Yeni Türk Ticaret Kanunu iş dünyasına yeni olanaklar sunuyor

Almanya’dan Türkiye Cumhuriyeti’ne sığınan öğretim üyelerinden Prof. Ernst Kirsch’in mimarlığında, 1956 yılına oluşturulan ve Hirsch Kanunu olarak bilinen Türk Ticaret Kanunu, 50 yıl sonra ‘Tekinalp Kanunu’ olarak değişti. Yasanın yürürlüğe girmesine bir yıldan az bir zaman kaldı. Ticaret yaşamında son derece önemli değişiklikler getirecek olan yeni düzenlemelere uyum sağlama açısından şirket yöneticilerinin şimdiden kurumsallaşma yönünde önemli adımlar atmaları gerekiyor.

Yeni Türk Ticaret Kanunu iş dünyasına yeni olanaklar sunuyor

Yeni Türk Ticaret Kanunu uzun yıllar süren bir çalışmanın eseridir. 1999 yılında Adalet Bakanlığı’nca kurulan ‘Ticaret Kanunu Komisyonu’nun uzun yıllar süren çalışmasından sonra 1535 maddeyi içeren tasarının değerlendirilmesi ve önerilerin sunulması için 2005 yılına kadar süre tanındı. Prof Dr. Erdoğan Moroğlu bu tarihte görüşlerini İstanbul Barosu tarafından yayımlanan kitabında ele aldı ve tasarının kanunlaşması ancak altı yıl gibi çok uzun bir süreçten sonra 14 Ocak 2011 tarihinde mümkün oldu.

Bunun nedeni 50 yıl boyunca ülkemizde özel hukuk uygulamasını önemli ölçüde etkilemiş olan ‘Hirsch Kanunu’nun terk edilmesi ile gerek uygulama, gerekse oluşan içtihatlar nedeniyle yargıda meydana gelebilecek büyük boşluğun yaratabileceği endişeydi. Nitekim yasanın kanunlaşmasından sonra bile bir hazırlık döneminin geçirilebilmesi için bir buçuk yıllık bir dönem öngörülmüş ve kanunun yürürlüğe gireceği tarih 1 Temmuz 2012 olarak belirlenmiştir. Hatta yasanın yürürlüğe gireceği tarihte dahi alt yapının oluşturulabilmesi için iki hususun daha ileriki tarihlerde yürürlüğe girmesi hükme bağlanmıştır.

Türkiye Muhasebe Standartları’nın ve bağımsız denetim uygulamasına ilişkin kurallar 1 Ocak 2013 tarihinde;

Sermaye şirketlerinin internet sitesi kurma ve içeriğini oluşturma yükümlülükleri ise 1 Temmuz 2013 tarihinde yürürlüğe girecektir.

Yeni kanuna intibakta yaşanabilecek sorunlar göz önüne alınarak yukarıda belirtilen tarihlerin de ertelenebileceğini düşünmekteyiz. Nitekim daha evvelce şirketlerin sermayelerinin artırılmasına ilişkin bir maddenin bile yürürlük tarihi birkaç kez uzatılmıştır. Ne var ki önümüzdeki yıllarda uyum sürecini yerine getirmekte ve kuramsallaşmakta kararlı olan işletmelerin sistemde tutunabileceklerini ‘direnç gösteren’ işletmelerin ise zamanla sistemin dışında kalabileceklerini söyleyebiliriz.

Zamanın çabuk geçtiğini gözden kaçırmamak lazım… Nitekim pek çok mali müşavirlik ve danışmanlık şirketi müşterilerini bu yönde bilinçlendirmeye başladı bile. Seminerlerine katıldığım ‘Deloitte’un Türkiye yönetici ortağı Hüseyin Gürer; Türkiye’de 700 bin dolayında limited şirket, 95 bin civarında anonim şirket olduğunu hatırlatarak; “Yeni Ticaret Kanunu yürürlüğe girmeden bu şirketlerden uyuyan, hiçbir fonksiyonu olmayanlar kapanacak. Bizim beklentimiz bu 700 bin limited şirketin 300-350 binlere inmesi. Şirketler kendilerini ya feshedecek ya da birleşecekler. Geriye dönüş yok, ileriye dönük hareket etmek zorundalar. Anonim şirket sayısı ise 70-75 binlere kadar düşebilir. (…) Yeni kanunla birlikte manavla, kasabın bir araya gelerek kurduğu şirketlerin denetçi tutması bir lüks haline gelecek” demek suretiyle görüşlerini belirtmektedir. (Hürriyet, 18 Temmuz 2011).

Ticari şirketlerin dışında, kıymetli evrakı, kambiyo senetlerini, eşya taşımacılığını, deniz hukukunu, sigorta hukukunu da düzenleyen 6102 sayılı kanunun işletmeleri en çok ilgilendiren hükümleri tabi ki şirketler hukukuna ilişkin olan maddeleridir. Biz özellikle anonim şirketlere ilişkin düzenlemelere genel hatları ile odaklanmaya çalışacağız.

MUHASEBE AÇISINDAN GETİRİLEN YENİLİKLER

Kimi çevrelerce bir devrim niteliğinde gösterilen yeni yasanın getirdiği en önemli uygulama muhasebe yöntemi açısından öngörülen değişikliktir.

Yeni kanuna kendilerini uydurmaları gereken en önemli meslek grubu muhasebecilerdir. Muhasebecilerin şimdiden ciddi bir eğitim aşamasından geçmeleri gerekiyor.

Şirket muhasebeleri şu anda Vergi Usul Kanunu hükümlerine uygun olarak tutulmaktadır. 1 Ocak 2013 tarihinden itibaren kayıtlar Türkiye Muhasebe Standartları’na göre düzenlenecek ve denetimler de bu kurallara uygun olarak gerçekleştirilecektir. Böylece tüm dünyada geçerli olan muhasebe sistemi Türkiye’de de geçerli kılınacak ve yabancı yatırımcıların bu yönde karşılaştıkları uyumsuzluklar giderilmiş olacaktır.

Daha evvelce şirket murakıpları hukukçular arasından da seçilebilmekte iken yeni yasa ile bağımsız denetçilik görevini bağımsız denetim kuruluşlarının yürütmesi, orta ve küçük ölçekli sermaye şirketlerinde ise, bağımsız denetim kuruluşunun yanı sıra Yeminli Mali Müşavir ve Serbest Mali Müşavirlerin bu görevi üstlenebilmeleri hüküm altına alınmıştır. Diğer bir deyişle hukukçular yeni yasanın yürürlüğe girmesi ile murakıp olarak görev göremeyeceklerdir.

BİLGİ TOPLUMU HİZMETLERİ

Yeni kanun ile şeffaflaşma ve kurumsal yönetim ilkeleri büyük önem kazanmış ve anonim şirketler halka açık şirketlere yakınlaştırılmıştır. Kurumsal yönetim bu ortaklığın gerçek anlamda bir sermaye ortaklığı olarak yapılandırılmasını öngörmektedir. Şeffaflık ilkesi ise bilgi toplumu hizmetlerinin verilmesi ile sağlanmaktadır. Yeni kanunun bu doğrultuda getirdiği uygulamalar şunlardır:

Şirketin temsilinde ve elektronik ortamda gerçekleştirilecek kurul toplantılarında elektronik imzanın kullanılmasına olanak sağlanmaktadır.

Yasa şirketlerin yazışmalarında yer verecekleri asgari bilgileri sıralamakta ve şirketin kayıtlarının elektronik ortamda tutulmasına imkân tanımaktadır.

Her sermaye şirketi bir web sitesi oluşturmak ve bu web sitesinin içeriğini gereken verilerle donatmakla yükümlüdür. İçeriğin sürekli olarak güncelleşmemesi durumunda cezai yaptırımlar gündeme gelmektedir.

Yönetim Kurulu toplantılarının elektronik ortamda yapılması sağlanmaktadır. Bu konudaki düzenlemeler bakanlık tarafından yönetmelik veya tebliğlerde belirlenecektir. Böylece yabancı yatırımcıların etkin olarak yönetime katılımları sağlanabilecektir.

Web sitesinin asgari içeriğinde yer alması gereken bilgilere örnek olarak şirketlerin kanunen yapmaları gereken ilanlar, denetçi raporları, genel kurullara ait her türlü açıklamalar, finansal tablolar ve raporlamalar, pay sahibinin aydınlatılmasına yarayan her türlü bilgi gösterilebilir.

Özetle yeni yasa hem finansal, hem de yönetimsel anlamda tam bir şeffaflaşmayı öngörmektedir. Örneğin şirketin teşkilat yönergesinin, organizasyon şemasının, kimin kime karşı sorumlu olduğunun ve yetki tanımlarının Web sitesinde yer alması zorunlu kılınmaktadır.

KURULUŞTA ÖNGÖRÜLEN YENİLİKLER

Anonim ortaklıklarda marka ve patent gibi hakların sermaye olarak konabilmesi olanaklı hale getirilmektedir.

İşlem denetçisi kurumu ilk kez yeni yasa ile düzenlenmektedir. Gerek anonim, gerekse limited şirketlerde şirketin hesaplarını tutan veya bağımsız denetimini gerçekleştiren kişiler dışında işlem denetimini gerçekleştirecek öznelere yer verilmiştir. Söz konusu uzman kişiler kuruluş aşamasından başlamak üzere işlemlerin evrak üzerinden denetim ve incelemesini yapmakla görevlendirilmişlerdir. Kuruluş sürecinin kanun hükümlerine uygun olduğu olgusu işlem denetçisi tarafından saptanmadıkça şirket kurulamayacaktır. Böylece bazı aksaklıkları saptayamayan Ticaret Sicili Müdürlüğü’nün yükünün de büyük oranda azaltılması amaçlanmıştır. Tüm hukukçuların mı yoksa belli belge sahibi uzmanların mı işlem denetçisi olabileceği henüz belirsiz olup bu konunun da bakanlığın bir düzenlemesi ile açığa kavuşturulması gerekmektedir. Baro’nun bu yönde etkin olmasını umut etmekteyiz.

İşlem denetçileri sadece kuruluş aşamasında değil, birleşme, bölünme, sermaye artırımı gibi işlemlerde de rapor verme durumundadırlar.

Anonim şirketlerin kurucuların elektronik imzalarıyla kuruluşlarına ilişkin çalışmalar da sürdürülmektedir. Böylece Türkiye’de yatırım yapmak isteyen yabancı yatırımcıların şirket kurmalarında önemli bir kolaylık sağlanmaktadır. 

Kuruluşta en çarpıcı değişikliklerden biri ise anonim ortaklığın tek bir kişi tarafından kurulabiliyor olmasıdır. Bir anonim ortaklık sonradan da tek ortaklı bir şirkete dönüşebilecektir. Böylece gereksiz yere pek çok yatırımcının ve özellikle yabancı yatırımcıların beş rakamını (anonim şirketler mevcut yasaya göre en az beş kurucudan oluşabilmektedir) tamamlamak için sembolik nitelikte ortaklar arama  veya aile fertlerini ortak gösterme türünden zorlamalar ortadan kalkmaktadır.

ŞİRKETİN KENDİ PAYLARINI İKTİSAP ETMESİ

Halen yürürlükte bulunan Türk Ticaret Kanunu’nun temel ilkelerinden biri bir şirketin kendi paylarını iktisap edememesi ve rehin olarak kabul edememesiydi. Yeni yasa genel kurulun bu konuda yönetim kuruluna yetki vermesi koşulu ile bedeli tamamen ödenmiş payların şirketçe iktisabını olanaklı kılmaktadır.

SONUÇ

Limited şirketleri büyük ölçüde kapsam dışında tuttuğumuz ve bu ilk bilgileri içeren yazımızda, şirketler açısından şeffaflık ilkesinin bir gereği olarak sözleşmelerin büyük önem kazanacağını, şirketler açısından danışman, denetçi ve hukukçunun bir araya getirilmesinin zorunlu olacağı bir döneme geçileceğini belirtelim.

Yeni sisteme hazırlanırken uygulamaların ne yönde gelişeceği belirsiz olan bir sürecin de yaşanabileceği göz önünde bulundurulduğunda birleşme, bölünme gibi yapılanmalara gitmeyi düşünen şirketlerin bu işlemlerini mevcut sistem içinde gerçekleştirmelerinin uygun olacağı görüşündeyiz.

Günümüzde herhangi bir muhasebeci, hatta iş bitirici tarafından şirket kuruluşlarının gerçekleştirilmesi, genel kurulların yapılması, hatta Ticaret Odası’nın internet sitesinden istenilen açıklamaların ve örneklerin edinilmesi mümkün iken yeni düzenleme ile belli bir bocalama döneminin geçirileceği kanısındayız. Ancak temel sorun elli yıl boyunca Yargıtay içtihatları sonucu oluşan pek çok ilkenin ve bilginin, yazılan pek çok ilmi eserin büyük ölçüde geçerliliğini yitireceğidir. Muhasebe elemanları gibi hukukçuların da ciddi bir öğrenim ve eğitimden geçmeleri gerekecektir.

Ancak yeni yasanın yabancı sermaye açısından büyük katkılarda bulunacağı tartışılamaz. ‘Deloitte’ Türkiye Yönetici Ortağı Hüseyin Gürer’in belirttiği gibi; “ Yeni kanunla kayıt dışı ile mücadelede de mesafe almak mümkün. Merdiven altı firmaların işleri oldukça zorlaşacak. Özellikle uluslararası kuruluşlara tedarikçi olarak çalışan şirketlere de bu yeni kanun yarayacak. Çünkü uluslararası şirketler, kimden ne aldıklarına önem veriyorlar. Her şirket kim olduğunu, ne olduğunu, ne kadar büyüklükte bir şirket olduğunu web sitesinde anlatacak”. (Hürriyet, 18.Temmuz.2011)

Kaynak: Türk Ticaret Kanunu Tasarısı

Prof. Dr. Erdoğan Moroğlu

Yeni Türk Ticaret Kanunu ve

Şirketim/Deloitte

İLGİLİ HABERLER

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın