Vizyon

Geçtiğimiz yıllarda Avrupa, Türk takımları için şubat ayı dendi mi biterdi. Bu sezon ise hem Galatasaray hem de Fenerbahçe Avrupa’da bulundukları kulvarlarda çeyrek finale çıkma başarısını gösterdiler. Türk futboluna bu başarıları getiren, vizyon sahibi yöneticiler midir?

Rıfat KARAKÖY Spor
3 Nisan 2013 Çarşamba

Vizyon her alanda önemli bir olgu. Vizyonunu en üst olarak belirlemezsen başarılı olma ihtimalin sıfıra yakındır.

Küçük bir esnaftan tutun, önemli bir iş adamına kadar bakarsak vizyonu farklı birçok kişi birçok kurum çarpabilir gözünüze.

Ufak bir örnek vermek gerekirse; umumi tuvalet işleten adamların bile vizyon farkları olabilir. Kapıya, çıkışta elleri dezenfekte etmek için, dezenfektan cihazı koyan tuvalet işletmecisiyle, eski usul bir şişe kolonya koyan işletmeci arasında dağlar kadar vizyon farkı var bana sorarsanız.

Futbolumuzun da bir vizyonu var elbet. Futbolumuzda 90’lı yıllarda hep bir akım söz konusuydu. Yugoslav akımı, Bulgar akımı, Afrikalı akımı gibi. Bir zamanlar her takımımızda ya bir Yugoslav ya da Bulgar futbolcu vardı. Adını sanını daha önce duymadığımız ve tamamen ‘kapalı kutu’ olarak ülkemize gelen bir sürü futbolcu ve teknik adam oldu. Kostadinov’lar, Baliç’ler, Boliç’ler, Nejat Biyediç’ler, Saffet Susiç’ler, Letchkov’lar, Yankov’lar bunlardan yalnızca birkaç tanesi idi.

Ardından Ali Şen, İlhan Cavcav gibi ‘head hunter’ başkanlar, yine adını dahi duymadığımız Afrikalı gençleri ülkemize getirmeye başladı. Geremi, Okocha, Johnson, Preko, Fani Madida, Süleyman Oulare gibi Afrika kökenli futbolcular yıllarca içimizden biri oldular.

Kulüplerimizin eski transferlerine göz atarsanız eskiden Dimas, Del Solar, Ohen, Süleyman Oulare, Madida gibi isimler ülkemizde ‘büyük transfer’ statüsünde iken artık bu tarz adını daha önce çok az duyduğumuz isimlerin Türkiye’ye gelmemesi, onun yerine Sneijder, Drogba, Anelka, Quaresma, Guti, Simao gibi isimlerin Anadolu coğrafyasına ayak basması vizyon atladığımızın en önemli kanıtı.

Bu tarz büyük isimleri Türkiye’ye getirmeye başlayan isim ise bana göre hiç kuşkusuz Aziz Yıldırım. Kim ne derse desin, icraatları beğenilsin ya da beğenilmesin, Aziz Yıldırım Türk futboluna gerek tesis ve stat yönünden gerekse transfer yönünden vizyon atlatmış önemli bir futbol adamıdır.

Fenerbahçe, Yıldırım yönetimi ile kendi stadını yapmasaydı, belki bugün TT Arena, Kadir Has Stadyumu  yoktu, İnönü’ye kazma vurmak belki de kimsenin aklına bile gelmeyecekti. Fenerbahçe, Yıldırım yönetimi ile Ortega’yı, Anelka’yı getirmeseydi belki bugün ne Sneijder’i, ne Quaresma’yı ne Guti’yi ne de Drogba’yı Atatürk Havalimanı’nda göremeyecektik.

Aziz Yıldırım ve yönetimi bana sorarsanız son 2-3 sene dışında Türk futbolu adına çok güzel işler başardı. Türk futbolunun vizyonunu yukarı çekti. Artık Avrupalı bir futbolcu Türkiye’ye gelmek için beş kere düşünmüyor.

Geçtiğimiz yıllarda Avrupa, Türk takımları için şubat ayı dendi mi biterdi. Bu sezon ise hem Galatasaray hem de Fenerbahçe Avrupa’da bulundukları kulvarlarda çeyrek finale çıkma başarısını gösterdiler. Umarım futbolumuz vizyonu yüksek daha çok yönetici ile tanışır ve daha çok takımımızı Avrupa’da başarılı halde görüp gururlanmaya devam ederiz.