Yahudi kadını ile gelen ışık: Hanuka

Yahudi tarihini şekillendiren dönüm noktalarına, etkileri günümüze kadar gelen ve sonunda bayram olarak kutlanan olaylara bakıldığında, ön safhalarda olmasa da bir yerlerde mutlaka erdemli Yahudi kadınının liyakati göze çarpar

Yahudi kadını ile  gelen ışık: Hanuka

Talmud, Yahudi halkının, Mısır esaretinden erdemli kadınların liyakati sayesinde kurtarıldıklarını yazar. Rav Menachem Mendel (Rebbe) ve Arizal da, yüzyıllar önce, gelecekteki son kurtuluşun yine Yahudi kadınları sayesinde gerçekleşeceğini önemle vurguladılar.

Mısır’daki zulüm ve kadınların tepkisi

Mısır esareti sırasında, erkek çocukların öldürülmesi emrinden sonra hiç çocuk yapmamaya karar veren Yahudi erkeklerini bu kararından caydıran da, Mısır Kralı’nın ebelere verdiği, “erkek çocukların doğar doğmaz öldürülmesi” emrini dikkate almayıp onları yaşatan da, Yahudi kadınlarıdır. Talmud bu konuda şöyle yazar:

“Firavunun,  bütün yeni doğan erkek çocukların öldürülmesi emri o kadar yıkıcıydı ki, Mısır’daki Yahudi erkekler artık çocuk sahibi olmamaya karar verir. Miryam adında bir genç kız buna itiraz ederek babasına, ‘Siz, Firavun’dan da daha acımasızsınız. Onun kararı sadece erkek çocuklar içindi. Sizin kararınız ise kız çocuklarını da kapsıyor’ der. Miryam’ın babası Amram, kızına söyleyecek söz bulamaz. Bir zaman sonra Amram ve Yoheved’in bir erkek çocukları olur:  geleceğin kurtarıcısı ve Yahudi halkının lideri olacak olan: Moşe.”

Daha sonra Mısır Kralı’nın ebelere verdiği, “erkek çocukların doğar doğmaz öldürülmesi” emri, Tanrı inancı olan Yahudi ebeler tarafından dikkate alınmaz. (Şemot-1:15-21)

Tora ve kadın

Mısır’daki kadınlar sayesinde bir millet haline gelinir, daha sonra Tanrı’nın Yahudi halkına Tora’yı vereceği Sina Dağı’na doğru yola çıkılır.

“Moşe, Tanrı’ya çıktı. Tanrı dağdan ona seslenerek (şöyle) dedi: ‘Yaakov Ailesine… şöyle söyleyecek, Bene-Yisrael’e anlatacaksın.’”

Midraşa göre Tora, ‘Yaakov Ailesi’ dediği zaman kadınları; ‘Bene-Yisrael’ dediği zaman erkekleri ima eder.

Geleneklerimize göre, Tanrı Moşe’nin, Tora’yı halkına anlatırken, kadınlardan başlamasını, ancak bundan sonra erkeklere anlatabileceğini söyler. Çünkü Tora’ya,  onun bilgeliğine, erdemine, değerlerine ve yaşam tarzını almaya açık olacak çocuklar ve aileler yetiştirmek, kadının ana sorumluluğu olacaktır. Kısaca, Tanrı Moşe’ye, eğer kadınlar Tora’yı almaya hazır değillerse, erkeklere vermekle hiç uğraşma, demeye getirir.

Tora’nın Yahudilere verilmesinden yüzyıllar sonra, Kral Şlomo devamlılığın ana şartının altını çizer. Oğluna, babasının söylediklerini dikkate almasını ve annesinin Tora’sından ayrılmamasını öğütler. Tabii ki anne de baba da çocuğun eğitim süreci için elzemdir, fakat Kral Şlomo, bir şekilde, çocuğun Tora ve Yahudilikle olan esas bağının, baba değil, sinagogdaki Rabi değil, okul öğretmeni değil, anne tarafından aşılandığını vurgular.

Kadınların erdemi, sadece Yahudileri Mısır’dan çıkartmakla kalmayıp, Yahudilerin Tora’yı alabilmelerindeki vazgeçilmez unsur olarak da göze çarpar.

Kadınların da, genç kızların da Tora öğrenmelerinin ve eğitiminin, Yahudi ailesinin temelini kurmakta ve sürekliliğini sağlamaktaki önemli rolü Yahudi tarihinde çok net olarak göze çarpar.

Purim ve kadın

Purim, Yahudi halkının, Aman isminde kötü bir adamın kışkırtmalarıyla başlayan Pers antisemitizminden kurtulmalarını kutlar. Mordehay isimli bir bilgenin ve Ester adında bir Yahudi kadının kahramanca çabaları sonucu, Aman’ın planları engellenir. Ester, bütün zamanlar için, halkı uğruna her şeyi -zenginlik, rütbe, güç ve hatta canını- feda edebilecek kadın figürünü sembolize eder.

Hanuka ve kadın

Hanuka zaferinde ise, Haşmonaylar’dan dul Yeudit’in katkısı büyüktür. Komutan Holofernes’e kendi yaptığı peynirden hatırı sayılır bir miktarda yedirip onun susamasını sağlar, susuzluğunu da bol şarapla giderir. Bu şekilde sızıp kalan komutanın kılıcını alıp onu öldürür. Başlarında komutanları olmayınca şaşkına dönen Suriye-Yunan orduları, bu şekilde kolayca bozguna uğratılır.

Hanukiya yakıldıktan sonra ilk yarım saat, Yahudi kadınlarına özgün, çok özel bir zamandır. Bu zaman, kadının bir Yahudi kadını olarak; Yahudi hayatına ve Yahudi köklerine bağlılığı, etrafını güzelleştirmede ve dünyaya ışığı getirmedeki rolü üzerine yoğunlaşma zamanıdır. Alevleri seyrederek, kendi içindeki alevi ve kendisi gibi Yahudi kadınları sayesinde asırlar boyunca ayakta duran halkının alevinin gücünü hissetme zamanıdır.

Yahudilik kanunlarını içeren Şulhan Aruh, kadınların Hanuka zaferi mucizesindeki büyük rolü sebebiyle onlara hak ettikleri takdiri göstermek amacıyla Hanuka kandilleri yandığı sürece kadınların iş yapmamaları kuralını getirir.

 

Suriye-Yunan kralı Antiyohus Epifanes’in Yahudilere yasakladığı mitsvalar ve daha fazlası

Antiyohus’un yönetimindeki Suriye-Yunan askerleri, Yahudilere Brit-Mila (sünnet), Şabat’ın korunması, Roş Hodeş (Yeni Ay’ın ilan edilmesi ve kutsanması) ve özellikle de Tora öğrenimini yasaklar. Amaç, Yahudilere Tora’yı unutturmak ve farklı konumlarını ortadan kaldırmak, diğerleri gibi, onlar gibi olmalarını sağlamaktır.

Sünnet, İsrailoğulları’nın vücudunu diğer milletlerden ayrımsar, erdemini korur ve Yahudi ruhunun Tanrı’yı hiç bir zaman unutmamasını sağlar.

Şabat, Yahudilere Yaratılış’ı, Kim’in Yarattığını hatırlatır: Kiduş’ta belirtildiği gibi “…zeher lemaase bereşit-yaratılışın hatırasına…”

Tümüyle spiritüel (tinsel) olan Şabat, Yahudileri fiziksel maddi dünyadan ayırır ve İsrail’in tüm nimetlerinin kaynağıdır.

Roş Hodeş ise, bir ‘hatırlama günüdür’ (Eruvin 40b).Tora, Roş Hodeş’ten şöyle bahseder: “.....Tanrı’nızın huzurunda sizin adınıza hatırlatıcı olacaktır”. (Bamidbar 10:10).

Ayrıca Yahudi dini mahkemesi Sanedrin’in ‘Yeni Ay’ın doğuşunu, yeni bir ayın başlangıcını ilan etmesi, takvimin ve bayramların da buna göre ayarlanması, Yahudilerin zaman üstündeki hâkimiyetlerini gösterir. Yunanlılar, Roş Hodeş’i yasaklayarak Yahudilerin bu ayrıcalığını ellerinden almak istediler. Buna ek olarak çıkarılan kanun, her Yahudi geline, sevdiğiyle evlenebilmek için, önce Yunan subayıyla birlikte olma zorunluluğunu getirdi.

Suriye-Yunan Kralı 4.Antiyohus Epifanes, Yahudileri öldürmek veya bulundukları topraklardan sürgüne göndermek değil, onların Yahudi Kültürü’nü kurutup, Yunanlılaşmalarını, Tora yolundan ayrılıp putperest olmalarını istiyordu.

BU YASAKLAR KARŞISINDA YAHUDİLER NE YAPTI?

İhlal edilmesi ölüm ile cezalandırılan bu yasaklar karşısında Yahudiler farklı tepkiler verdi. Bir kısım –Mityavnim- Yunanlıların Yahudiliğe karşı uyguladıkları asimilasyon kampanyası sonucunda, Yunanlı olmayı modern, yeni ve bilimsel bir yaşam tarzı olarak görüp yavaş yavaş yeni Yunanlı kimliklerini benimsedi. Bunlar, Yunan tanrılarını kabul edip, Yunan festivallerine ve sportif etkinliklerine katılmaya başladı. Çıplak olarak gerçekleşen bu etkinliklerde yarışan birçok Yahudi erkek, sünnetsiz görünmek için ameliyat olmayı bile göze aldı.

Bir kısım Yahudiler ise, kendi din ve kültürlerine daha sıkı sarılıp, tüm risklerine rağmen dinlerinin gereklerini uygulamaya devam etti. Bunlar, Yunanlılarla savaşıp onları İsrail topraklarından atmak istiyor, çünkü Yahudilerin, din ve geleneklerini gerektiği şekilde uygulayabilmelerinin, ancak bağımsız yaşadıklarında mümkün olacağını biliyorlardı. Bu Yahudilerin başında, Koen Gadol Yohanan’ın oğlu Matityau ve beş oğlu bulunuyordu. Haşmonayim ailesi olarak tanınan bu ekip, birçok takipçisiyle tüm malvarlığını geride bırakarak dağlara çıktı ve güçlü Yunan ordusuna karşı gerilla savaşına başladı. Çok yaşlı olan Matityau ölünce orduya küçük oğul Yeuda Makabi önderlik etti ve onun yanındakiler de Makabiler adıyla anılmaya başlandı.

Üç yıl süren savaşlar sonunda, Makabiler sayıca daha az olmalarına ve ilkel silahlarına rağmen, Tanrı’ya olan inanç ve güvenleri ile Suriye-Yunan ordularına karşı benzersiz bir zafer kazandılar.

 

 

 

SEKİZ GECE, SEKİZ IŞIK, SEKİZ MESAJ

Rabbi Shlomo Yaffe, Hanukiya’nın üzerine dizilmiş olan mumları (veya kandilleri) yakmanın, Hanuka bayramının en önemli simgesi olduğundan yola çıkarak, bu ışıkların sekiz gece süresince ve her gece bir tane artırılarak yakıldığına dikkat çeker. Bu şekilde Hanukiya’daki küçük ışıklardan her birinin ayrı ayrı bize vermek istediği mesajları şöyle belirtir:

1- Karanlıkla dolu bir odanın değişmesi, aydınlanması için ufacık bir alev bile yeterlidir. Karanlık ışığın yokluğudur, dolayısıyla her ışık, karanlığın sonu anlamına gelir. Aynı şekilde kayıtsızlık, duyarsızlık da, evimizde, cemaatimizde, bizimle Tanrı arasında, bizimle çevremiz arasında durumları iyileştirmek için herhangi bir çaba göstermememiz de, kötülüğün var olmasına ve devam etmesine yol açar. Yarattığımız, sebep olduğumuz her çaba, her değişim, her aydınlatmanın etkileri çok uzaklara kadar ulaşır. Hiçbir zaman bireysel katkımızın küçük ve sınırlı görüntüsünün, bizim bu katkıyı yapmamızı ve bunun önemini takdir etmemizi engellemesine izin vermemeliyiz.

2- Bir kandil veya mum, üç unsurdan oluşur: yakacak (yağ veya balmumu), fitil ve alev. Fitil, vücudumuzu temsil eder,. Alev, hepimizin içinin derinliklerinde taşıdığı Tanrısal kıvılcımın coşkusunu simgeler ve Tora’nın mitsvaları bizim alevimizi besleyen, canlandıran yakıttır. Spiritüel şevk ve heves- alev- bazen sadece kısa ve dumanlı bir ışık yaratarak fitili tüketip yok edebilir. Vücudumuzun, ruhun ışığıyla ateşlenmesine izin verirken, bu yolda tüketilmesine izin vermemeliyiz. Mitsvalar, spiritüelliğimizin coşkusunu kendimizi tüketecek değil, etrafımızı aydınlatacak şekilde beslememizi sağlar. Hayatın amacı, hayattan uzaklaşmak değil, hayatı kutsal ve anlamlı hale getirmektir, yani giriştiğimiz her fiziksel eylem, ilahi ışığı yansıtmalı, taşımalı ve iletmelidir.

3-Hanuka’nın her akşamı yeni bir ışık daha ekleriz. Bu da, spiritüel konularda yaptıklarımızı yeterli görmekten, yaptığımızla yetinmekten kaçınmamızı simgeler. Eğer bize yaşanacak bir gün daha verildiyse, o ana kadar gerçekleştiremediğimiz iyi ve güzel bir şeyi yapmayı başarabilme fırsatı vermek içindir.

4- Hanuka ışıklarını kapının veya pencerenin yanında yakarız-evimizin çıkış noktalarına. Kendi hayatlarımızı aydınlatmamız yeterli değildir, iyi olduğunu bildiğimiz şeyleri başkaları ile de paylaşmalıyız.

5- Hanuka kurallarına göre her alev sadece bir fitilden çıkmalıdır, daha fazla değil. Bir mitsva veya başka bir kutsal işle ilgilenirken o ana, yaptığımız mitsvaya yoğunlaşmamız gerekir. Başka zamanlar ve başka güzel davranışlarımız mutlaka olacaktır, ama ancak tüm benliğimizle yaşadığımız ana yoğunlaştığımız zaman gerçek başarıya ulaşabiliriz.

6-Hanuka ışıklarını ancak yaşadığımız yarım kürede karanlık olduğu zaman yakabiliriz. Çabalarımızı, özellikle ve öncelikle kendi hayatımızdaki ve kendi cemaatimizdeki karanlığa aydınlık getirecek şekilde yönlendirmeliyiz.

7- Hanuka ışıkları, çoğunluğun duyarsızlığı veya ilgisizliğinin bizi engellemesine, Tora’da açık olarak belirtilen- Tanrı’nın bizden istediği- şekilde davranmaktan alıkoymasına hiçbir zaman izin vermememiz gerektiğini anlatır. Yahudilerin büyük çoğunluğu, İsrail’in Helen’leşmesine, Bet Amikdaş’ın küçük düşürülmesine boyun eğmiş ve durumu kabullenmişlerdi. Sadece bir aile-Haşmonay’lar- bunu kabul etmeyi reddetmişti ve onların görünüşte boşuna ve faydasız gibi görünen isyanları, diğer Yahudilerin içlerinde saklı duran Tanrısallık kıvılcımlarını ve şevki ateşlemeye yetti.

8- Hanuka ışıkları, Yeruşalayim’deki Kutsal Tapınak Bet Amikdaş’taki menora ile gerçekleşen bir mucizeyi yansıtır. Hanuka ışıkları, geçmişten gelen ışıkların devamı ve geleceğin umudu ve garantisidir. Hanuka ışıkları, Tanrı’nın sonsuza kadar Ev’inden uzak kalmayacağının ve Bet Amikdaş’taki ışıkların, kurtarılmış, mutlu ve birleşmiş bir dünyada tekrar yakılacağının umudu ve garantisiyle coşku içinde ışıldar.

Önemli Not: Yazıda kısa bir özet olarak verilmiş olan bilgiler, okuyucuya konu hakkında fikir vermek amacıyla; Chanukah: Eight Nights of Light, Eight Gifts for the Soul, Inspiring Lights, Every Person’s Guide to Hanukkah, Chanukah-It’s History,Observance and Significance, The Jewish Book of Why, Days of Joy, Gateway o Judaism, Twerski on Prayer, Yahudilik Ansiklopedisi (Gözlem) kitaplarından, http://www.chabad.org/library/article_cdo/aid/329373/includerelated/false/jewish/Eight-Lights-Eight-Lessons.htm ve www.jewfaq.org; www.jewishvirtuallibrary.og; www.aish.com, sitelerinden derlenerek hazırlanmıştır. Cemaatlerin farklı gelenekleri ve uygulamaları olabildiği için özel günler ve uygulamalar hakkında en doğru ve detaylı bilgiler için, cemaatin kendi Rabi’lerine başvurması gerekir.

*Katkıları için Rav İzak Peres ve Rav Ceki Baruh’a teşekkür ederim.

İLGİLİ HABERLER

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın