Bazı kentler insanı birdenbire içine alıverir, bazıları kendini sakınmadan yaklaştıkça, yavaş yavaş ortaya koyar. Kuşkusuz İstanbul bu tip kentlerden biridir.

UMBERTO ECO

" />

/Sanat hiç bu kadar kolay ulaşılabilir olmamıştı

Bazı kentler insanı birdenbire içine alıverir, bazıları kendini sakınmadan yaklaştıkça, yavaş yavaş ortaya koyar. Kuşkusuz İstanbul bu tip kentlerden biridir.

UMBERTO ECO

/Sanat hiç bu kadar kolay ulaşılabilir olmamıştı

Günlerimizin çoğu, eğer gerçekten istersek rutin koşuşturmalarımızın arasına sıkıştırdığımız küçük sanat kaçamaklarına olanak sağlar ve yaşantılarımıza bir parmak da olsa bal çalar.

Ocak ayının başından beri İstanbul insana daha farklı bir kent sahnesi sunuyor. İrili ufaklı birçok sanat etkinliği aynı anda izleyicisine ulaşmayı beklemekte ve İstanbul kenti yaşayanlarına bu farklı lezzeti adeta bir ev sahipliği edasıyla sofrasında sunmakta.

Hele bu yaz aylarının yoğun sıcak günlerine rağmen, neredeyse aralarında seçim yapmamıza olanak bile tanımayacak seçenekler sunuluyor ve İstanbul’a yakışır bir kültür sanat ortamı yaratılıyor.

Mesleğiniz, ilgi alanlarınız ne olursa olsun, sanatın herhangi bir dalına biraz olsun gönül verdiyseniz bile yeni ufuklar size yol gösterecektir.

Farkında mısınız, İstanbul artık kozmopolit yapısıyla ve binlerce yıllık kültürel birikiminin mirasını harmanlayarak ortaya koyduğu kimlik yalnız İstanbullular için değil, tüm dünya için bir çekim alanı, bir kültür ve sanat merkezi niteliği kazanıyor.

Neler mi var? Görsel sanatlar, müzik, opera, sinema, belgesel, animasyon, edebiyat, sahne ve gösteri sanatları, kent kültürü paylaşımları, geleneksel sanatlar, sergiler, müzeler, kentsel projeler, konferanslar, mekân düzenlemeleri gibi birçok etkinlik şehrimizin akla geldik gelmedik birçok mekânında çevre halklarını ve yöre niteliklerini de bünyesine katarak izlenmekte, çoğalmakta ve paylaşılmakta.

21. yüzyılda artık kentler varoluşlarının özgün niteliklerini, kentlilik düşüncesi ve kültürü ile birleştirerek ulaşacakları biçimde canlı ve yaşayan kentleri oluşturacaklar.

Kentler, evrimsel kimliklerini yeni yaşamlarıyla yeniden oluşturarak, kültürlerini ileriye taşıyarak ve birikimlerini paylaşarak, küresel kültürü oluştururlar.

Kültürün günlük yaşama katılması ve toplumun her kesimine yayılması, giderek daha da büyük önem kazanıyor. İstanbul, artık böyle bir serüvene hazır binlerce yıllık geçmişini günün yaşayan dinamikleriyle birleştirerek insanı birdenbire içine alır nitelikte.

Bugün artık birçok mekân, birçok etkinlik koca bir İstanbul kentini sanatın bilginin ve yaşam kültürünün keyfiyetine bırakmakta.

Kentsel gelişim, kentlilik bilincinin özlenen düzeye ulaşması ve kültürel değişimle sağlanmaktadır. Bunun için, hem yönetimlerin, hem de sivil toplum kuruluşlarının aktif olmaları, bilgi ve deneyim kaynaklarından yararlanmaları onları pratiğe dökmeleri gerekmektedir.

Avrupa Kültür Başkenti seçilen kentler, dünya kültürüne yaptıkları katkılarla toplumları etkilemekte, yönlendirmekte ve sentez bir evrensel dünya kültürünü oluşturmaktalar.

İstanbul’un 2010 Avrupa Kültür Başkenti seçilmesiyle, Avrupa, toplumsal ve kültürel köklerini tarihin tozlu sayfalarından çıkartarak İstanbul’da kendi kültürünün köklerini keşfedecek, doğu-batı sentezinin oluşturduğu ortak kültürün izlerinde kendini daha iyi tanımlayacaktır.

Bu anlamda yapılan etkinliklerin en önemlilerinden birkaçı Sabancı Müzesi’ndeki ‘Bizans’tan İstanbul’a’ Sergisi, Topkapı Sarayı’ndaki ağustos ayı ortasına kadar sürecek olan ‘Moskova Kremlin Hazineleri Topkapı Sarayı’nda’ Sergisi, Dolmabahçe Sarayı’ndaki ‘Osmanlı ve Doğu Minyatürleri’ Sergisi, ‘Kontrastlar kenti İstanbul’ Sergisi,‘Yunanistan’da İstanbul ve mimari paralellikler’ Sergisi  Hasköy Mayor Sinagogu’nda Serge Spıtser ‘Moleküler İstanbul’Sergisi ve benzer birçok sergi İstanbul kent kültürünün çevre kültürlerle etkisi üstüne değerlendirilip sunulurken farklı bir anlatımla, ‘Sanatın Anadolu Aydınlanması’ adlı sergileri, çağlar boyunca zengin ve farklı kültürel mirasıyla İstanbul’u besleyen Anadolu kültürünün güncel ürünlerini, sanatseverlerin beğenisine sunuyor.

‘Sanatın Anadolu Aydınlanması’ projesi kapsamında, Anadolu’nun çeşitli illerinden on beş üniversiteden gruplar halinde güzel sanatlar bölümlerinde eğitim veren ve alan sanatçı adayları, ürettikleri çalışmalarını, 2010 yılı sonuna kadar düzenlenecek sergilerle, İstanbullularla buluşturmaya devam edecekler.

Sadece bunlar mı? Konserler, operalarve müziğin her türü üzerine sahne sanatları, danslar, baleler İstanbul’un kültür hayatına farklı ve derin bir soluk oluyor.

Ve nihayet İstanbul’un incisi Adalar ve İstanbul Kent Müzesi’ne kavuşuyor. İstanbul Adaları’nın toplumsal tarihini anlatacak, adaların 600 milyon yıllık hikâyesini sunacak İstanbul’un ilk çağdaş kent müzesi açılacak. 

8 Ağustos – 12 Eylül tarihlerinde Büyükada İskele Meydanı’nda görülebilecek sergi süresince ziyaretçilerle kısa anketler de yapılacak. “Anlatılan Bizim Hikâyemiz” ve “Anılar Yok Olmasın, Paylaşılsın, Geleceğe Aktarılsın” sloganları ile hazırlanan sergide, müzenin kalıcı ve geçici sergilerinde kullanılmak için Adalılar’dan belge ve nesnelerini bağışlayarak  projeye destek vermeleri istenecek. 

Büyükada İlkokulu Adalar Müzesi’nin ana binası olacak. Buna ek olarak yaklaşık bir yıl önce Büyükada’da kurulmuş olan Adaevi başta olmak üzere, Heybeliada Hüseyin Rahmi Gürpınar Evi, İnönü Evi, Deniz Lisesi Müzesi, Burgazada Sait Faik Müzesi ve ileride müzeye eklemlenecek yeni kültür merkezleri, kütüphaneler, sivil toplum kuruluşlarına ait farklı mekânların da katılımı ile tüm Adalar’a yayılan bir çalışma yürütülmesi planlanıyor.

Ayrıca yine Ağustos ayı boyunca sürecek olan ‘Sanat Limanı’ etkinlikleri Modern Sanatlar Müzesi yanı antrepolarında izleyicileriyle buluşacak.

Avrupa Kültür Başkenti kapsamında açılan şehrin yeni sergi salonu, Sanat Limanı, ‘Japonya’ya Avrupa Bakışı’, ‘Yunanistan’da Mimari paralellikler’, ‘19.yy geleneklerinden 21.yy değişikliğine’, “Kader Denizi” gibi çeşitli sergilere ev sahipliği yapıyor.

Bunların tümünü Sanat Limanı’na giderek keyifle izlemeniz mümkün. Aralarındaki ilişkilerin değerlendirilmesi gereği ise kentlerde yaşamanın kültürel sorumluluğunu size güzelim Sarayburnu manzarasına karşı bir kahve içimi keyfi gibi sunması da cabası.

Nice seminerler, grup çalışmaları, günlük kültür gezileri, tasarımlar, yarışmalar sürmekte ve İstanbul, insanı nereden gelirse gelsin hangi kentli olursa olsun, yüreğine almaya onunla sonsuzlukta bir zaman yolculuğuna çıkmaya hazır beklemekte.

İLGİLİ HABERLER

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın