19. İSTANBUL TİYATRO FESTİVALİ -2 ‘Pervaneler’in Shakespeare’i

2014, Shakespeare’nin doğumunun 450.yılı. Bu nedenle, 9 Mayıs - 5 Haziran tarihleri arasında, yurtdışından yedi, Türkiye’den 35 topluluğun 100’e yakın gösterisini İstanbul’un 13 farklı mekânında tiyatroseverlerle buluşturmakta olan 19. İstanbul Tiyatro Festivali’nde yerli ve yabancı yedi farklı Shakespeare yorumu seyredebileceğiz.

Bunlardan Shakespeare’in en eğlenceli iki oyununu, ‘Bir Yaz Gecesi Rüyası’yla ‘Yanlışlıklar Komedyası’nı, sadece Shakespeare oyunları sahnelemesiyle ünlü İngiliz tiyatro topluluğu Propeller Theatre Company’den izledik. Propeller, Shakespeare’in sahnedeki anlatımında daha cazip yollar keşfetmeyi, oyunun metniyle performansı arasındaki ilişkiyi daha belirgin bir biçimde seyirciye sunmayı, klasik oyun dilini çağdaş estetik anlayışla bütünleştirerek sahneye yansıtmayı amaçlayan bir topluluk. Her iki oyunu da Propeller’in aynı zamanda sanat yönetmeni olan Edward Hall sahneye koyuyor. Hall, Shakespeare’in yeniden keşfedilmesini, oyunlarındaki zenginliği daha geniş kitlelere sunmayı amaçladıklarını ve bunu da en basit yoldan, oyunları olması gerektiği gibi oynayarak yapmaya çalıştıklarını söylüyor. Oyunları olabildiğince açık, ritme dayalı ve hayal gücünü harekete geçirecek bir sahnelemeyle sunmaya çalışıyorlar. Bu noktadan hareketle, metinle çağdaş estetik görünümün çok titiz bir yaklaşımla birlikte ele alınıp işlendiği sahnede, maske kullanımı, animasyon, her türlü klasik ve modern projeksiyon ve her yaşa hitap eden müzik türleri kullanılıyor.

 İlginç bir karşıtlık

Burada ilginç bir karşıtlık var. Bir yandan Shakespeare dönemindeki gibi, tümüyle erkek oyunculardan oluşan, klasik metine ve dönemin diline olabildiğince sadık kalmaya çalışan bir topluluk, diğer yandan da bu topluluğun elindeki malzemeyle 21. yüzyıl seyircisini heyecanlandıracak modern bir yorum çabası var.

Shakespeare trajedileri, temelde binyıllardır değişmeyen insanî hırsları, tutkuları ve acıları ele aldıklarından, güncelliklerini kaybetmeden her çağda, klasiğinden modernine hatta avangardına her türlü yorumda inandırıcılıklarını koruyabilmektedirler. Buna karşın komedilerinin, müthiş bir hayal gücüne dayansalar da, çağımızın katı gerçekçiliğine alışık olan günümüz seyircisinin beğenisine pek de uyabildikleri söylenemez.

Sözlük anlamı ‘pervane’ olan Propeller’in her birinin süresi iki saati aşan ‘Bir Yaz Gecesi Rüyası’yla ‘Yanlışlıklar Komedyası’nı kahkahalarla gülünen, soluk soluğa izlenen müthiş birer eğlenceliğe dönüştürebilmesi için, sadece durmadan değişerek 20’den fazla karakteri canlandıran 12’si genç 2’si orta yaşa yakın 14 oyuncunun hiç durmayan devinimleri ve hareketleriyle, hiç aksamayan sahne trafiği yeterli değil tabii ki. O olağanüstü dinamizmi tamamlayan iki önemli unsur var. Birincisi topluluğun izleyiciyle kurduğu müthiş iletişim. Daha oyun başlamadan fuayede izleyicilerin arasına karışıp onları ‘merhaba’ diye karşılayarak sohbet eden, onlarla beraber salona giren, perde arasında seyircisinden kopamayarak üst düzey müzikalitede bir mini konser veren, bu konsere harika sesleriyle, ikinci perde başlarken sahnede de devam eden oyuncular, bütün seyircileri oyuna dâhil ederek son alkışa kadar kendilerine bağlıyorlar. İkincisi de bütün takımın, hem kendileri hem de yorumladıkları karakterlerle dalga geçerek, en az seyirciler kadar keyif alarak sergildiği üst düzeyde oyunculuk. Bu keyif öylesine bulaşıcı ki, izleyici oyun sonrası -tabii ki Propeller’i hakettiği gibi coşkuyla alkışladıktan sonra- salondan yüzünde kocaman bir gülümsemeyle, yüreği hafiflemiş olarak çıkıyor.

Shakespeare’in bu iki komedisi tarz olarak biribirinden çok farklılar. Edward Hall da her iki oyunu farklı birer yaklaşımla ele alıyor.

 

Bir Yaz gecesi Rüyası

Dünyanın çeşitli yerlerinde defalarca seyirci karşısına çıkmış, dolu salonlarda başarıyla sergilenmiş ve büyük beğeni toplamış olan ‘A Midsummer Night’s Dream / Bir Yaz Gecesi Rüyası’nda  aşkın ve yanılsamanın çatışması, kraliyet düğünleri öncesinde birbirlerine âşk ve/veya nefretle bağlanmış iki çiftin hikâyesinde veriliyor. Gençlerin, bir yaz gecesi birbirleriyle sürekli atışan periler kralı Oberon ve karısı Titania’nın birbirleriyle sürekli atıştığı ormana kaçmalarıyla başlayan kargaşa, aynı ormanda prova yapmaya gelen amatör tiyatro gurubu ile şakacı ve şaşkın peri Puck’un da olaylara katılmasıyla tam bir kaosa dönüşecektir. Düş ve gerçeklik, her şeyin eninde sonunda tatlıya bağlandığı oyun boyunca sürekli olarak yer değiştirirken, insana özgü duygusal karmaşa da tüm çıplaklığıyla gözler önüne serilmektedir.

Hall, ‘Bir Yaz Gecesi Rüyası’nı, günümüzün romantizme alaylı bakışını da göz ardı etmeden, fantastik bir romantik komedya olarak yorumluyor. Oyunu büyük bir hayranlıkla ve içtenlikle gülerek izlerken, 12 Eylül 1980 darbesini izleyen günlerde, 1402 sayılı yasa uyarınca kurumdaki görevine son verilmesinden önce, Başar Sabuncu’nun İstanbul Şehir Tiyatrolarının Tepebaşındaki Deneme Sahnesi’ndeki olağanüstü ‘Bahar Noktası’ yorumunu hatırladım. Can Yücel’in Shakespeare’in oyununun ruhuna sadık kalarak Türkçe yeniden yazmış olduğu müthiş metnin o sahnelenişi, tiyatromuzun, bir kez izleyenin ömür boyunca unutamayacağı doruk noktalarından biriydi.

 

Yanlışlıklar Komedyası

 ‘The Comedy of Errors / Yanlışlıklar Komedyası’ Shakespeare’in en eğlenceli ve bir o kadar da akıl dolu bir oyunudur. Oyunda, doğumlarından itibaren birbirleriyle ayrı düşen iki çift ikiz erkek kardeş, tam 25 yıl sonra aynı şehrin bir evinde, bambaşka ve oldukça komik durumlar içeren bir halde yeniden buluşurlar. Bu andan itibaren bir dizi yanlış anlama, karakterlerin karmakarışık tutumları ve artık zamanın ötesinde yaşanmaya başlayan olaylarla evdeki tüm aile bireylerinin nasıl büyük bir krizin eşiğine geldiği anlatılır. Tabii bu arada seyircinin oynanan oyundan her zaman bir adım önde tutulup ne olup bittiğinden haberdar olduğunu da unutmamak gerek...

Bu cinaslı kelime oyunları dolu şakşakçı komediyi Edward Hall, çılgın bir fars olarak yorumluyor ve bu yorum gerçekten ‘cuk’ oturuyor. Her çift ikize aynı giysiyi ve aynı saç modelini (ya da aynı peruğu) uygulayarak, öyle başarılı bir ‘ikiz’ izlenimi veriliyor ki, izleyici, ancak oyunun finalinde, o da boyları farklı olduğundan bu ikizleri ikişer farklı oyuncunun canlandırdığından iyice emin oluyor.

 Sonuçta Propeller, sahne sanatlarındaki en büyük zorluklardan biri olan güldürmeyi çok iyi beceriyor. En ‘komik’ olduğu söylenen kimi filmlerde ve oyunlarda biraz da zorlanarak ancak gülümsemeyi becermiş bir izleyici olarak ‘A Midsummer Night’s Dream’ de  olsun ‘The Comedy of Errors’da olsun yıllardır gülmediğim kadar çok güldüm.

Bir sonraki sahnede ne olacağını bildiğimiz, bilmesek de tahmin ettiğimiz, bizler için sürprizi kalmamış olan, üstelik de bayağı uzun süren bu iki oyunu sıkmadan, izleyicinin oyundan kopmasına izin vermeden, eğlendirerek, heyecanlandırarak, neredeyse soluk soluğa izletmek çok büyük bir başarı. Propeller’in bir ‘Hamlet’de, bir ‘Macbeth’de, bir ‘Othello’da, bir ‘Lear’de neler keşfedeceğini ve keşfettireceğini de çok merak ettim. Belli olmaz İstanbul seyircisinin çok sevmiş olduğu bu topluluk, bir başka festivalde bir Shakespeare trajedisi ile karşımıza çıkabilir. Hamlet, ünlü tiradını (kelimeler, kelimeler...) fuayenin bir köşesinde ezberlemeye çalışırken kıral kolumuza girerek, yapmış oldukları için kendini haklı çıkarmaya çalışsa ne güzel olurdu değil mi...

Hepinize iyi seyirler.

 

İLGİLİ HABERLER

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın