaması, Yahudilerin Tanrı ile olan benzersiz ilişkilerini ve bağlılıklarını da ciddi ölçüde zedeledi.

3) Kumandan Apostemos Kutsal Tora’yı yakar.

Romalıların işgali sırasında zalim kumandan Apostemos, İsrail halkının içinden Tora’yı koparıp atmak, kutsallığını aşağılamak adına alenen bir Tora’yı yakar.(Masehet Taanit 28b)

Derin anlamı: Tora ruloları, Tanrı’nın Kendi Halkı’na ilettiği bilgileri, açıklamaları, talimatları içerir. Bir Tora’nın gözler önünde alenen yakılması, Yahudi halkı ile Sina deneyimi arasındaki bağın çöküntüye uğramasını temsil eder.

4) Kutsal Tapınak’a put yerleştirerek Tapınağın kutsallığı murdar edilir.

Bilgili ve akıllı olduğu halde iyi bir namı olmayan Yahudi kral Menaşe, Tapınakta Kutsalların Kutsal’ına (Kodeş Akodaşim) bir put yerleştirir. (Krallar II 21:7, Mişna Taanit 4:6)

Derin anlamı: Sina Dağı’nda, geçmiş ve gelecek tüm Yahudiler, Tanrı’nın Sesi’nden, O’nun tek olduğunu ve ondan başka Tanrı olmadığını bizzat kendi kulaklarıyla duymuştu.

Tanrı ile ilişkimizin temeli, evrende hiçbir gücün Tanrı’dan bağımsız olarak var olamayacağı ve herhangi bir şeyin var olmasının, varlığının devam edebilmesinin, Tanrının İsteği’ne bağlı olduğu gerçeğine dayalıdır. On Emrin ilk ikisi de, Yahudi inancının bu temel prensibini vurgular.(Şemot 20:2-3)

Kral Menaşe, Tanrı’nın Tapınağı’nın en kutsal yerine bir put yerleştirdiği zaman, bu, direkt olarak tek Tanrı’lığa karşı yapılan bir saldırı niteliği taşır. Başka ulusların kendi putperest inançlarını Yahudi halkına kabul ettirmeye çalışmaları, çok şaşırtıcı bir durum değildir. Fakat Yeuda krallarından birinin, Tanrı’nın Tapınağı’na bir put yerleştirmesi, Yahudi ulusunun Sina Dağı’nda bizzat yaşayarak deneyimlemiş olduğu Tanrı ile özel bağlarının gittikçe parçalandığının açık bir göstergesidir.

5) Romalılar, üç yıl süren bir kuşatmadan sonra, Yeruşalayim’in surlarında gedik açmayı başarır. Bu olay sonucunda, tam üç hafta sonra, 9 Av-Tişa Beav’da II. Bet Amikdaş yıkılır.

Derin anlamı: M.Ö. 586 yıllarında Babil Kralı Nevuhadnetsar’ın ordusu aylar süren kuşatma sonucu, Yeruşalayim’in surlarında gedik açmayı başarır. Bu da, Yeruşalayim ve Bet Amikdaş’ın yıkılışına giden yolun başlangıcı olur.

II. Bet Amikdaş zamanında, Romalı General Titus, şehir sakinlerini açlık, hastalık ve türlü zorluklarla karşı karşıya bırakan aylar süren kuşatma sonucu Yeruşalayim’in surlarında gedik açar. Bu da II. Bet Amikdaş’ın yıkılışıyla sonuçlanır.(Arahin 11b)

Bu gedik, sadece gözle görülen fiziksel bir olay değildi. Yeruşalayim’in surları; ulusun bütünlüğünü, surlarda açılan gedik de ulusal ‘bir’likte oluşan gediği simgeliyordu. Yahudi halkı, Sina Dağı’nda Tora’yı almaya hazırlandığı zaman, tek ulus ‘tek kalp tek insan gibi’ydi.(Mehilta Midraşı 19:2) On Emri almanın önkoşulu da, bu ‘Bir’likti. Yeruşalayim surlarında, ulusal ‘bir’likte açılan gedik, Sina Dağı öğretilerinden daha da uzaklaşmayı temsil ediyordu.

Tamuz- görme ve

Av- konuşma gücü

Bene Yisahar, Tamuz ve Av aylarının anlamını tarif ederken, her birinin insanın belirli bir güçlü yanını veya duyusunu simgelediğini yazar. Tamuz ayı, görme duyusunun, Av ayı ise konuşma duyusunun gücünü temsil eder.

 Birkaç hafta önce okuduğumuz Şelah Leha peraşası, Tanrı’nın İsrailoğulları’na vaat ettiği toprakları araştırma niyetiyle Kenaan’a giren ve her kabilenin lider pozisyonundaki on iki casustan bahseder. Kalev ve Yeoşua harici diğer on casus, topraklar hakkında gerçeği yansıtmayan ve moral bozucu rapor verir ve tüm halk bunun üzerine ağlayarak(Tişa Beav’da) Mısır’daki günlerini özlemle anar. Bu noktaya kadar Tanrı’nın kendileri için yapmış olduğu tüm mucizeleri göz ardı ederek Tanrı’ya olan inancını apaçık şekilde kaybettiği görülen tüm Yahudi halkı cezalandırılır. (Casusların negatif raporuna inanmayıp Tanrı İnancına bağlı kalan Yahudi kadınları, bu cezadan muaf tutulur.)

Tamuz ayı, casusların Kenaan topraklarını araştırırken yoğun bir şekilde görme duyularını kullandıkları bir aydı. Bu topraklar hakkında görmeleri gereken her şeyi görmüşlerdi. Av ayında ise, Tamuz ayı boyunca tüm gördüklerini, konuşma duyularını kullanarak halka ileteceklerdi. Her iki ayda da casuslar bu duyularının gücünü iyiliğe yönelik kullanabilirlerdi. Kenaan topraklarında gördüklerini pozitif bir bakış açısıyla yorumlayabilir, Tanrı’nın yardımı ile Yahudi halkını bekleyen güzelliklerin kapısını açabilirlerdi. Buna karşın casuslar görme ve konuşma güçlerini kötüye kullanır, halkı yanlış yönlendiren ve umutsuzluğa sürükleyen bir rapor verir ve bu şekilde tüm İsrail halkının düşüşüne giden yolu başlatır. Bu düşüş de, Tamuz ve Av aylarının hüzünlü yapısını oluşturur.

Şiva Asar BeTamuz ile Tişa BeAv arasındaki üç hafta, bu iki ayın temsil ettiği güçleri tanımak ve hayatımızdaki işlevlerini anlamaya çalışmak için çok elverişli bir zamandır. Görme ve konuşma duyularımızın gücünü idrak edip, bunları tüm insanlığın yararına olacak, içimizdeki Tanrısallığı yansıtacak şekilde kullanmaya niyet edersek, casuslar ile başlayan acı dolu dönemi düzeltme yolunda ilk adımları atarak, bu iki ayın mutluluk ayları olarak kutlanacağı döneme yaklaşmış oluruz.

Binlerce yıl önce olmuş bitmiş olaylar için neden hala oruç tutuyoruz?

Rambam'a göre, oruç tutmanın amacı, kalpleri harekete geçirerek farkındalığı geliştirmek ve bu sayede kendi özüne, içindeki Tanrı’ya dönüşü sağlamaktır.

 Oruç günlerinde; neden böyle bir oruç günü olduğunu hatırlamak, anlamını kavramak ve bu oruç zamanını doğru amaç için, iç muhasebesi yapıp kendi özüne dönüş için kullanmak gerekir.

Talmud’a göre hepimiz, geçmiş nesillerde yaşanmış olan bu üzücü olayların sorumluluğunu paylaşıyoruz.

I.Bet Amikdaş’ın yıkılmasının sebeplerinin en önemlileri, o neslin Tora’daki mitsvaları yerine getirmemeleri; getirseler bile gereken şevki göstermemeleri, puta tapmaları, adam öldürmeleri ve cinsel ahlaksızlıktı.

II. Bet Amikdaş’ın yıkılma sebebi ise, o nesildeki sebepsiz nefret- Sinat hinam- idi. Ayrıca insanların kibri, başarılarının kendi çabaları ve yetenekleri sonucu gerçekleştiğine inanmaları, her şeyin Tanrı’dan geldiğini unutmaları da, II. Bet Amikdaş’ın yıkılma sebeplerindendi. Hafets Hayim, sinat hinam ile laşon ara günahının aynı şey olduğu yorumunu yapar.

I.Bet Amikdaş Dönemindeki günahları işleyen nesil, 70 yıl sonra kurtularak tekrar Bet Amikdaş’ı inşa etmişti. Ancak, kibir ile sebepsiz nefret, Tanrı tarafından ne kadar ciddi boyutta bir suç olarak kabul edilmektedir ki, o kibir ve nefretin nesli hala kurtuluşun gelmesini beklemektedir.

Yeruşalmi Talmudu’nda (Yoma Bölümü) belirtildiği gibi, Bilgeler; “Kendi zamanlarında III. Bet Amikdaş’ın kurulmadığı her nesil, sanki Bet Amikdaş o nesilde yıkılmış gibi kabul edilir” der.

 Buna göre, her Yahudi, kendi kişisel Bet Amikdaş’ını kurmak, Tanrı’nın Yüce Varlığı’nı Şehina’yı, kendi içinde barındıracak seviyeye gelmek sorumluluğunu taşır. Ancak Tora öğretilerini yaşamının her alanına uygulamaya çalışan kişi, kendi Bet Amikdaş’ını ‘kendi içinde’ kurarak, kendini yeniden yapılandırabilir ve bu şekilde dünyaya mükemmelliği getirme yolunda kendisine düşen adımı atabilir… Bunun için hiçbir zaman ve yaş çok geç değildir, samimiyetle istendiği takdirde kendi özüne, Tanrı’ya dönüş her zaman mümkündür.

 

 

ŞİVA ASAR BETAMUZ ORUCU

Bu tarihte gerçekleşen acı olayların anısına, ‘sağlığı elveren’ ve bar/bat mitsva çağına gelmiş her Yahudi, Şiva Asar BeTamuz orucunu tutar. Oruç tutmaktan muaf olan kişiler de sadece temel ihtiyaçlarını giderecek şekilde yer, lüks ve şatafatlı yemekler yemez.

Oruç, bu yıl 5 Temmuz Pazar sabah gün doğmadan başlar,  akşam yatana kadar yemek içmek serbesttir.

Şiva Asar Betamuz orucunda, Tişa Beav’da yasak olan yıkanmak, orucu bozmayacak şekilde (86 gramdan az bir suyla) ağzı çalkalamak, deri ayakkabı giymek, yasak değildir.

Şiva Asar BeTamuz ile başlayan ve gittikçe yas oranı artan "Üç haftalık yas dönemi"

 Şiva AsarBeTamuz orucu ile, gittikçe artan ve Tişa BeAv’akadar sürecek olan bir yas dönemi başlar.

 Bu dönemde:

- Düğün yapılmaz, eğlenceler düzenlenmez.

- Müzik dinlenmez,

- Yeni eve geçilebilir ama evlerde badana boya yapılmaz

- Yeni bir kıyafet giyilince veya yeni bir meyve yenilirken söylenen Şeeheyanu berahası söylenmez. Şeeheyanu berahası “bizleri bugünlere eriştirdiği için” Tanrı’ya şükrettiğimiz bir duadır. Acı olayların yaşandığı bu döneme uygun kaçmadığı için söylenmez

İstisnalar: Hamile veya hasta bir kişinin canı yeni bir meyve çekerse, bu meyve kendisine verilir ve Şeeheyanu berahasını söyler.

Tişa Beav’dan sonra bulunamayacak bir meyve söz konusuysa, Şeeheyanu berahası söylenebilir. Bu meyveyi, Şabat günü içinde yiyip, berahayı bu şekilde söylemeye gayret edilir.

Berit Mila ve Pidyon Aben törenlerinde Şeeheyanu berahası söylenebilir.

- Yeni kıyafet ve ayakkabı alınmaz.(Ancak Tişa BeAv’dan sonra bulunamayacak özel bir ürün, indirim söz konusu ise alınır, ama Tişa BeAv sonrasına kadar giyilmez. Tişa BeAv’da kullanılmak üzere lastik veya bez ayakkabılar satın alınabilir, yeni bile olsalar, giyilebilir.)

 

 

Önemli Not: Yazıda kısa bir özet olarak verilmiş olan bilgiler,Ascending Jacob’s Ladder, Gateway to Judaism, Tevrat, El Gid Para El Pratikante(Gözlem) kitaplarından ve www.chabad.org, www.torah.org, www.torahtots.com, www.ou.org, www.ahavat-israel.com, www.jsn.info.com, www.betemunah.org ,www.meaningfullife.com, NJOP sitelerinden, okuyucuya bu konular hakkında fikir vermek amacıyla derlenmiştir. Cemaatlerin farklı gelenekleri ve uygulamaları olabildiği için, yas dönemi ve oruç ile ilgili yasaklar ve kısıtlamalar hakkında en doğru ve detaylı bilgiler için, cemaatin kendi Rabi’lerine başvurması gerekir.

 

*Katkıları için Rav İzak Peres’e ve Rav Ceki Baruh’a teşekkür ederiz.

 

İLGİLİ HABERLER

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın