Spiker…

Türkçe’de yanlış telaffuz ettiğim üç (belki daha fazla) kelime var; benzin, elli ve Emre. Kapalı ‘e’ kullanmam gereken yerlerde, elimde olmadan açık ‘e’ sesini kullanmam, yaklaşık yirmi yaşından beri arkadaşlarım arasında dalga konusu olmuştur. “Benzin desene Jo” diye kendi kendine eğlenenler olur, ben de gülerim çünkü bana da komik gelir. Konuştuğum lisanlarda meydana gelebilecek bariz hataları küçük yaştan beri düzeltmeye çalıştım. Örneğin; İngilizce konuşurken ‘w’ yerine yanlışlıkla ‘v’ dememeye veya İspanyolca öğrenmeye yeltendiğim iki dönem boyunca öğretmenimizin uyarıları doğrultusunda vurgulamadığım ‘r’ harflerini elimden gelebildiğince vurgulamaya özen gösterdim. Ancak ‘benzin’ ve ‘elli’ kelimelerini ne kadar uğraşsam da yanlış telaffuz ediyorum. İmkânsız olmasa da bu yaştan sonra biraz zor. ‘R’ harfi yerine ‘ğ’ harfi kullananların otuz küsur yaşında birdenbire ‘rrr’ sesleri çıkarması nasıl beklenmiyorsa, ‘e’ harflerini de bazı kelimelerde kapalı söyleyemeyenler için de durum o kadar kolay değil.

***

Tatilde okurum diye sakladığım kitaplar arasında bulunan ünlü spiker Gülgûn Feyman’ın kitabı Spiker’de, ‘e’ harfleri ile ilgili probleme bir bölüm ayırdığını görmem beni gülümsetti. “Ah Şu ‘E’ler Ah!” diye başlayan bölümde kapalı ‘e’ ile söylenen kedi, beste gibi kelimeleri tekrarlayarak sonra problemli kelimeleri denememizi öneriyor. ‘Kedi, bebek, beste, kedi, bebek, beste’ diye denesem de, benzin kelimesini hala doğru tutturamadım. Yine de denemeye değer.

Feyman’ın Spiker adlı kitabı uzun zamandır okuduğum en keyifli Türkçe kitaplardan. Yeni neslin, televizyonun ve esas olarak sosyal medya ve telefon mesajlaşmalarının sebep olduğu yeni ve uyduruk Türkçe ’den oldukça rahatsız olan benim gibi kişiler için okuması çok zevkli ve akıcı bir kitap. Feyman dilimizin zenginliğini, önemini, köklerini net ve akıcı bir dille anlatıyor. Kitabı okurken, yazdığım değil ama konuşurken kurduğum cümleler arasına, farkında olmadan ne kadar İngilizce kelimeler yerleştirdiğimi düşündüm. Bundan sonra daha çok dikkat edeceğim. Benim İngilizcem iyidir ama genelde üç kelimesinden biri İngilizce olan ve anadan doğma İngilizce konuşuyormuş havalarında olan yeni neslin, gerçekten İngilizce konuşması gereken bir iş ortamında zaman zaman ne kadar bocaladığına da tanık oldum. Yabancı bir dili sular seller gibi konuşuyorsak da aslında Türkçe’ye katıp Türkçemizi bozmamalıyız. Ancak sular seller gibi konuşmuyorsanız da, ‘miş’ gibi yapmayın.

***

Kitapta hangi yabancı dilden kaç kelimenin Türkçe’de kullanıldığı ve Türkçe’den yabancı dillere geçen kelimeler de anlatılıyor. Bana ilginç geldi, bilmek güzel.  Feyman’ın spikerlik anılarını okumak da keyifli.  Avrupa Yakası dizisindeki Selin karakteri edasında konuşan yeni neslin okuması gereken, akıcı bir kitap. 

***

Bence önemli olan birkaç yabancı dil bildiğini ispatlamaya çalışan özenti kelimelerle, tüm dünyada kullanılan yerleşmiş bazı kelimelerin ayırımını yapabilmek. Örneğin ben hiçbir zaman e-mail’e ‘ileti’ diyemeyeceğim.  Uluslararası kabul görmüş bazı teknik terimleri de dilimize uyarlamaya çalışmak bazen boşuna bir çaba olabilir, fakat yine de konuşurken dilimizi bozmamaya daha fazla özen göstereceğim. 

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın