Yugoslavya: Dünya savaşının ardından iç savaşı yaşayan Yahudiler

Bu bölgenin Yahudileri, 2.Dünya Savaşı’nda büyük kayıplar verdi. Savaş sonrasında yeniden canlanan Yahudi nüfusu bu sefer de 20. yüzyılın sonlarında yaşanan iç savaş ve çatışmalardan da büyük oranda etkilendiler.

10 Nisan 1941’de Almanya’nın Yugoslavya’yı işgalinden sonra, Almanya’nın onay ve desteğiyle Hırvatistan toprakları üzerinde Bağımsız Hırvatistan Devleti (Nezavisna Drzava Hrvatska-NDH) kuruldu. Slavko Kvaternik liderliğinde kurulan Almanya güdümlü yeni devlet Hırvatistan, Bosna Hersek ve Sırbistan’ın bazı bölgelerini kapsıyordu. Devlet başkanlığına Bosna doğumlu Ante Pavelic, yardımcılığına da yine Bosna doğumlu Zafer Kulinovic getirildi. Ante Pavelic yönetiminde tüm katliamları organize edecek olan içişleri bakanı da yine Bosna kökenli Andrija Artukovic oldu.

Almanlar 17 Nisan 1941’de Saraybosna’yı işgal etti. Yahudilere karşı ilk eylem olarak Balkanların incisi olarak tanınan Saraybosna Sefarad Sinagogunu yaktılar. Başkan Yardımcısı Zafer Kulinovic’in yönlendirmesi ile bazı yerel Müslüman gruplar da bu eylemlere katıldılar.

Ustaşa faşist hareketine bağlı yeni yönetimin başa geçmesi ile birlikte, asırlardır bölgede korunmaya çalışılan dinler arası uyum ve hoşgörü ortamı rafa kalktı. Ustaşa ideolojisine göre, yeni Hırvatistan toprakları Sırplar, Yahudiler ve Romanlardan temizlenmeliydi. Bosna Hersek’te ise yerel Müslümanların bir kısmı da Ustaşa ideolojisine katıldı. Asırlardır birlikte uyum içinde yaşayan Müslüman, Hıristiyan ve Yahudi toplumlar arasına Ustaşa liderlerinin de yönlendirilmesiyle fitne sokuldu. Bu yönlendirmede, kendi politik çıkarları için Nazilere yakınlaşan eski Kudüs Müftüsü Hacı Emin el-Hüseyni’nin payı da büyüktür. 1941’de Berlin’de Hitler’le görüşmesinden hemen sonra kendisine SS Birlik Lideri (SS gruppenfuehrer) rütbesi verilen el-Hüseyni ilk iş olarak Müslümanlar arasından Nazi ve kendi ideolojisi doğrultusunda taraftar toplamak ve örgütlemek üzere Saraybosna’ya gitti. Bosna’da daha önce oluşturulan Handjar (hançer) ve Kama (kama, bıçak) birliklerini denetledi ve Cihad ilan etti. Bu birlikler, başta Rusya olmak üzere birçok cephede Alman saflarında savaşa katıldı.

Haziran 1941’de, bir Alman birliğine yapılan sabotaj ertesinde, Saraybosna’da dokuz Yahudi ve 12 Sırp toplum lideri rehin olarak tutuklandı; birkaç gün sonra da kurşuna dizildiler. Artık Bosna’da Yahudiler için sonun başlangıcı başlamıştı.

3 Eylül’de Yahudiler kitleler halinde toplama kamplarına gönderilmeye başlandı. İlk adım olarak 500 Yahudi Travnik yakınındaki Kruscica Kampına gönderildi. Birkaç gün sonra da aynı kampa aynı sayıda ikinci bir kafile gönderildi. 19 Ekim 1941’de ‘Almanya Günü’nde Saraybosna’da 1.400 Yahudi tutuklandı. Tüm tehlikelere rağmen biri Müslüman diğeri de Sırp olan bölge komiserleri sayesinde birkaç Yahudi bu toplu tutuklamadan kurtarıldıysa da, toplum içinde panik başladı; çeşitli kurtuluş yolları aranmaya başlandı. Yaklaşık 1.600 kişi İtalya denetimindeki Mostar’a kaçabildi.

15-16 Kasım’da, 3 bin Saraybosna Yahudi’si tutuklanıp Jasenovac Kampına gönderildi. Yahudi kadın ve çocuklar ise özel Loborgrade ve Djakovo Kamplarına yönlendirildi. Tutuklama ve kamplara gönderilme uzun bir süre aynı tempoda devam etti. 1942 başlarında Hırvatistan Güvenlik Birimi Sorumlusu Eugen Kvaternik ile Almanya Özel Danışmanı Hans Helm arasında Bosna Yahudileri konusunda bir mutabakat sağlandı: Hırvatlar Yahudileri tutuklayıp tren yoluna yakın kamplara gönderecek, buradan doğudaki ölüm kamplarına nakliye ücreti olarak Almanlara kişi başı 30 RM ödenecek, buna karşılık Bosna Yahudilerinin tüm mal varlıkları Hırvatlara bırakılacaktı.

Ağustos 1942’ye gelindiğinde yaklaşık 9 bin Yahudi çeşitli toplama ve ölüm kamplarına gönderilmiş oldu. Saraybosna’da yalnız 120 Yahudi kalmıştı. 1941 sonbaharında Kruiscica Kampı kapatıldı. Erkekler Jasenovac, kadın ve çocuklar ise Loborgrade Kamplarına gönderildi. Bir yıl sonra Loborgrade de kapatıldı. Hayatta kalabilenler ise Auschwitz’e gönderildi.

Savaş bitiminde Bosnalı 14 bin Yahudi’den yalnız 2 bini hayatta kalmıştı. 10.500 Yahudi nüfuslu Saraybosna’da ise hayatta kalabilenlerin sayısı 850 idi. Hayatta kalanların çoğu ya direniş saflarına katılmış ya da İtalya işgalindeki bölgelere kaçabilenlerdi.

SLOVENYA

Maribor ve Skojilk’de bulunan Menora kazınmış taşlara dayanarak Yahudilerin bölgeye en erken 5. yüzyılda gelmiş oldukları öngörülüyor. 12. yüzyılda Orta Avrupa ve İtalya’dan kaçan Aşkenaz Yahudileri bölgeye yerleştiler. Ljubljana’da ilk sinagog 1213’te açıldı. Ancak Yahudilerin refah seviyesinden rahatsız olan Avusturya asilleri 16. yüzyılda Yahudileri bölgeden çıkartmaya başlamış, son Yahudiler ise bölgeyi 1718’de terk etmişlerdi. 1867’de yayınlanan eşit haklar bildirgesinden sonra Yahudiler tekrar bölgeye döndüler. 1910 yılında 148 Yahudi yaşarken, bu sayı 1930’da 900’e, 1939’da ise 1533’e yükseldi. Bu sayının ancak yüzde 10’u Sefarad kökenliydi. 1941 yılında kuzey bölgelerindeki Yahudiler ölüm kamplarına gönderildi ve çok azı geri dönebildi.

SAVAŞ SONRASI YUGOSLAVYA

Yugoslavya’nın savaş öncesi 76 bin olan Yahudi nüfusundan 1944 yılında yalnız 14 bini hayatta kalabilmişti. Hayatta kalabilenlerin çoğu ya direnişe katılan ya da İtalyan işgalindeki bölgelere kaçabilenlerdi. Savaş döneminde 4.572 Yahudi, partizanlar safında direnişe katıldı. 1.318’i direniş esnasında hayatını kaybetti. Belgrad’ın işgalinden hemen sonra yerel Yahudi gençlik örgütü Haşomer Hatzair üyeleri toplu olarak direnişe katıldı. Zagreb’teki ilk yeraltı direniş radyosu iki Yahudi kardeş tarafından hayata geçirildi. Voyvodina’daki Almanlara karşı ilk sabotaj eylemi Yahudi gençlik örgütü tarafından gerçekleştirildi. 1943 sonbaharında Rab Adası kampından kaçan 250 kadar Yahudi ise ilk Yahudi direniş birliğini oluşturdu. Ancak, Almanlara karşı çatışmalarda çok büyük kayıplar verdi ve hayatta kalabilenler de diğer direniş gruplarına katıldı. Savaş ertesinde, on Yahudi ‘devlet kahramanı’, 150’si ise ‘direniş kahramanları’ olarak onurlandırıldı. Aralarından 11’i general rütbesine terfi ettirildi. Onurlandırılanlar arasında en ünlüsü, Tito’nun dört başkan yardımcısından biri olacak Moşe Pijade idi.

Yugoslavya Yahudi Cemaatleri Federasyonu Belgrad’ın kurtarılmasından birkaç gün sonra, 22 Ekim 1944’te resmen faaliyete başladı. İrili ufaklı 56 Yahudi cemaati tekrar canlandırıldı. Federasyon, American Jewish Joint Distribution Committee’nin katkılarıyla hayatta kalanların normal düzene geçebilmeleri için gerekli çalışmaları başlattı. 1948’de İsrail’in kurulmasının peşinden, Yugoslav yetkililerden göç için gerekli izinleri sağladı. 1948 - 1952 yılları arasında yaklaşık 8 bin Yugoslav Yahudi’si İsrail’e göç etti. Geride, 38 cemaate bağlı yaklaşık 7 bin kayıtlı Yahudi kaldı. 1960 yılında yayınlanan nüfus sayımına göre, Belgrad’da 1.552, Zagreb’te 1.359, Saraybosna’da 1.095, 100 kişiden daha fazla nüfusu olan altı bölgede 1.320, çeşitli ufak yerleşim birimlerinde ise 1.131 Yahudi kalmıştı. Bu nüfusun, özellikle Saraybosna’da yoğunlaşmış yüzde 50’si Sefarad kökenliydi. Aşkenazlar ise, özellikle Hırvatistan’da yoğunlaşmıştı. Erkeklerin oranı ise yüzde 43’tü. 485’i tıp, eczacılık, hukuk, mühendislik gibi alanlarda çalışıyordu. 1.250 kadarı ise devlet hizmetlerinde görev yapıyordu.

Dini hayat ise Yugoslavya’da 1953’de yürürlüğe giren kanunlara uygun olarak yeniden düzenlendi. Federasyon özellikle gençlerin kültürel eğitimine ağırlık verdi. 1966 yılından itibaren Federasyon, Doğu Bloğu Yahudi kuruluşlarıyla ilişkilere ve işbirliğine başladı. Ancak dini yaşam ve Sefaradlar için Judeo-Espanyol kültürü zayıflamaya başladı. 1967 Savaşı ertesinde Yugoslavya İsrail ile ilişkilerini askıya aldı. Ancak ticaret konularında ise ilişkiler tam tersine gelişerek devam etti. Bu dönemde de az miktarda Yahudi göçü yaşandı.

1989 yılında Slobodan Miloseviç’in başa geçmesiyle ile birlikte Yugoslavya’da huzursuzluklar başladı. Yugoslavya, Sırbistan, Hırvatistan, Slovenya, Bosna Hersek, Makedonya ve Karadağ’dan oluşan bir federasyondu. 1992 yılı sonuna gelindiğinde Slovenya ve Hırvatistan bağımsızlığını ilan etti. Bosna Hersek’te iç savaş devam ediyordu, Makedonya’nın durumu ise belirsizdi. Sırbistan ise Karadağ ile birlikte Yugoslavya adını devam ettiriyordu. Bu dönemlerde Yahudiler başkentlerde yoğunlaşmıştı: Zagreb’te 1.200, Saraybosna’da’da 1.000, Belgrad’da 1.500 kayıtlı Yahudi yaşıyordu. Geri kalan Yahudi nüfus ise ufak yerleşim birimlerinde yaşıyorlardı. Slovenya ve Makedonya’da ise yüz kadar Yahudi kalmıştı.

Çatışmaların başladığı yıllarda açık bir Yahudi karşıtlığı yaşanmıyordu. 1980’li yıllarda tüm Yugoslavya’da, Cadik Danon adlı tek bir haham görev yapıyordu. 80’li yılların sonunda ise, bir kişi daha haham, birkaç genç de hazan olarak eğitilmek üzere yurt dışına gönderildi.

1991 yılında çatışmaların başlamasıyla birlikte Yahudiler taraflarca politik malzeme olarak kullanılmaya başlandı. Hırvatistan ve Sırbistan, genel nüfusun binde birini bile oluşturmamalarına rağmen birbirlerini Yahudi karşıtlığıyla suçlamaya başladılar. İç savaş tüm taraflarda olduğu gibi Yahudilerde de büyük yıkıma neden oldu. Yahudiler de tüm halk gibi göç etmek zorunda kaldı. Dubrovnik Sinagogu, Osijek Yahudi Kültür Merkezi, Zagreb Yahudi Cemaat Merkezi bombalara hedef oldu. Belgrad Yahudi Mezarlığı stratejik bir konumda olduğu için sürekli üs olarak kullanıldı.

1992 Nisan ayından itibaren JDC tarafından başlatılan bir operasyonla, hava ve kara yolları kullanılarak tüm Saraybosna Yahudileri ile birlikte toplamda 15 bin kişi kadar tehlikeli bölgelerden tahliye edildi.

2000’li yıllara gelindiğinde, Hırvatistan’da 495 (Zagreb 323, Osijek, Dubrovnik ve Premarje’de yirmişer, gerisi dağılmış olarak), Sırbistan’da 578 (Belgrad 286, Novi Sad 84, Subotica 75, Pancevo 31, dağılmış 102), Bosna Hersek’te 1.000 (Bosna 700), Slovenya’da 600, Makedonya’da 100 kayıtlı Yahudi bulunmaktaydı. Kayıtlı olmayanların sayısı 1.000 olarak tahmin ediliyor.

Bosna Hersek’teki nüfusun neredeyse tamamı, Hırvatistan ve Slovenya Yahudi nüfusunun yüzde 25’inin Sefarad kökenli olduğu tahmin edilmekte. Maalesef Sefarad kültürünün ve Judeo-Espanyol’un neredeyse tamamen kaybolduğu izleniyor.

SARAYBOSNA AGADASI

Yugoslavya’dan bahsedip çok önemli bir Sefarad kültür mirası olan Saraybosna Agadasından bahsetmemek haksızlık olur.

Hagada’nın 1492 yılından sonra Balkanlara gelen Sefaradlar ile birlikte getirildiği tahmin ediliyor. Üstündeki notlardan 16. yüzyılda İtalya’da tekrar ortaya çıktığı anlaşılıyor. 1894 yılında Jozef Kohen adlı biri tarafından Saraybosna Ulusal Müzesi’ne satıldı.

II. Dünya Savaşı’nda, Müze’nin küratörü Derviş Korkut tarafından hayatı pahasına bir süre saklanmış, daha sonra Bosna’dan çıkartılmış ve Zenica’da bir camiinin döşemelerinin altında savaş sonuna kadar tutulmuş ve savaş bitiminde müzeye geri dönmüş.

Agada, 1992 yılında iç savaş döneminde yağmalamalardan şans eseri kurtuldu, savaş boyunca polis müfettişi Fahreddin Cebo tarafından bir banka kasasında saklandı. Nihayet 2001 yılında BM ve Bosna Yahudi Cemaati tarafından restore edilerek yeniden müzedeki yerini aldı. Bu arada çoğumuzun ‘Ocho Kandelikas’ yorumuyla tanıdığımız Flory Jagoda da Bosna kökenlidir...

 

Yazının 1. Ve 2. Bölümleri... 

Balkanlarda bir zamanlar Sefaradlar yaşardı: YUGOSLAVYA

http://www.salom.com.tr/haber-94946-balkanlarda_bir_zamanlar_sefaradlar_yasardi__yugoslavya.html

Holokost’un karanlık sırrı

http://www.salom.com.tr/haber-95121-holokostun_karanlik_sirri.html

 

 

 

 

 

KAYNAKLAR:

• The Holocaust in Bosnia-Hercegovina 1941-1945 – Carl K. Savich

• Jews of Sarajevo welcome baby boom – Ryan Schuessler

• La komunidad ebrea en Sarayevo – Ricardo Angoso

• The Sephardim of Bosnia – Muhammed Nezirovic

• Jews of Yugoslavia 1941-1945 victims of genocide – Jasa Romano

• Jews in the State Agencies and Offices of the Bosnian Vilayet 1868 to 1878 – Adnan Kadric

• Configuration of Small Religious Communities in the Former Yugoslavia- David Steele

• The Jews of Yugoslavia 1918-1941 – Ivo Goldstein

• Los Judios de Kroasia – anonym

• What was Jasenovac – Jasenovac Research Institute

• Semlin Judenlager – Jewish Historical Museum Belgrade

• Les Sepharades de Yugoslavie dans la Literature – ısaac Papo

• Sovre los Sefaradis de Serbia – Ricardo Angoso

• History of the Jews in Serbia, Croatia, Dalmatia and Slovenia

• Holocaust in Yugoslavia – Jewish Community Zemun

 

İLGİLİ HABERLER

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın