Arba Peraşiyot-2: Şabat Zahor

Pesah´a hazırlık yolunda dört özel şabat ve dört özel peraşa

Arba Peraşiyot-2:   Şabat Zahor

Purim’den önceki Şabat;  bu yıl 15 Mart Cumartesi-Şabat Zahor-Hatırlama Şabat’ıdır. Bugün sinagogda sabah duası sırasında iki Tora çıkarılır. Bir tanesi haftanın peraşası, diğeri Maftir içindir.

 Maftir’de; Amalek’in Yahudi halkına yaptığının hatırlanması (zahor),hiçbir zaman unutulmaması mitsvasının verildiği bölüm okunur. “

 “Amalek’in Mısır’dan çıkışınız sırasında yolda sana yaptığını hatırla.” (Devarim 25:17)

“…Amalek’in zikrini göklerin altından sil! Unutma!” (Devarim 25:19)

Her nesil, çocuklarına, Amalek’in ne yaptığını, İsrailoğulları Mısır’dan çıktıktan sonra, en yorgun, en zayıf oldukları anda, nasıl onlara arkadan saldırarak gafil avladığını anlatmakla yükümlüdür.

 “Hatırla”, Tora’nın “Taase-yap” mitsvalarından; “Unutma” da “Lo Taase-yapma” şeklindeki mitsvalarındandır. Bu mitsvalar, her zaman her yerde, hem kadınlar, hem de erkekler için geçerlidir.

Amalek diye bahsedilen aslında kimdir, nedir, neden onun ismini tamamen silmemiz gerekmektedir?

Raşî’nin yorumuna göre; Amalek, “mikre-tesadüf”ü simgeler. Amalek, Tanrı’nın Varlığı’nı, Tanrı’nın evrenle etkileşimini inkâr eder, gelişen olayların Tanrı’nın İsteği ve Planı doğrultusunda değil, tamamen tesadüf ve rastlantılar sonucu olduğunu iddia eder.

Aynı zamanda “Amalek”in harflerinin numerik değeri,  ‘safek-şüphe’ ile eşittir.

Şüphenin farklı doğaları vardır. Bazı şüphe; mantıklı bir sorgulamaya dayanır. Diğer bir çeşit şüphe; şüphecinin kendi kişisel güdüleri, niyetleri ve hırslarından doğar. Bir de katıksız, özbeöz şüphe vardır: ‘mantıksız şüphe’, mantıktan daha güçlü olan şüphe. İşte bu şüphe, en ikna edici kanıtların, en motive edici tecrübelerin bile etkilerini yok sayar. Aynı şüphe, İsrailoğulları’nın Amalek’in saldırısına maruz kalmalarının yegâne sebebidir. Amalek, spiritüel anlamda asılsız, temelsiz, sebepsiz, mantıksız şüphenin özünü temsil eder ve işte bunlar, Yahudi milletinin ve Yahudilerin hayattaki misyonunun ezeli düşmanıdır. Bu yüzden Amalek’in, Tanrı’dan uzaklaşmamıza, Tanrı’nın yanımızda olup olmadığına dair içimize girmeye çalışan, ‘şüphenin’ adını tamamen silmek, yok etmek gerekir.

 

Şabat Zahor’da ‘hatırla’ ve ‘unutma’ mitsvaları ile tam olarak anlatılmak istenen nedir?

Hatırla-“Tanrı İnancı”: Liadi’li Rabi Schneur Zalman, Tanrı İnancı’nın, Yahudi ruhunun bölünmez bir parçası olduğuna dikkat çeker. İnanç, kazanılması, ulaşılması gereken bir şey değildir. İnanç, zaten ruhun özüne İşlenmiştir, oradadır; sadece ortaya çıkarılmaya ihtiyacı vardır. Zalman, inancın, mantık sınırlarının da ötesinde olduğunu vurgular. Mantık doğrultusunda kişi, Tanrı’ya ancak algıları kadar, insan beyninin algılayabildiği kadar, mantığının elverdiği kadar bağlanabilir. Ancak yaratıldığı zaman içine damıtılmış olan ilahi inançla temasa geçebilen kişi, Tanrı’nın sonsuz Gerçeği’ne tümüyle bağlanabilir.

İsrailoğlu’nun Amalek’e tepkisi, ‘hatırlamaktır’. Ruhunun içinde bulunan ve günlük hayatın ve meşgalelerin arasında saklı gibi duran, ama ruhunun derinliklerinde var olan mantık üstü inancı uyandırmak. O inanç ki, hatırlanıldığı zaman, mantıklı veya değil, her türlü meydan okumaya karşı durabilecek potansiyelde ve güçtedir.

Unutma-“Tanrı İnancı-“  Amalek aslında her nesilde, farklı kişiliklerle mevcuttur Yahudileri yok etmeye kararlı olan Aman da ,Amalek’in soyundan gelir.Bu yüzden,Purim’den önceki Şabat, Amalek’in unutulmaması, hatırlanması mitsvasının yazılı olduğu peraşa okunur.

Başka bir yoruma göre, Purim’in ana teması, her şeyin Tanrı’nın kontrolü altında meydana geldiği gerçeğidir. Olayların akışı sırasında her zaman Tanrı’nın Eli’ni görebilmek mümkün olmayabilir. Doğal bir tesadüf gibi görünen durumlar bile, aslında Tanrı’nın sevgi dolu Gözetimi’nin-haşgaha’nın neticesinde oluşmaktadır. Purim, daimi İlahi Gözetim’in, açık mucizeler yerine nasıl doğal olayların arkasında yer aldığını gösterir. Direkt olarak idrak edemesek de; Tanrı; ‘Hester Panim-Gizli Yüzü’ ile olayları İlahi Plan’ı doğrultusunda her an her şeyi kontrol ederek hayatı bütünüyle yönetir.

Amalek ise; hayatın akışı ve tarihin keyfi olarak geliştiğini savunur (çünkü Tanrı’nın olaylarla olan bağlantısını her zaman açık olarak görmek mümkün olmayabilir, Ester ve Mordehay zamanında ve günümüzde de olduğu gibi).

Purim, coşkuyla buna karşı çıkar ve her şeyin, her şeyin, Tanrı’nın mükemmelce planladığı projenin bir parçası olduğunu vurgular ve Tanrı’nın devamlı olarak perde arkasından duruma el koyduğuna ve yönettiğine dikkat çeker.

Koşullar ne kadar zor, hatta umutsuz olsa da, Tanrı’nın her zaman çocuklarının (İsrailoğulları’nın) yanında olduğunu, onları koruyup kolladığını ve o an için farkına varmasalar da, resmin bütününde onlar için en hayırlı olanı yaptığını unutmamak gerekir.

İLGİLİ HABERLER

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın