Kitaplarla...

Ünlü Zen ustası İkkyu bir şiirinde şöyle diyor: “Bir şeyler yazmak / Ve bunları ardımızda bırakmak /Bir rüyadır yalnızca ) Uyandığımızda biliriz ki / Hiç kimse yoktur onu okuyacak.”

Yazmaya soyunmuş birçok insan, zaman zaman bir rüyada yüzdüklerini bilse de, hiç uyanmayacakmış gibi bu tutkularını doyurmaya çalışır. Sözcüklerin büyüsüdür onları tutsak eden. Tümüyle karşıt kıyılarda bulunmalarına rağmen, okuyucular da aynı büyünün etkisi altında kitapların tutkunu olurlar.

Her yazar, öncelikle iyi bir okurdur. Onu yazmaya yönelten, çalışmalarına ışık tutan, kendini sınama olanağı veren, dünya yazınının öne çıkmış kitaplarıdır. Hangi yazar, yeri geldiğinde kendisini etkilemiş kitaplardan söz etmemiştir ki... Söyleşilerinde, denemelerinde, güncelerinde, anılarında kitaplarla olan ilişkilerini okuyor, onların beğenilerinden de kendimize birer pay çıkarmaya çalışıyoruz. 

On sekizinci yüzyılda yaşamış Haham Uri şöyle bir soru ortaya atmış: “Davut, Mezmurlar’ı yazabilmiş yetenekli bir adamdı. Peki ya ben? Ben ne yapabilirim?” Sonra da kendisi yanıtlamış: “Onları okuyabilirim!”

Benzer bir soruyu da kendime sorayım: “Her gün çeşitli alanlarda o kadar çok kitap yayımlanırken ben ne yapabilirim?”

Yazma konusundaki yetenek sorgulamasını bir yana bırakarak, Haham Uri’nin yanıtını kendime göre verebilirim: “Bu kitaplardan beğendiklerimi okuyarak keyif alabilir, ilgi alanlarımı çoğaltabilir, onlardan etkilenerek yeni düşünceleri kışkırtabilir, iç dünyamı zenginleştirebilir, kendimi geliştirebilirim!”

Aslında benim için en önemli soru şu olmalıydı: Ya kitaplar olmasaydı yaşantımda? Ya da... Nedeni ne olursa olsun, ben onları okuyamıyor olsaydım?

Bu tür soruların yanıtlarını düşünmek bile istemem! Hele yaşım ilerledikçe, biliyorum ki yaşama bağlayacak olan, sığınabildiğim biricik liman, beni her an yeni ufuklara yelken açtıran kitaplar oluyor.

Ünlü Arjantinli şair – yazar Jorge Luis Borges’i anımsadım. Onun Armağanlar Şiiri şöyle başlıyor:

“Kimse yakınıp yerindiğimi sanmasın / bu lütfundan yüce Tanrının, / bana ilahi bir şaka yaptı / kitabı ve körlüğü aynı anda bağışladı.”

Borges, ömrü boyunca cenneti bir kitaplık olarak düşlermiş. İleri yaşında dokuz yüz bin kitabın bulunduğu bir kitaplığın müdürlüğünü üstlendiğinde, gözleri nerdeyse hiç görmüyormuş. Şiirinde de sözünü ettiği gibi kitap ve körlük aynı anda bulmuştu ünlü yazarı.

Kitapla hiç barışık olmayan, gören körleri de bir yana bırakıyoruz.

Japon şair Tachibama Akemi, bir şiirinde şöyle diyor:

“Ne zevktir / Rastgele elime aldığım bir kitapta / Tıpkı kendim gibi bir insanla/ Karşılaşıvermem”

Kitaplarla nice güzel karşılaşmalara, buluşmalara...

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın