Türk Tiyatrosu Edinburgh’un ana bölümünde

İskoçya’nın başkentinde her yıl düzenlenen Edinburgh Festivali, Avrupa’nın, hatta dünyanın en önemli tiyatro festivallerinden biridir. Katılmanın ancak davetle ve Robert Wilson ya da Thomas Ostermeier gibi efsane yönetmenlere tanınmış olan benzersiz bir ayrıcalık olduğu, her yıl farklı sanat disiplinlerinden sadece sekiz-on gösteriye ev sahipliği yapan EIF (Ana Festival) bölümü bu yıl bir Türk yönetmeni ve tiyatrosunu ağırlayacak.

Festivalin 70. yılının kutlanacağı 2017 Ağustosunda Murat Daltaban, Eugène İonesco’nun ‘Rhinocéros / Gergedan’ını, DOT, Edinburgh’un en önemli topluluklarından Lyceum Theatre ve Edinburgh International Festival ortak yapımı olarak sahneye koyacak.

DOT’da geçen yıl ‘Kış Dönümü’ adlı oyunu sahnelenmiş olan, bu yıl da ‘Nefesinizi Nasıl Tutarsınız’ adlı oyunu hâlen devam eden Zinnie Harris, ‘Gergedan’ı günümüze ve Edinburgh’a uyarlamak için yeniden yazıyor.

Oğuz Kaplangı’nın müzik tasarımıyla, Britanyalı ve Türk oyuncular (Ece Dizdar ve Esin Alpogan) tarafından, 5 Ağustos’ta prömiyer yaparak 12 Ağustos’a kadar on kez sahnelenecek ‘Gergedan’ Lyceum Theatre’ın kış programına alınmış. 

Umarız ki İstanbul’da da izlenebilsin.

DOT’un 12 yıllık çalışmalarıyla ilgili kapsamlı bir yazım Şalom Dergi Nisan sayısında yer alıyor.

 

DOT’da 7 serisi - ‘Growth / İyi Şeyler Olacak Diye Düşün’

DOT bu tiyatro mevsiminde başlattığı, günümüz sorunlarını tartışan, metne ve performansa odaklanan, akşam yedide sahnelenecek bir saatlik oyunlar dizisi ‘7 Serisi’nin ilki, genç İngiliz yazarı Luke Norris’in ‘Growth / İyi Şeyler Olacak Diye Düşün’ adlı oyunu.

Genç Tobes, iki yıldır birlikte olduğu kız arkadaşı Beth onu sıkıcı bulduğu için terk ettiğinde, kendini sadece yüreğini değil, bedenini de tamir etmek zorunda bulur. ‘Oralarıyla’ ilgili sağlık sorunlarını iş ciddiye binene kadar örtüp bastıran bütün erkekler gibi Tobes da, yiyip bitirici endişesine karşın problemini kimseye açamamıştır. Ancak, “yumru torbası içinde bir yumru” diye iki senedir göz ardı ettiği sol testisindeki kitle, artık bir sağlık sorunu yaratmaya başlamıştır.

Tobes sadece testisindeki kitleyle değil, annesinin maddi desteği olmaksızın sürdüremeyeceği iç karartıcı yaşamıyla, çiçekçideki nefret ettiği işiyle, gelecekten beklentisi olmayışıyla sorunla yüzleşmek zorunda kaldığında, ergenlikten erkekliğe geçmek, ‘büyümek’ zorunda kalacaktır. Oyunun özgün adındaki ‘Growth  / Büyüme’ sadece tümörün değil, Tobes’un olgunlaşmasına da bir göndermedir. Gerçekten çıkış yolu olmayan biriyle karşılaştığında, kendine ölümüne acıyan Tobes’ın paniklemeleri ve yaygaraları bir yaşam sorgulamasına dönüşecektir.

Metin olarak ‘Growth’, kimi eksikleri olduğunu düşündüğüm bir oyun. Tobes o kadar pasif ki, ondan sıkılıp terk eden Beth’e bazen hak vermiyor değilim.  Ancak yalın sahnelemesi ve müthiş başarılı oyunculukları sayesinde çok keyifli bir seyirliğe dönüşmüş.

Serkan Salihoğlu, oyunu izleyicilerin ortasındaki bir üçgende, aksesuar olarak 3 tabure / komodin, saksıda minik bir orkideyle ve seyircilerle birlikte oturan üç oyuncuyla sahneliyor. Atakan Akarsu, Tobes’u oynarken, bütün diğer karakterleri Gizem Güçlü ve Mert Öner canlandırıyor. Karakterden karaktere büyük rahatlıkla geçişleri, her kişiliği belirgin şekilde farklılaştırarak yorumlamaları için bile izlenmeye değer. 26 Mart Pazar 19.00’da.

     

Zinnie Harris ikinci kez DOT’da ‘Nefesinizi Nasıl Tutarsınız’ 

“Biz medeni bir ülke insanıyız. Biz Avrupalıyız. Hayatta görebileceğimiz en büyük kaos işte bu”

DOT, geçen yıl DotKanyonda’nın yeni mekânında açılış oyunu olarak sahnelediği Zinnie Harris’in 2004 tarihli ‘Midwinter / Kış Dönümü’nün peşinden sezonun yeni oyunu olarak yazarın ‘How To Hold Your Breath / Nefesinizi Nasıl Tutarsınız’ı sahneliyor.

Edinburgh’da yaşayan 1973 doğumlu Harris, distopik bir gelecekte geçermiş gibi görünse de günümüzde Balkanlar’da, Afrika’da ya da Ortadoğu’da süregelmekte olan iç savaşların simgesi olarak tasarladığı ‘Savaş Oyunları’ üçlemesinin ardından, ‘Nefesinizi Nasıl Tutarsınız’da, kapitalizmin ve çağcıl dünyanın çöküşüne yine fantastik gerçekçi bir dille eğiliyor.

İlk kez tanıştığı biriyle sevişen Dana, aslında adamdan hoşlanmış da olsa, seksten başka bir beklentisi olmayan erkeğin ısrarla 45 euro ödeme yapma teklifini reddeder. Bedelini ödemeden hiçbir şey almadığını, hiç kimseye borçlu kalmak istemediğini söyleyen adam Dana’ya “Şeytan” olduğunu söyler. Birleşmiş Milletlerde çalışan bu Şeytan onu 15 gün içinde dayanamayıp bu parayı almakla tehdit eder.

Müşteri dinamikleri uzmanı Dana, çağrıldığı bir görüşme için bekâr, hamile kız kardeşi Jasmin ile Berlin’den İskenderiye’ye gitmek için yola çıktığında, Şeytan’ın teklifini kabul etmemenin bedelini öğrenmeye başlayacaktır.

Modern ve güçlü Avrupa’yı şöyle bir sallayıp tüm ekonomisini bir çırpıda yıkarak bankaların kapanmasıyla iki kadının yabancı bir ülkede parasız, evsiz ve aç kalması, Şeytan için çocuk oyuncağıdır. İki kardeş iyice dibe vurduklarında bile beterin de beteri olduğunu öğrenecek, Dana’nın Şeytan’a ait bilgileri öğrenmek için gittiği kütüphanedeki adamın, zaman zaman ortaya çıkıp ona yol göstermek için önerdiği “how to”  kitapları da onlara yardımcı olamayacaktır.
Geçen yıl How To Hold Your Breath’ okuma tiyatrosu olarak sahnelendikten sonra izleyicilerle sohbet eden Harris, bebeğini kaybetmek üzere olan Jasmin’in olayı kabullenemeyişinden ve bebeğiyle müthiş dokunaklı konuşmasından söz ederken, bu bölümü kendi hamileliğinden ve bebeğini yitirişinden esinlenerek yazdığını samimiyetle anlatmış, üzüldüğümüzü gördüğünde, sonradan üç sağlıklı çocuk doğurduğunu da eklemişti. Aynı söyleşide DOT’un ‘Kış Dönümü’ sahnelemesini olağanüstü bulduğunu ve ‘Nefesinizi Nasıl Tutarsınız’ın da Murat Daltaban tarafından sahnelenmesini çok istediğini söylemişti.
Daltaban, oyunu sahnelemekle ve dekor tasarımını yüklenmekle kalmıyor Şeytan’ı da canlandırıyor. Arka bahçeye açılan pencereleri de mekâna katan, merkeze bir küvet-yatak yerleştiren, tekerlekli merdiven-iskele elemanlarının simgesel olarak ev, kütüphane, tren ve tekneye dönüştüğü işlevsel olduğu kadar görsel olarak da etkileyici dekorunda, harikalar yaratan oyuncularıyla akıcı ve çarpıcı bir sahneleme oluşturuyor.

Üst düzey bir oyuncu olmasına karşın, yönetmenliğe çok daha fazla ağırlık veren Daltaban, bu kez galiba şeytanın çekiciliğine kapılmış. Nazik, hoyrat, fırlama, ahlâksız, zeki ve felsefi boyutuyla, derinlikleri olan bir iblisi müthiş dozunda yorumluyor. İdeal Dana olarak heyecanla beklediğim Pınar Töre bir sağlık sorunu yüzünden oyunu bıraktığında, çok kısa bir sürede hazırlanan Gizem Güçlü gerçekten çok iyi bir iş çıkarıyor. Kısa zamanda sağlığına ulaşacağını ümit ettiğim, Pınar’ın sahnede neler yapacağını iyi bilen biri olarak Gizem’i çok başarılı buldum. İlk kez tiyatroda izlediğim Esra Ruşan, terazinin diğer kefesi olan Jasmin’de çok iyi. Yaş aldıkça gençleşen deneyimli oyuncu Köksal Engür, kütüphaneciye, eğlenerek ve eğlendirerek sımsıcak bir yorum getiriyor. Esin Alpogan, İdil Arkut, Mehmetcan Mincinozlu ve Rami Çakır, rolün küçüğü büyüğü olmaz diyerek sağlam bir destek kadrosu oluşturuyorlar.

Ses tasarımı ve oyunun irkiltici yanını başarıyla aksettiren müzik tasarımıyla Oğuz Kaplangı, DOT’un Edinburgh çıkarmasında yer almayı hak ettiğini ispatlıyor.

Cumhuriyet gazetesindeki Edinburgh’la ilgili söyleşide ‘Gergedan’ı nasıl sahnelemeyi düşündüğü sorusuna, “Seneler içerisinde fikrim gerçekçi tiyatronun malzemesini başladığı natüralist noktadan gerçeküstü bir tabloya götürmeye, şiirsel bir gerçekçilik yaratmaya doğru dönüştü” cevabını veren Murat Daltaban, Harris’in, son derce gerçekçi konulara düşsel ve gerçeküstücü bakışını sürdürdüğü bu oyununa da 21. yüzyılda tiyatronun nereye gideceği konusunda ders olabilecek dâhiyane bir yorum getiriyor.

Yılın en iyilerinden. 23, 24, 25, 29, 30 ve 31 Mart, 1,13, 14, 15, 27, 28 ve 29 Nisan 21.00’de dotkanyonda. Hepinize iyi seyirler dilerim.

 

 

İLGİLİ HABERLER

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın