Mucizeler…

Hanuka mumlarınızı nasıl yakarsınız? Duanızı okuduktan sonra bir kibritle mi? Çakmakla mı? Yoksa helyum balonu, domino taşları, tenis topları ve robotlarla mı? Geçtiğimiz salı sabahı sosyal medyadaki Hanuka mesajlarını okurken, İsrail’in Technion Üniversitesi’nde mühendislik okuyan öğrencilerin yaptığı Hanukiya yakma videosuna çok güldüm.

Hanuka mumlarınızı nasıl yakarsınız? Duanızı okuduktan sonra bir kibritle mi? Çakmakla mı? Yoksa helyum balonu, domino taşları, tenis topları ve robotlarla mı? Geçtiğimiz salı sabahı sosyal medyadaki Hanuka mesajlarını okurken, İsrail’in Technion Üniversitesi’nde mühendislik okuyan öğrencilerin yaptığı Hanukiya yakma videosuna çok güldüm. Teknoloji her ne kadar hayatımızı kolaylaştırmak üzerine gelişse de, karmaşık denklemlerin, nam-ı diğer fazla teknolojinin de aslında hayatı zorlaştırdığını ironik bir şekilde gözler önüne seriyor.

Hanuka’nın ilk gecesi ne yaparsanız?  Menoranızı çıkarırsınız. Duanızı okursunuz, mumlarınızı o geceki sırasına göre yakarsınız. Technion Üniversitesi öğrencilerinin yaptığı video da klasik bir Hanukiya görüntüsü ile başlıyor. Yanmamış mumlar yakılmayı bekliyor. Birden gözler bir helyum balonuna çevriliyor, onun hareketlendirdiği domino taşları teker teker devrilmeye başlıyor. Oyuncak tren hareketleniyor. O kovaları, kovalar topları aktive ediyor. “Nereden çıktı?” demeden bir oyuncak canlanıyor, ardından kova hareket etmeye başlıyor, tenis topları, raylar, robotlar, soslukta yağ darken bir robot Hanukiya’yı yakıyor. Pratik ve geleneksel bir yöntem değil ama insan gülümsemeden edemiyor.  Neşelenmek bayramların en güzel yanı değil midir zaten?

***

Yahudi bayramlarının en renkli ve ışıltılı bayramlarından biri olan Hanuka Bayramı’nı yurt dışında kutladığım ilk seferden yirmi sene geçmesine rağmen, Amerika’da gördüğüm bir parkın ortasına kurulmuş dev Hanukiya’yı hiç unutamam. Her dinden, her kültürden insanın seyrettiği, keyif aldığı, fotoğraf çektiği çok etkileyici bir gece idi. Beyaz Saray’da da her sene dev bir menora yakılıyor.

16 Aralık’ta 35. kere yakılan dev menora, Hanuka Bayramı’nın simgelerinden biri haline geldi.  Özenmemek elde değil, kendi yaşadığımız şehirde - bir güvenlik kaygısı duymadan - ünlü bir meydanda veya şehrin en ünlü parkında dev bir menora görmek, hangimizin hoşuna gitmezdi ki?

***

“Mantıklı bir insan ya tüm mucizelere inanmamalı, ya da tüm mucizelere” inanmalı diye bir söz okumuştum yıllar önce. Her zaman söylediğim gibi bence mucizelerin en büyüğü, ailemizin ve sevdiklerimizin sağlıklı, huzurlu ve mutlu olması. Başka şehirlerde veya ülkelerde de olsalar, iyi olduklarını bilmek bayram hediyelerinin en güzeli. Yirmi, otuz sene öncesini düşündüğünüzde, uzaklarda olan sevdiklerinizle tabletlerinizden ve telefonlarınızdan görüntülü konuşmak, yüzlerini, gülümsemelerini, ailelerini de canlı canlı görmek ufak bir mucize sayılmaz mı? Albert Einstein’ın dediği gibi, hayatı yaşamanın iki yolu vardır; hiçbir şey mucize değil gibi ya da her şey mucize gibi…

Mucizeler dolu Işıklar Bayramı’nızı kutlar, evinizden ışık, huzur ve mutluluğun hiç eksik olmamasını dilerim. Tüm bayramları sevdiklerinizle geçirmeniz dileğiyle…

 

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın