Bilgi paylaştıkça artar

Bilgi paylaştıkça artar



İnternette dolaşırken karşıma, 12 Mayıs 2015 tarihli şöyle bir haber çıktı; özetleyerek aktarıyorum:

“Hayfa Üniversitesi ile Şangay’daki ECNU (East China Normal University) ortaklaşa bir araştırma merkezi kurdular.

Bu merkez,  Çin üniversitesine ait Ulusal Eğitim Parkı binasının 210 no.lu odasında çalışmalarına görkemli bir törenle başladı.  Gerek Çin gerekse İsrailli akademisyenler hazırlayacakları müşterek projeleri  ‘Çin araştırma fonuna’ sunacaklar. Çin hükümetinin yarattığı bu fon takriben 40 milyar (yanlış okumadınız) 40 milyar dolarlık bir bütçeye sahip1.

Açılış merasiminden hemen sonra 11 İsrailli ‘neuro science /nöro bilim2’ uzmanı ile Çinli meslektaşları insan beyni üzerinde araştırmalarına başladılar.

Öngörülen diğer araştırma konuları bilgi toplama ve saklama teknolojileri (bunu anlayamadım) çevre bilimleri ve ‘matematiği öğretme teknolojileri’dir…”

“Matematiği öğretmek…” Asırlardır matematiği bir türlü öğrenemedik mi?

Gerek orta gerek yüksek öğretim hayatımızdaki matematik hocalarım bir anda gözümün önüne geldi. Benim nazarımda hepsi birer dahi idi. Aynı zamanda çok dürüst ve fedakâr insanlardı. Herhangi konuyu anlamakta zorlandığımızı gördüklerinde kabahati önce kendilerinde ararlar ve bu yüzden sık sık strese girerlerdi3.

Demek, aradan geçen zaman içinde sorun hâlâ halledilmemiş ki,  matematiği öğretmek için yeni metotların bulunmasına gerek duyuluyor. Peki. Niçin matematik?

Ünlü Galile, evrenin ancak matematik lisanını bilmekle anlaşılabileceğini ve bu dili öğrenemediğimiz sürece karanlık labirentlerde dolaşacağımızı iddia ederdi. 

Biraz daha geriye gidelim ve modern çağların temellerinin atılmaya başladığı Helenistik devre bir göz atalım. Size ünlü ressam Raphael’in, ‘Atina Akademisi’ tablosunu hatırlatmak isterim4. Bu şahane eserde özellikle iki şahsiyet öne çıkmaktadır: Platon ve Aristo.

Platon’un, Atina’da kurmuş olduğu akademi geleceğin, siyasilerini ve devlet adamlarını yetiştirmeyi hedeflemekteydi. Bu okulda öğretilen ana bilim dalı matematikti. Talebeler eğitimlerinin ilk on yılını sadece bu derse hasrederlerdi. Çünkü Platon’a göre, matematik, kişileri felsefeye, hür düşünceye yönlendirecek ilimdir. Onun sayesinde, açık seçik ve kesin mantık gelişecek, insanlar birbirlerini daha iyi anlayabileceklerdi. Siyaset arenalarında dahi, tabular, hurafeler veya demagojiler değil, yapıcı, yaratıcı, geleceğe yönelik fikir ve öneriler tartışılacaktı.

Platon’un akademisi tam 900 yıl yaşadı. MS 529’da Bizans İmparatoru Justinyanüs tarafından kapatıldı. Çünkü okulun varlığı, verdiği eğitim Justinyanüs’ün din esasına dayanan devlet yönetimi ile bağdaşmıyordu. Ünlü imparator kendini, Tanrı’nın yeryüzündeki temsilcisi ve vekili olarak ilan etmişti.

 Antik Yunan’ın en büyük üniversitesi olarak kabul edilen bu kurumun kapatılması, daha ilerde bazı tarihçiler tarafından Orta Çağ’ın başlangıç tarihi olarak kabul edilecektir.

Kaderin şu cilvesine bakınız ki Atina’da kapatılan okulun tüm hocaları zamanın Pers İmparatoru’nun (Sasaniler hanedanı hüküm sürmektedir) yanına sığınmışlardır. Beraberinde getirdikleri tüm kitaplar, Farsça ve Arapçaya çevrilmiş ve böylece Grek kültür ve medeniyeti Ortadoğu’ya yayılmaya tarihi başlamıştı.

 Bir anlamda MS 529 tarihi, Batı için karanlık çağın, ama İslam Dünyasının altın çağına yol açacak bir tarihi ifade eder. (Naima Al-Himsi, İbn-i Arabi, İbn-i Sina,Farabi gibi alimler  bu  altın çağın en önde gelen düşünürleridir. Ve tümü Platon’un öğretilerinin etkisi altında özgün eserler yaratmışlardır. )

Şimdi günümüze dönelim. Özellikle son yıllarda, kendilerini belli bir dine veya mezhebe bağlı ilan eden gruplar, bağnaz düşünceleri yaymaya çalışan topluluklar, her türlü iftiraları yaymayı adeta meslek edinmiş kişi ve kurumlar hızla yayılmakta. İşin ilginç yanı tüm bu unsurlar, mevcut en son iletişim tekniklerini de yoğun bir şekilde kullanarak fikirlerini kabul ettirmekte ve taraftar toplamaktalar. Terör ve dehşet sahneleri nerede ise her gün medya tarafından bize servis ediliyor.

Çoğu kez, aynı medya, çeşitli konularda akıl ve mantık dışı haber, yorum ve filmlerle karşımıza çıkmakta ve de bunların gerçek ve doğru olduğunu da topluma ispata çalışmakta. 

Geniş halk kitlerinin matematiksel yaklaşıma açık olmalarını, yani analitik ve hür düşünme yeteneği ve becerisini geliştirmeye, ileri götürmeye yatkın olmalarını sağlamak şart. Diğer bir deyimle bireyler önlerine gelen, kitap, gazete, TV’ler deki haber, yorum ve söylemlerini, sağlıklı akıl ve mantık süzgecinden geçirmeyi öğrenmelidir.

 Bu yönden bakıldığında, Çin ve İsrail üniversitelerinin, ‘matematik öğretme tekniklerini geliştirme’ hususunda işbirliklerini, aydın insan yetiştirmek yolunda önemli bir adım olarak niteleyebiliriz.

 

 

1 ECNU, ABD’de Cornell, The University of California, İngiltere’de University of Manchester, Fransa’da Ecole Normale Supérieure gibi üst düzey üniversitelerle de benzeri işbirliği halindedir.

2 Nöro-bilim sinir sistemini etüt eden bir bilim dalıdır. Geleneksel olarak biyolojinin bir kolu şeklinde görülse bile, kimya, mühendislik, genetik ve tabiatıyla matematik ile yakından bağlantılıdır.

3 Bu vesile ile lisedeki matematik hocam Monsieur Lieberman’ı, hürmet ve rahmetle anıyorum.

4 Atina Okulu tablosu ile ilgili olarak 16 Ocak 2013 tarihli yazıma bir göz atabilirsiniz.

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın