Hamamböceği…

Geçtiğimiz günlerde Huffington Post’un web sitesinde tüylerimi diken diken yapan bir haber okudum; Florida’daki bir okulun hemşiresinin, dokuz yaşındaki çocuğun kulağında hamamböceği bulmasının ardından, annesi ve babası Christina ve Robert Forbes ihmalkârlıktan tutuklanıyor.  Çocuğa yeterli yemek ve ilaç sağlanmadığı, evin pis olduğu saptanıyor. Kulağında ‘hamamböceği’ bulunmasından önceki günler de de sırt çantasından hamamböceği çıktığı görülüyor, idrar kaçırdığı pantolonunu tekrar giydiği saptanıyor. Ancak okulun gerekli mercilere başvurması için çocuğun kulağından hamamböceği çıkması gerekiyor. Çantasından çıkan böcekler ve pislenen pantolonları yeterince ilgi çekmiyor!

***

Kulaktan hamamböceği çıkma olayı beni o kadar etkisi altında bıraktı ki, rahmetli yönetmen ve yapımcı Alfred Hitchcock hayatta olsaydı eğer, bir film olabileceğini bile düşündüm. Kuşlar gibi… Hamamböcekleri.  İfadesi alınan bazı okul öğretmenleri, verdikleri ifadede çocuğu defalarca temizlediklerini ve yemek verdiklerini belirtmişler.  İçin acı kısmı ise çocuğunun sağlığı ve temizliğiyle hiç ilgilenmeyen bu otuz iki ve otuz üç yaşlarındaki anne ve baba beş bin dolar kefaletle dışarı çıkabilecekler; çocuklarını aç bırakmış, pis bırakmış, ilaçsız bırakmış bir anne babanın özgürlük bedeli beşer bin dolar.  En azından çocuğun başka bir ailenin bakımına verildiğini okudum. 

Bu haberi okumadan bir iki saat önce bir arkadaşım çocuk sahibi olmak istemeyen biri hakkında konuşuyordu.  Ben de ona çocuk sahibi olmak istemeyenleri yargılamaması gerektiğini söylemiştim. Eğer ilgilenecekse ve sevgisini verecekse, kendisini adayacaksa çocuk sahibi olunması gerektiğini, çocuğun otuzlu yıllarda “aradan çıkarılacak” bir proje olmadığını… Hele ki bizim kültürümüzde çocukları on sekiz yaşında olunca üniversiteye başlar başlamaz –başlasa da başlamasa da-  evden atıp, “kendi başının çaresine baksın” diye düşünmeye vicdanımız el vermeyeceği için, çocuğu “aradan çıkarmak” isteyen değil, bir ömür boyu sevgisini verebilecek insanlar ebeveyn olabilmeli. 

***

Birkaç yıl evvel ABD’de bir hayvan barınağından köpek sahiplenmek isteyen arkadaşıma, barınak görevlisi bir iş görüşmesi kıvamında mülakat yaptı.  İlk sorduğu soru ise “15-16 yıllık bir sorumluluğa hazır mısın?” idi. Barınak görevlileri köpeği hemen teslim etmek yerine işi, çalışma saatleri, evde kaç kişinin yaşadığı, yaşları, okulları, işleri gibi onlarca soru sorduktan sonra, ikna olup köpeği sahiplendirdi.  Köpek de sahibi de yıllardır mutlu ve sağlıklı. Barınak mülakatının da, hamamböcekli okul çocuğunun da dünyanın en gelişmiş ülkelerinden birinde olması insanı düşündürüyor; “keşke anne baba olmak isteyenlere de bir mülakat yapılabilse” diye…

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın