Yeni yıl

Dini takvimler yılları başka başka sayıyor, herkes farklı bir birinci gün belirlemiş durumda kendine; kimi ilk işe girdiği günü, kimi aşık olduğu, kimi evlendiği, kimi, de çocuk sahibi olduğu günü kendi miladı ilan ediyor. Kiminin derdi bile değil yıl başı... Dünya üzerinde yılları hiç saymayan kabileler bile vardır hala belki...

Bizim; günlerle, aylarla, yıllarla farklı bir derdimiz var galiba.

Uğurlu gün, doğum günü, evlilik yıldönümü, anma günleri... Ajandalarımıza işliyoruz, o günler için günler öncesinden planlar yapıyoruz, güzel geçsin diye uğraşıyoruz, onları fotoğraflarla belgeliyoruz.

Sayılarla kavgamız ve tatlı bir telaşımız var.

Ayın biri, ayın sonu, yılın sonu, yılın başı; bizi hep bir yerlerden, birilerinden, bir şeylerden uzaklaştırıyor ya da onlara yaklaştırıyor.

Bütün bunlardan çıkan basit sonuç şu: Ne kadar umursamıyor görünürsek görünelim, yeni bir yıl hepimizi heyecanlandırıyor aslında. Sayıların yeniden sayılmaya başlanacak olması bile yeterli bir sebep. Ocak yeni bir ocak, şubat da öyle... Yeni bir yaz tatili programı, düğün telaşları, mezuniyetler, partiler... Çünkü aslında sadece biten ya da gelen yılı saymıyoruz ki... O yıl içinde, öncesi ve sonrasına bağlı birçok ayrıntının sayılarını da sayıyoruz.

Ömrümüzü sayıyoruz aslında.

Geçip giden yıla güle güle demeyi her zaman çok seviyoruz.

Gelen yılın sürprizlerini hiç bilmeden onu öncelikli bir coşkuyla bekliyoruz; umutla, sağlıkla, başarıyla, güzelliklerle ve mutlulukla geçsin diye dileklerde bulunuyoruz. Bunların gerçekleşmesini bekliyoruz.

Tanrı’ysa günleri, ayları, yılları saymıyordur şüphesiz. O, yalnızca hayat denilen sınavda neler yaptığımıza, kendimizi ne kadar geliştirdiğimize bakıyordur.

Biz sayıların telaşında ne yaptığımızdan çok nasıl yapacağımızı planlarken o, hiç kuşkusuz çok daha sakin ve sade bir halde bizi gözlüyor ve yeni bir sayıyla isim verdiğimiz yıldan güzel şeyler ummamıza şaşırıyordur.

Oysa gün, aynı gün; an, aynı andır her zaman.

Değişen sayıların kimseye faydası yoktur. Bugün yılın son gününde ne diliyor ve umuyorsak, yarın yılın ilk gününde de aynı şeyleri diliyor ve umuyor olabiliriz. Biri ötekinden daha az ya da daha çok değerli değildir.

Eskiden böyle düşünmezdim.

Yaşım ilerledikçe bu tür tatlı sayımların çocukça, hoş ve keyifli bir kandırmaca olduğunu gördüm.

Tabii ki zevkli, tabii ki umutlu...

Ama hayat, her zaman tatlı, her zaman gerçek, her zaman yeniliklere açık.

Ayın, yılın, günün adı ve sayısı kaç olursa olsun.

Hedefi ne zaman belirlediğimizin, amaca ne zaman ulaşacağımızın kararı bizde.

Yeni gelen yılın sayısı, sadece bir sembol...

Yeni sembolümüz kutlu olsun.

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın