Gençler güvenmek ister

 

Gençler güvenmek isterler.

Kime mi?

Önce anne ve babalarına tabii…

Sonra öğretmenlerine, arkadaşlarına… Yarın öbür gün meslektaşlarına, komşularına, ahbaplarına…

Çevresine, ulusuna, devletine…

Hayata yani…

Onlara bu güven duygusunu vereceğiz ki bizden vazgeçmesinler, en önemlisi de hayallerinden, amaçlarından kopmasınlar, hayata tutunsunlar.

Şimdi bunlar da nereden çıktı diyebilirsiniz.

Üniversite sonuçları belli oldu, sıralamalar yapıldı, puanlar hesaplandı. Çocukların nereye girdiklerini bütün okullar ilan ettiler. Tam bir gün sonra, pardon yanlışlık oldu, biz yeniden hesapladık, sonuçlara ilk bilmem kaç bin kişi bir daha baksın, şunların bakmasına gerek yok, türünden bir açıklama… Sayıları araştırıp yazmam gerekiyordu aslında ama artık gerek görmüyorum, bu saçmalıkları doğru alıntılamaya…

Böyle bir iş olabilir mi?

Yıllarca hazırlanılan bu sınavın ne sorularında meymenet kaldı, ne sonuçlarında…

2017 YGS sonuçlarına göre 40’ar soruluk alan bilgilerinde Türkiye ortalaması; Türkçede onyedi, sosyal bilimlerde oniki, matematikte beş, fen bilimlerinde dört.

Ülkenin ortalama durumu bu… Küsuratları da var. Dört virgül bilmem kaç diye ayrıntı bile vermişler utanmadan. Kırıntılara bile muhtacız başarı hesaplarken, durumumuzu anlayın yani…

40 matematik sorusunun beşten fazlasını yapan, Türkiye ortalamasının üstünde oluyor. İronik bir şekilde, matematiksel olarak… 

Öğrencilerin başarısı da buna göre sıralanıyor.

Şimdi; gerçekten başarılı olan ve ilk bine girmeye hak kazanan çocuklara lafım yok. Onların hedefi zaten yüksek, her zaman olduğu gibi… ODTÜ, İTÜ, Boğaziçi, Koç gibi okulların hatırı sayılı bölümlerine girmek için 40’ta 35 matematik neti yapıyorlar zaten. Benim diyeceğim, daha vasat durumdakilere…

Ders çalışma azminizi, hedef koyma kararlılığınızı takdirle karşılıyorum. Bu netlere bakarak, ben zaten şu kadar doğru yapsam, şuraya girerim, demediğiniz için… Hoş, deseniz de size kabahat bulmam, bir öğretmen olarak… Niye bulayım?

Memleketin haline bakın!

Bir sınav düşünün ki ya soruları çalınır, ya sorularında hata çıkar, ya sonucu yanlış hesaplanır, ya o, ya bu!

Bir şey vardır işte!

Vallahi bütün çocuklarımın alnından öpüyorum, ben öğrenci olsam, bu düzen için kılımı kıpırdatmak gelmez içimden!

Ne mi canlı tutuyor onlar?

Bu güvensiz ortamda, ailelerinin beklentileri, gelecek için güzel şeyler umma hali ve bizim heyecanımız…

Bu sebeple hepsini çok seviyorum; hayattan vazgeçmedikleri için, hayallerinden vazgeçmedikleri için…

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın