Türk Kadın Ressam Mihri Müşfik Londra´da anılıyor

Türkiye’de çağdaş resim çalışmalarını başlatan kadın ressam Mihri Müşfik Hanım, Londra’da küratörlüğünü Terry Katalan’ın yaptığı bir sergi ile anılıyor.

Türk Kadın Ressam Mihri Müşfik Londra´da anılıyor

Ressam ve enstalasyon sanatçısı kimliğiyle tanıdığımız Terry Katalan, bu kez önemli bir sergiye küratör olarak imza attı. Katalan, Londra’da bulunan Yunus Emre Enstitüsünün, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle, Türkiye’de çağdaş resim çalışmalarını ilk başlatan kadın ressam Mihri Müşfik Hanım onuruna düzenlediği serginin küratörlüğünü üstlendi. İstanbul Kadın Ressamlar Derneği sanatçılarının katılımıyla gerçekleşen ‘Mihri Müşfik ve İstanbul’ başlıklı serginin açılışı, 8 Mart’ta Enstitü binasında gerçekleşiyor.

Terry Katalan

Ünlü sanat ve bilim insanlarını çeşitli vesilelerle anan arama motoru Google’u 26 Şubat günü tıkladığımızda karşımızda doodle olarak Mihri Müşfik Hanım’ı bulduk. Site, belki de birçoğumuzun tanımadığı bu sıra dışı sanatçıyı 131. doğum günü vesilesiyle ana sayfasına taşımıştı.

Mihri Müşfik Hanım bu kez, Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle Londra Yunus Emre Enstitüsünün ev sahipliğinde, kendi yapıtları ve İstanbul Kadın Ressamlar Derneği sanatçılarının eserlerinden oluşan bir sergiyle anılıyor. Sergide, dernek üyesi on altı sanatçının medeniyetler beşiği İstanbul’dan esinlenerek yaptığı 31 yağlıboya çalışması yer alıyor. Cesur yaşamı ve sanatı ile çok özel bir ressam olan Mihri Müşfik Hanım da resimleri aracılığıyla ile aynı sergide sanatseverlerle bir araya geliyor. 

Londra’da yaşayan ressam Terry Katalan’ın küratörlüğünde, ön hazırlıkları bir seneyi aşan bu etkinlik, Türkiye’nin Londra Büyükelçiliği, TC Kültür ve Turizm Bakanlığı, Britanya Türk Kadınları Derneği ve İstanbul Kadın Ressamlar Derneğinin katkılarıyla gerçekleşiyor.

9-30 Mart tarihleri arasında Yunus Emre Enstitüsünde ziyarete açık olan serginin açılışına Türkiye’nin Londra Büyükelçisi Abdurrahman Bilgiç ve eşi Esra Bilgiç, Yunus Emre Enstitüsü Müdürü Dr. Mehmet Karakuş, Londra Turizm ve Kültür Ataşesi Ali Selçuk Can, Britanya Türk Kadınları Derneği Başkanı Maviş Fuchs, İstanbul Kadın Ressamlar Derneği Başkanı Nilgün Sarp, sanatçılar, yabancı elçilik mensupları ve sanatseverler katılıyor.

İstanbul Kadın Sanatçılar Derneği Başkanı Nilgün Sarp, aynı zamanda serginin hazırlanmasına rehberlik eden ‘Bir Osmanlı Prensesi Ressam Mihri Müşfik’ isimli kitabın da yazarı. Sarp, genel olarak resim ve sanat tarihini incelerken, dünya müzelerinde bulunan eserlerin çok büyük bir kısmının erkek sanatçılara ait olduğunu görünce öncü sanatçı kadınları araştırıyor. Bu süreçte (2002) Mihri Müşfik Hanım’ın başarılarla dolu ilginç hayat öyküsüyle karşılaşıyor. Bundan çok etkilenen Nilgün Sarp, hem sanatçının yarım kalmış projesini gerçekleştirmek hem de onu tanıtmak amacıyla 2005 yılında İstanbul Kadın Ressamlar Derneğini kuruyor ve logo olarak da Mihri Müşfik’in oto-portresini kullanıyor.

Yeni ufuklara yelken…

On yedi yaşındayken tanıştığı İtalyan kökenli bir müzik şefinin peşinden Roma’ya kaçtı. Sahte pasaportla gittiği İtalya’da tanıdıklarının yanında bir süre kaldıktan sonra sanat dünyasının merkezi sayılan Paris’e geçti.  Montparnasse Bulvarı’nda kiraladığı yeri, hem ev; hem de atölye olarak kullandı. Portre ve gravür ağırlıklı resimler yaparak ve evinin bir odasından aldığı kira ile geçimini sağladı. Kiracılarından birisi, Bursalı Selami Paşa’nın Sorbonne’da siyasi bilimler öğrenimi yapan Müşfik Selami Bey idi. Müşfik Selami Bey (İnegöllü) ile evlenen Mihri Hanım böylece sanat dünyasında bilinen ‘Mihri Müşfik Hanım’ adını aldı.

İtalya, Fransa’da çeşitli sanat okulları ve atölyelerde öğrenim gören Mihri Müşfik, dışavurumcu bir anlayışla özgün portreler yaptı. Çağdaş resim akımlarını yakından takip etti. Çeşitli figür, natürmort ve peyzaj çalışmalarına imza attı. Portrelerinde kübizmin ve ekspresyonizmin etkisi görüldü.

Yuvaya dönüş

Mihri Hanım, Paris’te bulunan dönemin Osmanlı Devleti Maliye Nazırı Cavit Bey ile bir davette tanıştı. Cavit Bey’in Maarif Nazırına Mihri Hanım’dan kızlar için açılacak güzel sanatlar okulunun kurulmasında yararlanılmasını önerince, Mihri Müşfik Hanım 1913 yılında İstanbul Darülmuallimat (Kız Öğretmen Okulu) resim öğretmenliğine atandı. Bu okul, Müslüman halkın kızlarının devam ettiği en yüksek eğitim kuruluşu idi. Burada, sevilen bir öğretmen oldu.

Mihri Müşfik Hanım’ın 1914 yılında, kız öğrencilerin yüksek öğrenim görmesine ve güzel sanatlar alanında yaratıcılıklarını değerlendirmesine imkân veren İnas Sanayi-i Nefise Mektebinin açılmasında büyük rolü oldu. Okulun ilk kadın yöneticisi olan Mihri Hanım, kız öğrencileri açık havada resim yapmaya, canlı modelden çalışmaya ve kadın ressamları ilk kez toplu bir sergi açmaya teşvik etti. Pek çok kadın ressamın yetişmesinde katkısı oldu. Bu ressamlardan bazıları Nazlı Ecevit, Aliye Berger, Güzin Duran ve Fahrelnisa Zeid’dir.

 

Edebiyatçılarla kol kola

İstanbul’da bulunduğu dönemde, İbrahim Çallı, Hikmet Onat, Fikret Adil, Namık İsmail gibi ressamların yanı sıra Tevfik Fikret ile de dost oldu. Edebiyat-ı Cedide şairlerinin yazdıklarını resimleyerek bir ‘Edebiyat-ı Cedide Resmi’ yarattı.

Sanatçı, şiirleri resimlemenin yanı sıra Edebiyat-ı Cedideci şairlerin portrelerini de çizdi. 1915’te Tevfik Fikret’in ölümü üzerine yüzünün kalıbını alarak heykelini yaptı. Bu, Türkiye’de yapılan ilk mask çalışması olup Aşiyan Müzesinde sergileniyor.

Savaş seneleri

1919 yılında aniden İtalya’ya gitti. Bu ani gidişinin nedeninin, İttihat ve Terakki Cemiyeti mensuplarıyla olan yakın ilişkisinin, onu işgal altındaki İstanbul’da zor duruma düşürmesi olduğu sanılıyor. Dönüşünde kötü alışkanlıklar ve sosyal çalkantılar nedeniyle eşinden boşandı.

Mihri Hanım, 1922 yılında Yunan ordusunun mağlup edilmesinin ardından Mustafa Kemal’i mareşal üniformasıyla ayakta canlandıran yaklaşık 3 m yüksekliğinde bir portresini yaptı ve Çankaya Köşkü’ne götürerek kendisine sundu. Bu, Cumhuriyetin ilanından sonra bir Türk ressam tarafından yapılan ilk Atatürk portesi oldu.

Yeniden Avrupa ve ABD yılları

1922 yılının sonuna doğru yeniden İtalya’ya gitti. Portreler yaparak uzun süre yaşamını burada sürdürdü. Konu olarak hep ünlü kişileri seçti. İtalyan şair Gabriele d’Annunzio ile birlikte olduğu dönemde onun aracılığıyla birkaç kez Vatikan’a kabul edildi ve Papa Benedict’in on beş portresini yaptı, ayrıca bir kilisenin fresklerinin onarımında çalıştı. Vatikan’da ilk kez bir Papa, başka dinden bir kadın ressama poz vermişti. Bu tablo yeni Papa’nın seçimine kadar Vatikan Müzesinde kaldı.

İtalya’dan sonra Paris’e geçen Mihri Hanım, bu dönemde ‘Çingene’ isimli tablosunun Louvre Müzesi’ne kabulü ile mutlu oldu ancak kız kardeşi Enise Salih Hanımı ve yeğeni Hale Asaf’ı kaybettikten sonra Paris’te yaşamak istemedi. Yaşamına ABD’de devam etti. Bir süre buradaki üniversitelerde konuk resim profesörlüğü yaptı ve zengin Amerikan ailelerine özel dersler vererek geçimini sağladı. Edison ve Roosevelt’in portrelerini, War Magazine’nin kapak çizimlerini yaptı. New York’ta Geroge de Maziroff Galerisinde kişisel bir sergi açtı. Yaşlılığı yoksulluk içinde geçti. 1954’te New York’ta yaşamını yitirerek kimsesizler mezarlığına defnedildi. Sanatçının kayıtlı 150 kadar yapıtı bulunuyor.

 

Mihri Müşfik Hanım kimdir?

1886 yılında İstanbul’da, Moda’da Dr. Rasimpaşa Konağında dünyaya geldi. Avrupaî bir eğitim gördü. Edebiyat, müzik ve resim ile ilgilendi. Resme olan ilgisi diğerlerine ağır bastı. Yaptığı bir resmi Sultan II. Abdülhamit’e takdim edince saray ressamı Zonaro’nın öğrencisi oldu. Böylece Türkiye’de çağdaş resim çalışmalarını başlatan ilk kadın ressam unvanını aldı.

 

İLGİLİ HABERLER

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın