Jordi Savall’in müziğini dinlemeden ne İspanya Endülüs’ünün müzikal kökleri ne erken Barok müziğin satır başları anlaşılır. Onun müziğinde notalar yazıldığı dönemin tınılarıyla İber Yarımadası’nın Yahudi, Müslüman ve Hıristiyan kültürlerinin sentezini tanımlar

" />

/Jordi Savall ile “Jerusalem-Kudüs barışın şehri”

Jordi Savall’in müziğini dinlemeden ne İspanya Endülüs’ünün müzikal kökleri ne erken Barok müziğin satır başları anlaşılır. Onun müziğinde notalar yazıldığı dönemin tınılarıyla İber Yarımadası’nın Yahudi, Müslüman ve Hıristiyan kültürlerinin sentezini tanımlar

/Jordi Savall ile “Jerusalem-Kudüs barışın şehri”

Jordi Savall sadece bir müzisyen değil müzik tarihinde bir arkeolog, bir tarihçi, yayımcı, solist, şef ve eğitmendir aynı zamanda. Müzikleri, tarihin derinliklerinde saklı yerlerinden bulup gün yüzüne çıkarttığı yapıtlardan demetlerdir. Yorumları, dönemin enstrümanlarıyla, bestenin ve bestecisinin yaşamından kesitleri de beraberinde taşır gibidir.

Jordi Savall, Rönesans ve Ortaçağ müziği konusunda uzmanlaşmış sanatçılar grubuyla dünyanın çeşitli yerlerinde konserler verir.

Barselona Konservatuarı’nda çello çalmaya altı yaşında başladı. Yaşı ilerledikçe konservatuarda müzik tarihi araştırmalarının yanı sıra erken müzik icraları üzerinde çalıştı. Viyola da gamba öğrenme başladı. Bugün gambanın dünyada sayılı ve yetkin yorumcularından biridir.

1968 yılında Savall, erken müziğe olan ilgisini Soprano Montserrat Figueras ile paylaştı. Bu paylaşımı, sadece müzik ile kalmayıp yaşam arkadaşlığına da dönüştü. Başta Figueras ve erken İspanyol müziği ile ilgilenen diğer müzisyenler ile çalışmalarını sürdürürken 1974 yılında halen beraberliğini sürdürdüğü topluluğu olan Hesperion XX’yi kurdu. ?Savall ve Hesperion XX günümüzün bu alanda en yetkin topluluğudur. Grubunda otantik batı enstrümanlarına yer verdiği gibi  santur, tahta flüt, Fas davulu ve Afgan rebec (obuanın bir çift kamış ile oluşmuş atası) gibi viyollerin çeşitliliğiyle ve diğer Ortaçağ araçların kullanımı ile benzersiz bir orkestral tını oluşturdu. 

Jordi Savall, Alain Corneau filmi “Tous les Matins du Monde” (Dünyanın Tüm Sabahları) ile müzik dünyasında tanındı.

Savall ve Martin y Soler beraberliğinde Monteverdi yapıtlarının yanı sıra, Il burbero de Buion Cuore ile de Orfeo performansları önemli yer tutar. 1990’ların sonunda Les Concerts des Nations topluluğu ile Baroktan, Beethoven’in dönem bestelerine dek uzanan bir repertuarda eserler yorumladı ve kayda aldı.1987 yılında özellikle Endülüs Yahudi ve erken İspanyol müziği yorumlarında çalgıcılar ve solistlerin birleşimiyle oluşturduğu bir topluluk olan ‘Le Capella Reial de Catalunya’yı kurdu. ?1996 yılına kadar Savall kayıtlarının çoğunu Astrée Auvidis etiketi ile çıkarttı. Astrée’nin 2001 yılında satılması sonrası bu mirası Naïve üstlendi. Daha sonra kendi şirketi olan ve bugüne kadar yüze yakın CD kaydı bulunan “Alia Vox” etiketini yarattı..

Harmonie Universelle ile başlayan Alia Vox kayıt serüveni Orient – Occident 1200-1700, Musica Notturna, Diaspora Sefardi, Les Voıx Humaines, Ninna Nanna 1300-2002, Bella Terra, Miguel de Cervantes, Don Quıjote de la Mancha, ‘Jérusalem: La Ville des deux Paix’ gibi olağanüstü konsept albümlerin gerçekleşmesiyle sürdü.

Her biri etnik, sosyolojik, müzikolojik birikimlerin düzenlenmesi ile birer başyapıt niteliğindedir.

CD ekleri olarak hazırlanan kitapçıklar müziğin daha detaylı anlaşılması, yapılan çalışmanın değerlendirilebilmesi adına hazırlanmışlardır. Kayıtlar, içlerinde erken dönem geleneksel Sefarad ezgileri, ninnileri, Hz. Süleyman’ın Neşidelerinden tümcelerin süslendiği şarkılar, Yair Dalal’ın udundan günlük ezgiler, Osmanlı’dan Rast Semai’si gibi etnik otantik derlemeler ile Ömer Hayyam’dan rubailerin seslendirildiği beyitler içerir.

Konsept kayıtların içinde çok özel bir çalışma ‘Jérusalem: La Ville des deux Paix’ adlı ve iki ünlü geleneksel müzik sanatçısı olan, Jordi Savall ve Montserrat Figueras’ın, Kudüs şehrinin Hıristiyan, Arap Yahudi ve Osmanlı müzik geleneklerini keşfe çağırdıkları albümleridir.

Jerusalem üç büyük tek tanrılı dinin birbirleriyle çok yönlü temas kurdukları destansı bir dünya merkezidir. Kral Davud, Kudüs’ü İsrail krallığının siyasal ve dinsel merkezi yaptıktan sonra, bu “Tapınak Şehri” İsrail içindeki ve dışındaki Yahudiliğin merkezi oldu. Kudüs, Hıristiyanlar açısından, Nasıralı İsa’nın çile öyküsünün, çarmıha gerilişinin ve dirilişinin mekânı olarak kutsaldır. Hıristiyan Kudüs cemaati, dinlerini; ilk Hıristiyanlığın temellerini burada ilan etti.

Müslümanlar içinse bu şehir, Mekke ve Medine’den sonra geleneksel olarak İslam’ın üçüncü kutsal şehridir. Hatta daha önce Kâbe yönüne doğru namaz kılınmaya başlanmadan önce yaklaşık bir yıl boyunca namazlar Kudüs yönüne doğru kılınmıştır.

Kudüs hemen hemen 4000 yıllık tarihi boyunca, yaklaşık 40 defa yıkılmış, yağmalanmış ve yakılmıştır. Bu şehir günümüzde birbirine düşman olmuş halkların uzlaşmazlığının ve karşılıklı olarak birbiriyle çelişen dinsel iktidarların simgesi haline geldi.

Kudüs’ün diğer adı, İbranice bir sözcük olan ‘Jerusalem’, etimolojik olarak iki barışın şehri anlamına geliyor ve bu da Eski Ahid’in peygamberlerinin bildirdikleri, dünyevi ve uhrevi barışa işaret ediyor. Böylece şehrin adında İbranice Şalom ve onunla dilsel bir akrabalık içindeki Arapça Selam sözcüğü de seçilebilir.

Jordi Savall ve Montserrat Figueras, bu düşünceden yola çıkarak, ‘Jérusalem: La Ville des deux Paix’ adlı sıra dışı bir müzik projesi gerçekleştirdiler.

Bu iki otantik müzik uzmanı, hazırladıkları ikili albümde ve ekli kitapta Kudüs’ün farklı farklı dönemlerinin; Yahudi, Hıristiyan, Arap ve Osmanlı dönemlerinin müziksel geleneklerini olağanüstü bir icra ile sunuyorlar. İki CD’ye, tarihsel ve müzik tarihiyle ilgili arka plan bilgilerini sunan 400 sayfayı aşkın kalın bir kitap eşlik ediyor. Bütün metinler İngilizce, Arapça, İbranice, Fransızca, İspanyolca, Katalanca, Almanca ve İtalyanca olarak verilmiş.

Jordi Savall’a göre bu albümde müzik, “son derece farklı ulusların ve dinlerin üyesi olan fakat; müziğin evrensel diliyle, kültürlerarası diyalogu başarıp paylaşabilen toplumların belirleyici kılavuzu oluyor.

Her şarkı, her bir metin Ortaçağ’daki sözel ve müzikal anlatımıyla, Doğu’nun ve Batı’nın dramatik ve parlak tarihiyle kesişim noktalarını keşfetmek için bizlerle tarih içinde bir yolculuğu olanaklı kılıyor.

30 Nisan İş Sanat Konseri’nin Jordi Savall ve Montserrat Figueras’lı ana teması ‘Ninna Nanna’.

Tüm dünyadan ‘Eski ve Yeni Ninniler’. Farklı kültür, coğrafya ve dillere ait ninnilerden derledikleri şarkıları ‘Ninna Nanna’ adlı projeleriyle İş sanatta müzikseverlere sunacaklardır. Kaçırılmaması gereken bu güzel konseri paylaşmanızı dilerim.

Anonim (Fas, Sefarad): Ninni: Nani, nani

Marcabru’dan uyarlama: Planctus (enstrümantal), Canción para adormecer a la Virgen niña

Anonim (Katalonya) Ninni: La mare de Deu

A. X the Wise: Rotundellus (enstrümantal CSM 142)

 La madre compara al hijo con la estrella de la mañana

Anonim (Endülüs): Ninni: A la roro, mi niña, duerme

Anonim (Berber) Ninni: Mma gar dada itz (Amazigh ninni)

Anonim (İtalya): Stampitta: Lamento di Tristano (enstrümantal)

Anonim (Yunanistan): Apoxe no neros

Anonim (Fas): Ghazali tal jàhri, Canción al amor imposible, deseando dulces sueños

Anonim (Rodos, Sefarad): Ninni: Durme, durme hermosa donzella

Anonim (İstanbul): Üsküdar’a gider iken

İLGİLİ HABERLER

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın