Yahudi sürekliliğinin temeli: BENZERSİZ YAHUDİ KADINI

Yahudi halkının hikâyesi, Yahudiliğin sürekliliğinin hikâyesidir. Yahudi tarihi, nesilden nesle başarıyla aktarılan değerler, inançlar, uygulamalar, erdem ve maneviyatla ilgili, yaşayan geleneklerden oluşur.

Yahudi sürekliliğinin temeli: BENZERSİZ YAHUDİ KADINI

Yahudi halkının şekillendiği dönemlere, Yahudi bayramlarının içeriği ile birlikte bakıldığında, Yahudi halkının hayatta kalmasında ve değerlerinin üçbin yıldan fazladır nesilden nesle aktarılmasında, Yahudi kadınının benzersiz duyarlılığının, iç görüsü, sezgileri ve yüksek maneviyatının rolü, belirgin şekilde göze çarpar. Hanuka hikâyesinin de ana temalarından biri Yahudi kadınının fedakârlığı ve kahramanlığıdır

Abraham ve Sara:

Abraham,  putperestliği reddeden ve Tanrı’nın Varlığı’nı tanıyan ilk kişiydi.  Abraham, karısı Sara ile birlikte ilk Yahudi ailesini kurar. Abraham ve Sara’nın iki oğulları olur: İtshak ve İşmael. Çocuklar birbirleriyle pek geçinemezler ve onların ilişkisi ebeveynlerine acı ve gerginlik verir. Abraham ve Sara’nın ebeveyn olmaya yaklaşımları farklıdır. Sonunda, Tanrı’nın kendisi, Abraham’a tavsiyede bulunur: Tanrı Avraam’a : Sara sana ne derse onu dinle.”  dedi.(Bereşit 21:12)

İtshak ve Rivka:

İtshak ve Rivka, ikinci Yahudi ailesidir ve Abraham ve Sara’nın aydınlattığı yolda devam ederler. Putlara veya sahte tanrılara değil, tek Tanrı’ya dua edilen, Tanrı ile olan ilişkilerinden onlara akan erdemli ve manevi bir hayat sürerler. Fakat onlar da çocuklarını yetiştirirken sorunlar yaşar. Oğulları Yaakov ve Esav, birbirinin tam zıttıdır. Burada da ebeveynler, çocukları nasıl yetiştirecekleri konusunda farklı düşüncelere sahiptir. Buna rağmen Rivka, aynen ondan önce yaşamış olan Sara gibi, ailesi için dizginleri eline alır: “Şimdi oğlum… Sesimi--sana vereceğim talimatı --dinle.”Yaakov, annesi Rivka’ya… “Ya babam bana dokunursa! Sahtekâr olduğumu düşünecek!”… Annesi ona: ”Sen sadece beni dinle.” dedi. (Bereşit-27:8-13) 

Mısır ve Pesah

Sara ve Rivka’nın sezgileri, iç görü ve çabaları, Yahudi ailesinin üçüncü neslinde karşılığını alır. Rahel ve Lea, hem kendi aralarında, hem çocukları arasında, hem yardımcılarının çocukları arasında çekişmeli dönemler yaşamalarına rağmen, sonunda farklılıklarının üstesinden gelerek yakın bir aile oluştururlar.

Fakat bir süre sonra, dış güçler, onları ve çocuklarını sıkıntılı durumlara sokacak şekilde bir araya gelir.

Abraham, Sara, İtshak, Rivka, Yaakov, Rahel ve Lea’nın soyu, bir zaman sonra zalim Mısırlıların elinde köle haline gelir. Onların bu esarete tepkileri ne olur? Mısır’daki Yahudiler umutsuzlukla kaderlerine razı olur, direnme güçlerini ve gelecek için tüm umutlarını kaybederler-en azından erkekler için durum budur.

Talmud bu konuda şöyle yazar:

Firavunun,  bütün yeni doğan erkek çocukların öldürülmesi emri o kadar yıkıcıydı ki, Mısır’daki Yahudi erkekler artık çocuk sahibi olmamaya karar verir. Miryam adında bir genç kız buna itiraz ederek babasına: “Siz, Firavun’dan da daha acımasızsınız. Onun kararı sadece erkek çocuklar içindi. Sizin kararınız ise kız çocuklarını da kapsıyor.”der. Miryam’ın babası Amram, kızına söyleyecek söz bulamaz. Bir zaman sonra Amram ve Yoheved’in bir erkek çocukları olur:  geleceğin kurtarıcısı ve Yahudi halkının lideri olacak olan Moşe.

Daha sonra Mısır Kralı’nın ebelere verdiği , “erkek çocukların doğar doğmaz öldürülmesi” emri, Tanrı inancı olan Yahudi ebeler tarafından dikkate alınmaz. (Şemot-1:15-21)

Talmud, Yahudi halkının, Mısır esaretinden; erdemli kadınların liyakati sayesinde kurtarıldıklarını yazar.

Pesah Bayramı’nda, Mısır’dan kurtuluş ve Yahudi ulusunun doğuşu kutlanır.

Tora, Şavuot ve Rut

Yahudi halkının temeli, Sara ve Rivka sayesinde atılır, Mısır’daki kadınlar sayesinde bir millet haline gelinir, daha sonra Tanrı’nın Yahudi halkına Tora’yı vereceği Sina Dağı’na doğru yola çıkılır.

Moşe, Tanrı’ya çıktı. Tanrı dağdan ona seslenerek (şöyle) dedi: “Yaakov ailesine… Şöyle söyleyecek, Bene-Yisrael’e anlatacaksın.”

Midraşa göre, Tora; “ Yaakov Ailesi” dediği zaman kadınları; “Bene-Yisrael” dediği zaman erkekleri ima eder.

Geleneklerimize göre;  Tanrı Moşe’nin, Tora’yı halkına anlatırken,  kadınlardan başlamasını, ancak bundan sonra erkeklere anlatabileceğini söyler. Çünkü Tora’ya ve onun bilgeliğine, erdemine, değerlerine ve yaşam tarzını almaya açık olacak çocuklar ve aileler yetiştirmek, kadının ana sorumluluğu olacaktır. Kısaca, Tanrı Moşe’ye; eğer kadınlar Tora’yı almaya hazır değillerse, erkeklere vermekle hiç uğraşma, demeye getirir.

Tora’nın Yahudilere verilmesinden yüzyıllar sonra, Kral Şlomo devamlılığın ana şartının altını çizer:  oğluna;  babasının söylediklerini dikkate almasını ve annesinin Torası’ndan ayrılmamasını öğütler. Tabii ki anne de baba da çocuğun eğitim süreci için elzemdir, fakat Kral Şlomo, bir şekilde, çocuğun Tora’ya ve Yahudilikle olan esas bağının, baba değil, sinagogdaki Rabi değil, okul öğretmeni değil, anne tarafından aşılandığını vurgular.

Kadınların erdemi, sadece Yahudileri Mısır’dan çıkartmakla kalmayıp, Yahudilerin Tora’yı alabilmelerindeki vazgeçilmez unsur olarak da göze çarpar. Tora’nın verilmesinin kutlandığı Şavuot bayramında geleneksel olarak okunan ve bayramın ana temalarının ele alındığı kitabın, Yahudiliğe ve Yahudi halkına bağlılığı simgeleyen Rut’un kitabı olması, bu yüzden bir sürpriz değildir.

Çölde Sorun-1-

Üç milyon Yahudi, Sina Dağı’nı eteklerinde beklemektedir.  Mısırlıların başlarına gelen ve dünyada kimsenin görmediği akıl almaz belalardan sonra, Yahudiler esaretten kurtulalı iki aydan az bir zaman geçmiştir. Şimdi Tanrı, şahsen Sina Dağı’nın üstünden konuşmaktadır. Bütün Yahudi halkı Tora’yı almayı kabul eder, Moşe dünyayı şekillendirecek On Emrin yazıldığı tabletleri almak üzere Sina Dağı’na çıkar. O da ne? Moşe, inmesi beklenen tarihte dağdan inmeyince Yahudi halkı allak bullak olur ve bir altın buzağı yaparak ona tapmaya başlar. Geleneklerimizin söylediği üzere Yahudilerin içinden sadece iki grup bu günaha katılmaz. Bir tanesi Levi kabilesi. Diğeri ise kadınlar.

Çölde Sorun-2-

Daha sonra, Mısır’da esaretten kurtulan, Kızıl Deniz’in yarıldığını gören, Sina Dağı’nda Tora’yı alan, Altın Buzağı skandalından da kurtulan Yahudi halkı, Vaat edilmiş topraklara girmek üzereyken İsrail yakınlarında kamp kurar. Moşe, halkın isteği ve Tanrı’nın onaylaması ile Yahudi halkı girmeden önce, bölgeyi teftiş etmek üzere bir grup casus yollar. Casuslar kırk gün sonra geri döndüklerinde ülke hakkında abartılı ve olumsuz rapor verir. Bunun üzerine yine umutsuzluğa kapılan halk, isyan eder ve bütün gece ağlar. Moşe ve Tanrı hem casusların raporundan, hem halkın tepkisinden hayal kırıklığına uğrar. Seçilmiş halkın işinin kolay olacağı, hiç bir zaman söylenmemişti. Ama Tanrı, birlikte geçirdikleri onca olaydan sonra, halkının O’na inanmasını ve şöyle ya da böyle Tanrı’nın onları vaat edilen topraklara ulaştıracağına güvenmelerini beklerdi.  Casusların raporu ve halkın tepkisinin sonucunda, Tanrı, halkın İsrail topraklarına girmeye hazır olmadığına ve bu neslin yok olana kadar kırk yıl boyunca çölde kalmasına, ancak çölde yeni doğacak yeni neslin vaat edilen topraklara girmesine karar verir.  Midraşa göre, casusların raporunu dinleyen kadınlar, çöldeki kırk yıl boyunca ölmezler, çünkü İsrail topraklarına derin bir sevgi ile bağlıdırlar. Erkekler “Mısır’a geri dönelim” dediklerinde; kadınlar : “Hayır,  bu topraklar bize vaat edildi ve bizim gidip, bize verilen mirasa sahip çıkmamız gerek .” diyerek karşı çıkarlar.

Purim ve Yahudi kadın

Tora verildikten sonra iki büyük Yahudi bayramı oluşur: Purim ve Hanuka.

Purim, Yahudi halkının, Aman isminde kötü bir adamın kışkırtmalarıyla başlayan Pers antisemitizminden kurtulmalarını kutlar. Aman,  Yahudileri tamamen ortadan kaldırmanın, Pers Kralı’nın kendi çıkarlarına çok uygun olduğuna dair, kralı ikna eder. Böylece kral, çıkarttığı hüküm ile belirlenen günde tüm Yahudilerin öldürüleceğini ilan eder. Mordehay isimli bir bilgenin ve Ester adında bir Yahudi kadının kahramanca çabaları sonucu, Aman’ın planları engellenir. Ester, bütün zamanlar için, halkı uğruna her şeyi –zenginlik, rütbe, güç ve hatta canını-feda edebilecek kadın figürünü sembolize eder. Her yıl Purim kutlanırken, bayrama ait temel mitsvalardan biri, iki kere (akşam ve sabah ) sinagoga gidip Ester’in kitabı, Megilat Ester’in okunmasını dinlemektir.

Hanuka ve Yahudi kadın

Hanuka hikâyesinin ana temalarından biri, Yahudi kadınının fedakârlığı ve kahramanlığıdır.

Yeudit ve Hükümler

İsrail’in o dönemki Yunan hükümdarları, kadınları direkt etkileyen iki kanun çıkarır.

Birinci kanun: Her Yahudi gelin, evlenebilmek için, önce Yunan subayıyla birlikte olacaktır. Bu bir söylenti veya bir masal değildir. Bu genç kızlar, bugünkü Yahudi kadınları gibi canlı, akıllı, becerikli genç Yahudi kadınlardı. Müstakbel kocalarına âşık olan bu kızların her biri, sevdikleriyle evlenebilmek için bir Yunan askeriyle beraber olmak zorundaydılar. Kanuna karşı gelseler, öldürüleceklerdi. Böyle bir durumda olsanız, siz ne yapardınız? Kızınıza veya nişanlınıza ne yapmasını söylerdiniz?

Tecavüze maruz kalmaktansa, bazı Yahudi kadınlar hiç evlenmemeye, bazıları da gizli evlilikler yapmaya karar verir. Şansı yaver gidenler kurtulur, bazıları kanuna karşı geldikleri için öldürülür, bazıları da Yunan askerleri tarafından harap edilirler. Seçimleri ne olursa olsun, bu seçim, onların Yahudiliğe ve Yahudi halkına olan bağlılığı ile harekete geçmiş, kahramanca bir başkaldırıdır.

 Yeudit isimli Yahudi kadının hikâyesi, Hanuka ruhunun ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Haşmonay’lardan  Yeudit, komutan Holofernes’e kendi yaptığı peynirden hatırı sayılır bir miktarda yedirip, susamasını sağlar, sonra bu susuzluğunu da bol bol şarapla giderir. Holofernes o kadar peynir ve şarap sonucu sızıp kalınca Yeudit de komutanın kılıcını alıp onu öldürür. Komutanın kafasını da kumaşlara sarıp yanında götürür. Komutanları olmayınca şaşkına dönen Yunan orduları bu şekilde kolayca bozguna uğratılıp geri çekilir.

Yeudit’in bu kahramanca hareketi, Yahudilerin Yunanlılara karşı isyanının başlamasında dönüm noktası olarak kabul edilir.

 

İkinci kanun: Yeni doğmuş bir erkek çocuğun sünnet edilmesi (brit mila)  yasaktı ve cezası ölümdü. Kendinizi yine o zamanlardaki Yahudi kadının yerine koyun. Başlı başına acı ve sıkıntı dolu evlenme dönemini atlatmışsınız, hamile kalmışsınız, şimdi de eğer doğacak çocuk erkek olursa ve onu sünnet ederseniz onun muhtemelen ölüm hükmünü imzalamış olursunuz. Sünnet, Tanrı ile Yahudi halkının arasındaki bağlantının sembolüdür. Günümüzde de, Yahudiliğin gereklerini çok az hatta hiçbir alanda yerine getiremeyenler bile çocuklarını mutlaka sünnet etmektedir.

O dönemde yaşamış olsanız, oğlunuzun ve kendi hayatınız pahasına, oğlunuzu sünnet eder miydiniz? Bu şartlar altında, kızınıza, oğlunu sünnet etmesini öğütleyebilir miydiniz? O zamanki kadınların oğullarını sünnet etmemeyi veya belki durumlar düzelene kadar ertelemeyi seçmeleri, mazur görülebilirdi. Fakat onlar,  risklerin farkında olarak, istikrarlı bir şekilde, oğullarının layığı ile Yahudi milletinin parçası olmalarını devam ettirirler.

Hana ve Yedi Oğlu

Hana ve yedi oğlunun hikâyesi, Yahudi tarihinin en yürek parçalayıcı hikâyelerinden biridir. Aynı zamanda Hanuka geleneğinin ayrılmaz bir parçasıdır. Kral Antiohus, Yahudilere, Tora’yı ve Tora’nın gereklerini yerine getirmeyi yasaklamıştı. Bunun aksini yapanların cezası ölümdü.

Kral, Mityavenim (Yunanlılar gibi hareket eden Yahudiler, Helenistler) gibi olmayı reddeden Hana ve yedi oğlunu huzuruna çağırarak onlara bir putun önünde eğilmelerini ve domuz eti yemelerini emreder. Hana ve oğulları buna karşı koyar ve bütün oğulları, teker teker, birbirlerinin gözü önünde korkunç işkencelere maruz kalarak öldürülürler. Hana, oğullarının ölü bedenlerinin yanında dua eder: onlar için, Yahudi halkı için ve canını Yunanlılar yerine Tanrı’nın alması için… Duasını bitirirken Hana son nefesini verir ve çocuklarının yanına düşer.

Kadınlar İçin

Hanukiya yakıldıktan sonraki ilk yarım saat,  Yahudi kadınlarına özgün, çok özel bir zamandır. Bu zaman, kadınlar için,  kadınsı maneviyatın asaletini düşünme, her bir kadının kendisinin, Yahudi hayatına ve Yahudi kaderine bağlılığı üzerine yoğunlaşma zamanıdır. Alevleri seyrederek, kendi içindeki alevi ve kendisi gibi Yahudi kadınları sayesinde asırlar boyunca ayakta duran halkının alevinin gücünü hissetme zamanıdır.

( Bu arada, Hanukiya yakıldıktan sonraki ilk yarım saat, erkeklerin de oturup Yahudi’lerin hayatta kalmasına ve Yahudi milletinin bugünlere gelmesini sağlayan, eşsiz Yahudi kadınının manevi hassasiyeti, sezgisi, iç görüsü ve bağlılığı üzerine yoğunlaşması için iyi bir zamandır.)

Rabinik yasalar kitabı Şulhan Aruh, kadınların Hanuka zaferi mucizesindeki büyük rolü sebebiyle, Hanuka kandilleri yandığı sürece kadınların iş yapmamaları kuralını getirir. (Orah Hayim 670:1)

Önemli Not: Yazı, Rabbi Shimon Apisdorf’a ;Benjamin Franklin Ödülü’nü kazandıran “Chanukah: Eight Nights of Light, Eight Gifts for the Soul- Hanuka: Sekiz Işık Gecesi- Ruhumuz için Sekiz Hediye” kitabından ve “Inspiring Lights” kitaplarından derlenerek hazırlanmıştır. Cemaatlerin farklı gelenekleri ve uygulamaları olabildiği için özel günler ve uygulamalar hakkında en doğru ve detaylı bilgiler için, cemaatin kendi Rabi’lerine başvurması gerekir.

 

 

İLGİLİ HABERLER

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın