Kayıtsızlığımızı sorgulamak

Önce yaşımla mı ilgili diye düşündüm, değil! Ortam, yaşadığımız koşullar, soluduğumuz hava mı?.. Onu da bilmiyorum. Bildiğim, son günlerde sıkça duyumsadığım, uzun süredir üstüme yapışmış bir kayıtsızlık, kimi konularda da bir duyarsızlık içinde olduğumdur. Söz ve davranışlarımla, gerekli zamanlarda gerekli tepkileri veremediğimi, çoğu kez bunun için belirsiz bir süre beklemeyi yeğlediğimi gözlemliyorum. Bunun adına kayıtsızlık değil, umursamazlık, belki de sinmişlik demem gerekiyor.

Baktığımda, bu konuda yakın ve uzak çevremin de farklı bir yaklaşımda olmadığını görüyorum. Okuduğum yayınlardaki kimi yazarlarda, izlediğim programlardaki konuşmacılarda da benzer sinmişlik bir şekilde göze batıyor. Belki önemsiz görünecektir, ancak bu genel kayıtsızlık yaşantımızı mutlaka etkiliyor ve etkileyecektir; bulunduğumuz an’ı, geleceğimizi, başkalarıyla ilişkilerimizi, duygu ve düşüncelerimizi...

Elie Wiesel’in sözleri geliyor dilimin ucuna:

Sevginin karşıtı nefret değil, kayıtsızlıktır.

Sanatın karşıtı çirkinlik değil, kayıtsızlıktır.

İnancın karşıtı sapkınlık değil, kayıtsızlıktır.

Ve hayatın karşıtı ölüm değil, kayıtsızlıktır.

Üzülerek söylemek gerekir ki, kayıtsızlık; güzel olan her şeyin karşıtı!

Ünlü yazarın vurguladığı gibi sevgiye, sanata, inanca ve hayatın tümüne egemen olan bu kayıtsızlık, tüm değerlerimizi yeniden sorgulamaya yönlendirebilir.

Öncelikle bu kavram üstüne eğilecek olursak...

Kayıtsızlık, kimi zaman en acımasız, en yıkıcı eleştiridir!

Olumlu ya da olumsuz bir tepki vermeyerek, duygu, düşünce ve duruşumuzu ortaya koymayarak sergilediğimiz davranışlar, bazen en sert eleştiriden daha çok etkisini gösterebilir. Eleştiren bir insanın yaklaşımını bildiğimizde, kendimizi ona göre hazırlar, pürüzlerimizi düzeltmeye ya da karşı tepki vermeye çalışırız.

Kimi zaman kayıtsızlık, hoşgörünün gösterişli giysileri içinde karşımıza çıkar!

İnanç ve düşüncelerimize karşı sergilenen bir kayıtsızlığı, hoşgörü olarak görebiliriz; oysa erdem kurallarından uzak ve etik olmayan davranışlara karşı olan bir tepkisizliği nasıl nitelendirmek gerekir, bilmiyorum. Bu davranış içinde olanlar bir eleştiri almadıkları, engellenmedikleri sürece, yaptıklarını doğal, kendilerini de haklı olarak göreceklerdir. Kendi payımıza bazı insanları sevmeyebilir, hatta nefret bile edebiliriz; ancak kayıtsız kaldığımızda, onlara hem en büyük kötülüğü yapıyor, hem de suskunluğumuzla gerekli iletiyi vermiş oluyoruz.

Albert Einstein’ın bir sözünü anımsatalım:

“Dünyanın yaşanması tehlikeli bir yer olmasının nedeni, kötü insanlar değil, bu konuda hiçbir şey yapmayan insanlardır.”

Her davranışımızı olduğu gibi, zaman zaman kayıtsızlığımızı da sorgulamak gerektiğini düşünüyorum.

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın