Başa sarmak

Yeni yılı seviyorum.

Onu beklemeyi, onun içine yeni hayaller koymayı, onun için dileklerde bulunmayı… Onun için bulunduğum tüm dilekler benim çünkü…

Yeni yılın ilk yazısında içim umutla dolu… Her şeye rağmen… Memleketimin zor zamanlarına, yarınlara karşı temkinli davranmama, ne olacağını bilememenin huzursuzluğuna rağmen, içimde geleceğe dair bir inanç, her şeyin iyi olacağına dair çocukça bir umut var.

Çok iyi şeyler olsun istiyorum.

Çocuklar sokaklarda, caddelerde dilenmesin, biz daha güler yüzlü, daha anlayışlı, eskisi gibi insanlar olalım, komşuluk ilişkilerimiz gelişsin, birbirine günaydın diyen, pişirdiklerinden götüren, onlardan gelen sıcacık bir kek dilimine hoş akşamüstleri ekleyen eski insanlardan olalım istiyorum.

Büyüklerimize karşı daha anlayışlı, daha saygılı; küçüklerimize karşı daha sevecen, daha samimi, gençlere karşı daha duyarlı, daha destek olalım…

Böyleydik çünkü.

Benim çocukluğumda hemen herkes böyleydi. Kimse kimsenin dedikodusunu yapmazdı çünkü yanlış tavırlara, acayip cevaplara, tuhaf davranışlara maruz kalınmazdı. Şimdi kendimi hep birilerini eleştirirken buluyorum ve ayıplıyorum. Sonra da diyorum ki kendi kendime, olmayan bir şeyi var etmiyorum, olanın uygunsuzluğundan rahatsızım. Bu sebeple konuşup duruyorum.

Toplumda kadının erkeğe, erkeğin kadına olan yaklaşımlarındaki temel çıkış noktası saygıydı. Son derece sağlam dostluklarım vardı ama kimse kimsenin özeline balıklama dalma görgüsüzlüğünde bulunmazdı. Şimdi bakıyorum, yaşı ilerlemiş, orta yaşa ulaşmış genç hanımlar ya da beyler birbirleriyle ilgili çok düz, açık, sınırları rahatlıkla aşan ifadelerle yorumlar yapabiliyorlar. Üstelik bunu son derece normal bir tavırla, karşımdaki beni yanlış anlar mı ya da bundan rahatsız olur mu diye düşünmeden yapıyorlar.

Bu değil hâlbuki olması gereken… Samimiyet, yakın olmak, arkadaş kalmak bu değil… Bu; sınırsızlık, saygısızlık, kendini ve yerini bilmezlik…

Eskiden kurduğumuz dostluklar neden her şeye rağmen daha değerli, o dostluklar neden hiç eskimiyor biliyor musunuz? Aynı zamanın içine sığmış, aynı doğrulardan hareketle başlamış ve saygı hiç kaybedilmemiş olduğu için…

Bu sebeple başa sarmak istiyorum.

Daha saygılı beyler ve daha nazik bayanlar olsun etrafta yeniden. Çünkü yeni nesil de bıktı bu sınırsızlıktan, bu vıcık vıcıklıktan! Onlar da hayatlarına müdahale edilsin istemiyorlar, fikirlerine saygı duyulsun istiyorlar, seçimleri beğenilsin istiyorlar.

Bu sebeple umutluyum başa sarabilecek olmaktan.

Eskiden sahip olduğumuz değer ve erdemleri her alanda, her konuda özler olduk. Bu sebeple birileri çıkıp, buraya kadardı, bizim artık kim olduğumuzu, nelere değer verdiğimizi, nasıl bir geleceğe yürümek istediğimizi bilmemiz gerek, demesi lazım.

Yeni yılda, yepyeni hayallerimiz, yepyeni beklentilerimiz, yepyeni umutlarımız var.

Hepsi gerçek olsun.

Masal gibi bir yıl olsun bugün yedinci gününü yaşadığımız, bir haftasını çoktan geride bıraktığımız bu yıl…

Her şey eskisi gibi güzel olsun.

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın