Yiddiş halk ozanı: MORDEHAY GEBIRTIG

İkinci Dünya Savaşı öncesinde Polonya Yahudi toplumunda derin yara açan pogromlardan en çok etkilenenler arasında ünlü Yiddiş halk ozanı ve bestecisi Mordehay Gebirtig de bulunuyordu. “Es Brent” (köyümüz yanıyor) şiirini kaleme alarak ve besteleyerek tepkisini gösterdi. Savaş sonrasından günümüze kadar bu şarkı Avrupa Yahudiliğinin yok olması ve Yahudi kurbanların çektiği acıların simgesi olarak betimlendi. 5-6 yıl önce eserleriyle tanıştığım, eserlerini okudukça hayranlığımız da artan Gebirtig’in öyküsünü okurlarımızla paylaşıyoruz

Yiddiş halk ozanı: MORDEHAY GEBIRTIG

1930ların ikinci yarısında, Adolf Hitler’in tohumlarını ektiği antisemitizm tüm Avrupa’da dalga dalga yayılmaya başlamıştı. Başta Polonya olmak üzere, Çekoslovakya ve Baltık ülkeleri Yahudileri için durum çok değişik değildi. Saldırıların, pogromların sayısı ve şiddeti gün geçtikçe artıyordu.  1936 Mart’ında, ufak bir Polonya kasabası olan Przytyk’da, sağcı çeteler Yahudi dükkânlarına saldırmaya ve yağmalamaya başladı. Eski olaylardan tecrübe kazanmış Yahudiler, kendi aralarında savunma birimleri oluşturmuşlardı. Bu olaylar başladığı vakit, savunma birimleri hemen devreye girmiş, sayıca daha az, silah olarak da daha az donanımlı olmalarına rağmen savunma birimleri saldırganları püskürtmeyi başardı. Hatta saldırganlardan biri aldığı yaralar nedeniyle öldü. Bu beklenmedik karşı koyma ve hezimet çevredeki Polonyalılar için hem kinlerinin çoğalmasına hem de gelecekteki saldırılar için bulunmaz bir neden olmuştu. Hemen ertesi gün tekrarlanan saldırıları kanlı bir pogroma dönüştü. Onlarca Yahudi yaralandı, çok sayıda ölü de vardı. Yahudi dükkânları ve evleri ateşe verildi ve talan edildi. Bunlar yetmiyormuş gibi olaylardan iki gün sonra alelacele oluşturulan sözde mahkemede Yahudi kurbanlar saldırı ve cinayetle suçlanmışlar ve hapse atılmışlardı. Pogrom’un ve akabindeki gelişmeler tüm Polonya Yahudi toplumunda derin bir yara açmıştı. En çok etkilenenler arasında ünlü Yiddiş halk ozanı ve bestecisi Mordehay Gebirtig de bulunuyordu. “Es Brent” (köyümüz yanıyor) şiirini kaleme alarak ve besteleyerek tepkisini gösterdi.

Savaş sonrasından günümüze kadar bu şarkı Avrupa Yahudiliğinin yok olması ve Yahudi kurbanların çektiği acıların simgesi olarak betimlendi.

Mordehay Gebirtig, 4 Mayıs 1877de Krakov’da doğdu.  Doğumunda ona verilen ad Markus Mordkhe Bertig idi. Fakir esnaf bir ailenin çocuğu olan Mordehay, dini okulu (Heder) bitirdikten sonra daha çocuk yaşta bir marangozun yanında çırak olarak çalışmaya başladı. Genç yaşlarında müzikle ilgilenmeye başladı. Kendi başına flüt çalmayı öğrendi. Ama geleceği için tiyatro aktörlüğünü düşlüyordu. Çalışmaları, dönemin ünlü yazarlarından Abraham Reisen’in dikkatini çekti. Reisen’in de teşvikiyle ileride kendisini ünlendirecek besteler yazmaya yoğunlaştı. I. Dünya Savaşı’nda Avusturya-Macaristan ordusu saflarında katıldı. Ancak sıhhat sorunları nedeniyle cepheye gönderilmedi. Kendisine askeri hastane hademeliği görevi verildi. Bu sayede, çok değişik milliyetten insanlarla karşılaşma imkânı oldu. Hayatında ilk kez olarak Çekoslovak, Macar, Sırp ve Romenlerle tanıştı. Bu ülkelerin halk ezgilerini tanıma fırsatı buldu.

Mükemmel bir Yahudi halk ozanı

Gebirtig, 1920’lerden itibaren çok sayıda şiir üretmeye başladı ve kısa sürede tanınmaya ve sevilmeye başladı.  1920 yılında ‘Folkstimlekh’ (hakım için) adlı ilk şiir kitabını yayınladı.  Dünyaca ünlenen ‘Kinder-yorn’ (çocukluk yılları) ‘Hudyet, hudyet Kinderlekh’i (sevinin, sevinin çocuklar) yine bu dönemde yazdı. Gebirtig’in şarkıları Varşova, Lodz ve Vilna’nın Azazel, Ararat, Sambatyon, Maiyim gibi ünlü Kleynkust’larda ( Yiddiş Kabareleri) özel Gebirtig gecelerinde söyleniyordu.  1936 yılında ise dostları “Mayne Lider” (şiirlerim) adıyla şiirlerinden bir demet yayınladı. O dönemde,  Gebirtig, artık,  tüm Polonya Yahudileri tarafından ‘mükemmel bir Yahudi halk ozanı’ olarak görülüyordu. Yahudi halk ozanları geleneğine uyarak birçok şiirini melodiye, halk ezgisine dönüştürdü.  Müzik eğitimi olmamasına rağmen, bu konuda da çok başarılı oldu. Genelde şiirleri için bir beste hazırlamazdı, tam aksine, ilk önce melodiyi oluşturduktan sonra uygun sözleri yazardı. Zaman zaman Yiddiş tiyatrolarında rol aldı ve başarılı da oldu. Onu tanıyan birçok tiyatro yönetmeni de ezgilerinden yola çıkarak sahneler veya oyunlar yarattı. Bu dönemde Julian Jan Hoffman ile tanıştı. Hoffman da kendisini destekledi, müziğini, notalarını kayıt altına aldı. Bu sayede, savaş sonrasında, Hoffman, Gebirtig’in besteleri arşivinin oluşturulmasında çok önemli rol oynadı.

Yahudi kimliği savunucusu

İki savaş arasında Gebirtig siyasi konularda da faal olmaya başladı. Kuvvetli bir toplumsal sınıf ayrımı bilinci ve Yahudi kimliği savunucusu oldu. Hem Polonya Sosyalist Partisi hem de Bund üyesi oldu.

Tarihçilere göre, Gebirtig’in şiir ve ezgileri iki savaş arası Polonya Yahudilerinin günlük hayatının bir aynası olmuştu.  II. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla birlikte Polonya Yahudiliğinin adım adım yok oluşunu şiirleriyle yansıttı. Hem halkla hem de sanatçı ve aydınlarla birlikte çalıştı. Bu sayede tüm Polonya Yahudilerinin gönlünde taht kurdu, sevildi ve sayıldı. Şiir ve ezgilerinde hem günlük hayatı hem de sosyal konuları işledi. Aynı zamanda hem Polonya sevgisini hem de antisemit tutumları ve Almanya hayranlıkları nedeniyle Polonyalılara kızgınlığını yazıya ve melodiye dönüştürdü.

Savaşın ilk yılında, çok sayıda Yahudi Krakov’tan çıkartıldı. Kasım 1940da Mordehay, karısı ve çocuklarıyla Krakov yakınındaki Lagiewniki adlı köye yerleşti. Tüm Polonya’da olduğu gibi, Yahudiler, bu köyde de barınma, yetersiz gıda, sağlık sorunlarıyla boğuşuyordu. Gebirtig, Krakov’dan ayrılmadan önce, şiirlerinin bazılarını, saklaması için dostu Hoffman’a verdi. Mucizevî bir şekilde Hoffman bu değerli hazineyi savaş boyunca korumayı başardı. Bu karanlık sayfalar başlangıcı döneminde, gelecek korkusu, imkânsızlıklar, sefalet, çekilen acılar Gebirtig’in şiirlerinin ana temasını oluşturdu. Kasım 1942den itibaren Yahudilerin Getto’lardan alınıp kamplara gönderilmeye başlanması Gebirtig’in şiirlerine keder, kötümserlik ve umutsuzluk olarak yansıdı. Daha iki yıl önceki mutluluk, umut, inanç ve güven dolu “Minuten Fun Bitokhn” (güvenli dakikalar) gibi ezgiler yerlerini “Gehat Hob Ikh A Heym” ( bir zamanlar evim, hayatım vardı) “Glokn Klang” (çanın sesleri) gibi ağıtlara bıraktı.

Mart 1942de, Gebirtig ailesi Krakov Gettosu Podgorze’ye geri döndü. Bu korkunç ortamda Mordehay sanatını icra etmeye devam etti. 1942 Mayıs ayı başlarında sonun geldiğini sezinlemiş gibi, Krakov’dan ayrıldıktan sonra yazdığı şiirleri saklaması için Hoffman’ın kızına teslim eti. Mayıs ayı sonunda son şiirini yazdı. Çok yakın görünen sonla alay edercesine şiirini “her şey yolunda, her şey iyi, bundan daha iyisi olamazdı” mısralarıyla bitirdi.

Krakov Getto’sunu bitirme emri üzerine 4 Haziran 1942de Naziler Getto’yu kuşattı ve Yahudileri kamplara göndermek üzere kamyonlara bindirmeye başladı. Yavaş yürüyenler, tempoya ayak uyduramayanlar, ayakta duramayanlar ve hastalar anında öldürüldü.

Bu kargaşa esnasında ilk öldürülen Yahudiler arasında Gebirtig de vardı. Kendisi, karısı ve iki kızı ölmesine rağmen bir kızı saklanarak mutlak ölümden kurtuldu.

Gebirtig’in her gün bir-iki şiir yazdığı söylenir. Buna göre ömrü boyunca binlerce şiir yazmış olması gerek. Ancak, maalesef, savaş sonrasında yazdıklarının çok az bir miktarı bulunabildi. Tekrar tespit edilebilen 100 kadar beste ve ezgisi birçok ünlü sanatçı tarafından yorumlandı. Aşağıda Gebirtig’den Türkçeye çevrilmiş bir demet şiir sunuyorum. İyi okumalar.

 

Undzer shtetl brent! (1936)

Şehrimiz Yanıyor

İşte yanıyor, kardeşlerim! Yanıyor!
Zavallı köyümüz yanıyor, kardeşlerim, yanıyor!
Öfkeyle dolu kötü rüzgârlar,
Öfke ve yıkım, mahvoluş ve tahribat,
Artık daha da fazla hain rüzgârlar yükselirken
Her yer yanıyor!
Ve sen burada bakmaya devam ediyorsun
Kollarını kavuşturmuş, nafile bir şekilde
Ve sen burada bakmaya devam ediyorsun
Köyümüz yanmaya devam ederken!

İşte yanıyor, kardeşlerim! Yanıyor!
Zavallı köyümüz yanıyor, kardeşlerim, yanıyor!
Yakında ateşin kızgın dili 
Her bir evi yutacak
Rüzgâr esip kükrerken-
Bütün şehir alevler içinde!
Ve sen burada bakmaya devam ediyorsun
Kollarını kavuşturmuş, nafile bir şekilde
Ve sen burada bakmaya devam ediyorsun 
Köyümüz yanmaya devam ederken!

İşte yanıyor, kardeşlerim! Şehrimiz Yanıyor!
Tanrı esirgesin
Bizimle birlikte şehrimizi
Kül ve ateşe karışmaktan,
Bu kıyım sona erdiğinde
Kavrulmuş ve boş duvarlarla kalmaktan!
Ve sen burada bakmaya devam ediyorsun
Kollarını kavuşturmuş, nafile bir şekilde
Ve sen burada bakmaya devam ediyorsun
Köyümüz yanmaya devam ederken!

İşte yanıyor, kardeşlerim! Şehrimiz Yanıyor!
Kurtuluşumuzsa yalnızca senin ellerinde.
Eğer seviyorsan burayı,
Al eline kovaları, boğ ateşi!
Nasıl yapılırmış göster onlara!
Burada öylece durup bakmayın kardeşlerim
Kollarını kavuşturmuş, nafile bir şekilde
Burada öylece durup bakmayın kardeşlerim, söndürün ateşi!—
Zavallı köyümüz yanıyor!

Hungerik dayn ketsele (1922)   Kediciğinin de Karnı Aç

Uyu şimdi, karnı acıkan küçük kızım,
Yum güzel küçük gözlerini sıkıca,
Annenin de karnı aç,
Ama ağlayıp sızlamıyor.
Haydi, bir şey öğren şimdi annenden küçüğüm,
İyi şeyler düşünmeyi dene — 
Sabah uyandığında,
Ev taze ekmekle dolu olacak. 
“Ay lyu lyu, ay lyu lyu lyu”,
Uyu şimdi canım benim, bir tanem.

Uyu şimdi, küçük masum kızım benim,
Neyin var bugün?
Kediciğinin de karnı aç,
Ama şikâyet etmiyor hiç.
Bak nasıl miyavlıyor — Diyor ki sana :
“Çocuğum, annene rahat ver biraz!”
Kediciğinin de karnı aç,
Ama senin gibi ağlamıyor.
“Ay lyu lyu, ay lyu lyu lyu”,
Uyu şimdi, canım benim, bir tanem.

Uyu şimdi zavallı küçük kızım benim, 
Çünkü uyku açlığını bastırır.
Küçük bebeğinin de karnı aç,
Ama ekmek diye ağlamıyor.
Haydi, bir şey öğren şimdi çocuğum, küçük oyuncak bebeğinden,
Ne düşünüyor biliyor musun şimdi?
“Ah, bir annenin kalbine ne büyük bir yüktür
Sevgili çocuğunun aç olması”.
“Ay lyu lyu, ay lyu lyu lyu”,
Uyu şimdi, canım benim, bir tanem.

 

 

Undzer Friling (1942)

Bizim Baharımız

Ağaçlarda, bahçelerde, ormanlarda ilkbahar,
Ama burada, gettoda sonbahar ve soğuk,
Ama burada, gettoda neşesiz ve kasvetli,
Matem tutanların evi gibi—acı dolu

İlkbahar! Dışarıda ekim zamanı, 
Buraya, etrafımıza yalnızca umutsuzluk ektiler,
Burada, etrafımızda duvarlar yükseliyor,
Hapishane gibi izleniyor duvarlar, kara gecenin içinde.

İlkbahar geldi bile! Yakında Mayıs gelecek,
Ama burada, havada barut ve kurşun var.
Cellât kanlı kılıcını çekti,
Dünya- devasa bir mezarlıktan ibaret.

 

Kaynaklar:

YIVO Archives

USHMM U.S. Holocaust Memorial Museum Holocaust Encyclopedia

Mayne Lider – Mordechai Gebirtig

Art, Music and Writings from the Holocaust – Susan Willoughby

Music in the Holocaust - Shirli Gilbert

İLGİLİ HABERLER

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın