﻿<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?><rss version="2.0"><channel><title>Salom Gazetesi</title><link>http://www.salom.com.tr/</link><description>Haftalık Siyasi ve Kültürel Gazete</description><copyright>(c) 2007. Tüm Hakları Saklıdır.</copyright><image><url>http://www.salom.com.tr</url><url>http://www.salom.com.tr/content/images/navigation/logo.png</url></image><ttl>5</ttl><item><title>Ağa Takılanlar</title><description>Yazar kendi niyetini başkalarını üzerinden dillendiriyor ki konu ayrımcılık olunca çok karşılaştığımız bir şey. Bak böyle düşünenler de var naifliğiyle demokratik bir ülkede suç sayılacak nefret söylemi örneklerini fikir paylaşımıymış gibi sunan anlayışı da tanıyoruz.Bülent Top</description><body>&lt;![CDATA[&lt;div&gt;&lt;p&gt;Yazar kendi niyetini başkalarını üzerinden dillendiriyor ki konu ayrımcılık olunca çok karşılaştığımız bir şey. Bak böyle düşünenler de var naifliğiyle demokratik bir ülkede suç sayılacak nefret söylemi örneklerini fikir paylaşımıymış gibi sunan anlayışı da tanıyoruz.&lt;strong&gt;Bülent Top&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;p&gt;Buradaki “Türkiye'yi bir Yahudi mi temsil edecek?” sorusu yazarın bize asıl sormak istediği sorudur. Yazının ana ruhu ve izleği budur. Devamla Türkiye’nin İsrail’e şirin gözükmek adına bir Yahudi’yi Eurovizyon’a gönderiyor iddiası %99’u kışkırtmaya çok teşne bir iddiadır.&amp;nbsp;&lt;strong&gt;Bülent Top&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;ALMANLAR HER SENE KONFERANSIN YILDÖNÜMÜNÜ TARİHLERİYLE YÜZLEŞMELERİNİN BİR VESİLESİ YAPAR&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Bir milli mutabakat katliamı olarak tarihe geçen Wannsee Konferansı’nın üzerinden 70 yıl geçti. Almanlar her sene konferansın yıldönümünü tarihleriyle yüzleşmelerinin bir vesilesi yapar. Yüzleşilen tarihin bu karanlık sayfası için her seferinde özürler dilenir, benzer katliamların bir daha yaşanmaması için tarihin bu sayfası her daim taze tutulur. &lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Alman Cumhurbaşkanı Christian Wulff konferansın düzenlendiği villada “Bu yer ve Wannsee ismi, yaşamaya değer olan ve olmayanın bürokratik bir organizasyonla karara bağlandığı, devlet tarafından organize edilmiş bir kıyımın simgesidir” diyerek tarihe not düşer.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;İbrahim Varlı&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;a href="http://www.birgun.net/writer_index.php?category_code=1280068080&amp;amp;news_code=1327399185&amp;amp;year=2012&amp;amp;month=01&amp;amp;day=24"&gt;http://www.birgun.net/writer_index.php?category_code=1280068080&amp;amp;news_code=1327399185&amp;amp;year=2012&amp;amp;month=01&amp;amp;day=24&lt;/font&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;TÜRKİYE’NİN İSRAİL’E ŞİRİN GÖZÜKMEK ADINA BİR YAHUDİ’Yİ EUROVİZYONA GÖNDERİYOR İDDİASI %99’U KIŞKIRTMAYA ÇOK TEŞNE BİR İDDİADIR&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Şimdi kibar kibar Yahudi düşmanlığının ifşa olduğu bölüme geliyoruz. Şöyle diyor yazarımız: “İzmirli bir yerel gazete İzmir'den çıkan Yahudi kökenli Dario Moreno'dan sonra yeni bir Yahudi kökenli Dario Moreno'nun çıktığını söyleyerek, Can Bonomo'yu Dario Moreno'ya benzetti. Akit gazetesi konuyu farklılaştırarak “Eurovision'da Türkiye'yi bir Yahudi mi temsil edecek?” diye sordu. Bu konuda da çok ciddi komplo teorileri yapılmaya başlandı. Teorilere göre TRT'nin İsrail'e şirin gözükmek adına bir Yahudi bir genci bu yarışmaya gönderdiği de en çok konuşulan komplo teorisi oldu. Bir an bunu duyunca ben de durdum, "Acaba mı" diye kendi kendime sordum.”&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Sanırım bunu okuyan her insan öncelikle bu paragraftaki “köken” kelimesinin ne amaçla yerleştirildiğini anlar. Yok, yanlış söyledim ancak % 1’den biriyse anlar. Yazar kendi niyetini başkalarını üzerinden dillendiriyor ki konu ayrımcılık olunca çok karşılaştığımız bir şey. Bak böyle düşünenler de var naifliğiyle demokratik bir ülkede suç sayılacak nefret söylemi örneklerini fikir paylaşımıymış gibi sunan anlayışı da tanıyoruz. Buradaki “Türkiye'yi bir Yahudi mi temsil edecek?” sorusu yazarın bize asıl sormak istediği sorudur. Yazının ana ruhu ve izleği budur. Devamla Türkiye’nin İsrail’e şirin gözükmek adına bir Yahudi’yi Eurovizyon’a gönderiyor iddiası %99’u kışkırtmaya çok teşne bir iddiadır. Yazarın, “Ben de durdum acaba mı dedim” laf kalabalığına bakmayın. O zaten kendiyle bu görüşleri özdeş gördüğü için seçip koymuş bu örnekleri.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;“Yahudilerin Türkiye'de çok ciddi bir lobisi var, bunu bizzat biliyorum, radyo pazarının yüzde 40'ına yakın bir bölümünü onlar yönetiyor, eğlence ve ticaret işine kafaları hepimizden çok basıyor, bu da ayrı bir gerçek.”&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Bak sen neler biliyormuş. Gene aletinin düğmesine basmış radyo alemindeki %40 Yahudileri yakalamış. Bu nasıl bir mantık. Bu nasıl bir kafa yapısıdır. Yazar burada ayrımcılığın ve Yahudi düşmanlığının şahikasındadır. Farkında olmadan dilini netleştirmiş. “Biz” ve “onlar” noktasına gelmiş. Bir “biz” var pastadan payı az almışız bir de bize karşı kurnaz, kafaları çok çalışan “onlar” var yani Yahudiler; onlar pastayı hamuduyla götürüyor. Her şeyi bilen yazar sanırım 6-7 Eylül rezilliğini, Varlık Vergisi rezilliğini bilmiyor. Yoksa bu dili kullanmazdı.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;“Ben bu yıl İsrail'in Eurovision Şarkı Yarışması'nda Türkiye'ye 12 tam puan vermesi gerektiğini düşünüyor ve bunu da bekliyorum. Eğer İsrail, bu gence ve dolayısıyla Türkiye'ye 12 puan vermezse “yuhhh...” diyeceğim, şimdiden peşin söyleyeyim.”&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;%99 temsilcisi bu arkadaş her şeyi birbirine karıştırmış. İsrail’in politik yöneticileriyle İsrail halkını aynı sanıyor. Daha kötüsü Türkiye’deki Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Yahudi insanları İsrailli sanıyor. Halkını çok iyi tanıyan ve ölçen güzel kardeşim, 2007 yılında senin %99, Eurovizyon yarışmasında 12 puanı Ermenistan’a neden verdi sor bakalım kendine; o zaman da böyle nefretle mi karşılamıştın bu puanı?&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Ve yazar son vurucu darbesiyle bitiriyor yazısını. “Sevgili Can’a bir şarkı adı önerim olacak şarkının adı ‘Şalom Örovizyon’ olsun,” diyor.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Biz %1’in içine hapsolmuşlar bu yazıyı okuyunca ne demek istediğini çok iyi anlıyoruz.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Bülent Top&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;a href="http://www.acikradyo.com.tr/default.aspx?_mv=a&amp;amp;aid=29373&amp;amp;cat=100"&gt;http://www.acikradyo.com.tr/default.aspx?_mv=a&amp;amp;aid=29373&amp;amp;cat=100&lt;/font&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;NAZİLER ON YILDA 6 MİLYON “VATANDAŞINI” ÖLDÜRDÜ, BİZ İSE 90 YILDA 3 MİLYON VATANDAŞIMIZI TÜRLÜ EZALARLA YOK ETMİŞİZ&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Tarihçi Ayşe Hür, geçen pazar Taraf’taki köşesinde güzel bir liste vermiş. Yıl yıl Türkiye’deki Hıristiyan azınlığa devlet eliyle yapılan her tür hukuk, anayasa, insan hakkına aykırı uygulamaları. Bir üç beş hadiseden söz etmiyorum. Koca ve utanç verici bir liste. &lt;/font&gt;&lt;a href="http://www.taraf.com.tr/ayse-hur/makale-cumhuriyet-in-azinlik-raporu.htm"&gt;http://www.taraf.com.tr/ayse-hur/makale-cumhuriyet-in-azinlik-raporu.htm&lt;/font&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Bildiğin Nazizm. İttihat ve Terakki ideolojisi, Cumhuriyet ile aynen devam etmiş.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Türkiye’de Türk ve Müslüman olmayanlar çok sistemli bir şekilde “kurutulmuş”.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Naziler on yılda 6 milyon “vatandaşını” öldürdü, biz ise 90 yılda 3 milyon vatandaşımızı türlü ezalarla yok etmişiz. Öyle gizli saklı falan da değil. Kanunlar çıkmış, işlerinden atılmışlar, malları ellerinden alınmış, toplama kamplarına taş kırmaya yollanmışlar, üzerlerine yağmacılar, tecavüzcüler, katiller yollanmış, Türkçe dışında bir dil konuşmaları yasaklanmış, hâlâ kalmaya çalışanlar ise bir gecede sınır dışı edilmişler. Basın da (her zamanki alçaklığıyla) destek vermiş. İnsanları küçük düşürmüş, türlü kepazeliklerle itham etmiş, kamu desteği oluşsun diye elinden geleni yapmış. 1938 Erzincan Depremi için yurtdışından yardım yollayan Yahudilerle bile alay edilmiş, yardımların altında çapanoğlu aranmış.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;…&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;1955’deki 6-7 Eylül olaylarının sorumlusu diye kimi içeri aldılar dersiniz?&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Aziz Nesin ve arkadaşlarını! Bir taşla iki “istenmeyen”. Gayrimüslim ve komünist. Ne güzel oyun değil mi? Solcuların da kökü başarıyla kurutuldu netekim.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Bakın Diyarbakır’da yüzlerce ceset çıkıyor ortaya bugünlerde. Devlet eliyle öldürülmüş Kürt vatandaşlarının gizlice gömülmüş cesetleri.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;On binlerce olduğu iddia ediliyor. 17 bin kayıp var zira memlekette.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Bir gece evlerinden alınan bir daha haber alınamayan 17 bin insan.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Hepsi çıkacak elbette ortaya. Ne uğruna oldu bütün bunlar? Ne uğruna kaybettik biz bu insanlarımızı? Ne geçti elimize?&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Böyle yaptık da dünyanın en mükemmel, en müreffeh, en yaşanılır, en yaratıcı, en zengin, en akıllı ülkesi mi olduk? Başımız göğe mi erdi?&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Kimse kalmadığı için kendinin soykırımını yapmaya devam eden ruh hastaları ülkesi olduk sadece ve sadece. &lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Mutlu Tönbekici&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;a href="http://haber.gazetevatan.com/Haber/426649/1/Gundem"&gt;http://haber.gazetevatan.com/Haber/426649/1/Gundem&lt;/font&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;GAYRIMÜSLİM AZINLIKLARI BU MEMLEKETTE YAŞATMAMA, HELE MÜLK SAHİBİ OLMALARINA KESİNLİKLE GÖZ YUMMAMA POLİTİKASI: İTTİHAT VE TERAKKİ’NİN “DEVLET POLİTİKASI” HALİNE GETİRDİĞİ BU ÇOK TEMEL YAKLAŞIM&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Gayrimüslim azınlıkları bu memlekette yaşatmama, hele mülk sahibi olmalarına kesinlikle göz yummama politikası: İttihat ve Terakki’nin “devlet politikası” haline getirdiği bu çok temel yaklaşım. Bunun sönük uzantısı Ege’den Rum kaçırma girişimleri ve pırıl pırıl sonucu, 1915. Ardından, savaş sonu curcunasında ne olduğu tam da anlaşılamayan Mübadele; otuzlarda, Trakya’da Yahudilerin başına gelenler; ikinci savaşta, yeniden “devlet politikası” olarak yüzeye çıkıveren Varlık Vergisi; o politikaların çoğuna muhalif olan DP’nin elceğiziyle hepimize armağan ettiği 6 Eylül! Devlet politikasının “necip halkımız”da bulduğu yankı.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Uzatmayalım. Böylece Hrant Dink’e kadar geliyoruz. Tarihte ilk kez onunla, o büyük cenaze yürüyüşü gerçekleşiyor ve şu saydığım listede olanlardan hoşnut olmayan insanların bu ülkede, hem de bayağı kalabalık bir biçimde yaşadıkları ortaya çıkıyor.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Murat Belge&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;a href="http://www.duzceyerelhaber.com/kose-yazi.asp?id=6073&amp;amp;Murat_BELGE-Hrant_turnusolu"&gt;http://www.duzceyerelhaber.com/kose-yazi.asp?id=6073&amp;amp;Murat_BELGE-Hrant_turnusolu&lt;/font&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;İSRAİL-TÜRKİYE ÖRNEKLERİ ARASINDAKİ EN BÜYÜK FARK; İSRAİL OTOBÜSLERİNDEKİ “CİNSİYET AYRIMCILIĞININ” YALNIZ “DİNCİLERİN KULLANDIĞI MARJİNAL OTOBÜSLERDE” UYGULANIYOR OLMASI&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Okurken yüreğim sıkıştı. Kendimi Özlem Çelik’in yerinde hissettim. Tüm otobüs ahalisince yalnız bırakıldığını gören Çelik, Söğütözü’ne dek gitmekten vazgeçip, istediği yere gidemeden otobüsten iniyor… &lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Çelik arkadaşımız İsrail otobüslerinde “cinsiyet ayrımcılığına” bayrak açan Tanya Rosenblit gibi tartışmayı yarım saat uzatsaydı neler olabilirdi düşünmek dahi istemiyorum. &lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;İsrail-Türkiye örnekleri arasındaki en büyük fark; İsrail otobüslerindeki “cinsiyet ayrımcılığının” yalnız “dincilerin kullandığı marjinal otobüslerde” uygulanıyor olması. O (helal!) otobüslere binmezseniz, bir kadın olarak ayrımcılıktan ömür boyu muaf kalabiliyorsunuz. Ama kadınlar şimdi, İsrail nüfusunun sadece yüzde 10’unu oluşturan “dinci kesimlerin” de bu aşırıcılığını tarihe gömmek istiyorlar. &lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;İsrail halkının ezici çoğunluğu için bu uygulamalar acayip “çağdışı” sayılıyor. Başbakan, ana muhalefet lideri, ana akım medya… mücadeleyi sahipleniyor. “Aşağılanan” ve “ayrımcılığa uğrayan” kadına destek veriyorlar… &lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Özlem Çelik’e de gerçi ilk yazı ardından, çok destek telefonu gelmiş… &lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Ama “sokaktaki vatandaş” belli ki bizde olaya; “Hanımefendi, niye itiraz ediyorsunuz? Sizi düşünüyorlar!” diye müdahil olan yolcu gibi bakıyor. &lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Öyle olmasa aleni bir “demokratik hak” ve “insan hakkı” ihlali olan “bayan yanı dayatması”; otobüs şirketlerince böyle hodri meydan uygulanabilir mi?&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Nilgün Cerrahoğlu&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;a href="http://haberguncel.blogspot.com/2012/01/bayan-yani-helal-otobus-nilgun.html"&gt;http://haberguncel.blogspot.com/2012/01/bayan-yani-helal-otobus-nilgun.html&lt;/font&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;MESELA O ÇOCUK “5000 YILDIR DA YAHUDİ’YİZ ULAN NE VAR BUNDA” DESE, İŞTE O İYİ OLMAZ. ONUN BUNU ÖYLE SÖYLEMESİNİ KENDİ CEMAATİ DE İSTEMEZ&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Azınlık olmanın türlü dezavantajları var. Bunun dünyanın her yerinde benzer tezahürleri var. Bir şey için, “daha fazla eşit olanlardan” daha fazla çalışmak zorundasın. Hakkın yendiğinde sesini çıkarmamak, çıkarmaktan daha iyidir. Çünkü adalet ararken muhtemelen bir kez daha cezalandırılacaksındır. Öğrenirsin... Sana öğretirler. Ne kadar babayiğit olsan da, daha eşit bir babayiğit kadar ileri gidemezsin. O yüzden azınlıklar veya dezavantajlı kesimler kendilerine has hayatta kalma stratejileri geliştirmişlerdir. Çoğunlukla, hayat kötü örneklerle ve gerçekleşmelerle tekerrür ettiğinden, onların bu stratejileri, genel bir yaşam kaidesi olarak kabul görür. Buna karşı çıkanlara da romantik veya cemaatlerinin güvenliğini tehlikeye atan bir deli gözüyle bakarlar. Büyük toplum küçük toplum hep birlikte onu itibarsızlaştırırlar.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Mesela Eurovision’da Türkiye’yi temsil etmek için bir Musevi TC vatandaşı şarkıcı seçilir. Ne güzel değil mi? Aferin seçene. Ama ortalık birden toz duman olur. Çocuğun etnik yapısı “defoludur” bazılarına göre. Müslümanlığı başkasına kaptırmayan gazetelerde dönen bu tartışmaların önünü almak için “biz 500 yıldır Türk’üz” der çocuk. Böyle demesi makbuldür. Bu herkesin hoşuna gider. Türk-İslam sentezi bir kez daha düşmanlarına galebe çalmış ve gücünü ispatlama imkânı bulmuştur. Mesela o çocuk “5000 yıldır da Yahudi’yiz ulan ne var bunda” dese, işte o iyi olmaz. Onun bunu öyle söylemesini kendi cemaati de istemez. Bu türden çıkışlar, ancak bizim Roni Margulieslere, en yakın arkadaşını hâlâ karanlıkta kalan bir cinayete kurban veren İshak Alatonlara mahsustur. &lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Markar Esayan&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;a href="http://www.markaresayan.com/?p=1583"&gt;http://www.markaresayan.com/?p=1583&lt;/font&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;“GEÇMİŞİNDEN KAÇAN, KAZANMA ŞANSI OLMAYAN BİR KOŞUNUN İÇİNDEDİR...”&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Bonjur Alaton, 1978 yılında annesinin çağrısı nedeniyle geldiği İstanbul’dan, yazlıktaki bir çatı uçması yüzünden çıkan gerginlik nedeniyle erken geri dönmüştü. Ezgi’yle olan söyleşide de aynı noktalara dikkat çekiyordu. Benim söyleşimde “Kapak uçtu ve onun çocuklarından birine isabet etti” diye yazılmıştı. Halbuki kapak uçmuş ama kimseye isabet etmemişti. Bu kadar. &lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Bütün bu tartışmanın arka planındaki asıl mesele, Alaton’un bazı tarihsel gerçekleri ortaya koyma cesaretini gösteriyor olması. Yahudilerin, Ermenilerin genelde yaşanmış gerçekleri açık şekilde anlatamadıkları, kendilerini cesur bir şekilde ifade edemedikleri, sadece belli bir tonda konuşmaları istenen bir ülkedir burası. Bunun temelinde de ‘yakın tarih’ vardır... &lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Bırakalım Yahudileri, Ermenileri, Rumları... Dersim bu ülkenin tarihi değil mi? Kahramanmaraş, Çorum, Sivas katliamları bu ülkede yaşanmadı mı? “Bu ülkede Yahudilere, Ermenilere, Kürtlere, Alevilere, Rumlara hep çok iyi, hatta gereğinden de fazla iyi davranılmıştır. Tarihimiz bu açılardan üzücü olaylar içermez” şeklindeki ezberle yolumuza daha ne kadar devam edebiliriz? &lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Sonuç olarak; Alaton, birçok insanın söylemeye cesaret edemediği şeyleri dile getiriyor. Türkiye’nin demokrasi yolunda ilerlemesini, geçmişiyle yüzleşebilen bir ülke olarak gelişmesini isteyenler bunlardan rahatsız olmamalı... Geçmişimizle daha net ve cesaretli bir ilişki kurabilirsek geçmişimiz bize ışık tutabilir, enerji sağlayabilir, zihnimizi berraklaştırabilir. &lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;T.S. Eliot’ın bir sözüyle yazımı noktalıyorum: “Geçmişinden kaçan, kazanma şansı olmayan bir koşunun içindedir...”&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;Oral Çalışlar&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;a href="http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalYazar&amp;amp;ArticleID=1076910&amp;amp;Yazar=ORAL-CALISLAR&amp;amp;CategoryID=97"&gt;http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalYazar&amp;amp;ArticleID=1076910&amp;amp;Yazar=ORAL-CALISLAR&amp;amp;CategoryID=97&lt;/font&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;AMA “NEDEN BASKETBOLCULARI PROTESTO EDENLER YARGI ÖNÜNE ÇIKIYOR, NEDEN İSRAİL’E BAĞIRIP ÇAĞIRAMIYORUZ ASIL ONLAR SUÇLU” DEDİKLERİ ZAMAN SAPLA SAMANIN BİRBİRİNE KARIŞTIĞI ZAMANDIR VE AKLIN DUYGULAR KARŞISINDA YENİK DÜŞTÜĞÜ, UÇUP GİTTİĞİ ANDIR&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;İsrail’i tabii ki protesto edeceğiz. Ama her şeyin bir yeri var. Ülkemize misafir gelmiş hele hele sportif bir müsabaka için gelmiş sporcuları mı küfre, şiddete, protestoya boğacağız. İntikamı basketçiden mi alacağız? Meydanlar var toplanırsınız, uluslararası alanlar var kullanırsınız, adamların elçilikleri var gider önüne gösterinizi yaparsınız – kansız. Meclisleri bunun için kuruyoruz, bakanlıkları, elçilikleri, orduları… kanunlar bu durumlar için var. Ülke sorunlarını halletmeleri, savaş durumlarını yönetmeleri için. Öbür türlü kan gövdeyi götürür sabah akşam. Şiddet gösterecek konu o kadar çok ki. &lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Mavi Marmara ile ilgili tüm çabaların tabii ki ben de yanındayım, sonuna kadar. Ama “neden basketbolcuları protesto edenler yargı önüne çıkıyor, neden İsrail’e bağırıp çağıramıyoruz asıl onlar suçlu” dedikleri zaman sapla samanın birbirine karıştığı zamandır ve aklın duygular karşısında yenik düştüğü, uçup gittiği andır. &lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;…&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Spora, sanata, müziğe şiddet mi karıştıracağız? O takım gelip sahada pankart mı açtı ‘yaşasın Mavi Marmara katilleri, iyi ki öldürdük o insanları’ diye? İsrail halkı zaten yönetimden acı çeken, Filistinlilerle hiçbir sorunları olmadıklarını söyleyen, savaştan bıkmış usanmış insanlar. Kaç tane film kaç tane belgesel yapıldı seyretmiyor musunuz hiç? Kaç İsrailli yönetim karşıtı, barış yanlısı eylemleri nedeniyle hapiste o ülkede biliyor musunuz? Bizim gücümüz onlara mı yetecek? Bu mudur “güç”? Bu mudur “erdemli gençlik”? İsrailli çocukların gittiği bir okul var diyelim ülkemizde, gidip bahçede gösteri yapar, camlarını taşlayıp çocukları korkutur musunuz mesela? Erdem nerede nasıl davranılacağını bilmektir.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;Esra Uçar&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;a href="http://www.bugun.com.tr/kose-yazisi/182457-basketbolda-'kahrolsun-israil-duyarliligi-makalesi.aspx"&gt;http://www.bugun.com.tr/kose-yazisi/182457-basketbolda-‘kahrolsun-israil-duyarliligi-makalesi.aspx&lt;/font&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;BAŞKAN OBAMA'NIN ORTADAN KALDIRILMASI ÖNERİSİNİ GETİREN KİŞİ ÖZRÜNÜ DİLEDİ. YAHUDİ CEMAATLERİ TARAFINDAN KINANDI. PİŞMANLIĞINI DİLE GETİRMESİ, ÖZÜR DİLEMESİ VE CEMAATİ TARAFINDAN KINANMASI MESELENİN ÜSTÜNÜN ÖRTÜLMESİNİ BERABERİNDE GETİRDİ&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Başkan Obama'nın ortadan kaldırılması önerisini getiren kişi özrünü diledi. Yahudi cemaatleri tarafından kınandı. Pişmanlığını dile getirmesi, özür dilemesi ve cemaati tarafından kınanması meselenin üstünün örtülmesini beraberinde getirdi. Yazının tam metnine online olarak ulaşmak mümkün değil, sadece gazete sayfasının zor okunan bir kopyasını şu an internette bulmak mümkün.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Bununla da kalınmadı, en iyi savunma saldırıdır prensibince Adler'in önerisini vahşet olarak tanımlayanlara, Atlanta Jewish Times gazetesinden hemen bir karşı atak geldi. "Bir köşe yazısı üzerinden antisemitik yorumlar yapılıyor" şeklindeki yazılar gazetenin sayfalarında yer aldı. Fakat daha ilginç bir şey daha olmaya başladı.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Bu olayın hemen ardından medyada Obama'nın neden Yahudiler tarafından sevilmediğine ilişkin makaleler yayımlanmaya başlandı. Sanki olup biten her şey normalmiş gibi, masum cümleler ile ABD Başkanının İsrail'i yeterince desteklememesinin Yahudi cemaatinde değişik düzeyde tepkilere yol açtığı vurgulandı.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Amerikan medyasında seçimler öncesi çeşitli manipülasyonlar bekliyorduk. Fakat bu seviyede medya operasyonları yapılması, 2012-2016 yılları arasında ABD Başkanından beklentinin çok büyük olduğunu gösteriyor. Bu operasyonları yapan ve tasarlayan zihinler ABD'nin Ortadoğu ve dünya politikasında kendi güdümlerinde hareket etmesini istiyorlar&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;Serdar Karagöz&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;a href="http://www.usasabah.com/Yazarlar/Serdar_Karagoz/2012/01/27/atlanta-jewish-times-ve-baskana-suikast-meselesi"&gt;http://www.usasabah.com/Yazarlar/Serdar_Karagoz/2012/01/27/atlanta-jewish-times-ve-baskana-suikast-meselesi&lt;/font&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;İKİ ÜLKE ARASINDA İLİŞKİLERİN DÜZELMESİ ANCAK TÜRKİYE VEYA İSRAİL'DE SİYASET SAHNESİNİN DEĞİŞMESİYLE GERÇEKLEŞEBİLİR&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Türkiye'nin İsrail'e karşı bu kadar sert bir tavır takınmasının birkaç sebebi var. Bu tavır, öncelikle Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın çıkarlarının bir sonucudur. İsrail karşıtı bir söylem Erdoğan'a hem liderlik rolüne soyunduğu Arap ülkelerindeki (2010 yılındaki anketlere göre dünya liderleri arasında yüzde 20'lik bir destekle en popüler lider olarak gözüküyor) hem de İsrail karşıtı duyguların güçlü olduğu kendi ülkesindeki konumunu güçlendirmesine yardımcı oluyor. Türkiye'nin İsrail'e karşı benimsediği bu tutumun bir diğer nedeni ise bu iki ülkenin Akdeniz'in doğusundaki çıkarlarının çatışıyor olmasıdır. Türkiye, İsrail ve Kıbrıs'ın gaz konusunda işbirliği yapmasına karşı çıkıyor. 2010 yılında bu iki ülke, denizlerdeki sınırları belirlemek için bir anlaşma imzaladıklarında, Kıbrıs Türk tarafının çıkarlarını içermediği için Türkiye, bu anlaşmayı protesto etmişti. Türkiye hükümeti bu anlaşmaya Kıbrıs'ın kuzey kısmına kendi keşif ekiplerini göndererek ve eğer Doğu Akdeniz'de bu tür bir sondaj çalışması başlarsa ordusunu harekete geçirmekle tehdit ederek misilleme yaptı. &lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;…&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Bununla birlikte İsrail ile Türkiye arasında atılan bu uzlaşmacı adımlar, ikili ilişkilerde radikal bir değişim anlamına gelmiyor. İsrail ve Türkiye'deki hükümetlerin bugünkü bileşenleriyle bu imkânsız gözüküyor. Türk yetkililer, ölen vatandaşları için özür isteğinden ya da Gazze ablukasının kaldırılması taleplerinden vazgeçmiyorlar. Çünkü vazgeçerlerse ülke içinde aldıkları destek ve Arap ülkelerindeki itibarları zarar görebilir. İsrailli yetkililer ise gerçek bir taviz veremiyorlar. Resmî bir özür, Gazze ablukasının yasal olmadığına dair bir suçluluğun kabulü anlamına gelir. Bu da Türkiye Başbakanı için bir zafer, olur fakat İsrail'in imajına zarar verir. En önemlisi, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun böyle bir adım atması koalisyonun liderliğini (en önemlisi de Yisrael Beiteinu milliyetçi partisini) kaybetmesine neden olur. Bu da onun ülkeyi yönetme yetisini kaybetmesine yol açar. Dolayısıyla iki ülke arasında ilişkilerin düzelmesi ancak Türkiye veya İsrail'de siyaset sahnesinin değişmesiyle gerçekleşebilir. Erken seçim ihtimali bir yana, İsrail'de hükümetin 2013 yılında değişeceği düşünülünce bu değişikliğin öncelikle İsrail'de olması daha muhtemel.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;Karol Kujawa, Polonya Uluslararası İlişkiler Enstitüsü, Türkiye uzmanı&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;a href="http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1236456&amp;amp;title=türkiyeisrail-çatışmasına-dair-çözümler"&gt;http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1236456&amp;amp;title=türkiyeisrail-çatışmasına-dair-çözümler&lt;/font&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;"KÜÇÜK BİR AZINLIK NÜFUSU VAR, AMA BUNA RAĞMEN ONLARDAN MÜTHİŞ BİR TEDİRGİNLİK DUYULUYOR. 'ONLAR İŞ BİRLİĞİ YAPARAK BİZİ ÇÖKERTTİLER' DEMEK YÖNETİCİ ELİTLERİN İŞLERİNE GELMİŞ. ÇÜNKÜ AKSİ TAKDİRDE KENDİ KUSURLARINI KABUL ETMELERİ GEREKECEK."&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Ayşe Hür, azınlıklara yapılanlar ile ilgili olarak, "Küçük bir azınlık nüfusu var, ama buna rağmen onlardan müthiş bir tedirginlik duyuluyor. 'Onlar iş birliği yaparak bizi çökerttiler' demek yönetici elitlerin işlerine gelmiş. Çünkü aksi takdirde kendi kusurlarını kabul etmeleri gerekecek." diye konuştu.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;İşte Ayşe Hür'ün yazısından bir kaç örnek:&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Haziran 1923’te, Yahudi, Rum ve Ermeni memurlar işlerinden çıkartılarak yerlerine Müslümanlar alınmaya başladı. Gayrimüslim azınlıkların Anadolu’da serbestçe dolaşımları kısıtlandı. &lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Aralık 1923’te, Çorlu’da yaşayan birkaç yüz kişilik Yahudi cemaatine şehri 48 saat içinde terk etmesi emredildi. Hahambaşılığın müracaatı üzerine karar ertelendi ancak benzer bir karar Çatalca için alındı ve hemen uygulandı.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;24 Ocak 1924 tarihli Eczacılar Hakkındaki Kanun’la eczane açma yetkisi “Türk bulunma” meselesine bağlandı.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;17 Ağustos 1927’de, Elza Niyego adlı 22 yaşındaki Yahudi kızı, kendisine âşık olan ve uzun süredir taciz eden evli ve torun sahibi Osman Ratıp Bey tarafından öldürüldü. Olayın devlet tarafından örtbas edilmeye çalışıldığını gören Yahudi cemaatinin ilk kez sesini çıkarmaya cesaret etmesi üzerine, gazetelerde yoğun bir Yahudi düşmanı kampanya başlatıldı. Bazı Yahudiler “Türklüğe hakaret ettikleri” gerekçesiyle mahkemeye verildiler.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;11 Haziran 1932’de, yürürlüğe konan Türk Vatandaşlarına Tahsis Edilen Sanat ve Hizmetler Hakkındaki Kanun’la yabancıların bazı mesleklerde çalışmaları yasaklandı.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;Balçiçek İlter&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;a href="http://www.haberturk.com/haber/haber/710270-oteki-tarih"&gt;http://www.haberturk.com/haber/haber/710270-oteki-tarih&lt;/font&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;AYŞE HÜR - GAYRİMÜSLİM KORKUSUNU ANLATTI&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;a href="http://www.dailymotion.com/video/xo4es0_gayrymuslym-korkusu_shortfilms"&gt;http://www.dailymotion.com/video/xo4es0_gayrymuslym-korkusu_shortfilms&lt;/font&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;ŞU ANDA MİTT ROMNEY VE NEWT GİNGRİCH İSRAİL AÇISINDAN ÇOK DAHA TERCİH EDİLİR ALTERNATİFLER&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Amerikalı uzmanlar Obama'nın seçilmesini tehlikeye atacak tek dış politika gelişmesinin ekonomiyi yakından ilgilendiren İran krizi olduğu konusunda hemfikir durumda. Ekonomi göreceli olarak canlanma sinyalleri verirken Obama'nın korkulu rüyası petrol fiyatlarında birden fırlama yaşanması. İran'ın Hürmüz körfezindeki askeri tatbikatı siyasi tansiyonu ve petrol fiyatlarını hemen yükseltti. Washington'da Demokratları asıl korkutan çok daha ciddi bir krizin önümüzdeki aylarda tam da seçimler arifesinde yaşanması. Bu kriz senaryosu İsrail'in İran'a saldırması üzerine kurulu. Böyle bir şey yaşandığı takdirde petrol fiyatlarının iki-üç misli artması kaçınılmaz hale gelecektir. Bu durum ABD ekonomisinde şok yaratacak ve tüketim üzerinde daraltıcı etkisi nedeniyle Obama'nın seçilmesini tehlikeye atacaktır. &lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Obama yönetimi son haftalarda böyle bir riski son derece ciddiye alıyor. Nedeni basit. Netanyahu Obama'nın tekrar seçilmesini istemiyor. Obama döneminde ABD-İsrail ilişkileri tarihteki en zor dönemini yaşadı. Obama'nın İsrail yerleşim merkezleri konusundaki sert tavrı Netanyahu'nun aşırı sağ koalisyonunda büyük hayal kırıklığı yarattı. Şu anda Mitt Romney ve Newt Gingrich İsrail açısından çok daha tercih edilir alternatifler. Bu durumun farkında olan Romney ve Gingrich İsrail lobisinin desteğini tam olarak alabilmek için havada takla atıyorlar. Ayrıca İran'ın nükleer projesi İsrail açısından ölümcül bir tehdit olarak algılandığı için Netanyahu açısından İran'a saldırmak bir taşla iki kuş vuracaktır. Obama'dan kurtulmak ve İran'ın hesaplarını altüst etmek İsrail'de şahin cephe için gayet rasyonel bir hamle olacaktır. &lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Peki, Obama yönetimi bunu engellemek için ne yapıyor? Strateji, İsrail'i dizginlemek üzerine kurulu. Kendi ekonomisi son derece kötü durumda olan AB de aynı stratejiyi izliyor. ABD ve AB'nin İran'a karşı ekonomik ambargoyu sağlamlaştırma çabasını bu strateji çerçevesinde değerlendirmek gerekiyor.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;Ömer Taşpınar&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;a href="http://www.sabah.com.tr/Yazarlar/taspinar/2012/01/30/abd-secimleri-ve-iranisrail-korkusu"&gt;http://www.sabah.com.tr/Yazarlar/taspinar/2012/01/30/abd-secimleri-ve-iranisrail-korkusu&lt;/font&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;BÖYLE BİR GÜNÜ ANMAK İÇİN, TÜRKİYE’DE SAYILARI HER GEÇEN GÜN AZALAN YAHUDİ CEMAATİYLE BİRLİKTE 10 YIL ÖNCE EL-KAİDE TARAFINDAN BOMBALANAN SİNAGOGU ZİYARET ETMEK, ANLAMLI OLUR DİYE DÜŞÜNDÜM&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Aynı gün ikinci durağım, Neve Şalom sinagogunda her yıl yapılan Yahudi Soykırımı anma töreniydi. İnsanlık tarihinin en karanlık sayfalarından biri olan Holokost, benim tarih bilincimin gelişmesinde hep özel bir yer tutmuştur. Avrupa’nın göbeğinde, “muasır medeniyet” seviyesini yakalamış bir ülkenin giriştiği sistematik ve “temiz” katliam, tarihin dehlizlerinde bırakılmaması gereken bir olay. Böyle bir günü anmak için, Türkiye’de sayıları her geçen gün azalan Yahudi cemaatiyle birlikte 10 yıl önce el-Kaide tarafından bombalanan sinagogu ziyaret etmek, anlamlı olur diye düşündüm.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Ancak belki daha da anlamlı olan, aynı törene katılan Dışişleri Bakanlığı temsilcisi Büyükelçi Ertan Tezgör ve İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu’nun yaptığı konuşmalardı.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Kuşkusuz Türkiye kendi tarihiyle yüzleşmede Batı ülkelerinin gerisinde. Ve kuşkusuz yıllardır Osmanlı topraklarındaki Yahudi varlığını uluslararası bir lobi çalışması olarak gören Ankara, cumhuriyet tarihinin (Varlık vergisi gibi, Struma gemisi gibi) bazı nahoş dönemlerini görmezden gelmeyi yeğliyor. Büyükelçi Tezgör de&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Osmanlı’yı “çağdaşlarına kıyasla daha hoşgörülü” diye tanımlarken haksız değildi.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Gönül isterdi ki, bu toprakların en eski halklarından İstanbul Yahudi cemaatinin Holokost anma gününe, kabineden daha üst düzey bir katılım olsun. Ama ben yine de İstanbul Valisi Mutlu’nun içinde “Türk” yerine “atalarımız” vurgusu olan, çok kültürlü bir İstanbul’dan söz eden ve “Biz İstanbullular, bu topraklarda yaşayanlar, bir daha insanlık tarihinde benzer acılar yaşanmaması için el ele duruşumuzu geliştireceğiz” diye biten konuşmasını beğendim.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Beğendim ve tarihin bütün ağırlığını sırtımda hissederek, inanmak istedim.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;Aslı Aydıntaşbaş&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;a href="http://siyaset.milliyet.com.tr/turkiye-ve-israil-yakinlasiyor-mu-/siyaset/siyasetyazardetay/30.01.2012/1495539/default.htm"&gt;http://siyaset.milliyet.com.tr/turkiye-ve-israil-yakinlasiyor-mu-/siyaset/siyasetyazardetay/30.01.2012/1495539/default.htm&lt;/font&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;BELİRSİZLİKLERLE BEZENMİŞ BU TEHLİKELİ ORTAMDA, ÖZELLİKLE İSLAMİ KESİMLERİ MEMNUN ETSE BİLE, HÜKÜMETİN HAMAS’I BU ŞEKİLDE KANATLARININ ALTINA ALMASININ TÜRKİYE’YE SOMUT OLARAK NE YARAR SAĞLAYACAĞINI ÇOK İYİ DÜŞÜNMEK GEREKİYOR&lt;/b&gt;?&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Unutmamak lazım ki Filistinlilerin Ankara’da zaten bir elçilikleri var. Bu durumda Hamas’a ayrı bir ofis açma izni vermek, Filistinliler arasındaki bölünmeye hizmet etmek olacaktır. Bu da Filistinlilere sürekli “birlik olma” telkinlerinde bulunan Ankara açısından çelişkili olacaktır.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Sorun bununla da bitmiyor. Ankara’da ofisi olan bir Hamas, yarın öbür gün terör kampanyasına tekrar hız verip dünyada ses getiren büyük eylemlere imza atarsa, Türkiye birçok hükümet nezdinde “terörizmi destekleyen ülke” konumuna düşecektir.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Erdoğan’ın öyle bir ortamda, geçmişte sürekli yaptığı gibi, Hamas’ın bir terör örgütü değil, Filistin hakları için mücadele veren bir örgüt olduğunu söylemesi ise Avrupa’da PKK’ya aynı gözle bakanların ekmeğine yağ sürecektir.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Bu arada, Hamas’ın Türkiye’de ofis açmasının daha da vahim sonuçları olabilir. Türkiye, Hamas ile İsrail ajanlarının karşılıklı kanlı eylemler düzenledikleri bir ülke haline gelebilir. Bu durumun farklı bir örneğini zaten Çeçenlerle yaşıyoruz.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Özetle, AKP’nin Hamas sevgisi, bir yandan Batılı müttefikleri nezdinde Türkiye’nin imajını zedelerken, diğer yandan ulusal güvenlik açısından sakıncalı durumlar yaratma potansiyeline sahip. Başta Suriye ve Irak’taki gelişmeler olmak üzere, bölgedeki dinamiklerin Türkiye’nin beklentileri ve kontrolü dışında, üstelik Ankara’yı zorda bırakacak şekilde geliştiği ortada. Bu arada Türkiye’nin Suriye’deki silahlı Sünni muhalefetin üssü haline geldiğine dair iddialar da hızla yayılıyor.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Belirsizliklerle bezenmiş bu tehlikeli ortamda, özellikle İslami kesimleri memnun etse bile, hükümetin Hamas’ı bu şekilde kanatlarının altına almasının Türkiye’ye somut olarak ne yarar sağlayacağını çok iyi düşünmek gerekiyor?&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;Semih İdiz&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;a href="http://dunya.milliyet.com.tr/hamas-a-ev-sahipligi-ne-yarar-saglar-/dunya/dunyayazardetay/30.01.2012/1495536/default.htm"&gt;http://dunya.milliyet.com.tr/hamas-a-ev-sahipligi-ne-yarar-saglar-/dunya/dunyayazardetay/30.01.2012/1495536/default.htm&lt;/font&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;PEKİ NE OLUYOR? KAŞLA GÖZ ARASINDA ANKARA VE TEL AVİV ARASINDA GİZLİ BİR MÜZAKERE SÜRECİ, GİZLİ BİR BARIŞ ANLAŞMASI MI İMZALANDI?&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Daha da önemlisi, iki ülke arasında geçen yıl gördüğümüz “yaylım ateşi” tarzı sert demeçler yok. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, kabinesini “Ne olursa olsun, Türkiye’ye cevap vermeyeceksiniz” diye tembihlemiş durumda. Başbakan ise, Eylül ayındaki BM konuşmasından bu yana İsrail’e karşı sert bir demeç vermiş değil. Türkiye’nin haklılığını anlatan ve özür bekleyen standart Mavi Marmara demeçlerini saymazsanız, Ankara İsrail’e her fırsatta bir yumruk sallama siyasetinden vazgeçmiş gözüküyor.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Peki, ne oluyor? Kaşla göz arasında Ankara ve Tel Aviv arasında gizli bir müzakere süreci, gizli bir barış anlaşması mı imzalandı?&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Hayır, tam olarak değil. Aslında Türkiye ve İsrail arasındaki durum, son 6 ayda değişmiş değil. Henüz el sıkışma ya da helalleşme noktasından çok uzağız.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Eğer bir “anlaşmadan” söz etmek gerekirse, son aylarda “normalleşme” değil de sadece iki ülke arasında el yordamıyla konmuş, gayri-resmi bir “karşılıklı saldırmazlık” anlaşması var.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;ABD Başkanı Barack Obama, New York’ta Tayyip Erdoğan’la yaptığı 90 dakikalık görüşmede, ikili ilişkilerin “daha da kötüye gitmemesi” konusunda özel bir ricada bulunmuştu. Özetle “Benim hayatım zorlaşır, burada sizi savunmamız güçleşir” demişti. Aynı ricayı, Ankara’yla ilişkileri düzeltmek için can atan İsrail Başbakanı Netanyahu’ya da tekrarladı. &lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;İki ülke de Doğu Akdeniz’de “askeri çatışma” spekülasyonu ya da ihtimali doğuracak adımlardan uzak duruyor. Daha da önemlisi, iki ülkede de yöneticiler karşılıklı sataşmalardan, saldırgan ifadelerden uzak duruyor.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;Aslı Aydıntaşbaş&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;a href="http://siyaset.milliyet.com.tr/turkiye-ve-israil-yakinlasiyor-mu-/siyaset/siyasetyazardetay/30.01.2012/1495539/default.htm"&gt;http://siyaset.milliyet.com.tr/turkiye-ve-israil-yakinlasiyor-mu-/siyaset/siyasetyazardetay/30.01.2012/1495539/default.htm&lt;/font&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;BAŞBAKAN R. T. ERDOĞAN BİZZAT BENSİYON PİNTO’DAN RİCA EDİYOR MOŞE KATSAV DEVREYE GİRSİN DİYE...&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Bensiyon Pinto, yıllarca Türkiye Musevî Cemaatinin başkanlığını yapmıştır.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Bensiyon Pinto, “Anlatmazsam Olmazdı-Geniş Toplumda Yahudi Olmak” adıyla yazdığı kitabında, yaşadıklarını, tecrübelerini, hissetiklerini ve düşündüklerini bir arada vermiş.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;İsrail Cumhurbaşkanı Moşe Katsav’ın (şimdi tecavüzden hapiste) Türkiye’yi bir ziyareti sırasında ABD’de de yine Ermeni lobileri soykırımı kabul ettirmek için atağa geçmiş, Ak Parti Hükümeti bayağı sıkışmış, Kongre neredeyse “tamam” diyecek. Ama Yahudi lobisi ağırlığını koyarsa denge değişecek. Başbakan R. T. Erdoğan bizzat Bensiyon Pinto’dan rica ediyor Moşe Katsav devreye girsin diye... Bensiyon Bey, İsrail Cumhurbaşkanıyla samimiyetine dayanarak ABD’de etkili bir ismi araması için “aşırı” ısrarcı oluyor ve Katsav’a istediğini yaptırıyor. Adam İstanbul’dan Moldova’ya geçecekmiş, sonra ABD’deki “etkili” kişiye ulaşılmış ve mesele kökten çözülmüş. Uçaktayken Katsav Bensiyon Pinto’yu arıyor, o da Recep Tayyip Erdoğan’a söylüyor.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Nereye kadar böyle ikili ilişkilerle mesele halledilecek? &lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Şimdi İsrail Hükümetiyle de ara bozuk... Nasıl destek alınacak?&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;Arslan Tekin&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;a href="http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargoster.php?haber=21534"&gt;http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargoster.php?haber=21534&lt;/font&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;BİR BAŞARISIZ SUİKAST HİKÂYESİ…&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;"Kellelerini istiyorum! Onların gebermelerini istiyorum! Nasıl yapacağınız umurumda bile değil, sadece yapılmasını istiyorum! Ve mümkün olan en kısa sürede yapılmasını istiyorum!" &lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;31 Temmuz 1997 günü, İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, Mossad Şefi Danny Yatom'a bunları söylerken, Hamas tarafından Kudüs'ün göbeğindeki Mahane Yehuda Pazarı'na düzenlenen ve 16 kişinin hayatına mal olan intihar saldırısının üzerinden sadece bir gün geçmişti. &lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Netanyahu, sorumluların mutlaka bulunup cezalandırılacaklarına dair İsrail halkına yaptığı duygusal konuşmanın ardından, Yatom'a adeta patlamıştı. Başbakan hem Hamas üyelerinin 'kelle'sini istiyordu, hem de bu işin olabildiğince gizli ve çabuk halledilmesini. &lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;Taha Kılınç&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;a href="http://www.usasabah.com/Yazarlar/taha_kilinc/2012/01/30/bir-basarisiz-suikast-hikyesi"&gt;http://www.usasabah.com/Yazarlar/taha_kilinc/2012/01/30/bir-basarisiz-suikast-hikyesi&lt;/font&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Netten okumalar&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;ÇİÇEK'TEN ALATON CEVABI – EZGİ BAŞARAN&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;a href="http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalYazar&amp;amp;ArticleID=1076710&amp;amp;Yazar=EZGI-BASARANCategoryID=97"&gt;http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalYazar&amp;amp;ArticleID=1076710&amp;amp;Yazar=EZGI-BASARANCategoryID=97&lt;/font&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;'OĞLUMU SOYKIRIMDAN KURTARDINIZ TEŞEKKÜRLER' – ÖMER ŞAHİN&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;a href="http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&amp;amp;ArticleID=1076814&amp;amp;CategoryID=97"&gt;http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&amp;amp;ArticleID=1076814&amp;amp;CategoryID=97&lt;/font&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;LEFKOŞA-TEL AVİV-PARİS ÜÇGENİNDE KIBRIS MÜZAKERELERİ – MEHMET HASGÜLER&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;a href="http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1235384&amp;amp;title=yorum-mehmet-hasguler-lefkosatel-avivparis-ucgeninde-kibris-muzakereleri&amp;amp;haberSayfa=1"&gt;http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1235384&amp;amp;title=yorum-mehmet-hasguler-lefkosatel-avivparis-ucgeninde-kibris-muzakereleri&amp;amp;haberSayfa=1&lt;/font&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;İRAN, IRAK VE SURİYE DERKEN FİLİSTİN...- FİKRET ERTAN&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;a href="http://zaman.com.tr/yazar.do?yazino=1237222&amp;amp;title=iran-irak-ve-suriye-derken-filistin"&gt;http://zaman.com.tr/yazar.do?yazino=1237222&amp;amp;title=iran-irak-ve-suriye-derken-filistin&lt;/font&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;CEM MANSUR HAARETZ'E KONUŞTU: TÜRKİYE'DE DEVLETİN BATI MÜZİĞİNE DESTEĞİ ARTTI!&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;"Kökenlerimin farkında olarak laik bir dünyada büyüdüm. Annem özellikle güçlü bir Yahudi ulusal bilincine sahipti. Kendimi Türk vatandaşı olarak tanımlıyorum. Türk etnisiteye inanmıyorum"&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;a href="http://www.haberx.com/cem_mansur_haaretze_konustu_turkiyede_devletin_bati_muzigine_destegi_artti(17,n,10866859,155).aspx"&gt;http://www.haberx.com/cem_mansur_haaretze_konustu_turkiyede_devletin_bati_muzigine_destegi_artti(17,n,10866859,155).aspx&lt;/font&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;'BALKONDAKİ LİMON AĞACIM' – KEVİN CONNOLLY&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;a href="http://www.bbc.co.uk/turkce/izlenim/2012/01/120127_fooc_growing_lemons.shtml"&gt;http://www.bbc.co.uk/turkce/izlenim/2012/01/120127_fooc_growing_lemons.shtml&lt;/font&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;SUÇ VE NEFRET – PINAR DOĞU&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;a href="http://www.egazetehaber.com/yazar.asp?yaziID=16608"&gt;http://www.egazetehaber.com/yazar.asp?yaziID=16608&lt;/font&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;NEFRETSİZ BİR DÜNYA MÜMKÜN – ALİ DENİZ USLU&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;a href="http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=311572"&gt;http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=311572&lt;/font&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;“VARLIK VERGİSİ’Nİ AFFETTİM ÇÜNKÜ İNÖNÜ BİZİ HİTLER’DEN KURTARDI”&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Çok güzel bir kız vardı, onunla flört ediyordum. Onun babasını alıp götürdüler Aşkale’ye. Orada öldü. Gidenlerden 15-20 kişi dönemedi. Bir arkadaşım vardı, o kaçtı. Aşkale’den kaçan tek kişi odur. İstanbul’a geldi ama nerede olduğunu kimseye söylemedi. Sonra harp bitti, İnönü bir şeyler yaptı, Varlık Vergisi’ni kaldırdı.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;a href="http://www.milliyet.com.tr/-varlik-vergisi-ni-affettim-cunku-inonu-bizi-hitler-den-kurtardi-/pazar/haberdetay/29.01.2012/1495171/default.htm"&gt;http://www.milliyet.com.tr/-varlik-vergisi-ni-affettim-cunku-inonu-bizi-hitler-den-kurtardi-/pazar/haberdetay/29.01.2012/1495171/default.htm&lt;/font&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;OBAMA’NIN “SÜKUT DOKTRİNİ” VE İRAN STRATEJİSİ – DENİZ TANSİ&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;a href="http://www.hasturktv.com/arsiv/3273.htm"&gt;http://www.hasturktv.com/arsiv/3273.htm&lt;/font&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Ladino / Seyredin&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;PAUL İ BELLA ERRERA&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=1fKWqP2mbJg&amp;amp;list=UUui2WcHFOLKj__B2ZNhoN-g&amp;amp;index=1&amp;amp;feature=plcp"&gt;http://www.youtube.com/watch?v=1fKWqP2mbJg&amp;amp;list=UUui2WcHFOLKj__B2ZNhoN-g&amp;amp;index=1&amp;amp;feature=plcp&lt;/font&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Netten seyredin&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;LADİNO&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Ladino, yakın gelecekte Türkiye'de konuşulamaz olacak.Hatırlayanı, bileni kalmayacak..Öğrenmek isteyene, öğretecek olanlar göçüp gidecek..&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;a href="http://vimeo.com/35770603"&gt;http://vimeo.com/35770603&lt;/font&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Nette gezinin&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;JEWLİCİOUS - %100 TURKİSH JEWS&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;a href="http://www.jewlicioustr.com/"&gt;http://www.jewlicioustr.com/&lt;/font&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;KEHABER MEDYA TARAMA&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;a href="http://kehaber.org/"&gt;http://kehaber.org/&lt;/font&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;]]&gt;</body><thumbImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_227341_sec.jpg</thumbImage><bigImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_227341_detail.jpg</bigImage><link>http://www.salom.com.tr/news/detail/22734.aspx</link><pubDate>Wed, 01 Feb 2012 07:48:36 GMT</pubDate></item><item><title>Rosenbergler Ölmemeli</title><description>Geçtiğimiz hafta Şehir Tiyatroları Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde Alain Decaux’nun yazdığı, Orhan Alkaya’nın yönettiği ‘Rosenbergler Ölmemeli’ adlı oyunu seyrettim. Yıllar önce Dostlar Tiyatrosu’nda Ayla Algan ve Genco Erkal’ın sahneye koydukları insanlık tarihinin bu ibret verici, yüz karası ayıbının kitabını okudum, filmini izledim. Her seferinde isyan ettim, Ethel ve Julius Rosenberg için sessizce ağladım. </description><body>&lt;![CDATA[&lt;div&gt;&lt;p&gt;Geçtiğimiz hafta Şehir Tiyatroları Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde Alain Decaux’nun yazdığı, Orhan Alkaya’nın yönettiği ‘Rosenbergler Ölmemeli’ adlı oyunu seyrettim. Yıllar önce Dostlar Tiyatrosu’nda Ayla Algan ve Genco Erkal’ın sahneye koydukları insanlık tarihinin bu ibret verici, yüz karası ayıbının kitabını okudum, filmini izledim. Her seferinde isyan ettim, Ethel ve Julius Rosenberg için sessizce ağladım. &lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;ABD vatandaşı olan Ethel ve Julius Rosenberg, Yahudi ailelerin çocukları olarak dünyaya geldiler. Ancak onlar antisemitizmin değil &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;McCarthy&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt;’ciliğin kurbanı oldular. ABD senatörü Joseph McCarthy’ye göre sağcı olmayan herkes komünistti, vatan haini ve casustu.&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Bir teknisyen olan Ethel’in öz kardeşi &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;David Greeenglass,&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt; Los Alamos atom tesislerinde uranyum çaldığı gerekçesi ile 1950 yılının 15 Haziran gecesi tutuklandı. İftira, şantaj, tehditlerle alınan ifadesi sonucunda Rosenbergler aleyhine tanıklık yapmaya zorlandı. Rosenbergler Sovyetler Birliği’ne atom bombası ile ilgili bilgi sızdırmak ve ABD’ye ihanet etmekten suçlandılar. &lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Davalarını üstlenen Avukat &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;Emanuel Bloch&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt;, Rosenbergler’in hesaplarına Sovyetler Birliği tarafından 70 ABD doları yatırıldığı, kendilerine bir sandalye ve saat hediye edildiği gibi gülünç ve uyduruk delilleri tek tek çürütmesine rağmen 29 Mart 1951’de jüri kararını verdi. Ölüm cezanın hafifletilmesi için hem ulusal, hem de uluslararası platformlarda büyük bir kampanya başlatıldı, elli bin imza toplandı, yürüyüşler düzenlendi.&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;Pablo Picasso&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt;, L’Humanité dergisinde; &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span&gt;“Saatler önemli. Dakikalar önemli. İnsanlığa karşı bu cürmün işlenmesine izin vermeyin!” &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span&gt;çağrısında bulunurken &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;Jean Paul Sartre, Albert Einstein, Bertold Brecht, Jean Cocteau, Frida Kahlo&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt; gibi pek çok aydın tepkilerini ortaya koydular. &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;Papa XII. Pius&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt;, ABD Bakanı &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;Eisenhower&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt;’dan infazın durdurulmasını talep etti. &lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;ABD Yüksek Mahkemesi önce temyiz başvurusunu kabul, sonra da McCarthy’nin baskısı ile bu kararı iptal etti. Rosenberg’ler aynı günün akşamı, 19 Haziran 1953’de, geriye iki küçük oğlan çocuğu bırakarak, Şabat’ın girişinden sonra, California açıklarındaki ünlü Sing Sing Adası’nda elektrikli sandalyede can verdiler.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;İnsanlık tarihinin bu kara lekesi 60 yıl geride kaldı. Bugün artık ABD özgürlük, adalet ve insan hakları yönünden çok yol aldı diye düşünebilirsiniz. Ben ise dünyanın her köşesinde McCarthy’ler var oldukça ideallerine inanan, yürekli kişilerin her daim hain bir kurşuna hedef olabileceklerine, ya da ömür boyu hapiste çürüyebileceklerine inanıyorum. &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;“&lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span&gt;Türkiye’de ne zaman anti-demokratik kampanyalar ya da siyasi-ideolojik cadı avları gündeme gelse sol kesim hemen 1950’li yıllarda Amerika’da yaşanan McCarthy dönemine atıfta bulunur ve bu dönemin ünlü bir davası olan Rosenbergler Davası’nı zikreder” &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span&gt;diye bir saptamada bulunmuş &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;Fikret Ertan&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt; ta 13.Mart.2004 tarihli Zaman Gazetesi’nde. Yazarın bu iddiası günümüzde geçerli değil ki oyun İstanbul Belediyesi’ne bağlı İstanbul Şehir Tiyatroları’nın repertuarında yer alıyor.&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Rosenbergler gerçekten suçsuz muydu? Eski Sovyetler Birliği Başkanı &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;Nikita Krusçev&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt; anılarında; &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;Stalin&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt; ve &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;Molotov&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt;’dan Rosenbergler’in atom bombasının üretiminin geliştirilmesinde çok önemli yardımları dokunduğunu öğrendiğini yazar. Soğuk Savaş sonrasında, 1996 yılında, Sovyet ajanı &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;Aleksandr Feklisov&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt; da gazetecilere Rosenbergler’in atom casusluğu yapmadıklarını; ancak birtakım askerî sırları KGB’ye verdiklerini ileri sürer. Buna karşılık Sovyetler’de ilk atom bombasını üreten &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;Boris Brokhovich&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt;, Rosenbergler’in boşu boşuna elektrikli sandalyeye gönderildiklerini belirtir. &lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Amacım bir tiyatro eleştiri yazısı yazmak değil, ne tarihi sorgulamak,&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;ne de yılların bir ‘&lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span&gt;mitos&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span&gt;’unu yıkmak. Ancak oyunun sahnenin altıya bölünerek özgün bir şekilde aktarılması ve akıcılığı beni oldukça etkiledi. &lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Oyunun yönetmenliğini üstlenen Orhan Alkaya hepimizin çok yakından tanığı bir sima, ‘&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span&gt;Öyle Bir Geçer Zaman ki&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt;’nin balıkçısı… (Karcı Holding’in sahibi). Alkaya, 12 Eylül Darbesi sürecinde sıkıyönetim kanunu ile görevden alınan binlerce kamu çalışanı arasında yer aldı. 2008-2009 yıllarında İBB Şehir Tiyatroları ‘&lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span&gt;seçilmiş&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span&gt;’ Yönetim Kurulu Üyeliği ve Genel Sanat Yönetmenliği yaptı.&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Alkaya, ‘Rosenbergler Ölmemeli’ oyununda, kendisinin de yer aldığı farklı bir proje için 1976’da bestelenmiş bir müziği kullandı. O tarihte &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;Melih Cevdet Anday&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt;’ın ‘&lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span&gt;Anı&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span&gt;’ şiirini &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;Tarık Öcal&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt; bestelemiş, partisyonunu &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;Timur Selçuk&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt; yapmıştı. Alkaya, yıllar sonra notaları almak için Tarık Öcal’ı aradığında; &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span&gt;“Notalar bende yok, şu anda uğraşamam da, çünkü ölüyorum, şarkı senindir, istediğin gibi kullan&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span&gt;” yanıtını aldı. Sonra da Tarık öldü.&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Alkaya, notalar için şarkının en iyi yorumcusu &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;Esin Afşar&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt;’a başvurduğunda kendisinden ; “&lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span&gt;Benim yapabileceğim bir şey olursa hemen ara&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span&gt;”&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;cevabını aldı, ancak olacak iş mi, kısa bir zaman aralığında Esin Afşar da öldü.&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Alkaya ‘Rosenbergler Ölmemeli’nin tanıtım broşüründe şöyle yazar: “&lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span&gt;O ilk günden bir Timur kalmıştı bir de ben. Timur, aramızda adı ‘Kod adı Milonga’ olan şiirimi besteledi. Şaşırtıcı ama ikimiz yaşıyoruz ve ‘dışarıda’yız&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span&gt;.” &lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Geçmişi ve günümüzü değerlendirirken oyundan benim kadar etkileneceğinize eminim. &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;]]&gt;</body><thumbImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_227381_sec.jpg</thumbImage><bigImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_227381_detail.jpg</bigImage><link>http://www.salom.com.tr/news/detail/22738.aspx</link><pubDate>Wed, 01 Feb 2012 11:58:01 GMT</pubDate></item><item><title>Evet, ama yetmez!</title><description>26 Ocak 2012 günü, ‘Nefret Suçları Yasası İstiyorum!’ Platformu,  “Sen de başkasın, nefretme!” sloganıyla bir imza kampanyası başlattı. Bu girişime imzalarıyla destek vermek isteyenler http://imza.nefretme.org/nefret-suclari-yasasi-istiyorum/ sitesini mutlaka ziyaret etsinler.</description><body>&lt;![CDATA[&lt;div&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;26 Ocak 2012 günü, ‘Nefret Suçları Yasası İstiyorum!’ Platformu,&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;“Sen de başkasın, nefretme!” sloganıyla bir imza kampanyası başlattı. Bu girişime imzalarıyla destek vermek isteyenler http://imza.nefretme.org/nefret-suclari-yasasi-istiyorum/ sitesini mutlaka ziyaret etsinler.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;26 Ocak 2012 günü, ‘&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;Nefret Suçları Yasası İstiyorum!’ Platformu,&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;“&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span&gt;Sen de başkasın, nefretme!”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt; sloganıyla bir imza kampanyası başlattı. Bu girişime imzalarıyla destek vermek isteyenler http://imza.nefretme.org/nefret-suclari-yasasi-istiyorum/ sitesini mutlaka ziyaret etsinler.&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Bir platform formatında örgütlenmenin temel faydası, farklı siyasi görüşlere sahip bireylere ve kurumlara önem verdikleri özgün bir konuya odaklanarak netice alabilmek için güçlerini birleştirme imkânını sağlamasıdır. &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;İmza metninin bazı çarpıcı cümleleri şöyle:&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Belirli ve ortak karakteristik özellikleri bulunan birey ve gruplara veya onların mülklerine&amp;nbsp;yönelik önyargılarla işlenmiş suçlara ‘nefret suçu’ denir. &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Nefret suçları aslen ‘mesaj’ suçlarıdır. Suçun yöneldiği bireyin ötesinde, mensup olduğu&amp;nbsp;gruba toplumda istenmediği mesajı verilir. &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Gereğince kovuşturulmadığında&amp;nbsp;yeni suçlar işleyecek olan önyargılı kişi ve grupları cesaretlendirir. Mağdur grupların&amp;nbsp;ötekileşmesine ve toplumsal hayatın dışına sürüklenmesine neden olur.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Nefret suçları hakkında en kısa sürede evrensel insan hakları ölçütlerine ve uluslararası örneklere uygun yasal düzenleme yapılmalıdır.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Prof. Baskın Oran 16 Ekim 2011 tarihli Radikal gazetesindeki &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;Nefret İkizleri: Suç ve Söylem&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt;başlıklı yazısında “&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span&gt;Bu nefret denilen şeyin &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;i&gt;&lt;span&gt;suçu&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span&gt; başka, &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;i&gt;&lt;span&gt;söylemi&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span&gt; başka. Ama bunlar ikiz. Nefret suçu iki unsurdan oluşuyor: 1) Ceza hukukuna göre işlenmiş bir suç olacak; 2) Fail, bu suçu önyargı nedeniyle işlemiş olacak. Yani, nefret söylemi olmadan ‘nefret suçu’ da olmuyor.”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;1&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt;diyor. Nitekim yazımızın başlığı ‘Evet, ama yetmez!’ Zira gönül isterdi ki yapılan çağrıda nefret suçuna ortam hazırlayan temel öğenin nefret söyleminin ‘Basın ve İfade Hürriyeti’ ambalajında topluma fütursuzca zerk edilmesi olduğu zikredilsin. Can Dündar, Milliyet gazetesindeki 11 Ağustos 2011 tarihli &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;Bu da kara propaganda2&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt; başlıklı köşe yazısında kara propagandanın Nazilerin en çok kullandığı psikolojik savaş taktiklerinden biri olduğunun ve çarpıtılmış bilgiler vererek ‘düşman’a karşı nefret yaratmak için kullanıldığının altını çizdi. Nazilerin icraatından bu düşmanın özellikle iç düşman, yani Yahudiler, Çingeneler, Eşcinseller, Komünistler ve Engelliler olduğunu biliyoruz. &lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Nefret suçu bir sonuçtur. Bu suça yol açan birincil sebep ise ‘nefret söylemi’dir.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;span&gt;Nefret söylemi kontrol altına alınmadan nefret suçunun ayağının yerden kesilmesi mümkün değildir. Bu bağlamda, sivrisinekleri teker teker öldürmeye odaklanıp bataklığı ihmal etmek yapılabilecek en büyük hatadır. İlave bir teşbih yapacak olursak, hırsızı evin içinde değil bahçe kapısında durdurmak ve orada caydırmak gerekiyor.&amp;nbsp;Aslında aynı madeni paranın iki yüzü olan ‘nefret suçu’ ve ‘nefret söylemi’ konularının birbirinden ayrılamaz bir bütün halinde mütalaa edilmesi ve bu olguyla bu gerçeği hazmetmiş olarak mücadele edilmesi gerekiyor. Nasıl ki adam öldürmek, iftira atmak, yalancı şahitlik yapmak ‘özgürlük’ kapsamında değilse, aynı şekilde, nefret söyleminin de ‘özgürlük’ kapsamında bırakılmaması gerekir. &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;Temennim, nefret söylemi vukuunda savcıların resen işlem yapmalarını amir bir hükmün anayasaya girmesidir.&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Pekiyi, nefret suçu ve nefret söylemi müeyyideye tabi olana kadar hiçbir şey yapılamaz mı? Yapılabilir tabii! 2011 yılı Şubat ayı sonunda Sosyal&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt; Değişim Derneği&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt;’nin düzenlediği bir toplantıda, &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;Toplumsal Uyum için Avrupa Müslüman Girişimi Derneği &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt;Başkanı Bashy Quraishy, nefret söylemiyle mücadelede etkin olarak kullandıkları ‘Name &amp;amp; Shame’ yönteminin uygulamasını önerdi: &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;“Teşhir Et ve Utandır!”&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;span&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&amp;nbsp;[1] &lt;/font&gt;&lt;a href="http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalEklerDetayV3&amp;amp;ArticleID=1066648&amp;amp;CategoryID=42"&gt;http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalEklerDetayV3&amp;amp;ArticleID=1066648&amp;amp;CategoryID=42&lt;/font&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&amp;nbsp;[2] &lt;/font&gt;&lt;a href="http://gundem.milliyet.com.tr/bu-da-kara-propaganda/gundem/gundemyazardetay/11.08.2011/1425137/default.htm" target="_blank"&gt;http://gundem.milliyet.com.tr/bu-da-kara-propaganda/gundem/gundemyazardetay/11.08.2011/1425137/default.htm&lt;/font&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;[3] &lt;/font&gt;&lt;a href="http://www.salom.com.tr/news/detail/18736-Medya-izleme-merkezi.aspx" target="_blank"&gt;http://www.salom.com.tr/news/detail/18736-Medya-izleme-merkezi.aspx&lt;/font&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt;&amp;nbsp;&lt;/font&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;
&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;
&lt;h1&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;
&lt;/b&gt;&lt;/h1&gt;&lt;/div&gt;]]&gt;</body><thumbImage>http://www.salom.com.tr/content/images/72_52.gif</thumbImage><bigImage>http://www.salom.com.tr/content/images/320_215.gif</bigImage><link>http://www.salom.com.tr/news/detail/22759.aspx</link><pubDate>Wed, 01 Feb 2012 13:07:43 GMT</pubDate></item><item><title>Tünelin Ucu</title><description /><body>&lt;![CDATA[&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;]]&gt;</body><thumbImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_227911_thumb.jpg</thumbImage><bigImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_227911.jpg</bigImage><link>http://www.salom.com.tr/news/detail/22791.aspx</link><pubDate>Wed, 01 Feb 2012 16:40:44 GMT</pubDate></item><item><title>Mozotros Ailesi</title><description /><body>&lt;![CDATA[&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;]]&gt;</body><thumbImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_227921_thumb.jpg</thumbImage><bigImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_227921.jpg</bigImage><link>http://www.salom.com.tr/news/detail/22792.aspx</link><pubDate>Wed, 01 Feb 2012 16:43:50 GMT</pubDate></item><item><title>You Tube Holokost’u inkar eden çizgi filmleri sildi</title><description>Dünyanın en ünlü ve en tanınmış video paylaşım sitesi You Tube, Wiesenthal Enstitüsü’nün protestoları sonrası, sitesindeki Holokost’u inkâr eden çizgi filmleri yayından kaldırdı.
Söz konusu 10 çizgi </description><body>&lt;![CDATA[&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Dünyanın en ünlü ve en tanınmış video paylaşım sitesi You Tube, Wiesenthal Enstitüsü’nün protestoları sonrası, sitesindeki Holokost’u inkâr eden çizgi filmleri yayından kaldırdı.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Söz konusu 10 çizgi film 2008 yılında İran tarafından çıkarılmış ve Holokost’u inkâr eden bir kitabın anime şekli idi.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;İran tarafından basılan kitabın ön sözünde özet ile şu sözler var: “ 2. Dünya Savaşı’nda güya 6 milyon Yahudi’nin öldürüldüğü Holokost, gösterişli ustaca planlanmış bir yalandır ve bugünkü Filistin’i işgal eden İsrail’i haklı göstermek için Yahudiler tarafından kullanılmaktadır,”&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;]]&gt;</body><thumbImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_228051_sec.jpg</thumbImage><bigImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_228051_detail.jpg</bigImage><link>http://www.salom.com.tr/news/detail/22805.aspx</link><pubDate>Thu, 02 Feb 2012 12:05:08 GMT</pubDate></item><item><title>Moşe Ya’alon:  İran’ın amacı Amerika’yı vurmak</title><description>ABD’de bir konferansta konuşan İsrail Başbakan Yardımcısı Moşe Ya’alon  aralık ayında İran’da meydana gelen patlamanın olduğu füze üssünde İran’ın uzun menzilli (10.000km) füzeler üzerine çalıştığını </description><body>&lt;![CDATA[&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;ABD’de bir konferansta konuşan İsrail Başbakan Yardımcısı Moşe Ya’alon &lt;span&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;aralık ayında İran’da meydana gelen patlamanın olduğu füze üssünde İran’ın uzun menzilli (10.000km) füzeler üzerine çalıştığını iddia etti.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Ya’alon ayrıca Türkiye’deki bazı finans kuruluşlarını da İran’a karşı yürütülen ekonomik ambargoyu delmek ile suçladı.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Ya’alon sözlerine şöyle devam etti: “İran menzili 10.000km olan füzeler üzerine çalışıyor. Katı yakıtla çalışan bu silahla İran, Amerika kıtasını da vurabilecek kapasiteye sahip olmak istiyor.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;İran’ın ayrıca Meksika’daki eroin kartelleri ile ortak çalışma yaptığı istihbaratını aldık. Bunun sebebi ileride İran’ın ABD’ye silah sokmak için eroin mafyasından sınır kaçakçılığının sırlarını öğrenmek”.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;]]&gt;</body><thumbImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_228071_sec.jpg</thumbImage><bigImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_228071_detail.jpg</bigImage><link>http://www.salom.com.tr/news/detail/22807.aspx</link><pubDate>Thu, 02 Feb 2012 16:39:58 GMT</pubDate></item><item><title>İran gözlem uydusu fırlattı</title><description>Arapça yayın yapan Al-Alam uydu kanalının haberine göre, İran cuma sabahı erken saatlerde uzaya bir gözlem ve haberleşme uydusu gönderdi.
İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad’ın ‘fırlat’ onayının he</description><body>&lt;![CDATA[&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Arapça yayın yapan Al-Alam uydu kanalının haberine göre, İran cuma sabahı erken saatlerde uzaya bir gözlem ve haberleşme uydusu gönderdi.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad’ın ‘fırlat’ onayının hemen ardından ateşlenen Navid adlı uyduyu taşıyan roket başarılı bir şekilde 250-370 km irtifada yörüngeye girdi.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;İran Uzay Bilimleri Merkezi Başkanı Hamid Fazeli yaptığı açıklamada, bilimsel amaçlar için kullanılacak uydunun gözetleme ve resim çekme kabiliyetinin şimdiye kadar uzaya gönderdikleri uydulardan çok daha gelişmiş olduğunu belirtti.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;İran ilk uydusunu 2005 yılında fırlatmış ve dünyanın uzaya uydu fırlatabilen 43. ülkesi olmuştu.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Uluslararası gözlemciler bu uydunun stratejik ve siyasi olarak iki önemi bulunduğunu söylüyorlar.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Birincisi, tüm yaptırım ve uluslararası kısıtlamalar rağmen İran’ın bir şekilde yardım alabildiğini ve batı devletlerine ambargoların bir işe yaramadığını göstermek, ikincisi de ileride stratejik bir roketi (nükleer silah yüklü)&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;uzaya çıkarma kabiliyetini tüm dünyaya göstererek bir tehdit unsuru oluşturmak. &lt;span&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;]]&gt;</body><thumbImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_228081_sec.jpg</thumbImage><bigImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_228081_detail.jpg</bigImage><link>http://www.salom.com.tr/news/detail/22808.aspx</link><pubDate>Fri, 03 Feb 2012 13:07:45 GMT</pubDate></item><item><title>MEŞAL:  Hamas Ürdün ile ilişkilerini sıkı tutmak istiyor</title><description>Kral Abdullah ile görüşmesinden sonra Hamas’ın lideri Halit Meşal, “aynı zamanda Ürdün’ün güvenliği ve istikrarını da düşünüyoruz” dedi. Ancak yetkili ağızlara göre örgütün faaliyetlerine getirilen yasak kaldırılmayacak</description><body>&lt;![CDATA[&lt;div&gt;Kral Abdullah ile görüşmesinden sonra Hamas’ın lideri Halit Meşal, “aynı zamanda Ürdün’ün güvenliği ve istikrarını da düşünüyoruz” dedi. Ancak yetkili ağızlara göre örgütün faaliyetlerine getirilen yasak kaldırılmayacak&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;İlişkileri yeniden canlandırma amacıyla Ürdün’e Hamas lideri tarafından yapılan üst düzey ziyaret örgütün bu ülkedeki faaliyet yasağını kaldırmada yeterli olamadı. &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Hamas lideri Halit Meşal, Ürdün’ün eskiden dışlanmış ancak şimdi bölgede Arap Baharı ayaklanmalarının etkisiyle güçlenen İslami kesimle yakın ilişkilerde olmak istemesi üzerine Ürdün’e davet edildi.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;“Ziyaretin yıllardır süren soğukluktan sonra buzları eritmesini bekliyoruz,” diyen Halit Meşal ve Kral 2. Abdullah’ın görüşmelerinde yer alan yetkili “Yine de Hamas’ın Ürdün’de yeniden büro açmasına izin verilmeyecek,” dedi.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Hamas ile ilişkilerini yeniden kurmak Ürdün’ü aynı zamanda İsrail ve Filistinliler arasında arabulucu konumuna sokuyor.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Meşal Ürdün pasaportu taşıyor fakat Krallık1999’da onu ve dört diğer Hamas liderini yasadışı ve zararlı faaliyetler yürütmekten sınır dışı ederek, Suriye’ye sürgüne yollamıştı. Meşal Suriye’de örgütün siyasi bürosunu kurdu ve Hamas’ı oradan yönetti. Suriye’de, bazı Filistinlilerin de katıldığı bilinen şiddetli protestolar sonucu hükümetin düşmesi sebebiyle Meşal operasyonunu artık başka bir ülkeye taşımak istiyor. Altı yıl önce Ürdün, topraklarında gizli cephane bulundurduğu ortaya çıkan Hamas’ı kara listeye aldı. O zamandan beri Meşal’in Ürdün’e girişine insani gerekçelerle yalnızca iki defa -2009 Ağustos’ta babasının cenazesine katılmak ve geçtiğimiz ekim ayında hasta annesini ziyaret etmek için- izin verildi.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Görüşme sonrasında Meşal gazetecilere Hamas’ın Ürdün ile ‘yakın ve yegâne ilişkiler’ kurmayı arzuladığını ve görüşmelerin arkasının geleceğini söyledi ve “Hamas Ürdün’ün güvenliğine ve istikrarına önem veriyor,” diyerek sözlerini sürdürdü. Ürdün ile ilişkilerde ‘sınırlar ve en üst noktalar’ bulunduğunu kabul eden Meşal, Hamas’ın bunlara saygı duyduğunu ifade etti. Örgütün Kral’a Ürdün’de büro açmak için soru yöneltip yöneltmediği bilinmiyor. Ürdün yetkililerine göre bu konu gündeme gelmedi. Görüşme Hamas’a yeni bir yer bulmaya yardım eden Katar Prensi tarafından ayarlandı. &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;2007’de Gazze Şeridi’nin kontrolünü ele geçiren Hamas İsrail ile barışa karşı çıkıyor. Öte yandan Amerika’nın Ortadoğu’daki önemli müttefiklerinden olan Ürdün İsrail ile barış anlaşması imzalamıştı. Ürdün uzun süredir devam eden Arap İsrail çatışmasına uzlaşmacı bir çözüm getirilmesinden yana. Bu ay boyunca Ürdün barış görüşmelerini yeniden başlatmak için beş kez İsrailli ve Filistinli müzakerecilere ev sahipliği yaptı. &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Hamas ve Ürdün arasında yeniden canlanan temaslar Filistin Özerk Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas’ın El Fetih hareketi ile Hamas arasında da arabulucu olmasını sağlayabilir. Birbirine pek dost olmayan bu iki tarafı Mısır bir araya getirmeye çalışıyor. &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Ürdün Başbakanı Avn El Hasavne defalarca Meşal’i sınır dışı etmenin “kanuni ve anayasal bir hata” olduğunu söylemişti.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;]]&gt;</body><thumbImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_227501_sec.jpg</thumbImage><bigImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_227501_detail.jpg</bigImage><link>http://www.salom.com.tr/news/detail/22750.aspx</link><pubDate>Wed, 01 Feb 2012 12:33:29 GMT</pubDate></item><item><title>İsrail filmleri Sundance’ten ödülle döndü</title><description>İsrailli yönetmen Ra’anan Alexandrowics’in ‘Buralarda Hukuk’ ve Emad Burnat’ın ‘5 Kırık Kamera’ belgeselleri Sundance Film Festivali’nden ödüllerle döndü
Yönetmen Ra’anan Alexandrowics ve Emad Burnat</description><body>&lt;![CDATA[&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;İsrailli yönetmen Ra’anan Alexandrowics’in ‘Buralarda Hukuk’ ve Emad Burnat’ın ‘5 Kırık Kamera’ belgeselleri Sundance Film Festivali’nden ödüllerle döndü&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Yönetmen Ra’anan Alexandrowics ve Emad Burnat başarılarıyla İsrail sinema tarihinde yerlerini aldılar. Alexandrowics’in yapıtı belgesel alanında Dünya Sinema Büyük Jüri Ödülü’nü kazanırken Burnat’ın yapıtı ise Dünya Sinema Belgesel Yönetmenliği Ödülü’nü getirdi. &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;‘Buralarda Hukuk’ İsrail ordusunun hukuk sistemini irdeliyor. Alexandrowics mevcut askeri hukuk yasalarını oluşturan hukukçularla mülakatlar yaparak yerleşimler hakkında önemli sorular sormakta. &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Projesini hayata geçirirken Alexandrowicz askeri hukuk sistemindeki önemli isimleri tanıtıyor. Filmde binlerce insanın hayatını etkileyen bu isimlere oluşturdukları kanunların sonuçları soruluyor, rahatsız edici ve samimi anları göz önüne getiriliyor. &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Belgesel son dönemlerde artan bir ilgiyle takip ediliyor. İsrail’de gösterimler ve akabinde Alexandrowicz’le yapılan tartışma ve oturumları oldukça gözde. Film 2011’de Kudüs Film Festivali’nde En İyi Belgesel Ödülü’nü kazandı. Belgeselin başarısı asıl olarak Sundance’e davet edilmesiyle tescillenirken alınan ödül Alexandrowicz ve paylaştığı hikâyesi için daha da büyük bir adım oldu.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Alexandrowicz ödül töreninden hemen sonra yaptığı basın açıklamasında&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;“Yaptığım en zor filmdi. Şu an yapımcı ve yönetmen olarak benim için muhteşem bir an fakat filmim acı dolu ve çözülmemiş bir konuyu aktarıyor. Filmimde ve belgeseldeki diğer filmlerde kanunun uygulanmasının her zaman adalet getirmediği ifade ediliyor. Hatta toplumun bazı bölümlerine karşı kanunlar bir araç olarak da kullanılabiliyor. Bunlara itiraz etmeli ve gerekirse karşı koymalıyız,” diyerek düşüncelerini dile getirdi.&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;‘5 Kırık Kamera’ ise Guy Davidi tarafından kaleme alınıp Emad Burnat tarafından yönetilen İsrail, Fransız ve Filistin ortak yapımı bir film. Film Burnat ve ailesinin Batı Şeria’nın Bil köyünde yaşantısına odaklanıyor.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Filmde Burnat’ın evinin yakınına yapılan bariyere karşı, şiddet içermeyen mücadelesi anlatılıyor. Film ilerledikçe mücadelesi Burnat ve ailesinin hayatında giderek daha fazla yer almaya başlıyor. &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Film İsrail askerleriyle olan arbedelerde kırılan görüntüleme cihazlarına atıfta bulunarak adlandırıldı. Ödülü alırken yaptığı konuşmada Burnat “Bu film benim için en başından beri bir ödüldü. Hayatımın uzun yıllarını geçirdiğim köy evime tekrar gitmek de bir ödüldü” diyerek duygularını ifade etti. &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;]]&gt;</body><thumbImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_227511_sec.jpg</thumbImage><bigImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_227511_detail.jpg</bigImage><link>http://www.salom.com.tr/news/detail/22751.aspx</link><pubDate>Wed, 01 Feb 2012 12:35:46 GMT</pubDate></item><item><title>Filistin TV’sinde Fogel ailesinin katiline övgüler yağdı</title><description>İtamar katliamını gerçekleştiren Filistinli gencin annesi ve teyzesi, İsrail’de tutuklu bulunan Filistinli mahkûmlarla ilgili TV programına konuk oldular ve katliamı gerçekleştirenleri övdüler</description><body>&lt;![CDATA[&lt;div&gt;İtamar katliamını gerçekleştiren Filistinli gencin annesi ve teyzesi, İsrail’de tutuklu bulunan Filistinli mahkûmlarla ilgili TV programına konuk oldular ve katliamı gerçekleştirenleri övdüler&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Mayıs 2011’de, Batı Şeria’da 5 kişilik Fogel ailesinin katliamını gerçekleştiren Filistinlilerden birinin teyzesi, Filistin TV kanalında yayınlanan bir program sırasında katliamı gerçekleştiren yeğeni için ‘kahraman’ ve ‘efsane’ ifadelerini kullandı.&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Ağustos ayında İsrail mahkemesi, Hakim Awad’ı, İtamar katliamında yer almasından dolayı beş kez ömür boyu hapis cezasına mahkûm etmişti.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Udi ve Ruth Fogel ile çocukları, 11 yaşındaki Yaav, 4 yaşındaki Elad ve 4 aylık bebek Hadas’ı öldürene kadar vahşice bıçaklayan Awad’ın kuzeni Amjad da, beş ömür boyu hapis cezasına ve ek olarak yedi yıla mahkûm edilmişti.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;TV programında ailesinin övdüğü katiller için, program sunucusu da “Biz de onların iyi olmasını diliyoruz,” yorumunu yaptı.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Program esnasında katil Hakim Awad’ın annesi, oğlunun, katliamın faili olmasından gururla söz ederken, teyzesi ise İtamar katliamını gerçekleştiren katillerin onuruna yazdığı şiiri okudu.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Yayın, Filistin Özerk Yönetimi’ne bağlı TV kanalında, İsrail’de tutuklu bulunan Filistinli mahkûmlarla ilgili konuları işleyen ‘Sizin İçin’ adlı TV programının bir bölümü olarak sunuldu.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Yayın, Filistin medyasını takip eden, İsrail merkezli bir medya izleme organizasyonu tarafından tespit edildi.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;]]&gt;</body><thumbImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_227521_sec.jpg</thumbImage><bigImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_227521_detail.jpg</bigImage><link>http://www.salom.com.tr/news/detail/22752.aspx</link><pubDate>Wed, 01 Feb 2012 12:37:04 GMT</pubDate></item><item><title>İsrail Yahudileri’nin yüzde 80’i Tanrı’ya inanıyor</title><description>Guttman Enstitüsü ve AVI CHAI Vakfı tarafından yürütülen geniş kapsamlı Yahudilik araştırması dindar ve Haredi Yahudilerin sayısındaki artışa, geleneksel ve laik Yahudilerin sayısındaki azalmaya dikkat çekti. Yahudilerin yüzde 63’ü et ve sütü birlikte yemezken, yüzde 65’i Şabat günü televizyon izliyor</description><body>&lt;![CDATA[&lt;div&gt;Guttman Enstitüsü ve AVI CHAI Vakfı tarafından yürütülen geniş kapsamlı Yahudilik araştırması dindar ve Haredi Yahudilerin sayısındaki artışa, geleneksel ve laik Yahudilerin sayısındaki azalmaya dikkat çekti. Yahudilerin yüzde 63’ü et ve sütü birlikte yemezken, yüzde 65’i Şabat günü televizyon izliyor&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Guttman Enstitüsü’nün İsrail Demokrasi Enstitüsü ile birlikte yaptığı ve sonuçları bu hafta yayınlanan bir araştırmaya göre İsrail’de yaşayan Yahudilerin yüzde 80’i Tanrı’ya inanıyor. Çalışma, 1991 ve 1999 yıllarında yapılmış olan iki araştırmanın devamı niteliğinde düzenlendi. Yapılan karşılaştırmada Yahudi geleneklerine bağlılık 1990’larda düşüşteyken sonraki on yılda geleneklere bağlılıkta artış belirlendi. &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;2009 yılında yapılan araştırmanın sonuçları araştırma ekibinin başında olan Prof. Aher Arian’ın vefatı nedeniyle ancak şimdi yayınlanabiliyor. Çalışma, ülkeyi temsil eden 2083 İsrail Yahudi’si ile gerçekleştirilen yüz yüze görüşülerek gerçekleştirildi.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Çalışmanın ilk bölümünde katılımcıların dine karşı kişisel tutumları incelendi. Sonuçlar 1990 anketleriyle karşılaştırıldığında geçmiş on yıla göre daha yüksek sayıda Yahudi kendini dindar ya da ultra-Ortodoks olarak tanımladı. Katılımcıların yüzde üçü kendini dindar olmayan laik (1990 anketinde yüzde 6), yüzde 43’ü laik (1990 anketinde yüzde 46), yüzde 32’si geleneksel (1990 anketinde yüzde 33), yüzde 15’i dindar (1990 anketinde yüzde 11) olarak ifade ederken yüzde yedisi de (1990 anketinde yüzde 5) de Haredi olduğunu belirtti. &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Her beş İsrailli’den dördünün Tanrı’ya inandığı bilinen bir gerçek. Çalışma sonuçlarına göre yüzde 77’lik bir grup dünyanın ‘olağanüstü bir güç’ tarafından idare edildiğine ikna oldu. Yüzde 72’lik bir grup dua etmenin kişinin durumunu iyileştireceğine ve yüzde 67’lik bir grup da Yahudilerin seçilmiş insanlar olduğuna inanmakta. Yüzde 65 Tevrat’ın ve mitzvaların ilahi bir emir olduğuna inanıyor.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;İnançlarla ilgili maddelere bakıldığında çıkan sonuçlar şu şekilde: Cevap verenlerin yüzde 34’ü mitzvaları gözetmeyi beceremeyen Yahudilerin kendi varoluşlarını tehlikeye soktuğunu düşünüyorlar. Yüzde 80’i iyi davranışlarının ödüllendirileceğine, yüzde 74’ü kötü davranışlarının cezalandırılacağına inanıyorlar. &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Yine inançlarla ilgili maddeler değerlendirildiğinde ankete katılanların yüzde 56’sı ölümden sonra yaşam olduğuna ve yüzde 51’i de Mesih’in geleceğine inanıyorlar. &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Çalışma sonucunda özellikle geleneksel törenlerin insan hayatında önemli yeri olduğu da belirlendi. Yüzde 94 sünnetin gerekli olduğunu, yüzde 92 vefat eden kişinin ardından yedi gün yas tutmanın önemini ve yüzde 91 de bar-mitzva töreninin gerekliliğini belirtti. &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Yüzde 80 evliliğin bir haham tarafından kutsanması gerektiğini söylerken, ankete cevap verenlerin yüzde 51’i İsrail’de hahambaşılık katılımı olmadan sivil evliliklere de izin verilmesi gerektiğini savundu. &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;&lt;strong&gt;ŞABAT VE DİNİ BAYRAMLAR&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Önceki maddelere bakıldığında mitzvalara uymanın ilahi emir olduğunu söyleyenlerin yüksek oranda olmasına rağmen Şabat hakkındaki sorularda katılımcıların sadece üçte biri her küçük ayrıntıya kadar Şabat’a bakabildiklerini belirtti. &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;İsrail’deki Yahudilerin çoğu geleneksel özelliklerini koruyor. Yüzde 84’ü aileyle zaman geçirmeyi istiyor, yüzde 66’sı Şabat mumları yakıyor ve yüzde 69’u Şabat yemeği yapıyor. &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Diğer yandan yüzde 65’i Şabat günü televizyon izleyip, müzik dinliyor, İnternet’e giriyor. Yüzde 37’si sportif faaliyetlerde bulunuyor, plaja veya alışverişe gidiyor. &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Şabat gibi dini bayramlar da İsrail halkı tarafından saygı görüyor. Ankete katılanların yüzde 85’i dini bayramları geleneklere uygun kutlamanın önemini belirtiyor. Tabi bunlardan ne kadarının bireysel düzeyde uyguladığı hâlâ bilinmiyor. &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Yüzde 80 Hanuka mumlarını yakıyor. Yüzde 68’i Yom Kipur da tamamen ya da kısmen oruç tutuyor. Yüzde 67’si Pesah’ta hamurdan uzak duruyor. &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Yahudi bayramlarından Yahudi yemeklerine uzandığımızda İsrail’de yüzde 76 Yahudi’nin evlerinde dini kurallara uygun yemek yediğini görüyoruz.&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Dışarıda buna dikkat edenlerin oranı yüzde 70’lere düşüyor. Yüzde 72 dini kurallara uymadığı gerekçesi ile domuz yemiyor.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Araştırmanın ilk bölümündeki bu bulgular analiz edildiğinde Sefarad Yahudileri arasında laiklerden daha çok dindar ve gelenekseller olduğu belirlendi. Eğitim ve gelir seviyesi yükseldikçe laikliğin arttığı da sonuçlar arasında. &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;&lt;strong&gt;DİN VE DEVLET&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Araştırmanın ikinci bölümü katılımcıların din ve devlet işleri hakkındaki genel görüşlerini incelendi. Dindar Yahudilerin yüzde 49’u demokratik değerlerle yönetilmek yerine dini kurallarla yönetilmeyi tercih ediyor. Ama oranı yüzde 84’ü bulan anti-dindar olan laikler için ve yüzde 65’i bulan laikler için demokratik yönetim tercih sebebidir. Yüzde 46 oranındaki gelenekseller için bazen halahalar bazen de demokratik kurallar olması uygun geldi.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Örneğin Şabat günü tüm ülkedeki kafe, sinema ve lokantaların açık kalmasını isteyenler yüzde 67 oranında. Yüzde 64’ü spor karşılaşmalarının devam etmesini, yüzde 54’ü toplu taşımanın çalışmasını ve yüzde 58’i de alışveriş merkezlerinin açık olmasını istiyor. &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;]]&gt;</body><thumbImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_227531_sec.jpg</thumbImage><bigImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_227531_detail.jpg</bigImage><link>http://www.salom.com.tr/news/detail/22753.aspx</link><pubDate>Wed, 01 Feb 2012 12:41:09 GMT</pubDate></item><item><title>İsrail'in gündem maddesi :İsrail’de modern-dinci çatışması kızışıyor</title><description>İsrail’de yıllardır devam eden laik-dinci çatışması, aşırı dinci toplumun nüfus artışına paralel olarak büyüyor. Dindarların otobüslerde kadın ile erkeklerin ayrı yolculuk etmesi yönünde topluma baskı uygulamaları ile bu gerilim bir kez daha gün ışığına çıktı

</description><body>&lt;![CDATA[&lt;div&gt;İsrail’de yıllardır devam eden laik-dinci çatışması, aşırı dinci toplumun nüfus artışına paralel olarak büyüyor. Dindarların otobüslerde kadın ile erkeklerin ayrı yolculuk etmesi yönünde topluma baskı uygulamaları ile bu gerilim bir kez daha gün ışığına çıktı

&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Ultra-Ortodoks Yahudilerin kendi yaşam tarzını İsrail’in günlük yaşamına dikte etme çabaları ile kızışan taraflar arası gerginlik güç geçtikçe büyüyor. Aşırı dinci Yahudilerin otobüs seferlerinde kadınların erkeklerden ayrı olarak otobüsün arka tarafında yolculuk etmeleri yönünde inisiyatif alması ile gün ışığına çıkan tartışma İsrail ordusu ve maliyenin operasyonları ile farklı bir boyut aldı.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Toplum içinde Haredimler olarak bilinen aşırı dinci Yahudilerin tüm İsrail nüfusunun yüzde 10’luk kesimini temsil ettiği tahmin ediliyor. Ancak doğum kontrolünü reddeden bu kesim sayılarını hızlı bir şekilde arttırıyor ve 2030’lara gelindiğinde nüfusa göre oranlarının yüzde 20’ler seviyesine geleceği tahmin ediliyor.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Aşırı dinci yaşam tarzı fakirliği de beraberinde getiriyor. Aldıkları kısıtlı ve tek yönlü eğitim nedeniyle modern ekonomide kendilerine yer bulamayan dinci nüfusun yüzde 60’ı fakirlik sınırında bir yaşam sürdürüyor. Dinci olmayan İsrail toplumunda bu oran sadece yüzde on iki ile sınırlı. Aşırı dinciler askerlik görevinde yer almadıkları gibi ekonomiye de katkı sağlamadıklarından, toplumun bu kesimi modern İsrail halkı tarafından finanse ediliyor. Dindar nüfus arttıkça finansman yükü arttığından toplum içindeki huzursuzluk da artıyor.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Haredimlerin sahip olduğu ayrıcalıklar İsrail’in kuruluşuna kadar gidiyor. O yıllarda din adamlarının desteğini arkasına almak isteyen David Ben Gurion, on sekiz yaşına gelen Haredimlerin dini eğitimlerine devam etmek istemeleri durumunda askerlikten muaf olmasına izin verdi. O yıllarda bu ayrıcalıktan yararlanacak kişi sayısı yüzlerle ifade ediliyordu ve dikkat çekmiyordu.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Ancak Haredimlerin nüfusunun hızla artması ve ömür boyu devam eden Tora eğitimi nedeniyle sorunlar yıllar içinde büyümeye başladı. Bugün Haredim toplumunda çalışma yaşında bulunan erkeklerin yüzde 65’inin herhangi bir işi yok ve olmasını da istemiyor. &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Aşırı dindar nüfus bir arada, kendileri için kurulan bölgelerde yaşamayı tercih ediyor. Bir Haredim ailesinin ortalama on çocuğunun olduğu düşünülecek olursa, bu bölgelerdeki zor yaşam koşullarına şaşırmamak lazım. Herhangi bir gelirleri olmadığından bu bölgeler modern belediyecilik hizmetlerinden de muaflar. Haredimlerin evlerinin içinde de İsrail’in alışılagelmiş modern hayatından farklı bir yaşam devam ediyor. Neredeyse hiçbirinin evinde televizyon yok ve çok az Haredim bilgisayar kullanıyor.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Geçtiğimiz günlerde aşırı dindar toplum ile modern İsrail arasında artan gerilime İsrail ordusu da taraf oldu. Ordunun kültürel faaliyetlerinde kadın askerlerin erkek askerlerle birlikte şarkı söylemesinin dini kurallara aykırı olduğunu öne süren aşırı dindarlar, erkek askerlere bu etkinliklere katılmamaları çağrısında bulundu. Ancak İsrail ordusu konu üzerine devreye girerek askerlerin bu etkinliklere katılımını zorunlu hale getirdi. Ordu içindeki şarkı krizinde aşırı dindarların lideri konumunda bulunan Haham Elyakim Levanon, İsrail Ordusu Hahambaşısı General Rafi Peretz ile bir araya geldiği toplantıda aşırı dindar haham görevinden istifaya zorlandı.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Bir diğer gerilim aşırı Yahudilerin yerleşim bölgesi olan Beit Şemeş’te altı cemaat üyesinin vergi kaçakçılığı ve para aklama suçlarından tutuklanması nedeni ile yaşandı. Olaylar üzerine yüzlerce aşırı dindar yolları kapayarak gösteri düzenledi. Yaşanan olaylar sırasında dört kişi gözaltına alındı. Yıllardır aşırı dinci toplum, kendilerine gelen bağışları beyan etmedikleri ve vergi kaçırdıkları gerekçeleri ile suçlanıyordu.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;]]&gt;</body><thumbImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_227551_sec.jpg</thumbImage><bigImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_227551_detail.jpg</bigImage><link>http://www.salom.com.tr/news/detail/22755.aspx</link><pubDate>Wed, 01 Feb 2012 12:51:37 GMT</pubDate></item><item><title>İsrail ‘Nazi’ kelimesini yasaklamalı mı?</title><description>İsrail’de ‘Nazi’ kelimesi ve sembolleri artık eğitim dışında bir amaçla kullanılamayacak. Aşırı sağcı ultra-Ortodoks cemaatin hükümete karşı protestolarında duyarsızca kullandığı Nazi benzetmeleri, Holokost kurtulanlarını rahatsız etti</description><body>&lt;![CDATA[&lt;div&gt;İsrail’de ‘Nazi’ kelimesi ve sembolleri artık eğitim dışında bir amaçla kullanılamayacak. Aşırı sağcı ultra-Ortodoks cemaatin hükümete karşı protestolarında duyarsızca kullandığı Nazi benzetmeleri, Holokost kurtulanlarını rahatsız etti&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;İsrail’de kabine bakanları tarafından Nazi karşılaştırmalarını yasa dışı kabul eden bir yasa tasarısı kabul edildi. Yasa tasarısına göre ‘Nazi’ kelimesinin ve Holokost’la ilgili diğer sembollerin eğitim dışındaki amaçlar için kullanılması cezaya tabi olacak.&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Geçtiğimiz ay Kudüs’te ultra-Ortodoks cemaat mensupları hükümeti protesto amacı ile Nazi kampı tutsakları gibi giyinip, kıyafetlerine sarı renkte Davud’un yıldızı amblemi iliştirmişlerdi.&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Dokunaklı semboller 200 bin Holokost kurtulanının yaşadığı ülkedeki halkı öfkelendirmişti.&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;İstekleri kadınlarla erkeklerin kamu alanlarında ayrı tutulması olan ultra-Ortodoks cemaat bunu dile getirmek yerine, protesto yoluna gitmişti. Protesto sırasında katılımcılar hükümet ve polis memurlarını Hitler’in parti mensuplarına benzetmişlerdi. Teklif edilen kanun sadece ‘Nazi’ kelimesini yasaklamakla kalmıyor, Nazilerle ilgili fotoğraflar, heykeller, gamalı haç ve diğer semboller de yasak kapsamına giriyor.&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Yasa tasarısını sunan Ulusal Birlik Partisi’nden Uri Ariel, BBC’ye verdiği demeçte, son yıllarda Nazilerle ilgili sembol ve sözcük kullanımının alaycı bir biçimde sömürüldüğünü ve bunun Holokost kurtulanlarını, onların ailelerini ve birçok Yahudiyi rahatsız ettiğini belirtti. II. Dünya Savaşı’ndaki vahşet ve Nazi Partisi’yle ilgili karşılaştırmalar yapmak altı aylık hapis cezasına ve 25 bin dolar para cezasına sebep olabilecek.&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Bazı eleştirmenler ise bu yasa tasarısının ifade ve konuşma özgürlüğüne karşı olduğunu savunuyor.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;]]&gt;</body><thumbImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_227561_sec.jpg</thumbImage><bigImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_227561_detail.jpg</bigImage><link>http://www.salom.com.tr/news/detail/22756.aspx</link><pubDate>Wed, 01 Feb 2012 12:55:06 GMT</pubDate></item><item><title>Naturei Karta ile bir başkan adayı karşılaşınca</title><description>ABD Temsilciler Meclisi Üyesi ve Cumhuriyetçi Parti’nin başkan aday adaylarından Ron Paul geçtiğimiz hafta İsrail karşıtı aşırı dinci Naturei Karta’nın lideri Haham Yisroel Dovid Weiss ile bir tesadüf neticesinde karşılaşınca küçük bir skandal doğdu</description><body>&lt;![CDATA[&lt;div&gt;ABD Temsilciler Meclisi Üyesi ve Cumhuriyetçi Parti’nin başkan aday adaylarından Ron Paul geçtiğimiz hafta İsrail karşıtı aşırı dinci Naturei Karta’nın lideri Haham Yisroel Dovid Weiss ile bir tesadüf neticesinde karşılaşınca küçük bir skandal doğdu&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Weiss, Ron Paul’a yaklaşarak Yahudiliğin bir din olduğunu, asla bir milliyete ve bir ırka dönüştürülmemesi gerektiğini söyledi. Paul’un bu yoruma karşılık “iyi bir tavsiye” diye cevap verdiği iddia edildi. &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Bir süredir Paul’un İsrail ve Yahudiler hakkındaki görüşleri mercek altında olduğundan bu karşılaşma tartışmaları arttırdı. Zira Paul’un eski danışmanlarından Eric Dondero geçen ay Paul’un İsrail karşıtı olduğunu, İsrail’in Amerikalı vergi mükellefleri için faydadan çok zarar yarattığını savunduğunu söylemişti. Buna karşılık Paul’un eski danışmanlarından Leon Hadar, adayın özellikle İsrail’e karşı olmadığını, genel olarak Paul’un ABD’nin dış yardım yapmasına, bilhassa bir OECD üyelerine para vermesine karşı olduğunu belirtmişti. &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Ron Paul ise Haaretz Gazetesi’ne verdiği röportajda, konu ile ilgili yorum yaparak antisemitizmin ve her türlü ırkçılığın felsefesine aykırı olduğunu, ABD’nin İsrail’e patronluk taslamak ve politikalarını belirlemek yerine gerçek bir dostu olması gerektiğini savunduğunu söyledi. &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;]]&gt;</body><thumbImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_227571_sec.jpg</thumbImage><bigImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_227571_detail.jpg</bigImage><link>http://www.salom.com.tr/news/detail/22757.aspx</link><pubDate>Wed, 01 Feb 2012 12:56:55 GMT</pubDate></item><item><title>Dünya çocuklarının ortak dili FUTBOL</title><description>İsrail’in Holon şehrinde İsrailli, Filistinli ve Ürdünlü çocuklar düzenlenen bir futbol turnuvasıyla bir araya geldiler. İsrail’in Başbakan Yardımcısı Silvan Şalom, Ürdünlü ve Filistinlilerin bu projeye katılmasının bölgenin geleceği için ümit yarattığını söyledi</description><body>&lt;![CDATA[&lt;div&gt;İsrail’in Holon şehrinde İsrailli, Filistinli ve Ürdünlü çocuklar düzenlenen bir futbol turnuvasıyla bir araya geldiler. İsrail’in Başbakan Yardımcısı Silvan Şalom, Ürdünlü ve Filistinlilerin bu projeye katılmasının bölgenin geleceği için ümit yarattığını söyledi&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;İsrailli, Ürdünlü ve Filistinlileri çocuklar, eğitim ve sosyal proje organizasyonu Mifalot ve Bölgesel Dayanışma Bakanlığı’nın ortaklaşa düzenlediği futbol turnuvasına katıldılar. 25 Aralık 2011 tarihinde İsrail’in Holon şehrinde gerçekleşen turnuva, farklı ülkelerden çocukları spor sevgisiyle bir araya geldi.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Ha’Poel Tel Aviv’in Holon’da bulunan tesislerinde bir araya gelen 6 ila 18 yaş arasındaki çocuklar, İsrail Başbakan Yardımcısı Silvan Şalom’un desteklediği ‘Eğitim ve sosyal proje, Ha’Poel Tel Aviv’in kış turnuvasına katıldılar. Kurumun ayrıca İsrail, Ürdün ve Filistin Özerk Yönetimi’nde spor eğitim merkezleri de bulunuyor. Turnuvaya katılan Filistinli çocuklar Umm el Hier, Susya ve Tueina’dan, Ürdünlü çocuklar Deir Abu Sa’id ve Sheikh Hussein’den, İsrailli çocuklar ise başta Zefat, Migdal Ha’emek, Rosh Ha’ayin, Tel Aviv olmak üzere ülkenin çeşitli yerlerinden geldiler.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Farklı ülkelerden gelen çocukların oluşturduğu takımlarla oynanan maçlarda çocuklara işbirliği, güven, dostluk ve birlikte yaşama fikri aşılanması hedeflendi. Bu turnuvayla aynı zamanda İsrailli Yahudi çocuklarla İsrailli Arap çocuklar arasında da aynı duygular uyandırılmak isteniyor. Kurum yöneticileri bu hedefe ulaşmanın en iyi yolunun tüm dünya çocuklarının ortak dili olan futbol olduğunda hemfikirler. İsrail Başbakan Yardımcısı ve Bölgesel Dayanışma Bakanı Silvan Şalom, “Çocuklar ve gençler daha iyi bir geleceğin ümidi. Ortadoğu gerçeğinde, böylesi önemli bir organizasyonda rol almaktan gurur duyuyorum. Spor evrensel bir dildir. Bu organizasyon başka koşullarda bir araya gelmeyecek çocukları bir araya getirdi” dedi. Mifalot CEO’su Dr Meir Orstein, “Futbol ile bir değişim yapabiliriz. İsrailli, Filistinli, Ürdünlü çocuklar birbirlerini bu sayede tanıyabiliyor. Gerçek barışa ulaşabilmek için ümidimiz artıyor” dedi.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;1997 yılında kurulan ‘Eğitim ve sosyal proje Ha’Poel Tel Aviv’, 25 bin çocukla 400 sosyal projeye imza attı. 2010 yılında ‘Beyond Sport’ ödülüne layık görülen organizasyon, spor aracılığıyla en iyi eğitim kurumu seçildi. Kurum yöneticileri ayrıca sosyal girişimci olarak ‘Globes and Schwab Foundation’ ödülüne de layık görüldüler.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Turnuva sonrasında İsrail’de bir süre daha kalan Ürdünlü çocuklar karışık takımlar oluşturarak İsrailli Arap çocuklar ve Kfar Tavor’daki çocuklarla maç yaptılar. Filistinli ve Ürdünlü çocuklar aileleri ile birlikte Ramat Gan Hayvanat Bahçesini gezdiler. Kibbutz Harel çocukları aileleri ile beraber turnuva için Um El Kheir’den gelen Filistinli aileleri ziyaret etti. Turnuva sonrası bu buluşmalar kurumun ‘Komşunu tanı’ programının bir parçası.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Mifalot’un İsrail ve dünyada birçok projesi bulunmakta. Son olarak engelli yetişkin ve çocuklara yönelik bir turnuva düzenleyen kurum, spor aracılığıyla yapılan sosyal projelerle ilgili Hindistan, Benin, Uganda gibi birçok ülkeye eğitim vermesi için davet ediliyor.&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;]]&gt;</body><thumbImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_227581_sec.jpg</thumbImage><bigImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_227581_detail.jpg</bigImage><link>http://www.salom.com.tr/news/detail/22758.aspx</link><pubDate>Wed, 01 Feb 2012 13:00:47 GMT</pubDate></item><item><title>6 milyonun anısına...</title><description>Türk Musevi Cemaati bu yıl 26 Ocak Perşembe günü Neve Şalom Sinagogu’nda İstanbul Valisi Hasan Avni Mutlu ve Dışişleri Bakanlığı temsilcisi Büyükelçi Ertan Tezgör’ün katılımlarıyla ‘Holokost Kurbanlarını Anma Günü’ için bir tören gerçekleştirildi.</description><body>&lt;![CDATA[&lt;div&gt;Türk Musevi Cemaati bu yıl 26 Ocak Perşembe günü Neve Şalom Sinagogu’nda İstanbul Valisi Hasan Avni Mutlu ve Dışişleri Bakanlığı temsilcisi Büyükelçi Ertan Tezgör’ün katılımlarıyla ‘Holokost Kurbanlarını Anma Günü’ için bir tören gerçekleştirildi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;bu yılki Uluslararası Yahudi Soykırımı Kurbanlarını Anma Günü’nün, çocuklara adandığını açıkladı.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 2005 yılında aldığı karar doğrultusunda Auschwitz Ölüm Kampı’nın Kızıl Ordu&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;tarafından kurtarıldığı 27 Ocak tarihi dünya, ‘Holokost Kurbanlarını Anma Günü’ olarak kabul edildi. &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Bu kapsamda Türk Musevi Cemaati Neve Şalom Sinagogu’nda bir tören gerçekleştirdi. &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Bu yıl ikincisi düzenlenen törene; İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, Dışişleri Bakanlığı adına Büyükelçi Ertan Tezgör, Hahambaşı&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Rav İsak Haleva, Türk Musevi Cemaati Başkanı Sami Herman, Aşkenaz Cemaati Başkanı Bünyamin Poluman, Onursal Başkan Bensiyon Pinto,&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;semavi din temsilcileri, yabancı misyon temsilcileri, İstanbul’un belli başlı ilçelerinin Belediye başkanları, çeşitli sivil toplum&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;kuruluşlarının başkan ve üyeleri, gazeteciler,&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;cemaat idarecileri, dernek kurum ve kuruluş başkanları ve&lt;span&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;cemaat üyeleri katıldı.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;Tören öncesinde katılımcılar sinagog girişinde hazırlanmış panolarda “Anna Frank- Günümüz İçin Bir Tarih” adlı sergiyi ve&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;“Auschwitz Ölüm Kampı’ndan kurtulanların da yer aldığı Auschwitz Orkestrası Konseri” belgeselini izlediler.&lt;span&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Törende Meclis Başkanı Cemil Çiçek, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ile Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın gönderdikleri mesajlar günün sunuculuğunu üstlenen Hahambaşı Genel Sekreteri Yusuf Altıntaş tarafından okundu. &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span&gt;BM Genel Sekreteri &lt;/span&gt;&lt;span&gt;Ban Ki-Moon&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Moon’un ekrana yansıtılan konuşmasında II. Dünya Savaşı yıllarında 1,5 milyon Yahudi çocuğun yanı sıra, Romanlar, Sintiler ve engellilerin de bulunduğu on binlerce çocuğun öldürüldüğünü hatırlattı ve bu yılki Uluslararası Yahudi Soykırımı Kurbanlarını Anma Günü, çocuklara, katıksız terör ve kötülükle karşı karşıya kalmış kız ve erkek çocuklara adandığını açıkladı. &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Ki-Moon ayrıca “(…) Hayatta kalanların birçoğu da hikâyelerini anlatamayacak kadar yıpranmış durumdaydı. Bugün, bu çocukların hikâyelerini seslendirmek için çabalıyoruz. İşte bu nedenle Birleşmiş Milletler Yahudi Soykırımı ile ilgili evrensel dersleri öğretmeye devam ediyor. İşte bu nedenle her gün her yerde, çocuk hakları ve onların emellerini desteklemek için çabalıyor. Ve işte bu yüzden, yüzüncü doğum gününde Raoul Wallenberg gibi hayırseverlerin ortaya koyduğu fevkalade örnekten ilham almaya devam ediyoruz. Çocuk olsun, yetişkin olsun, Yahudi Soykırımı’nın kurbanlarını andığımız bugün, tüm ülkeleri, ırk, renk, cinsiyet ve dini inanç ayrımı yapılmaksızın en savunmasız grupları, korumaya çağırıyorum. Çocuklar, insanlığın en kötü yönlerine karşı başkalarının olmadığı kadar savunmasızlar. Bizim ise onlara dünyanın verebileceğinin en iyisini göstermemiz şart” dedi. &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;&lt;strong&gt;Shoah filminin yönetmeni Claude Lanzmann&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Aynı gün TRT Belgesel kanalında yayınlanan ‘Shoah’ belgesel filminin ünlü Fransız yönetmeni Claude Lanzmann’ın rahatsızlığı nedeniyle gelemeyince konuşması Josef Nassi tarafından okundu. Lanzmann göndermiş olduğu konuşmasında belgeselinin, 1985 Fransa ve dünyadaki ilk gösteriminden sonra ilk kez alt yazılı olarak TRT kanalında yayınlanacak olmasından duyduğu memnuniyeti belirtti ve karardan ötürü, TRT’yi kutladı ve filmin Türkçe, Farsça ve Arapçası için girişimde bulunan Aladdin Projesi yetkililerine de teşekkürlerini sundu. &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Lanzmann ayrıca, “Geçen yıl, yine Aladdin Projesi kapsamında, 40 farklı ülkenin politikacıları, akademisyenleri ve aydınlarından oluşan uluslararası bir heyetin katıldığı ve evrensel barış çağrısı niteliği taşıyan bir Auschwitz gezisi düzenlendi. Türk heyetinin katılımcıları arasında, Türkiye Cumhurbaşkanı ve Başbakanı’nın temsilcileri, çok sayıda aydın ve sivil toplum kuruluşlarının değerli üyeleri de bulunuyordu. Pek yakında, 2. Dünya Savaşı sırasında Musevi vatandaşların hayatlarını kurtaran Türk diplomatlarını konu alan Turkish Passport&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;adlı film de farklı gösterimler halinde yayınlanacak”dedi.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Lanzmann, Aladdin Projesi’ne destek veren, ‘önemli Türk aydınlarından’ Topkapı Müzesi Müdürü Prof. İlber Ortaylı’ya, Bahçeşehir Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Enver Yücel’e, Prof. Nilüfer Göle’ye, Doç. Dr. Cengiz Aktar’a, Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Başkan Yardımcısı Cemal Uşşak’a ve Türk Musevi Cemaati Başkanı Sami Herman’ın şahsında cemaat mensuplarına teşekkür etti. Ünlü yönetmen konuşmasını devamında: “(…) Ben Shoah filmini, Holokost’un Yahudiler ve Siyonistlerin bir uydurması olduğunu söyleyenlere ve soykırım inkârcılarına bir cevap vermek ya da haksız olduklarını kanıtlamak için çekmedim. Altı milyon Yahudi erkeği, kadını ve çocuğunun Naziler tarafından katledildikleri gerçeğini ‘kanıtlamak’ Shoah filminin hedefini aşar. Bu gerçeği kendi gözlerinizle görmek için Paris’teki Musevi mezarlıklarında, mezar taşlarındaki fotoğrafların altında yer alan, ‘1942’de ya da 1943’te Auschwitz’te ya da Treblinka’da öldürüldü’ sözlerini okumak yeterlidir. Her mezar taşının ardında aynı dehşetengiz gerçek yer alır: mezarın içi bomboştur, içinde tek bir kemik bile yoktur. Uzun yıllar Polonya’daki nehirlerin ya da göllerin dibini boylamış olan bu insanların külleri, bir mezar taşının üzerindeki basit bir fotoğrafa indirgenmiştir, sanki geride kalanlar bu kayboluşun acımasız gerçeğini kabullenememiş gibi. Karşı konulamayacak, inkâr edilemeyecek ve ebediyete kadar nesilden nesle aktarılacak olan tek kanıt budur. &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;(…)1945’ten bu yana, gerek Avrupa’da, gerekse dünyada bilinçlenme açısından çok uzun bir mesafe kat edildi. 2005 yılında ise; Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 27 Ocak tarihinin tüm dünya tarafından tanınmasını sağlayan ve bugünü ‘Uluslararası Yahudi Soykırımını Anma Günü’ ilân eden kararını açıkladı. Soykırım’ı birebir yaşamamış ya da Holokost’tan alınacak evrensel derslerin önemini kavrayamamış ülkelerde bu anma olgusunun önemini algılayamayan pek çok insan vardı.&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Ama zaman içinde Auschwitz mutlak kötülüğün simgesi haline geldi.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Bugün Türkiye’nin, filmimi bir devlet kanalında yayınlayan bir ülke olması tesadüf değildir. Demokratik devlet modeli ile Türkiye bir örnek teşkil etmektedir. Türkiye’yi kendilerine örnek alacak ülkeler vatandaşlarına Yahudi Soykırımının evrensel gerçeklerini anlatabilirler. &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Son olarak Türkiye’nin, yüzyıllar öncesinden beri Musevi cemaatlerine kapılarını açtığını hatırlatmak isterim. İspanyol ve Portekiz engizisyonundan ya da Alman hükümetinin katliamından kaçan çok sayıda Musevi bu topraklara sığınmıştır.&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Günümüzde Türkiye Musevi cemaati, Ortadoğu’nun en önemli cemaatlerinden biridir’ dedi.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Hahamba&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;ş&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt;ı Rav Haleva:&lt;/span&gt;&lt;span&gt; “Holokost Kurbanlarını tüm dünyada andı&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;ğ&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt;ımız bugün burada ben bu mumu tarihte e&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;ş&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt;i görülmemi&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;ş&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt; bir soykırım ma&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;ğ&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt;durlarının Holokost kurbanlarının aziz ruhlarını taziz etmek üzere sizler adına yakıyorum ve içinde bulundu&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;ğ&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt;umuz bu kutsal mekânda hepimizin Tanrısına avuç açıyor hepimiz adına yakarıyorum: Tanrım dünyamı böylesi bir vah&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;ş&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt;ete bir kez daha tanık olmasın. Anıları mübarek ruhları cennette olsun” &lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;&lt;strong&gt;İstanbul Valisi Hasan Avni Mutlu:&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Maalesef bugün, girilmiş olan Nazi kamplarında karşılaşılan acı tabloları bir kez daha yad ediyoruz&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Günümüze insanların sevgi ve saygı sözcüklerini bilinçsizce kullandıklarını, insanoğlunun kâinatın derinliklerini dinlemeye çalışırken kendi vicdanını duymayı unuttuğunu söyleyerek başladığı konuşmasını şöyle sürdürdü: “Tarihimizde maalesef bu acıları örnekleyebileceğimiz çok hadise var. Ve bunların hepsi insanlığımız adına büyük üzüntü veriyor. Bugün ben de çok üzüntülüyüm. Ve özellikle bu üzüntümüz bugün hepimizi için çok derin. Ve bunu güzel şehrimiz hoşgörünün önemli merkezlerinden biri olduğuna inandığımız İstanbul’da siz güzel dostlar, güzel insanlar hiçbir ayrım içersinde olmaksızın Musevi’si, Hıristiyan’ı, Müslüman’ı farklı din ve milliyetlerden olanlarıyla yürek yüreğe anmak için bir aradayız. &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Bu acının gerçek sahipleri olan Yahudi dostlarımız konuşmalarında bu teşekkürü benden çok daha fazlasıyla ifade ettiler. Evet, maalesef bugün girilmiş olan Nazi kamplarında karşılaşılan acı tabloları bir kez daha yâd ediyoruz. Ben bu katliamlarda soykırımlarda hayatını kaybetmiş olan ağırlıklı olarak Yahudi ve onlarla birlikte Romanlar… Farklı milletlerden, özürlülere ve bunun gibi birçok farklı gruplara gönülden rahmet dileklerimi paylaşmak isterim. Hiçbir suçu olmaksızın sadece taşıdığı kimlik yüzünden yargılanan bu insanların acısını derinden taşıyorum.&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Bir daha böyle acılar insanlığımızın tarihinde asla olmasın ve istiyoruz ki bugün hepimizi bir kez daha tarihimiz adına şuurlanarak, geleceğimiz adına kuracağımız tarih adına daha da şuurlanarak buradan ayrılalım ve gönüllerde barışı daha güçlü kılmak çaba sarf edelim.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Ümit ediyorum ki bu güzel şehir insanlığın sevgi ve sürekli barışın ve huzurun timsali olarak var olmaya devam edecek. Bizler bu topraklarda yaşayanlar, Musevi’si, Hıristiyan’ı ve Müslüman’ı ile bütün farklı milletlerden gelenleriyle el ele, gönül gönüle bir daha insanlığın geleceğinde acı yaşanmaması için işbirliği gönül birliği içerisindeki bu duruşumuzu yüceltmeye geliştirmeye gayret etmeliyiz. Bu güzel anma töreninde bulunmaktan duyduğum üzüntüyü ve gururu bir kez daha paylaşırken hayatını acı olaylarda kaybetmiş olanlara yüce Allahın cennetinde rahmet diliyor geride kalmış bütün değerli Holokost kurbanlarının akrabalarına hayırlı sağlıklı ömürler diliyorum ve özellikle bugün aramızda bulunan değerli Russo’ya bundan sonraki ömründe sağlıklar ve huzurlar diliyor, sizleri sevgi ve saygıyla selamlıyorum. &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span&gt;Dış&lt;/span&gt;&lt;span&gt;iş&lt;/span&gt;&lt;span&gt;leri Bakanlığ&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ını temsilen törene katılan Büyükelçi Ertan Tezgör&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Holokost, insanlığa karşı bir suç olarak gördüğümüz antisemitizmin bir ürünüdür. &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Dışişleri Bakanlığını temsilen törene katılan Büyükelçi Ertan Tezgör bir konuşma gerçekleştirdi. Büyükelçi konuşmasında, “Holokost kurbanlarının belirli bir azınlık mensubu olmaktan başka hiçbir ‘suç’ları bulunmamaktadır. Soğukkanlılıkla oluşturulmuş ve uygulanmış bir plan sonucunda 6 milyon masum insan sistematik bir şekilde öldürülmüş, kasten yok edilme politikasına tabi tutulmuşlardır. Ne yazıktır ki, bu emsalsiz trajedi Avrupa’nın birçok yerinde yönetimlerce ve geniş halk kitlelerince sessizlikle karşılanmış, hatta Yahudilerin toplama kamplarına gönderilmesinde&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;işbirliği yapılmıştır.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;İçinde bulunduğumuz bu yıl, Engizisyondan kaçan İspanyol Yahudileri Sefaradların Osmanlı İmparatorluğuna davet edilmelerinin ve buralarını kendilerine yeni vatan edinmelerinin 520. yıldönümünü oluşturmaktadır. Esasen, Yahudiler bu topraklarda 1492 yılından daha önce de var olmuşlar ve Sefarad Yahudilerinin gelmeleriyle güçlenmişlerdir. Çağdaşlarıyla karşılaştırıldığında olumlu bir hoşgörü örneği teşkil eden Osmanlı’nın sosyal düzeni içinde Yahudiler önemli ve üretken bir halk olmuştur” dedi. &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;İkinci Dünya Savaşı yıllarında Türkiye’nin hedef alınan Avrupa’daki, Yahudilerin ve Türk Yahudilerinin korunması için çaba harcadığını hatırlatan Tezgör, “Türk Pasaportu” adlı belgesel bunu belgelediğini ve Holokost’u genç kuşaklara aktarmakta önemli bir katkıda bulunduğunu söyledi&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Tezgör ayrıca “(…) Holokost, insanlığa karşı bir suç olarak gördüğümüz antisemitizmin bir ürünüdür. Türkiye, Holokost’un hatırlanması ve bundan dersler çıkarılması ile ırkçılık, yabancı düşmanlığı, İslamofobi ve anti-semitizme karşı mücadelede izlemekte olduğu ilkeli siyaseti kararlılıkla sürdürecektir. Bu tutumumuz, karşılıklı anlayış ve&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;hoşgörü ile özgürlük, güvenlik ve demokrasiye olan inancımızdan kaynaklanmaktadır. &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Bu bağlamda, Avrupa’da hükümetler, aydınlar ve kitleler arasında giderek daha yaygın tanınmakta olan İslamofobi ve yabancı düşmanlığı gibi diğer ırkçılık ve ayrımcılık formları üzerinde de daha ciddiyetle durulmasını bekliyoruz. Unutmayalım ki 1492 yılı çerçevesinde bahsettiğimiz engizisyon o topraklardaki Yahudilerle beraber Müslümanların da izlerini silmeyi amaçlamıştır. Nitekim BM’in Holokost Kurbanlarını Anma Günü ihdas etme kararı, aynı zamanda, nerede olursa olsun etnik kökeni ve dini inançları temelinde kişi veya topluluklara karşı tüm dini hoşgörüsüzlük, tahrik, taciz ya da şiddet belirtilerini kınamaktadır. &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;67 yıl önce 27 Ocak günü Nazi toplama kamplarından en büyüğü olan Auschwitz-Birkenau kurtarılmıştır. Bu emsalsiz trajediyi fiziki olarak hatırlatmak amacıyla kurulan Auschwitz Birkenau Müzesinin Vakfı tarafından oluşturulan uluslararası fona katkıda bulunulmakta ve fonun yönetim kuruluna katılınmaktadır. Aynı zamanda Holokost Eğitimi, Anılması ve Araştırılması konusundaki hükümetler arası Görev Gücü faaliyetlerine katılmaktayız. Bu katkılarımız ve katılımlarımız, insan tahayyülünün almakta zorlandığı Şoa’nın bir daha tekrarlanmaması için hatırasının yaşatılması amacını gütmektedir.&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;2004 yılında ülkemizde kitabı yayınlanmış olan Şoa belgeselinin, TRT’de yayınlanacak olmasının da yeni nesiller için bu olayları ilk ağızdan öğrenmeleri için bir vesile teşkil edeceğini düşünüyorum. &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;Sonuç itibariyle, Şoa’nın asla unutulamayacağını vurgularken, tarih boyunca insanlığa karşı işlenmiş bu en vahim suçtan insanlık adına dersler çıkartarak, daha iyi bir gelecek ve barış içinde bir dünya yaratmak için çalışmanın önemini vurgulamak isterim”.&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span&gt;Türk Musevi Cemaati adına konuş&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ma yapan Rita Ender&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;“(…) Ölümler sessizliktir. Ölümler suçtur, ölümler kayıtsızlıktır, ölümler çaresizliktir. Çünkü ölümler hikâyelerden kopar-kopartılırlar; başka adlarla, farklı kelimelerle anılmaya başlanırlar. &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;İşte tam bu noktada, belki de her kelimenin kendi hikâyesi, kendi tarihi olduğu anımsanmalıdır, ‘Holokost’ kelimesinde olduğu gibi. Tüm anlamına gelen ‘holos’ ve&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;yakılmış&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;anlamına gelen ‘kaustos’ kelimelerinin birleşmesinden oluşan ‘Holokost’ terimi, bilindiği üzere yalnızca ölümü simgelemez. Ölümden çok daha kötü şeyleri de anlatır” dedikten sonra 2. Dünya Savaşı yıllarında Yahudilerin yaşadıkları zor şartları, akıl almaz deneyleri, temel hak ve özgürlükleri ellerinden alınan insanların yaşam şartlarını anımsattı ve bunların izlerine hala toplama kamplarında rastlanabileceğini söyledi.&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;“Bir Yahudi iseniz, bunun tekrar yaşanabileceğini bilerek ve bu defa, sizin-ailenizin-tanıdıklarınızın soykırım kurbanı olabileceğini düşünerek sorgularsınız. Sorgulamak yargılamayı, yargılamak bağışlamak fikrini beraberinde getirir.” Ender konuşmasını dini, hukuki ve insani boyutta irdeledi: “Hukukta sorumluluk bilinçle, bilinç suçla, suç pişmanlıkla, pişmanlık afla birlikte değerlendirilir. Bunu göz önünde tutarak Holokost suçlarını değerlendiren önemli bir Fransız hukukçu bir defasında şöyle söylemiştir; “Bu suçlar ne bağışlanabilir ne cezalandırılabilir. Bu suçlar cezalandırılamaz, çünkü işbirliği yapılan milyonlarca insan var. Herkes değil ama çok kişi var. Bunlar bağışlanacak suçlar da değildirler, çünkü bağışlamak mağdurları unutmak demektir” şeklinde konuşmasını tamamladı. &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span&gt;Cemaat Baş&lt;/span&gt;&lt;span&gt;kanı Sami Herman&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Duyarlılık yaratmak için birlikte çaba harcayalım&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;Bir Holokost Kurtulanı ve&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Nobel Edebiyat Ödüllü ünlü Yazar Elie Wiesel’in, ülkemizde de yayımlanmış olan ‘Gece’ isimli yapıtından&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;bir alıntıyla konuşmasına başlayan&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Türk Musevi Cemaati Başkanı Sami Herman ise&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;BM’nin söz konusu kararının amacının yakın tarihte yaşanan çılgınlıktan, vahşetten ders alınması ve benzerlerinin tekrarını önlemek için gereken duyarlılığın eğitim yolu ile sağlanması olduğunu vurguladı. &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;1933 yılından itibaren yükselen ve&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;2. Dünya Savaşı’nda yaşanan Yahudi Soykırımıyla sonuçlanan Nazi ideolojisinin neticelerini aktaran Herman, ‘Uluslararası Dürüstler’ olan Selahattin Ülkümen ve Necdet Kent gibi&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;diplomatlar&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;sayesinde&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;bir çok&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Yahudi’nin kaçınılmaz sondan kurtarılmış olduğunu&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;sözlerine ekledi. &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Herman konuşmasını şöyle tamamladı: “(…) Aynı yaratanın evlatlarımızı olduğumuzu, ayırımcılığın, kin ve nefret söyleminin tehlikelerini, anlatmalıyız. İnsanı sevmeden Tanrı sevgisinin mümkün olmadığını ve hiç bir inancın ve öğretinin, ‘Katletmeyeceksin’ emrini çiğneyemeyeceğini izah etmeliyiz.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Auschwitz’de yakılan çocukların külleri, temerküz kamplarında dökülen kanların oluşturduğu nehirler, insanlığa nefretin yıkıcı, vahşetin bulaşıcı ve insanın içinde sonsuz bir zulüm güdüsü bulunduğunun kanıtı ve yarınlar için bir uyarı olmalıdır.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Tüm insanlar ve insanlık adına “Bir defa daha asla” derken; bu uğurda duyarlılığı yaratmak için birlikte çaba harcayalım”.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;]]&gt;</body><thumbImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_227391_sec.jpg</thumbImage><bigImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_227391_detail.jpg</bigImage><link>http://www.salom.com.tr/news/detail/22739.aspx</link><pubDate>Wed, 01 Feb 2012 12:03:47 GMT</pubDate></item><item><title>Bir politika değişimi mi?</title><description>Geçtiğimiz hafta cuma günü oğlumun yarıyıl tatilinden faydalanarak haftanın son üç gününü İstanbul dışında, dağda geçirme olanağı buldum.Ancak 20. yüzyılın son yeniliklerinden biri olan cep telefonumd</description><body>&lt;![CDATA[&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Geçtiğimiz hafta cuma günü oğlumun yarıyıl tatilinden faydalanarak haftanın son üç gününü İstanbul dışında, dağda geçirme olanağı buldum.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Ancak 20. yüzyılın son yeniliklerinden biri olan cep telefonumdan da ayrılmayı düşünmedim. &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Gazetecilerden gelen birkaç telefon, cemaat üst yöneticileriyle temas kurup bazı sorular sorma arzusunu belirtiyordu. Cuma günü olmasından dolayı kimseye ulaşamayınca soruyu bana yönettiler*.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Nitekim bir gün sonra Habertürk’te yayınlanan bir haberde verdiğim açıklamaya yer verildi.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Çok kısa bir şekilde yayınlanan sözlerim bilmem tam olarak anlaşabildi mi?&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Sorulan soru bir yandan Claude Lanzmann’ın TRT Belgesel Kanalı’nda** beş bölümde gösterilmeye başlanan ‘Shoah’ belgeseliyle; diğer yandan Can Bonomo adlı Yahudi dinine mensup bir sanatçının Eurovision’a seçilmesiyle; Türk hükümeti İsrail’e bir BARIŞ ÇUBUĞU mu uzatmıştır?&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Gerçekten şok bir soru ve çoğu zaman olduğu gibi Yahudilik ile İsrail Devletini, Türk Yahudi’si ile İsrailliyi birbirine bulaştıran ve karıştıran bir düşüncenin ürettiği bir soru!&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;2005 yılında Birleşmiş Milletler insanlık tarihinin en karanlık mekanlarından biri olan, Nazilerin çoğunluğu Yahudi milyonlarca insanı öldürdüğü ve yaktığı Auschwitz-Birkenau Ölüm Kampı’nın Ruslar tarafından ele geçirme tarihi olan ‘27 Ocak’ tarihini ‘Uluslararası Yahudi Soylarım Kurbanlarını Anma Günü’ ilan etti. Türkiye Dışişleri Bakanlığı da bu karara Türk Devleti adına imza attı.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Bu imzanın gereklilerini yerine getirmek için genç nesillere bu insanlık trajedisini anlatmak ve aktarmak gerekiyordu. Ancak belirtmem gerekir ki Türk Musevi Cemaati Başkanlığı görevini yürüttüğüm yıllar başta olmak üzere uzun yıllar konuyla ilgili etkinlikler Türk Musevi Cemaati Yönetimi tarafından gerçekleştirmeye çalışılmış ancak yapılan faaliyetler arzulanan seviyeye kesinlikle ulaşmamıştır.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;İki yıl önce Aladdin Projesi’nin müdürü Abe Radkin ve Shoah filminin yönetmeni Claude Lanzmann ülkemize gelip bunun TRT kanalında gösterilmesi için çalışmalar yaptıklarında itiraf etmeliyim ki bu projenin gerçekleşmesinin hiç de kolay olmayacağı inancındaydım.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Ne mutlu ki yanılmışım. TRT’nin Belgesel kanalı olması da önemli değil.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Shoah filminin ülkemizde gösterilmesi hem Dışişleri hem de Türk Devleti’nin bu karara imza atarken konuyla ilgili olumlu düşüncelerinin bir göstergesini teşkil etmektedir.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;En önemlisi de Avrupa’da birçok ülkede Türk karşıtlığı yaşanırken, genç Türk neslinin (ülkemizde veya Avrupa’da yaşayan) bu olayı ayrıntılarıyla bilmesi çok önemli bir bilgidir, bir kültürdür. &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Bu önemli adımın şu anda ‘alt düzeyde’ olan Türkiye-İsrail ilişkileriyle bir ilişkisi olduğunu düşünemiyorum.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Can Bonomo, genç bir sanatçı. İzmirli, yaşamını İstanbul’da sürdürüyor.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Çalışmasıyla, hırsıyla, müziğiyle ülkemizin sanat dünyasında kendisine bir yer edinmeye çalışan bir müzisyen. TRT farklı yönleriyle Can’ı Eurovision’da ülkemizi temsil etmesi için seçiyor. Bu seçim yapılırken Can Bonomo’nun Yahudi dinine mensup olduğu biliniyor muydu?&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Eğer bilinmesine rağmen hakkı olduğu için seçildiyse ne mutlu bize ki bir kamu kurumu hiçbir ayırım yapmadan bu genci ülkemizi temsil etmek üzere seçmiştir. Yahudiliği Can için pozitif bir ayrımcılık teşkil etmişse -beni rahatsız eder- bu da Türkiye’mizdeki bazı gelişmelerin gözler önüne serilmesine rağmen Türkiye-İsrail ilişkilerinin düzelmesi açısından pek bir fayda sağlanamamaktadır.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Ancak her iki olay da asırlardan beri bu ülkede yaşayan ve kendilerini &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Türk toplumunun bir parçası olarak gören Türk Yahudilerinin kamu kuruluşları&amp;nbsp; hükümet ve devlet tarafından DAHA EŞİT görebileceklerinin birer kanıtı olduğu görüşünde olduğumu belirtmek isterim.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;* Cemaat sözcülüğü görevini üstlendiğim (2000-2004) dönemle, cemaat başkanlığı görevini sürdürdüğüm (2004-2010) yıllar boyunca cep telefonum sayısız ulusal ve uluslararası basın mensuplarında mevcut idi ve isteyenler her aradıklarında bana ulaşabilirlerdi.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;** TRT Belgesel Kanalı, Digitürk 190. kanaldan yayın yapıyor. ‘Shoah’ filmi 26 Ocak gününden itibaren beş hafta boyunca, Perşembe akşamı 22:00-24:00 saatleri arasında yayınlanacak.&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;]]&gt;</body><thumbImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_227351_sec.jpg</thumbImage><bigImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_227351_detail.jpg</bigImage><link>http://www.salom.com.tr/news/detail/22735.aspx</link><pubDate>Wed, 01 Feb 2012 11:42:34 GMT</pubDate></item><item><title>Gaziantep’te unutulan Yahudi mirası</title><description>“Otu çek, köküne bak” derlermiş… Çocuklarına kökenlerine dair bilgi bırakma çabası içinde araştırmalara başlayan Özkul Arkadaş, bu çalışmalar sonucunda çok arzu ettiği Gaziantep Sinagogu’nun onarılması için sık sık şehri ziyaret ederek etkin rol alıyor.</description><body>&lt;![CDATA[&lt;div&gt;“Otu çek, köküne bak” derlermiş… Çocuklarına kökenlerine dair bilgi bırakma çabası içinde araştırmalara başlayan Özkul Arkadaş, bu çalışmalar sonucunda çok arzu ettiği Gaziantep Sinagogu’nun onarılması için sık sık şehri ziyaret ederek etkin rol alıyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;‘Arkadaş Levi’ ailesi Gaziantep kökenlilerin aşina oldukları bir soyadı. Rav Büyükbaba Arkadaş’ın ardından oğulları da 1960 yılından sonra Rav olarak görev almışlar. Rav Moşe Arkadaş Levi’nin küçük oğlu olan Özkul Arkadaş, gönül borcunu Gaziantep Sinagogu’nun onarımında çaba sarf ederek ödüyor. &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;Kaç yılına kadar Gaziantep’te ya&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ş&lt;/span&gt;&lt;span&gt;amaya devam ettiniz? &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;1979 yılına kadar oradaydık. Gaziantep’in Yahudi yerleşimi bin yıla yakın bir tarihtir. Şehirde biri küçük biri büyük olmak üzere iki sinagog vardı.&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Şehirde herkes birbirini tanırdı, bizler oradan ayrılana kadar 130 kişi kadar bir Yahudi nüfusu vardı. Günümüzde hiç Yahudi kalmadı. 1978 yılında beraber büyüğümüz üç arkadaş askere gittik ve şehre geri dönmedik. Ülkenin o dönemki anarşik durumu göçe neden oldu.&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Aralarında üç kardeşimin de bulunduğu büyük bir çoğunluk İsrail’e göç etti. İstanbul’a gelen aile sayısı çok az… &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;Gaziantep Sinagogu’nun restorasyonu ile u&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span&gt;ğ&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ra&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ş&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ıyorsunuz. Kaç yıllık bir sinagog?&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Bizdeki kayıtlar, sinagogun üzerindeki bir taştan anladığımız kadarı ile (şu anda kayıp olan taşı emniyet güçleri aranıyor) orada son tadilat 243 yıl önce yapıldı.&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Şehir kayıtlarına bakıldığında ise 800 yıllık bir sinagog olduğu anlaşılıyor. Dönemin padişahının sinagogun açılmasına dair vermiş olduğu fermanı da bulamıyoruz. &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Şehirden tüm Yahudiler ayrılınca sinagog bakımsız kaldı, yıkıldı. Duvarları çöktü. Şehrin şimdiki Belediye Başkanı Asım Güzelbey, bizlerle birlikte büyümüş bir kişi, ananelerimizi, geleneklerimizi ve göreneklerimizi çok iyi bilir.&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Şabat günleri gelip ocağımızı, sobamızı yakardı, o kadar yakındık. 14 yıl önce, henüz resmi herhangi bir görevi yok iken şehirde bir Yahudi tarihinin bilinmesi, görülmesi için sinagogun restorasyonuna önayak oldu. O dönem de Muammer Güler Gaziantep Valisi, Celal Doğan Belediye Başkanı idi. 1998 yılında Vali Güler ve Başkan Doğan çok ciddi uğraşılar sonucunda sinagogun onarımı için gerekli maddi kaynağı sağladılar. Vali Güler’in başka şehre tayin edilmesiyle proje askıya alındı. Ancak Asım Güzelbey, bu işin peşini hiç bırakmadı ve irtibatımız hiç kesilmedi. Son dört yıldır Belediye Başkanı Güzelbey’in şehirdeki semavi dinlerin eski eserlerini yeniden topluma kazandırılması yönündeki çalışmaları kapsamında proje yeniden gündeme geldi.&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Başkan, Yahudi eski yerleşim bölgesi olan Su Burcu’ndaki sadece sinagogun onarılmasını değil civarının da güzelleştirilerek tarihi değerinin kazandırılmasını istiyor. &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Restorasyon projesine göre ilk taşlar 2010 yılında koyulacaktı, ancak bir kez daha politik hareketler engel oldu. Uğraşlar sonucunda ihaleye çıkarılarak, çalışmalar başlatıldı. 2012 yılının haziran ayında restorasyonun tamamlanarak Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne teslim edilmesi bekleniyor.&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Çalışmalar çok hızlı ilerliyor. Sinagog bir müzeye dönüştürülecek. Bunun içinde bazı objeleri toparlamaya çalışıyoruz.&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Sene de bir kere oraya giderek dua yapılır. Bu vesileyle ellerinde fotoğrafları olan, bilgilerini paylaşmak isteyenlere ulaşmaya çalıştığımızı da belirtmek istiyorum. Naim Güleryüz’ün de Gaziantep hakkında bir kitap çalışması olduğunu bilgisine sahibiz. &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;İ&lt;/span&gt;&lt;span&gt;stanbul’da ya&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ş&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ayan Gazianteplilerle irtibat halinde misiniz? &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Hepsi ile görüşüyoruz, bu çalışma onları da çok heyecanlandırıyor. 1999 yılında, Arkadaş, Tavaşi, Bilmen ailelerinden 32 kişilik bir grup, Gaziantep’e üç günlük bir tur yaptık. Herkes çocuklarına torunlarına yaşadıkları evleri gösterdi.&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Yerel halktan sıcak ilgi gördük. &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Gaziantep Liselilerin günü vardı. Buradan birkaç kişi toplanarak gittik. O kadar sıcak karşılandık ki, nereye oturtacaklarını bilemediler. Sıra arkadaşlarımızdan kimisi bakan, kimisi milletvekili olmuş, bizleri özlemle sevgiyle kucakladılar. Yöre halkı bu denli sıcakkanlı. &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Gerçek Antepliler olaylar neticesinde Yahudilerin şehirden göçmesinden üzüntü duyuyorlar. 1978-1979’da saldırılar oldu, evler, işyerleri yakıldı, söylemler, silahlı saldırlar vs… &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;O yıllarda babam ne yapılması gerektiği konusunda Hahambaşılığa yazılı müracaat etmiş. &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;Tarihte kalabalık bir Yahudi nüfusa sahip olan Gaziantep’in ailelerinin isimleri neler?&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Arkadaş Levi, Bildirici, Franko Bilmen, Özsezikli, Duşi, Nihmet. İsrail’e göç edenler arasında ise Eşkenazi, Seven, Kilisli olmalarına rağmen&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;kökenleri Antepli olan Kohen Lord lakaplı, Tavaşiler… &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;Tarihte Gazinatep Yahudilerini anlatan yazılı kayıt var mı?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Şehirden tüm Yahudiler ayrılırken son ayrılanlardan olan Rav dedem belgeleri İsrail’e giderken yanında götürdü diye tahmin ediyorum. Hiçbir kayda ulaşmıyoruz. Tesadüfen teyzemin kocasının günlüğünde 3-4 sayfa bulduk, o da çok kısıtlı bilgi. &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;Mezarlıklar tarihi anlatan kalıntılardır. &lt;/span&gt;&lt;span&gt;Ş&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ehirdeki Yahudi Mezarlı&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ğ&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ı’nın durumu nedir? &lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Şehir Mezarlığı’nın içinde olan Yahudi Mezarlığı’nın duvarları Yakup Bilmen tarafından yeniden yaptırıldı. Kapısına kilit konuldu. Böylece mezarların ve taşların daha fazla tahrip edilmesinin önleneceğini zannediyorum. Daha önceleri şehirde bulunan yüzlerce yıllık mezarlık maalesef yok oldu. &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;Bölgedeki Yahudi kalıntıları ile ilgili ba&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ş&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ka çalı&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ş&lt;/span&gt;&lt;span&gt;malar olacak mı? &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Kilisli bir avukat ile tanıştım. Orada bir sinagog olduğu bilgisine ulaştım. Vakıflar Bölge Müdürlüğü oranın tadilatını da gündeme aldı. Kilis’e gittim ancak sinagogun kapıları kapalı olduğu için içeri giremedim. Sinagogun&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;taş duvarları duruyor. &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span&gt;Türkiye Sinagogları / Naim Güleryüz - &lt;/span&gt;&lt;span&gt;İ&lt;/span&gt;&lt;span&gt;zzet Keribar&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Özellikle Halep’ten gelen Yahudiler tarafından oluşturulan Gaziantep Yahudi Cemaati, Osmanlı yönetimi boyunca dinî açıdan Halep Hahambaşılığı’na bağlı olarak varlığını sürdürmüştür. Gezgin Vital Cuinet 1880’li yıllarda Ayintab (Gaziantep) kazası Yahudi nüfusunu 857 olarak vermekte ve kentte bir sinagogun mevcut olduğunu belirtmektedir. Kent Yahudi nüfusu 1945’te 327’ye, 1965’te 152’ye düşmüştür. Özellikle 1975’de başlayan göçler sonucu da 1980’li yıllardan sonra kentte yerleşik Yahudi kalmamıştır.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Yüksek cepheli duvarlar arkasında, ortak bir avlu etrafına yerleştirilmiş ana ibadet mekânı, midraş ve yeşiva’sı ile bir kompleks teşkil eden Gaziantep Sinagogu’nun 10. yüzyılda inşa edildiği sanılmaktadır. Sinagogla ilgili iki İbranice kitabeden biri 1776, Gaziantep Müzesi’nde bulunan diğeri ise 1878 tarihini taşımaktadır. Bunlar muhtemelen tadilat veya tamirat tarihleridir.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Geleneksel Güneydoğu Anadolu yöresel özelliklerini taşıyan sinagog kesme taştan inşa edilmiş olup ana giriş kapısı ve Ehal’de iki renk kesme taş işçiliği görülmektedir. Ehal yarım daire kesitli olup Teva ortada ve sabittir. Azara ise yukardadır. Oturma yerleri olmayan sinagogda yerde halılar üzerinde oturulduğu söylenmekle beraber daha ileriki yıllara ait fotoğraflarda iskemleli oturma düzeni görülmektedir. Avluda, sekizgen bir havuz ve bodrum katında bir cenazelik bulunmaktaydı. Bina halen metruk ve harap durumda olup, 2000 yılında Gaziantep Valiliği tarafından planlanan restorasyon ve müzeye dönüştürülme projeleri gerçekleşmemiştir.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;]]&gt;</body><thumbImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_227371_sec.jpg</thumbImage><bigImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_227371_detail.jpg</bigImage><link>http://www.salom.com.tr/news/detail/22737.aspx</link><pubDate>Wed, 01 Feb 2012 11:51:17 GMT</pubDate></item><item><title>İzmir Kültür Derneği İstanbullu gençleri ağırladı</title><description>Yıldırımspor Kulübü, Göztepe Kültür Derneği ve Dostluk Yurdu Derneği’nin gençlik kolları, her sene geleneksel olarak düzenledikleri İzmir Kültür Derneği ziyaretine 20-22 Ocak tarihlerinde bir yenisini ekledi</description><body>&lt;![CDATA[&lt;div&gt;Yıldırımspor Kulübü, Göztepe Kültür Derneği ve Dostluk Yurdu Derneği’nin gençlik kolları, her sene geleneksel olarak düzenledikleri İzmir Kültür Derneği ziyaretine 20-22 Ocak tarihlerinde bir yenisini ekledi&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;İzmir’de kaldıkları iki gün boyunca İzmir Kültür Derneği gençliğiyle tanışma fırsatı bulan İstanbullu gençler oldukça yoğun ve eğlenceli zaman geçirdiler. Cuma akşamı, İzmirli arkadaşlarıyla şabat yemeğinde buluşan gençlerin kimisi eski arkadaşlarıyla hasret giderme şansı bulurken kimileri de yeni insanlarla tanışma fırsatını değerlendirdi. İzmir Kültür Derneği’nin gerçekleştirdiği tanışma amaçlı faaliyetin ardından, hep birlikte İzmir’in ünlü Kordon sahilinin keyfini çıkardılar. Organizasyonda gençlere kişisel gelişim ve Yahudilik tarihi konulu seminerler verilirken eğlenceli etkinlikler de yapıldı. Cumartesi sabahı alışılagelmişin dışında biraz soğuk bir İzmir’le karşılaşan gençler doğru derneğin yolunu tuttu. 3 saat boyunca çok eğlenceli skeçler ve canlandırmalarla toplum sorunlarına değinildikten sonra Şalom Gazetesi yazarlarından Avram Ventura, anlattığı öykülerle günümüzü bağdaştıran eğitici bir söyleşi gerçekleştirdi. Kendisine yöneltilen soruları cevaplayan Ventura, öykülerden ne gibi dersler çıkarılabileceğini paylaştı. Daha sonra Dostluk Yurdu Derneği gençleri diasporadaki Yahudilerle ilgili eğlenceli bir faaliyet gerçekleştirdi. Son olarak da Göztepe Kültür Derneği gençleri tarafından hazırlanan kronolojik sıra oyunu dört dernek tarafından oynandı. Gençlerin İzmir’de bulunduğu süre boyunca en çok eğlendikleri zaman olan Cumartesi akşamı ise büyük bir grup İzmir’in en ünlü lokantalarından La Cigale’de güzel bir akşam yemeği yerken, bazıları ise Kordon’da yemek yemeyi tercih etti. Gecenin ilerleyen saatlerinde gençler, Kordon ve Kıbrıs Şehitleri Caddesi olmak üzere iki farklı güzergâhta İzmirlilerle birlikte eğlendiler. Bu güzel organizasyonun son gününde yine herkes sabahtan dernek lokalinde toplandı. İlk olarak Yıldırımspor gençlerinin hazırladığı sunum dinlendikten sonra Arap-Yahudi kardeşliğiyle ilgili bir film gösterildi. Öğlen molasında sunulan meşhur İzmir boyozları İstanbul’lu gençler tarafından afiyetle yenildikten sonra son olarak yine Göztepe Kültür Derneği’nin hazırlayıp sunduğu slayt gösterisi izlendi. Akşamüstü saatlerinde ise gençler biraz stres atmak ve son zamanlarını İzmir’li arkadaşlarıyla güzelce geçirebilmek için bir eğlence merkezinin yolunu tuttu. Öncesinde birbirlerine ödüllerini sunan gençler, bu organizasyonda 4 dernek olarak çalışıp kardeşçe bir tutum sergilediler. Göztepe Kültür Derneği Gençlik Kolu Başkanı Rami Çaves, “ Öncelikle İzmir Kültür Derneği’ne teşekkür ederiz. Gerçekten dört gençlik derneği olarak burada çalışmak çok büyük bir keyif. İnşallah her sene daha güzelini yaparız” diye konuşurken, Yıldırımspor Gençlik Kolu Başkanı Eli Bensusan ise duygularını, “İzmir Kültür Derneği’nin bizi ağırlaması ve misafirperverlikleri için çok teşekkürler. Ayrıca bir bütün olduğumuzu unutmayarak bu proje için günlerce beraber çalıştığımız Göztepe Kültür Derneği’ne ve Dostluk Yurdu Derneği’ne de ayrıca teşekkür etmek isteriz. Her şey çok güzeldi” diyerek dile getirdi. &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;]]&gt;</body><thumbImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_227431_sec.jpg</thumbImage><bigImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_227431_detail.jpg</bigImage><link>http://www.salom.com.tr/news/detail/22743.aspx</link><pubDate>Wed, 01 Feb 2012 12:17:50 GMT</pubDate></item><item><title>İYD Hanımlarından Mayer ve Kohen’e teşekkür</title><description>25 Ocak Çarşamba günü İhtiyarlara Yardım Derneği’nde Dernek Başkanı Janet Mayer ve Hanımlar Kolu Başkanı İda Kohen’e iki yıllık görevlerini başarıyla tamamladıklarından dolayı derneğinin gönüllü hanım</description><body>&lt;![CDATA[&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;25 Ocak Çarşamba günü İhtiyarlara Yardım Derneği’nde Dernek Başkanı Janet Mayer ve Hanımlar Kolu Başkanı İda Kohen’e iki yıllık görevlerini başarıyla tamamladıklarından dolayı derneğinin gönüllü hanımları bir teşekkür günü düzenlendiler. Gönüllü hanımlar 2009-2011 döneminde Janet Mayer’e ve İda Kohen’e başkanlıkları süresince yaptıkları özverili çalışmalarından dolayı minnetlerini sundular. Janet Mayer Halkla İlişkiler Komisyonu’ndan plaketini alırken “dönemim süresince arkamda değil hep yanımda olduğunuzu hissettirdiniz. Bu iki yıl boyunca güzel şeyler yaptıksak birlikte yaptık” dedi. Ardından sözü alan Hanımlar Kolu Başkanı İda Kohen, Sağlık Komisyonu, Pansiyoner Kabul ve Anket Komisyonu, Giyim ve Depo Sorumlusu, Terapi Komisyonu, Sosyal Dayanışma Komisyonu, Gezi Eğlence Komisyonu, Ziyafet ve Catering Komisyonu, Halkla İlişkiler Komisyonu ve Bonbonyer Komisyonuna gösterdikleri destek için teşekkür etti. Kohen, yeni seçilecek 2011-2013 dönemi başkan ve yardımcılarına iyi dilek temennisinde bulundu. İYD Catering’in mutfağında hazırlanıp sunulan sabah kahvaltısından sonra gönüllü hanımlar dernekteki görevlerine geri döndüler.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;]]&gt;</body><thumbImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_227441_sec.jpg</thumbImage><bigImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_227441_detail.jpg</bigImage><link>http://www.salom.com.tr/news/detail/22744.aspx</link><pubDate>Wed, 01 Feb 2012 12:20:14 GMT</pubDate></item><item><title>YSK’da transformal nefes deneyimi devam ediyor</title><description>Yıldırımspor Kulübü’nün bir süredir sürdürdüğü seminerler tüm hızıyla devam ediyor. 7 Şubat Salı günü eğitmen Alegra Benardete eşliğinde YSK lokalinde bir yenisinin gerçekleşeceği transformal nefes se</description><body>&lt;![CDATA[&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Yıldırımspor Kulübü’nün bir süredir sürdürdüğü seminerler tüm hızıyla devam ediyor. 7 Şubat Salı günü eğitmen Alegra Benardete eşliğinde YSK lokalinde bir yenisinin gerçekleşeceği transformal nefes seminerlerinde katılımcılar, nefeslerini verimli şekilde kullanmayı öğrenip hayatlarına katma fırsatı bulacaklar. Transformal Nefes, nefes sistemindeki blokajlarda açılım sağlayarak, oksijenin vücutta kesintisiz dolaşımını sağlayan, kişide fiziksel, zihinsel ve duygusal bütünlük yaratan en etkili nefes tekniğidir. Söz konusu deneyimi yaşamak isteyenlerin dernek sekreterliğini arayarak rezervasyon yapmaları gerekmektedir.&lt;?xml:namespace prefix =" o" ns =" "urn:schemas-microsoft-com:office:office"" /&gt;&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;]]&gt;</body><thumbImage>http://www.salom.com.tr/content/images/72_52.gif</thumbImage><bigImage>http://www.salom.com.tr/content/images/320_215.gif</bigImage><link>http://www.salom.com.tr/news/detail/22745.aspx</link><pubDate>Wed, 01 Feb 2012 12:25:02 GMT</pubDate></item><item><title>YSK basket takımlarının başarıları devam ediyor</title><description>Yıldırımspor alt yapı Yıldız Genç A Takımının İstanbul Basketbol Liginde başarıları doludizgin devam ediyor. Genç Takım Playoff grup maçlarını namağlup lider olarak bitirerek Final Four’a kaldı.Playof</description><body>&lt;![CDATA[&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Yıldırımspor alt yapı Yıldız Genç A Takımının İstanbul Basketbol Liginde başarıları doludizgin devam ediyor. Genç Takım Playoff grup maçlarını namağlup lider olarak bitirerek Final Four’a kaldı.Playoff maçlarında alınan sonuçlar:&lt;?xml:namespace prefix =" o" ns =" "urn:schemas-microsoft-com:office:office"" /&gt;&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Yıldırımspor - Pamukspor: 83&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;-63&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Yıldırımspor - Bahçeşehir Ant.&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;: 55 - 53 &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Yıldırımspor - İst.Düp.Tk : 74 - 60&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Yıldırımspor - Çağdaşlar; 72 - 58&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Yıldırımspor - Ataşehir Yıl. : 64 - 50&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;Final Four’a kalan ilk iki takım seneye üst ligde oynama hakkı kazanacak ve Genç Erkek Türkiye Şampiyonası’na gitme hakkına sahip olacak. A Takımın’ın ilk grup maçları ise devam etmekte. Takım, namağlup ünvanını koruyarak hedefe doğru emin adımlarla devam ediyor. Son iki yılın şampiyonu olan takım üst üste üçüncü kez şampiyon olmak için çalışmalarını sürdürüyor.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;]]&gt;</body><thumbImage>http://www.salom.com.tr/content/images/72_52.gif</thumbImage><bigImage>http://www.salom.com.tr/content/images/320_215.gif</bigImage><link>http://www.salom.com.tr/news/detail/22746.aspx</link><pubDate>Wed, 01 Feb 2012 12:26:06 GMT</pubDate></item><item><title>‘Son’da tanıdık bir sima Philip Arditti</title><description>Yapımcılığı Ay Yapım’ın üstlendiği, yönetmenliğini Uluç Bayraktar’ın yaptığı, atv’de pazartesi akşamları yayınlanan ve Nehir Erdoğan, Yiğit Özşener, Berrak Tüzünataç, Engin Altan Düzyatan ile Ercan Ca</description><body>&lt;![CDATA[&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Yapımcılığı Ay Yapım’ın üstlendiği, yönetmenliğini Uluç Bayraktar’ın yaptığı, atv’de pazartesi akşamları yayınlanan ve Nehir Erdoğan, Yiğit Özşener, Berrak Tüzünataç, Engin Altan Düzyatan ile Ercan Can’ın&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;başrollerini paylaştıkları “Son” adlı dizide oyuncu Philip Arditti de rol alıyor. Arditti, dizide İranlı Majid karakterini canlandırıyor.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;]]&gt;</body><thumbImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_227471_sec.jpg</thumbImage><bigImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_227471_detail.jpg</bigImage><link>http://www.salom.com.tr/news/detail/22747.aspx</link><pubDate>Wed, 01 Feb 2012 12:26:51 GMT</pubDate></item><item><title>Karmen Arditti vefat etti</title><description>  Ekonomi Sayfası’nda “Göz Ucuyla” adlı köşesinde yazılarına yer verdiğimiz Ralf Arditti’nin annesi Karmen Arditti vefat etti. Karmen Arditti, 24 Ocak Salı günü son yolculuğuna uğurlandı. Ailesine ve </description><body>&lt;![CDATA[&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Ekonomi Sayfası’nda “Göz Ucuyla” adlı köşesinde yazılarına yer verdiğimiz Ralf Arditti’nin annesi Karmen Arditti vefat etti. Karmen Arditti, 24 Ocak Salı günü son yolculuğuna uğurlandı. Ailesine ve sevenlerine başsağlığı dileriz. &lt;?xml:namespace prefix =" o" ns =" "urn:schemas-microsoft-com:office:office"" /&gt;&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;]]&gt;</body><thumbImage>http://www.salom.com.tr/content/images/72_52.gif</thumbImage><bigImage>http://www.salom.com.tr/content/images/320_215.gif</bigImage><link>http://www.salom.com.tr/news/detail/22749.aspx</link><pubDate>Wed, 01 Feb 2012 12:30:51 GMT</pubDate></item><item><title>,</title><description>.</description><body>&lt;![CDATA[&lt;div&gt;.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;p&gt;.&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;]]&gt;</body><thumbImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_228031_sec.jpg</thumbImage><bigImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_228031_detail.jpg</bigImage><link>http://www.salom.com.tr/news/detail/22803.aspx</link><pubDate>Thu, 02 Feb 2012 09:59:49 GMT</pubDate></item><item><title>Twitter: Yalla habibi!</title><description>Siber dünyada hızla kredisi artan, kimilerinin ‘micro-blog sitesi’ dedikleri Twitter.com sağdan sola yazılan Arapça olarak da İnternet meraklılarının hizmetine girdi.
Şirket, Arapçadan sonra İbranice</description><body>&lt;![CDATA[&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Siber dünyada hızla kredisi artan, kimilerinin ‘micro-blog sitesi’ dedikleri Twitter.com sağdan sola yazılan Arapça olarak da İnternet meraklılarının hizmetine girdi.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Şirket, Arapçadan sonra İbranice, Frasça ve Urduca için de hazırlıklarını tamamlamak üzere olduklarını açıkladı.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Son zamanlarda Twitter’de en çok ses çıkaran millet Mısırlılar oldu.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;En çok kullandıkları kelime ne dersiniz?&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Elbette ki devrimin ve Arap Baharı’nın mihenk taşı ‘Mısır’.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Yukarıdaki resimde Twitter sayfasından alınan ‘en çok hangi kelime hangi bölgede kullanılmış’ haritasında ‘Mısır’ kelimesinin Arapça yazılışı ile karşılaştırılmasını görüyorsunuz.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Halen latin harfleri ile ‘Mısır’ daha yoğun gibi ama Arapçası hızla arayı kapatıyor.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Twitter’in Arapça olmasında en büyük rolü Suudi Prens Alwaleed Bin Talal oynadı, Suudi Krallığı Holdingi’nin Yönetim Kurulu Başkanı Prens, Twitter firmasına bir defa da tam 300.000 dolar yatırdı! &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;]]&gt;</body><thumbImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_228111_sec.jpg</thumbImage><bigImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_228111_detail.jpg</bigImage><link>http://www.salom.com.tr/news/detail/22811.aspx</link><pubDate>Fri, 03 Feb 2012 16:20:24 GMT</pubDate></item><item><title>Tiyatro sahnesinden televizyon ekranına yetenekli bir isim: ROZET HUBEŞ</title><description>Rozet Hubeş; tiyatrocu, seslendirme sanatçısı, sinema ve dizi oyuncusu. İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi Fransız Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun ve Belediye Konservatuarı, Tiyatro bölümünü bitirdi. 21 yıldır Şehir Tiyatroları kadrosunda yer alan sanatçı atv’nin ilgi çeken dizisi ‘Hayat Devam Ediyor’da Kudret karakterini canlandırıyor. Kendisiyle oyunculuğu ve tiyatro geçmişi üzerine bir söyleşi yaptık</description><body>&lt;![CDATA[&lt;div&gt;Rozet Hubeş; tiyatrocu, seslendirme sanatçısı, sinema ve dizi oyuncusu. İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi Fransız Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun ve Belediye Konservatuarı, Tiyatro bölümünü bitirdi. 21 yıldır Şehir Tiyatroları kadrosunda yer alan sanatçı atv’nin ilgi çeken dizisi ‘Hayat Devam Ediyor’da Kudret karakterini canlandırıyor. Kendisiyle oyunculuğu ve tiyatro geçmişi üzerine bir söyleşi yaptık&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;Rozet Hanım, uzun yıllardır oyunculuk yapıyorsunuz. Ama bu dizi bir anda çok popüler oldu; ilgi çekti. Hayatınızda bir değişiklik yarattı mı? &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Yaptı tabii ki. Televizyon geniş kitlelere ulaşabilen bir araç. Her ne kadar 25 yıllık profesyonel bir tiyatro geçmişim olsa da, bazı dizilerde oynamış olsam da belli çevrelerde bilinirdim. &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;Sık sık dizilerde yer alan bir sanatçı değilsiniz. Sizin bu kadroya katılmanız nasıl oldu? &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Benim dizi yaptığım zamanlarda televizyon bu kadar yaygın değildi. Yaygınlaştığındaysa tiyatro ve provalar o kadar çok zamanımı alıyordu ki birçok teklifi geri çevirmek zorunda kalmıştım. Bu sene büyük tesadüf provamın olmamasıydı. Gelen iki tekliften biri ‘Hayat Devam Ediyor’ oldu. İlk beş bölüm İstanbul dışında çekilecekti. Bu da iki ay gibi bir süreye denk geliyordu. Ama dizinin konusunu çok beğenmiştim. Tek tereddüdüm evden, ailemden bu kadar zaman uzak kalmaktı. Ama eşimin desteği burada önemli bir rol oynadı. Az değil, iki ay kadar gittim geldim. Ama şimdi gerek profesyonel gerekse kendi çevremden aldığım tepkiler beni çok mutlu ediyor. &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;Kudret Bakırcı karakteri genç yaşta amcasının oğlu ile evlendirilmiş sonra üzerine kuma getirilmiş,&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;öfkeli bir kadın. Sizin kendi görüşünüz nedir? Onun yaptıklarını haklı buluyor musunuz? &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Meslek hayatım boyunca çok çeşitli oyunlarda çok farklı rollerde görev aldım. Genelde orta ve üst sınıf kadınlarına dair rollerdi. Ben de doğal olarak hep merak ederdim acaba köy kökenli bir kadını nasıl oynarım diye. Kısmet Kudret Bakırcı rolüneymiş. Kudret, doğulu bir kadın. Onu düşündüğümde doğduğu coğrafya geliyor aklıma. Kıraç topraklar, zorlu iklim şartları, geçit vermez yalçın dağlar… Kudret de tıpkı oraları gibi güçlü ve yılmaz.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Kudret aynı zamanda acılı bir kadın. Çünkü çok küçük yaşta hem yetim hem öksüz kalmış, hem de üzerine kuma getirilmiş. Bildiği tek erkek olan kocasını sevmiş. Hem de çok sevmiş. Ona tam dört çocuk vermiş. O yokluklar içinde ailesi için çalışmış, dininmiş, elinden geleni yapmaya çalışmış. Ama tüm bunların hediyesi kocasının üzerine bir başka kadın getirmesi olmuş. &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Keşke o da okuyabilseydi. Şartları bizler gibi olabilseydi. O zaman her şey farklı olabilirdi. Bağırlarına taş basıp, çocuklarını alıp, ayrılıp, çalışabilir ve kendine hayatta başka bir yol tutturabilirdi. Ama ne yazık ki bu koşulların hiçbirine sahip değildi. O evin içinde yaşamak zorundaydı. O evde kalmış kalmasına ama boyun eğmemiş, durumu kabullenmemişti. Nasıl kabullensin ki? Karşısında her saat “Kocan seni sevmiyor, beni seviyor. Kocan benimle mutlu, beni seçti. Her gece benimle aynı yatakta yatıyor” diye bağır bağır bağıran bir kadın var.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Kudret de kendi çözümlerini bulmuş. Ama bu çözümler doğru mu? Nereden baktığınıza, onun şartlarını göz önüne almanıza bağlı. Eline yıllar sonra büyük bir fırsat geçiyor ve bunu kullanıyor. Tabii sonra da olayların devamı geliyor.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Elbette Kudret’in yaptıklarını doğru bulmuyorum. Hatta Rozet olarak kimi zaman kızıyorum bile. Ama senaryo böyle, yazarlar Kudret’i böyle hayal ediyorlar. Benim işim yazılanları en iyi şekilde oynamak. Ne şanslıyım ki Kudret’in kaderini yaşamıyorum, sadece O’nu oynuyorum. &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;Şive sorununu nasıl çözüyorsunuz?&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Doğu şivesi hiç kolay değildir. Sözcükler farklı tonlarda kullanılır ve melodisi daha değişiktir. Şive için epey çalıştım. Doğulu arkadaşlarımla konuştum. Onlarla sohbet ettim. Okudum. Sağ olsun Mahsun Kırmızıgül de zorlandığım yerlerde yardım etti. &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;Bu tür işlerde başarının çalıştığınız ekiple de ilgisi var değil mi? Bu projede çok güçlü bir ekip bir araya geldiniz. Sizi nasıl etkiliyor bu?&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Ekip dediğiniz gibi güçlü olunca bir oyuncu olarak sizin içiniz rahat oluyor. Sırtınızı sağlam bir kayaya yaslamak gibi. Ama biliyorsunuz dizi dünyasını, reyting denen bir sınavı var. Ve bu sınav her hafta, her bölümde yeniden yaşanıyor. Siz elinizden geleni ekip olarak, oyuncular, senaryo yazarları olarak yapıyorsunuz ve sonucu izleyici belirliyor. İnşallah biz bu sınavı geçer ve çalışmaya devam ederiz. &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;Nasıl bir temponuz var? Çekimler sırasında bir gününüz nasıl geçiyor? &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Tempom zorlu ve ağır. Bir taraftan Şehir Tiyatroları’ndaki oyunuma, diğer taraftan çekimlere, bir taraftan ailem ve evime yetişiyorum. Zamanımı doğru kullanmaya çalışıyorum. Bazen oluyor, bazen olmuyor. Ne kadar yetişmeye çalışsam da gün 24 saat. Elimden geleni yapmaya çalışıyorum. &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;Oyunculuk geçmişinizden biraz bahseder misiniz?&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Konservatuardan mezun olduktan sonra bir yıl Şehir Tiyatroları’nda çalıştım. Sonra Dormen Tiyatrosu’nda bir çocuk oyunu, ardından Kenter Tiyatrosu’nda oynadım. 21 yıldır da Şehir Tiyatroları’ndayım.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span&gt;‘Uçurtmayı Vurmasınlar’ filmi sizin için önemli bir kariyer dönüm noktası oldu. O filmi çekerken bu kadar büyük baş&lt;/span&gt;&lt;span&gt;arı getireceğ&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ini düş&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ünüyor muydunuz? &lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;‘Uçurtmayı Vur&lt;/span&gt;&lt;span&gt;masınlar’ filminin sen&lt;/span&gt;&lt;span&gt;aryosunu &lt;/span&gt;&lt;span&gt;okur okumaz vurulmuş&lt;/span&gt;&lt;span&gt;tum. Görüş&lt;/span&gt;&lt;span&gt;meye gittiğ&lt;/span&gt;&lt;span&gt;imde Tunç Baş&lt;/span&gt;&lt;span&gt;aran’a “Bu filmde oynamayı çok isterim, hangi rolü verirseniz oynarım” demiş&lt;/span&gt;&lt;span&gt;tim. Bir filmin baş&lt;/span&gt;&lt;span&gt;arılı olup olmayacağ&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ını kimse bilemez. Ama konu o kadar güzeldi ki benim düş&lt;/span&gt;&lt;span&gt;üncem sadece o filmin içinde olabilmekti. Bugün hâlâ iyi ki o filmi yapmış&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ım diyebiliyorum. Hâlâ beni çok etkiliyor. Bugün hâlâ beni o filmden tanıyanlar yanıma yaklaş&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ıyor ve filmden ne kadar etkilendiklerini, defalarca izlediklerini söylediklerinde çok mutlu oluyorum. Hem kendi adıma, hem film adına…&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;Aynı zamanda Şehir Tiyatroları sanatçısısınız. Tiyatro sahnesinin tozunu alanlar genelde dizi ve sinema çekseler bile tiyatrodan kopamadıklarını söylerler. Sizin için hangisi ağır basıyor? &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Tiyatro da sinema da oyunculuk isteyen meslekler. Ancak çalışma biçimleri de bir o kadar farklı. Sinemada hata yapsan da telafisi var. Bir daha, olmadı bir daha çekersiniz. Ama seyircisi yoktur. İşinizi yaparken kamera ve siz varsınızdır. Tiyatroda ise o anı seyirciyle, nefes nefese, burun buruna, kalp kalbe yaşarsınız. Ama bir hata yaparsanız geri dönüşü yoktur, olan olmuştur. Sonuçta her ikisinin farklı güzel yanları var. &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;2005 yılında Afife Tiyatro Ödülleri’nde ‘En İyi Kadın Oyuncu’ ödülünü aldınız. Bu sezonda hâlâ devam eden tiyatro oyunlarınız var mı? Sizi nerede izleyebiliriz?&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/font&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Evet, bu sezon da Şehir Tiyatroları’nda devam eden bir oyunum var. Adı ‘Kadın Hayattır Memattır Kadın’. Konusu mesleklerinde öncü olan ilk Türk kadın sanatçılarla ilgili. İlk kadın bestekâr, ilk kadın şair, ilk kadın yazar, ilk kadın ressam, ilk kadın heykeltıraş…&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Öncü olmanın zorlukları, mutluluğu ve bedelini tartışan misyonu olan bir oyun. Çok severek oynuyorum. &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;/div&gt;]]&gt;</body><thumbImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_227411_sec.jpg</thumbImage><bigImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_227411_detail.jpg</bigImage><link>http://www.salom.com.tr/news/detail/22741.aspx</link><pubDate>Wed, 01 Feb 2012 12:11:59 GMT</pubDate></item><item><title>Ağaçlar için Roş Aşana: TU BİŞVAT</title><description>Ağaçlar için Roş Aşana, ‘Ağaçların Yılbaşı’ olarak kutlanan Tu Bişvat Bayramı bu yıl, 7 Şubat Salı akşamı başlayıp, 8 Şubat Çarşamba gün batımında sona eriyor. Tora’da söz edilmeyen Tu Bişvat Bayramı, sözlü Yahudi kanunlarının derlemesi olan Mişna’da karşımıza çıkar.
Tu Bişvat’ta, Kutsal Topraklar’da yetişen meyvelerden yemeye özen gösterilir. “Buğday, arpa, üzüm, incir ve nar ülkesi, yağlık zeytin ve bal (veren hurma) ülkesi” (Devarim: 8:8)
</description><body>&lt;![CDATA[&lt;div&gt;Ağaçlar için Roş Aşana, ‘Ağaçların Yılbaşı’ olarak kutlanan Tu Bişvat Bayramı bu yıl, 7 Şubat Salı akşamı başlayıp, 8 Şubat Çarşamba gün batımında sona eriyor. Tora’da söz edilmeyen Tu Bişvat Bayramı, sözlü Yahudi kanunlarının derlemesi olan Mişna’da karşımıza çıkar.
Tu Bişvat’ta, Kutsal Topraklar’da yetişen meyvelerden yemeye özen gösterilir. “Buğday, arpa, üzüm, incir ve nar ülkesi, yağlık zeytin ve bal (veren hurma) ülkesi” (Devarim: 8:8)
&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;&lt;strong&gt;TU BİŞVAT SEDERİ&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;İstanbul Sefarad cemaati adetlerine göre Tu Bişvat Sederi’nde 14 Şevat’ı 15 Şevat’a bağlayan akşam (bu yıl &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;7 Şubat Salı akşamı&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt;), yemekten ve &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span&gt;Birkat Amazon&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span&gt;’dan (yemekten sonra söylenen şükür duası) hemen sonra, yemek masası, Kutsal Topraklar’da yetişenler başta olmak üzere, türlü meyvelerle donatılır. Merasim başlar:&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;TEİLİM:&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt; (Zebur) kitabında 120.Mezmur (Teilim kitabındaki kutsal şiirlerden) başlanır, 134.Mezmur’un sonuna kadar okunur. Özellikle bu bölümlerin okunmasının bir sebebi, bu mezmurların hepsinin ‘&lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span&gt;Şİr Amaalot -Yükselişler Şarkısı’&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span&gt; ile başlamalarıdır. Gözlem Yayınları’nın &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span&gt;Teilim &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span&gt;kitabı, bu on beş mezmur için, “Midraş Şoher Tov, İsraeloğulları’nın yükselmeye layık olduklarında, basamakları teker teker değil, aksine birçok basamağı tek seferde tırmanacaklarını yazar,” der. Kral David’in daha önceki mezmurlarında belirttiği gibi bu yükselişin yolu, Tora öğrenimi ve mitzvaları yerine getirmekten geçer.&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Bu on beş mezmur, ya sederin başında peş peşe okunur ya da isteğe göre, meyveler yenirken aralarda okunabilir. Yani sırasıyla önce bir mezmur, sonra meyve ve meyvenin duası, sonra diğer mezmur, meyve ve meyvenin duası… şeklinde devam edebilir.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;ŞEEHEYANU: &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt;O zamana kadar henüz yemediğimiz meyve çeşitleri varsa, bunları Tu Bişvat’ta yemeye özen gösteririz. Böylece &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span&gt;Şeeheyanu&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span&gt; berahasını da söylemiş oluruz.&lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span&gt; Şeeheyanu &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span&gt;berahasını, o meyveye ait kendi berahasını söylemeden &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;önce &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt;söyleriz. “BARUH ATA AD. ELOENU MELEH AOLAM ŞEEHEYANU VEKİYEMANU VEİGİANU LAZEMAN AZE” (Kutsalsın Sen Tanrı’mız, Evrenin Kralı, çünkü bizi yaşattın, ayakta tuttun ve bugünlere eriştirdin.)&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;1) BUĞDAY - &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt;Herkes buğdayı temsilen eline bir kurabiye alır ve ona özgü berahayı söyler: “BARUH ATA AD. ELOENU MELEH AOLAM BORE MİNE MEZONOT” (Kutsalsın Sen Tanrı’mız, Evrenin Kralı, yiyecek çeşitlerini yaratan) ve kurabiyeyi yer.&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;2) ZEYTİN - &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt;Evin sahibi bir zeytin&lt;/span&gt;&lt;span&gt;alıp, duasını söyler: “BARUH ATA AD. ELOENU MELEH AOLAM BORE PERİ AETS” (Kutsalsın Sen Tanrı’mız, Evrenin Kralı, ağacın meyvesini yaratan) ve zeytini yer.&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;3) HURMA - &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt;Masada bulunanlardan birine hurma verilir. Duasını söyler: “BARUH ATA AD. ELOENU MELEH AOLAM BORE PERİ AETS” (Kutsalsın Sen Tanrı’mız, Evrenin Kralı, ağacın meyvesini yaratan), sonra hurmayı yer.&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;4) ÜZÜM - &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt;Masadakilerden birine kuru veya yaş üzüm&lt;/span&gt;&lt;span&gt;verilir. Duasını söyler: “BARUH ATA AD. ELOENU MELEH AOLAM BORE PERİ AETS” (Kutsalsın Sen Tanrı’mız, Evrenin Kralı, ağacın meyvesini yaratan), sonra&lt;/span&gt;&lt;span&gt;yer.&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;5) KAŞER ŞARAP veya ÜZÜM SUYU - &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt;Herkes eline bir bardak kaşer şarap&lt;/span&gt;&lt;span&gt;alır ve onun duasını söyler: “BARUH ATA AD. ELOENU MELEH AOLAM BORE PERİ AGEFEN” (Kutsalsın Sen Tanrı’mız, Evrenin Kralı, bağın meyvesini yaratan), sonra içer.&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;6) İNCİR - &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt;Masada bulunanlardan birine incir&lt;/span&gt;&lt;span&gt;verilir.&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;a) &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt;Önce,&lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span&gt; Şİr Aşirim &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span&gt;(Ezgiler Ezgisi)’nde bulunan şu pasuklar, şarkılarla okunur (şarkısız da okunabilir):&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;TSEENA URENA BENOT TSİYON BAMELEH ŞELOMO BAATARA ŞEİTERA LO İMO BEYOM HATUNATO UVYOM SİMHAT LİBO ve ATEENA HANETA PAGEA VEAGEFANİM SEMADAR NATENU REAH, KUMİ LAH RAYATİ YAFATİ ULHİ LAH. &lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;b) &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt;Sonra meyvenin kendi berahasını, “BARUH ATA AD. ELOENU MELEH AOLAM BORE PERİ AETS”(Kutsalsın Sen Tanrı’mız, Evrenin Kralı, ağacın meyvesini yaratan) söyler ve sonra inciri yer.&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;7) NAR - &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt;Masadakilerden birine nar&lt;/span&gt;&lt;span&gt;verilir.&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;a) &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt;Önce,&lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span&gt; Şİr Aşirim&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span&gt;’den şu pasuk, şarkılarla okunur (şarkısız da okunabilir):&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;KEHUT AŞANİ SİFTOTAYİH UMİDBAREH NAVE, KEFELAH ARİMONRAKATEH MİBAAD LETSAMATEH. &lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;b)&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt;Sonra meyvenin kendi berahasını, “BARUH ATA AD. ELOENU MELEH AOLAM BORE PERİ AETS” (Kutsalsın Sen Tanrı’mız, Evrenin Kralı, ağacın meyvesini yaratan) söyler ve&lt;/span&gt;&lt;span&gt;sonra narı yer.&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;8) BADEM, FINDIK, PORTAKAL, ELMA, CEVİZ vb - &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt;Henüz AETS berahasını söylememiş kişilere diğer ağaç meyveleri verilir, bu kişiler, “BARUH ATA AD. ELOENU MELEH AOLAM BORE PERİ AETS” (Kutsalsın Sen Tanrı’mız, Evrenin Kralı, ağacın meyvesini yaratan) berahasını söyler ve&lt;/span&gt;&lt;span&gt;sonra&lt;/span&gt;&lt;span&gt;badem, fındık, portakal veya diğer ağaç meyvelerinden yer.&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;ELMA: &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt;Elma&lt;/span&gt;&lt;span&gt;yeneceği zaman önce&lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span&gt; Şİr Aşirim&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span&gt;’den şu pasuk şarkılarla okunur (şarkısız da okunabilir):&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;KETAPUAH BAATSE AYAAR KEN DODİ BEN ABANİM, BETSİLO HİMADTİ VEYAŞAVTİ UFİRYO MATOK LEHİKİ. Sonra meyvenin kendi berahası, “BARUH ATA AD. ELOENU MELEH AOLAM BORE PERİ AETS” (Kutsalsın Sen Tanrı’mız, Evrenin Kralı, ağacın meyvesini yaratan) söylenir ve elma yenir.&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;CEVİZ: &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt;Önce &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span&gt;Şİr Aşirim&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span&gt;’den, EL GİNAT EGOZ YARADTİ LİROT BEİBE ANAHAL, LİROT AFAREHA AGEFEN ENETSU ARİMONİM, LO YADATİ NAFŞİ SAMATNİ MARKEVOT AMİ NADİV pasuğu, şarkılarla söylenir (şarkısız da okunabilir). Ardından kendi berahası, BARUH ATA AD. ELOENU MELEH AOLAM BORE PERİ AETS” (Kutsalsın Sen Tanrı’mız, Evrenin Kralı, ağacın meyvesini yaratan) söylenir ve ceviz yenir.&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;9) TOPRAKTA YETİŞEN MEYVELER - &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt;Ağaç meyvelerinin dağıtımı bittikten sonra sıra toprakta yetişen meyvelere gelir: muz, havuç, karpuz, kavun&lt;/span&gt;&lt;span&gt;veya onlara benzer leblebi, yerfıstığı&lt;/span&gt;&lt;span&gt;alınır,&lt;/span&gt;&lt;span&gt;berahası söylenir: “BARUH ATA AD. ELOENU MELEH AOLAM BORE PERİ AADAMA” (Kutsalsın Sen Tanrı’mız, Evrenin Kralı, toprağın meyvesini yaratan) sonra yenilir.&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;10) ARPA - &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt;Tora’daki arpa ürününü hatırlamak için bira alınır, bira için beraha söylenir:&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;“BARUH ATA AD. ELOENU MELEH AOLAM ŞEAKOL NİYA BİDVARO” (Kutsalsın Sen Tanrı’mız, Evrenin Kralı ki her şey sözü ile oluştu) ve sonra içilir. (Bu beraha masadaki çikolata, şeker, içecek çeşitleri için de söylenir.)&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;11&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt;) &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;MEYVELERİN KOKUSU – &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt;Limon&lt;/span&gt;&lt;span&gt;veya &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;Etrog &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt;(Sukot Bayramı’nda lulav ile birlikte tuttuğumuz güzel kokulu turunçgil) alınır. Ona özel beraha söylenir: “BARUH ATA AD. ELOENU MELEH AOLAM ANOTEN REAH TOV BAPEROT “(Kutsalsın Sen Tanrı’mız, Evrenin Kralı, meyvelere iyi koku veren), sonra koklanır.&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;12) &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt;Ağaçta yetişen&lt;/span&gt;&lt;span&gt;bir meyve için AETS berahası söyleyen biri, masada bulunan ve yine ağaçta yetişen başka bir meyve için tekrar aynı berahayı söylemez. Aynı şekilde toprakta yetişen meyveler için de kişinin AADAMA berahasını toprakta yetişen her meyve için ayrı ayrı tekrarlamasına gerek yoktur. Burada amaç, masadaki herkesin birer meyve alıp berahaları söylemeleridir.&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;&lt;strong&gt;KISA KISA -TU BİŞVAT&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;İsmi: Şevat Ayı’nın 15’i anlamına gelir.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Çıkış yeri: Kutsal Kitap, İsrael topraklarındaki ağaçların, ekildiği ilk üç yıl içinde meyvelerinin yenmesini yasaklar. Dördüncü yılın meyvesinden Bet Amikdaş’a sunu getirilir. Beşinci yıldan itibaren ağacın meyvesi serbestçe yenebilir. Çiftçilerin başlangıç yılını hesaplayabilmeleri için Rabiler 15 Şevat’ı, gerçekten ekildikleri tarihe bakmaksızın tüm ağaçlar için genel bir doğum günü olarak sabitlemişlerdir.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Günümüzdeki anlamı: Meyve ağaçlarının, Tanrı’nın sınırsız cömertliğinin, iyiliğinin ve lütfünün göstergesi olması, ‘yemek’ gibi fiziksel bir olayın, söylenen berahalarla (Tanrı’ya şükür duaları) kutsal bir hale getirilmesi, bu şekilde fiziksellik ile spiritüelliğin birleştirilmesi.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Ne yapılır: Masada özellikle Erets Yisrael’in mübarek kılındığı meyvelerin; buğday, zeytin, hurma, üzüm, incir, nar bulundurulmasına özen gösterilir. Ayrıca ağaçta yetişen ve toprakta yetişen meyveler, şarap ve bunların dışındaki kategorideki yiyecekler (ağaçta veya toprakta yetişmeyen ürünler, şarap dışındaki içecekler, çikolata, şeker, tatlılar vb), berahaları söylenerek yenilir, o sezon henüz tadılmamış bir meyve ilk defa yenilerek Şeeheyanu berahası söylenir. Ayrıca Tu Bişvat’ta geleneksel olarak ağaç dikilir.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Ne yapılmaz: Tu Bişvat bir bayram günü olduğundan, dualarda Tahanunim (Yakarışlar) bölümü okunmaz, bu günde (8 Şubat Çarşamba) oruç tutulmaz.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Bayram alışverişi: İstanbul Sefarad Cemaati adetlerine göre buğday, zeytin, hurma, üzüm, kaşer şarap, incir, nar, arpa ve badem, fındık, portakal, elma, ceviz, muz, havuç, karpuz/kavun, leblebi, yer fıstığı, bira, şekerlemeler, limon (varsa etrog) alınır (Ne kadar çok çeşit olursa, o kadar iyidir ve bunlardan sadece sembolik miktarlarda almak yeterlidir).&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;span&gt;&lt;o:p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;Önemli Not:&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Yazıda kısa bir özet olarak verilmiş olan bilgiler, okuyucuya konu hakkında fikir vermek amacıyla&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span&gt;, El Gid Para El Pratikante (Gözlem), Teilim (Gözlem), Yahudilik Ansiklopedisi (Gözlem)&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;kitaplarından, www.chabad.org, www.aish.com, myjewishlearning.com sitelerinden ve &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span&gt;Ortaköy Etz-Ahayim Sinagogu Tu Bişvat&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span&gt;Rehberi&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;’nden derlenerek hazırlanmıştır.&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Cemaatlerin farklı gelenekleri ve uygulamaları olabildiği için özel günler ve uygulamalar hakkında en doğru ve detaylı bilgiler için, cemaatin kendi Rabilerine başvurması gerekir.&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;]]&gt;</body><thumbImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_227621_sec.jpg</thumbImage><bigImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_227621_detail.jpg</bigImage><link>http://www.salom.com.tr/news/detail/22762.aspx</link><pubDate>Wed, 01 Feb 2012 14:19:58 GMT</pubDate></item><item><title>Meyve ağacından insanın özüne yolculuk: TU BİŞVAT</title><description>Ağaçların Yılbaşı, Ağaçların Bayramı - Hag Ha İlanot olarak anılan Tu Bişvat bayramı, bu yıl 15 Şevat 5772 - 8 Şubat 2012 Çarşamba günü kutlanıyor. Bayrama ait Tu Bişvat Sederi, 7 Şubat Salı akşamı yapılıyor.
Tu Bişvat’ta, özellikle Kutsal Topraklar’da yetişen meyveleri yemeye özen gösterir, şarap içer, ağaç ile insanoğlunun benzerliği üzerine derinlemesine düşünür ve bu benzerlikten alınacak dersleri özümseriz
</description><body>&lt;![CDATA[&lt;div&gt;Ağaçların Yılbaşı, Ağaçların Bayramı - Hag Ha İlanot olarak anılan Tu Bişvat bayramı, bu yıl 15 Şevat 5772 - 8 Şubat 2012 Çarşamba günü kutlanıyor. Bayrama ait Tu Bişvat Sederi, 7 Şubat Salı akşamı yapılıyor.
Tu Bişvat’ta, özellikle Kutsal Topraklar’da yetişen meyveleri yemeye özen gösterir, şarap içer, ağaç ile insanoğlunun benzerliği üzerine derinlemesine düşünür ve bu benzerlikten alınacak dersleri özümseriz
&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Bayram neden sebze veya yeşillikler ve otlar&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt; için değil, sadece meyveler için kutlanıyor?&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Tu Bişvat, ağaçlar için yılbaşı olarak kutlanırken, neden benzer kutlamalar sebzelerin veya yeşillikler ve otlar için yapılmıyor?&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Meyveler ile diğer toprak ürünleri arasındaki fark, Tora’nın en başlarında göze çarpar.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Tanrı, Cennet Bahçesi-Ganeden’de, Adam’ı, günlük gıdasının meyveden oluştuğu konusunda bilgilendirmişti: &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Tanrı adama bir emir verdi ve “&lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span&gt;Bahçenin tüm ağaçlarından serbestçe yiyebilirsin”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span&gt; dedi. (Bereşit-2:16) Daha sonra Adam günah işleyip yüksek spritüel seviyesinden aşağılara düştüğünde, günlük yiyeceğinin de seviyesi düştü. Adam’a ise… “&lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span&gt;sana özellikle emrederek ‘Ondan yeme!’ dediğim ağaçtan yediğin için, toprak senin yüzünden lanetli olacak”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span&gt; dedi. “&lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span&gt;Hayatının tüm günlerinde, ondan &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span&gt;(topraktan) &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span&gt;ıstırapla yiyecek çıkaracaksın. Senin için diken ve çalı yeşertecek ve sen yabani ot yiyeceksin&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span&gt;.&lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span&gt;”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span&gt; (Bereşit- 3:17-18)&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Bu aşamadan sonra artık meyve ağaçları tek başlarına insanı besleyip güç vermeye yetmeyecekti. Artık Adam doymak için çayırdaki yeşillikler, ot ve sebzelerle gıda takviyesi yapacaktı. &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Bunu duyunca, Adam derin bir kedere büründü. Tanrı Adam’a, “&lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span&gt;Senin için diken ve çalı yeşertecek ve sen yabani ot yiyeceksin”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span&gt; dediği zaman, Adam’ın gözyaşları sel gibi akmaya başladı&lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span&gt;. “Evrenin Kralı, ben ve eşeğim aynı yerden mi yemek yiyeceğiz!”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span&gt; dedi&lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span&gt;.&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span&gt;(Talmud Pesahim 118a)&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Adam, sadece meyveden oluşan bir beslenme şeklinden, ot ve sebzeleri içeren gıda şekline geçişin, ciddi bir düşüşü simgelediğini ve spritüel seviyesinin bir hayvanın seviyesine yaklaştığını idrak ettiği için derin bir üzüntü içindeydi.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span&gt;İNSAN-TOPRAK-&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;HAYVAN&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;İnsan,&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt; ‘Adam’ olarak adlandırıldı, çünkü ‘&lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span&gt;adama-&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span&gt;toprak’tan yaratıldı. Kedi, köpek, inek, fil vb diğer hayvanlar ve canlılar da topraktan yaratıldıklarına göre, neden sadece insan ‘Adam’ adını aldı?&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Maharal, insan ile toprak arasında kavramsal bir benzerlik olduğuna dikkat çeker. Bir parça toprağa bakıldığında, şekilsiz, durgun, cansız bir madde görülür. &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;Toprak&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt; kazıldığında ve derinliklerine inildiğinde de toprakta daha ilginç bir şeye rastlanmaz.&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Ama sabırla bekleyip toprağı gözlemlediği zaman, kişi inanılmaz bir fenomene şahit olur. Bitkiler ve çiçekler hatta büyük ağaçlar bile görünürde hiçbir şey yokken, zaman içinde var olur. Bunun sebebi de, toprağın gözle görülenin ötesinde, gizli, müthiş bir potansiyeli olmasıdır.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;Hayvan&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt;lara bakıldığında, Tora, hayvanlardan ‘&lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span&gt;behema’ &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span&gt;olarak bahseder. Bu kelime, ‘&lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span&gt;ba ma’&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span&gt; kelimelerinden oluşur. Ba ma ise, ‘o ne’ veya ‘neyse o’ anlamına gelir. Yani kısaca, hayvana bakıldığında ne görülüyorsa, hayvan da odur, görülenden farklı gizli bir derinlik, gelişme potansiyeli yoktur.&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;İnsanın ise zekâsıyla ilerleme, düşünme, başkaları için bir şeyler yapma imkânı vardır. Spritüel olarak gelişme yolunda çalışarak seviyesini yükseltebilir ve kendisini üstün bir varlığa dönüştürebilir. İnsanda, gözle görülenin çok ötesinde bir derinlik vardır. İşte bu yüzden insan, Adam, ismini topraktan alır. İnsan ve toprak, müthiş bir gizli potansiyele sahip olma özelliği taşır.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;&lt;strong&gt;MEYVE-OT-SEBZE&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Meyveyi, ot ve sebzelerle karşılaştırdığımız zaman, aynı temel farklılık göze çarpar. Ot ve sebzeler yetiştiği zaman, tüm bitki kesilir ve tüketilir. Görülen neyse, odur. Yenildikten sonra hiçbir şey kalmaz, daha sonra ondan bir mahsul üretmenin imkânı yoktur.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Meyve ağacı ise farklıdır. Görülen, elde edilenin sadece ufak bir bölümüdür. Ağacın bütün meyveleri yendiğinde bile, ağaçta hala çok büyük bir potansiyel kalır. Ağacın, kuşaklar boyu, daha çok daha çok meyve üretme kapasitesi vardır.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Adam, en başlarda meyve yeme seviyesindeydi. Gerçekleşmeyi bekleyen büyük bir potansiyel rezervine sahipti. Ama günah işlediği zaman, hayvan seviyesinin biraz daha üstüne gelecek kadar düştü.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Bir hayvanın, gözle görülenin ötesinde, yaratıcı spritüel gelişime dönüşebilecek kapasitesi yoktur. Bu yüzden,&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;gelişme potansiyeli olmayan ot ve sebzeler ile beslenerek yaşamını sürdürebilir.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span&gt;TOPRAKTAN &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;GÖKLERE&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Meyveler ile sebzeler arasındaki kavramsal farklılık, onların görüntülerindeki tezatta da kendini gösterir. Meyve ağaçları dimdik ayakta durarak, topraktan göklere ve cennete doğru yükselirler. Bu da, spritüel gelişim, yükselmek için gösterilen gayreti ve ortaya çıkmayı bekleyen potansiyeli simgeler.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Ot ve sebzeler ise, yere yakın durur, fizikselliğin düşük seviyesini ve yükselmeye karşı olan isteksizliği sembolize eder.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Adam, başta meyve ağaçları gibi göklere uzanıyordu, bu şekilde gelişim için inanılmaz bir potansiyeli dışa vuruyordu. Fakat yılan onu günah işlemeye yönelttiği zaman, bu potansiyel ciddi şekilde hasar gördü. &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Günahın baş yöneticisi olan yılan da ayakta, ağaca paralel olarak yürüyen bir varlıktan, yerde tozda sürünen ve düşük seviyeyi ifade eden ot ve sebzelere paralel yaşayan bir varlığa dönüştü.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;İnsan, diğer hayvanlardan farklı olarak hâlâ dik olarak yürümektedir. İnsanın büyüklüğü ciddi ölçüde zarar görmesine rağmen, hâlâ gelişme, hatta ilk andaki seviyesine geri dönme potansiyeline sahiptir.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span&gt;YİYECEKLERİN &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;KUTSALLAŞTIRILMASI&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;İnsan, spritüel olarak gelişebilir, fiziksel olaylara spritüel boyut kazandırarak iki dünyayı birleştirebilir. Bunun bir yolu da, en temel fiziksel istek olan yemek ile ilgili tutumumuzdur.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Yaşadığımız süre içinde büyük miktarda yiyecek tüketiriz. Bu, Tanrı’nın, O’nun cömertliği ve iyiliği ile temasa geçebilmemiz için yaptığı planın bir parçasıdır.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;‘Ne’ yediğimiz, ‘nasıl’ yediğimiz, hayatı deneyimleme sürecimizi etkiler.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Tu Bişvat’ta dünyaya bakış şeklimizi yeniden ve farklı bir biçimde tanımlayabiliriz. Yemek yemeyi, düşünmeden, içgüdüsel olarak yapmayıp, bütün yediklerimizi bize sağlayanın kim olduğunu, O’nun cömertliğinin, iyiliğinin, bize her gün tekrar tekrar verdiği hediyelerin farkına vararak, bilinçli bir eyleme dönüştürebiliriz.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Tanrı’nın bize sağladığı bir şeyi yemeden, bu yiyeceğe ait olan duayı söyleyip, bu yiyeceği bize verenin kim olduğunu bildiğimizi ve O’na bunun için şükran duyduğumuzu belirtip, ondan sonra yeriz. Böylelikle ‘yemek’ maddesinin seviyesini yükseltiriz. Bu şekilde, basit fiziksel bir olaya, spritüellik katarız.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Seviyesi yükselen bu yemekle hem fiziksel yanımız (vücudumuz), hem spritüel yanımız (ruhumuz) doyar.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;Önemli Not: Yazıda kısa bir özet olarak verilmiş olan bilgiler, okuyucuya bu konular hakkında fikir vermek amacıyla &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span&gt;Bereşit (Gözlem),Devarim (Gözlem), Sidur kol Yaakov (Gözlem), Yahudilik Ansiklopedisi (Gözlem), Kiduş ve Berahalar (M.K.B) &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;kitaplarından ve www.chabad.org, myjewishlearning.com, www.aish.com sitelerinden derlenerek hazırlanmıştır.Cemaatlerin farklı gelenekleri ve uygulamaları olabildiği için, bayramlar ile ilgili kurallar ve uygulamalar hakkında en doğru ve detaylı bilgiler için, cemaatin kendi Rabilerine başvurması gerekir.&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;]]&gt;</body><thumbImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_227641_sec.jpg</thumbImage><bigImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_227641_detail.jpg</bigImage><link>http://www.salom.com.tr/news/detail/22764.aspx</link><pubDate>Wed, 01 Feb 2012 14:27:16 GMT</pubDate></item><item><title>Holokost'u neden 27 Ocak'ta anıyoruz?</title><description>22 Ocak 
1892 – Fransız uçak yapımcısı Marcel Dassault doğdu.
1911 – 1970 yılında Avusturya’nın ilk Yahudi Şansölyesi olan ve 1982’ye kadar görevde kalan Bruno Kreisky Viyana’da doğdu.
1997  – Komp</description><body>&lt;![CDATA[&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;22 Ocak &lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;1892 –&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt; Fransız &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;uçak yapımcısı Marcel Dassault doğdu&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt;.&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;1911 – &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt;1970 yılında &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;Avusturya’nın ilk Yahudi Şansölyesi&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt; olan ve 1982’ye kadar görevde kalan Bruno Kreisky Viyana’da doğdu.&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;1997&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;–&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt; Kompozitör Irwin Levine vefat etti.&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;23 Ocak&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;1997 –&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt; Madeleine Albright ABD’nde Dışişleri Bakanlığı görevine getirilen ilk kadın oldu. Albright Yahudi köklerini ilk kez görevi sırasında öğrendi.&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;2002 –&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;Gazeteci Daniel Pearl Pakistan’da kaçırıldı ve öldürüldü.&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt; Gönderilen videoda &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;Pearl’ün sırf Yahudi olduğu için öldürüldüğü&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt; açık olarak anlaşılıyor.&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;24 Ocak &lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;1888 – Avusturyalı yazar Vicki Baum doğdu&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt;. Baum ilk modern best-seller yazarlardan biri kabul ediliyor.&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;1944 –&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;Müzisyen Neil Diamond doğdu.&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;1944&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;–&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;Star Trek&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;Dünyası&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt;’nın yaratıcısı David Gerrold doğdu.&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;25 Ocak &lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;1925 –&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt; Kudüs gençleri &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;Tu Bişvat bayramında ağaç ekme geleneğini &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt;başlattı.&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;1925 –&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;Türkiye eski Hahambaşısı Rabi Haim Nahum Kahire Hahambaşısı görevine getirildi. &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;1944 –&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt; Polonya Genel Valisi Hans Frank, günlüğüne şu notu düştü: &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;“Bölgemde 1941 yılında 3.4000.000 olan Yahudi sayısı bugün artık 100.000’e düştü”&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;26 Ocak &lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;1925 –&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt; Aktör &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;Paul Newman doğdu.&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;1945 –&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt; Rus ordusu Auschwitz’de sağ kalan 2819 kişiyi kurtardı. &lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;1951 –&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt; Temple Beth Israel Meridian, Missourri’de &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;rav görevini bir kadına veren ilk cemaat&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt; oldu.&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;27 Ocak &lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;1842 –&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;Londra’da ilk reformist sinagog açıldı.&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;2006 –&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt; Birlemiş Milletlerin 2005 yılında kabul etmesinden sonra &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;ilk olarak Uluslararası Holokost Anma Günü Törenleri yapıldı&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt;. 27 Ocak tarihinin seçilmesindeki neden ise bu tarihin Auschwitz kampının kurtarıldığı gün olmasından dolayıdır.&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;2011 –&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt; Türkiye’de ilk kez 27 Ocak Holokost Kurbanlarını Anma töreni yapıldı.&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;28 Ocak &lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;1916 –&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;Louis D. Brandeis ABD Yüksek Mahkemesine seçilen ilk Yahudi oldu.&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;1986 –&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;Challenger uzay mekiği &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt;Florida, Kennedy Uzay Merkezi’nden kalkışından hemen sonra infilak etti. &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;İlk Yahudi astronot Judith Resnik&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt; dahil içindeki 7 mürettebat hayatını kaybetti. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;&lt;em&gt;Hazırlayan:Metin Delevi&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Derleyen: Sento Almaleh&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;]]&gt;</body><thumbImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_227661_sec.jpg</thumbImage><bigImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_227661_detail.jpg</bigImage><link>http://www.salom.com.tr/news/detail/22766.aspx</link><pubDate>Wed, 01 Feb 2012 14:37:59 GMT</pubDate></item><item><title>Nefret söylemi ve nefret suçu</title><description>Son günlerde medyada sıkça rastladığımız nefret suçu ve nefret söylemi kavramları tam olarak nedir? Kimleri etkiler? Nasıl yayılır? En önemlisi, bunlarla mücadele etmek için neler yapmak gerekir? Konunun uzmanları görüşlerini paylaşıyor…</description><body>&lt;![CDATA[&lt;div&gt;Son günlerde medyada sıkça rastladığımız nefret suçu ve nefret söylemi kavramları tam olarak nedir? Kimleri etkiler? Nasıl yayılır? En önemlisi, bunlarla mücadele etmek için neler yapmak gerekir? Konunun uzmanları görüşlerini paylaşıyor…&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Nefret söylemi kavramı, her türlü hoşgörüsüzlükten ve önyargıdan kaynaklanan ve beslenen, nefreti yayan, teşvik eden, savunan ve haklı çıkaran ifade biçimleri için kullanılır. Vikipedia, nefret söylemini şu ifade ile açıklıyor:&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;“Kişinin konuşma sırasında karşısındaki grubu ya da kişiyi ırkı, cinsiyeti, yaşı, ulusu, dini, ya da eşeysel tercihi konusunda ya da buna benzer konularda aşağılayarak, gözü korkutur tarzda konuşarak bu konuda fikrini değiştirmesi için zorlamasıdır. Terim, konuşma olarak geçse de yazılı olarak da uygulanabilir.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Nefret suçu ise, belirli ortak özellikleri bulunan birey ya da gruplara yönelik önyargılarla işlenmiş suçlara verilen tanımdır.” &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Nefret söylemi ve nefret suçu aslında ‘mesaj’ suçlarıdır. Söylemin veya suçun yöneldiği bireyin ve mensubu olduğu grubun toplumda istenmediği mesajını verir. Bunun sonucunda da grup, kendini dışlanmış ve tehdit altında hisseder, toplumla entegrasyonu zayıflar.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Nefret söylemi ve suçu kavramlarını kamuoyunun gündemine getiren isimlerin başında olan, Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yasemin İnceoğlu, nefret söylemini nefret suçuna giden sürecin çıkış noktası olarak değerlendiriyor ve söylemlerinde bir noktaya dikkat çekiyor, “Kendini her zaman kin ve öfke dolu ifadelerle ortaya koymadığı ve hatta zaman zaman gayet normal ve mantıklı göründüğü için nefret söylemini teşhis etmek kolay olmayabilir.” Başta Hrant Dink olmak üzere gazeteci cinayetleri ile nefret söylemi arasında doğrudan bağlantı olduğunu vurgulayan Prof. İnceoğlu özellikle medyanın kullandığı şeytanlaştırıcı –ve bazen de kurbanlaştırıcı- kalıplarla bu konuda katkısı olduğunu savunuyor.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Nefret suçu terimi Amerikan kaynaklı bir terim. İlk olarak 1980’lerde ABD’de kabul edilmiş. ABD’de nefret yasalarının yürürlüğe konmasının başlıca nedeni bu ülkenin etnik, dini, kültürel olarak farklı topluluklardan oluşması. Bir göçmen ülkesi olan ve ABD’li üst kimliği oluşturarak toplum içi uzlaşmayı ve düzeni sağlamaya çalışan bu devlette ayrımcılık ve ırkçılık çok önemli bir sorun. Bu nedenle nefret suçları en ağır şekilde cezalandırılıyor. Diğer bir deyişle, nefret motivasyonu ile gerçekleştirilen bir suç, başka bir nedenle gerçekleştirilen aynı suça göre daha ağır cezalandırılır.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;&lt;strong&gt;NELER YAPILMALI?&lt;/strong&gt;&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Nefret söylemi ve suçları ile mücadelede ülkemizde atılan olumlu adımlar da ümit verici. Başta, Sosyal Değişim Derneği, Hrant Dink Vakfı gibi sivil toplum kuruluşları konuya sahip çıkarak sık sık gündeme getiriyorlar. Toplantılar ve konferanslar düzenleyerek kamuoyunda farkındalık yaratmayı hedefliyorlar. İlk kez bir ana muhalefet partisinin (CHP) seçim bildirgesinde, “Azınlık din mensubu vatandaşlara yönelik din ve inanç temelli ayrımcılık, nefret söylemi ve nefret suçlarıyla mücadele edileceğini”nin belirtilmiş olması sevindirici bir gelişme. &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Prof. Yasemin İnceoğlu, ‘neler yapılması’ gerektiği konusunda da fikirlerini daha önceden Şalom için kaleme aldığı yazısında belirtmişti. “Mecliste Nefret Suçları Komisyonu kurulması şart” diyen İnceoğlu, diğer önerilerini şöyle sıralıyor:&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;- Nefret söylemi izlenmeli ve raporlanmalıdır. Demokrasilerde en etkili yöntem deşifre etmektir. &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;- TCK’da nefret suçunun tanımlanması gerekmektedir ancak şüphesiz cezai yaptırımların yanı sıra, toplumsal mekanizmalara özellikle de sivil toplum girişimlerine de büyük rol düşmektedir. Ancak STK’lar ülkemizde ne yazık ki tabandan kopuk&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;‘elitist’&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;bir yapı içerdiklerinden, etkileri kısıtlı olmaktadır.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;- Medyayı bu konuda bağlayıcı yasalar çıkarılmalı, medya çalışanları eğitilmelidir.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;- Gazetelerde, özellikle de gazetelerin internet sayfalarında yayınlanan yazılarda nefret söylemi oldukça yoğundur. Bu konuda nefret söylemi içeren yazılar yorumlarla protesto edilebilir. &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Tüm bunlarda önce, nefret suçuyla mücadelenin bir eğitim meselesi olduğunu kabul etmek gerekir. ‘Bir arada yaşama’ kültürü, küçük yaşta evde ve ailede başlamalı, daha sonra kitaplarda ve eğitim sisteminde devam etmeli. Çünkü eğitim, nefret suçlarının doğmasında en etkili neden olan önyargı ve ayrımcılığın önünde geçilmesinin garantisi olacaktır.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Akademisyen ve avukat Öykü Didem Aydın – ‘Nefret Suçları ile Mücadele: Ceza Hukukunun Olanakları ve Sınırları’ adlı makalesinde, nefret suçları ile mücadelede yardımcı olabilecek maddeleri şöyle sıralıyor:&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;• Şiddet içeren nefret suçları ile mücadelede daha etkili bir ceza adaleti siyaseti uygulayan Amerikan örneği değerlendirilmeli.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;• Polis istatistikleri bu suçları tüm boyutları ile ortaya koyacak şekilde genişletilmelidir. ABD’de 20 yıla yakın bir süredir uygulanan Nefret Suçlarının İstatistiki Olarak Ortaya Konması Yasası (Hate Crime Statistics Act), bu konuda örnek alınabilecek bir uygulamadır.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Ancak Aydın, çalışmasında akılda bulundurulması gereken en önemli noktanın, etnik, dinsel, cinsel vb. azınlıklar konusundaki egemen toplumsal eğilimin, çok kültürlülük bağlamında yapılan tartışmaların ve egemen siyasal söylemin, nefret suçlarının ister istemez arttırabileceği ya da azaltabileceği gerçeği olduğunu belirtiyor. Aydın’ın bu konudaki görüşü şu şekilde: “ayrımcılığa, ırkçılığa, nefret suçlarına ve azınlık düşmanlığına karşı ceza hukukunun dışına taşan siyasetin önemi çok büyüktür. Bunlar arasında en önemli olanı azınlıkların, ülkenin siyasi iradesinin belirlenmesine katılımlarının sağlanması, hukuksal eşitliğin sağlanması ve fiili eşitliğin gerçekleştirilme yolunda destek politikalarının üretilmesidir.”&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span&gt;MEDYADA NEFRET &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;SÖYLEMİ&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Dördüncü kuvvet olarak adlandırılan medya en etkili kültürel iletişim araçlarından biridir. Çeşitliliği ve farklılığı öne çıkarmaya gücü olduğu kadar, bir çatışmayı sıradanlaştırma ve yayma konusunda da son derece etkili ve yönlendirici olabilir.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Türkiye’de sık sık medyanın taraflı, önyargılı ve ayrımcı bir dil kullandığına tanık oluyoruz. Haberlerde, özellikle de manşetler ve haber başlıklarında kullanılan provokatif, ırkçı ve ayrımcı dil, toplumda düşmanlık ve ayrımcı duyguları tetikleyen, kalıp yargıları güçlendiren birer araca dönüşüyor.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Geçtiğimiz yıllarda yaşanan bazı nefret suçları incelendiğinde, medyanın etkisi daha iyi anlaşılabilir. Hrant Dink cinayetinin azmettiricisi olarak yargılanan Yasin Hayal, verdiği ifadede “Hrant Dink’i şahsen tanımadığını ama gazetelerden Türk düşmanı olduğunu okuduğunu” söyledi. Aralık 2007’de İzmir Ayasofya Kilisesi rahibine saldıran zanlı ise Ogün Samast gibi kahraman olmak için bu fiili gerçekleştirdiğini ifade etti.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;&lt;strong&gt;SOSYAL MEDYA&lt;/strong&gt;&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Sosyal medya olarak adlandırdığımız yeni medya ortamları da, etkileşimli kamusal alanlar yaratarak nefret söyleminin yaşam bulabildiği, kolaylıkla yeniden üretilip dolaştığı ortamlardır.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Bugün milyonlarca kişinin kullandığı Twitter, Facebook ve benzeri paylaşım ağlarındaki ya da YouTube, dijital oyunlar, haber siteleri, haberlere yapılan yorumlar gibi yeni medya ortamlarındaki nefret söylemi, nefret suçları bakımından incelenmesi ve üzerinde durulması gereken alanlar. Çünkü bu gibi ortamlarda kullanıcılar, arkadaşlarının ürettikleri nefret söylemine ortak oluyor, nefret söylemini doğal görüyor ve kanıksıyor. Bu durum da nefret söyleminin nefret suçlarını örgütlemesine yol açabiliyor.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span&gt;BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Yakın geçmişte nefret suçlarının oranı arttığı gibi, bununla mücadele edenlerin sayısı da arttı. Artık bir ‘Nefret Suçları Sosyal Ağı’ web portalı var. Portal, nefret suçlarının mağdurlarını, aktivistleri, konuyla ilgilenen sivil toplum kuruluşlarını bir araya getirmeyi, aralarında haberleşme, iletişim ve bilgi paylaşımı sağlamayı amaçlıyor. Portal, bu amaçları paylaşan her kişi ve gruba açık. Nefret Suçları Sosyal Ağı’na www.nefretme.net adresi üzerinden erişilebiliyor. www.nefretme.org sitesi de bu konudaki haber, araştırma, rapor ve makalelere yer veriyor. Türkiye’de nefret söylemiyle mücadeleye ilişkin bir örnek de Ekşi Sözlük’ten geldi. Ekşi Sözlük, haziran ayından itibaren siteye yapılan tüm girişlerin nefret söylemi dahilinde denetleneceğinin duyurusunu yaptı. &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;&lt;strong&gt;UZMANLAR NE DİYOR?&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span&gt;MAĞDURLARI BİLE YAPIYOR&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span&gt;Nefret söylemi toplumun hemen her kesiminde yaygın. Hatta nefret söylemi/suçu mağdur grupların da birbirlerine karşı bu söyleme başvurabildiğine tanık olabiliyoruz. Mağdur grupların birbirlerini yeterince tanımamalarından kaynaklandığını düşünüyorum.&lt;?xml:namespace prefix =" o" ns =" "urn:schemas-microsoft-com:office:office"" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span&gt;Ama yine de özel olarak sağ ve aşırı sağ gruplarda nefret söylemi çok daha yaygın ve kaba biçimiyle görülüyor. Devlet ve hükümet yetkilileri dâhil medyanın da yaygın biçimde kullandığı bu çok tehlikeli söylem günümüzde en çok Kürtlere ve gayrimüslim unsurlara karşı kullanılıyor. Örneğin Ermenilere karşı hiç bitmeyen bir önyargılar dizisi var. Veya İsrail Devleti’nin yanlış bulunan herhangi bir uygulamasında, sanki sorumlu tüm Musevilermiş gibi onlara karşı bir söylem gelişiyor. LGBT birey ve gruplar da en ‘gözde’ hedeflerden. Üstelik onlara karşı kullanılan söylem dilde kalmıyor, uygulamaya da geçerek cinayetlere kadar varıyor. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span&gt;Nefret suçları/söylemi konusunda yasal düzenleme olmadığında bu suçları işleyecek potansiyel kişi ve gruplar kendilerini bir tür koruma altında, hedef gruplar ise güvensizlik içinde hissediyorlar. Bu yüzden yasal düzenleme bir zorunluluktur. Bu yasalar nefret suçlarını izleyip raporlayacak mekanizmalarla, sosyal ve psikolojik rehabilitasyon merkezleriyle, hukuki yardım mekanizmalarıyla, okul çocuklarından başlayarak kolluk kuvvetlerinin ve yargının doğrudan eğitimiyle, medyanın kendi iç disiplinini sağlayacak etik ilkeler oluşturulmasıyla desteklenirse gerçekten anlamlı olacaktır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span&gt;Bu konuyla mücadelede yasalar çok önemli olmakla birlikte tabii ki, yeterli değil. Cinayet, hırsızlık, gasp, tecavüz de yasalarımıza göre suç ama hepsi işlenmeye devam ediyor. Yasaların bir dereceye kadar caydırıcılığı var tabii ki. Ama sadece yasa var diye bu suçların önüne geçebileceğimizi sanmıyorum. Yasa olmasının şöyle bir önemi var: devletin bu konuda net bir tavra sahip olduğunu, her türlü dezavantajlı grubun haklarının devlet tarafından güvence altına alındığını kamuoyuna net ve anlaşılır biçimde göstermek. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;Cengiz Algan / DurDe Derneği Yönetim Kurulu Başkanı&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span&gt;&lt;o:p&gt;&amp;nbsp;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span&gt;KÜRESELLEŞMENİN SONUCU&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span&gt;Nefret söylemi ve suçlarının artmasının önemli bir sebebi, son zamanlarda etkisini gittikçe artıran “glokal” trenlerdir. Bilindiği gibi, glokalizm/küreselleşme, birçok olumlu faydalı beraberinde getirmekle birlikte, &amp;nbsp;dünyada lokal/yerel değer ve kimliklerinin kendilerini tehdid altında hissetmesini &amp;nbsp;sonuç vermiştir. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span&gt;Küresel değerlerin, dünyanın her tarafını etkisi altına almasıyla birlikte; hemen her yerde olduğu gibi ülkemizde ve bölgemizde de, kimileri dini ve etnik kimliklerini risk altında görmeye başlamıştır. &amp;nbsp;Bazıları, küresel imkânları, yerel değer ve kimliklerini dünyaya tanıtmak için bir fırsat görüp onları akıllıca kullanarak yepyeni bir senteze, giderek “glokalizm”in doğmasına sebep olurken; diğer bir kısmı ise tam tersine içe kapanmayı marifet bilmişlerdir. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span&gt;İşte, ötekinden nefret malzemeleri, bu kesim için gayet uğursuz malzeme olarak onların da imdadına yetişmiştir. Kimi, kısır düşünceli şahsiyet ve kanaat önderleri ise, bu glokal trene binerek politika yapmayı ve hakimiyet sürdürmeyi yeğlemişlerdir. Hâlbuki&amp;nbsp; bu, tıpkı bir bumerang gibi, sonuçta kendilerini vuracak tehlikeli bir silahtır. Umarız, çok zaman geçmeden bunun farkına varırlar. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span&gt;Etkin önlem, son kertede elbette cezai düzenlemelerdir. Ancak, ondan önce, belki de eş zamanlı olarak yapılması gereken, nefret suçu işleyenlerin gerek internet medyası ve gerekse konvansiyonel medya araçları tarafından deşifre edilmesidir. Bu konuda medya mensuplarına büyük görev düşmektedir. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;Cemal Uşşak / Gazeteci-yazar, Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Başkan Yardımcısı&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span&gt;&lt;o:p&gt;&amp;nbsp;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span&gt;BİLİMSEL PROGRAMLARDA İSTİSMAR EDİLİYOR&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span&gt;Günümüz Türkiye’sinde Yahudiler bağlamında kullanılan nefret söylemi İsrail aleyhtarlığı ile harmanlanmakta ve iç siyasette oy devşirmeye yönelik bir kaldıraç gibi kullanılmakta.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span&gt;Konu o kadar ayağa düşmüş durumda ki, sözüm ona bilimsel programlarda ve özellikle Kurtlar Vadisi dizisinde bu konunun en çirkin ticari istismarını ibretle izlemekteyiz. Yargı erkinin bu yayınları ihbar telakki edip re'sen dava açmaması daha da düşündürücü olup Türkiye’nin uluslararası şöhretine ve prestijine gölge düşmesine sebep olmaktadır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span&gt;Dolayısıyla, yeni anayasada Nefret Söylemi’nin cezai bir müeyyidesi olmasını ve savcılıkların &amp;nbsp;bu konuda re'sen işlem yapmalarını amir bir hükmün mutlaka yer alması gerektiğini düşünüyorum.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;Denis Ojalvo / Şalom yazarı&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;&lt;o:p&gt;&amp;nbsp;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span&gt;AYRIMCILIK YASASI DA ÖNEMLİ&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span&gt;Ayrımcılık, uluslararası hukuk doktrininde suç teşkil eden düşünce ve eylemlerdir. Uluslar arası hukukta ayrımcılığın&amp;nbsp; suç olarak kabul edilmesine rağmen hukukumuzda ayrımcılık&amp;nbsp; eyleme dönüştüğünde ve Türk Ceza Kanunu’nda yer alan suçlar meydana geldiğinde cezalandırılmaktadır.&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span&gt;Nefret söylemini de ayrımcılığın ileri bir safhası olarak nitelendirebiliriz. Nefret söylemi sürekli olarak tekrarlandığında insanlarda kin ve düşmanlığa tahrik ve teşvik duygularını uyandırmakta ve bardak dolduğunda bu duygular eyleme dönüşerek darp, yaralama, cinayet ve bombalamaya varan suçlar meydana gelmektedir. &lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span&gt;Ayrımcılık yasası hazırlanırken sadece eylemin değil söylemin de suç kapsamına alınması gereği çok açıktır. Ancak hep söylendiği gibi söylem suç olarak kabul edilirse&amp;nbsp; ifade özgürlüğü engellenir kaygısı ağır basmaktadır. Önemli olan çıkartılacak yasada veya Türk Ceza Kanunu’na eklenecek hükümlerde ifade özgürlüğü ile halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve teşvik eden söylemler arasındaki dengeyi&amp;nbsp; kurmak ve nefret suçunun oluşmasını &amp;nbsp;önlemektir."&amp;nbsp; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;Avukat Ester Zonana&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;&lt;o:p&gt;&amp;nbsp;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;b&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span&gt;SİYASETÇİLER SÖYLEMLERİNE ÖZEN GÖSTERMELİ&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span&gt;Öncelikle nefret söylemi ve nefret suçlarına yönelik mücadelenin farklı kulvarlarda yürümesi gerektiğine inanıyorum. Her ne kadar nefret söylemi nefret suçlarının önünü açan bir ortamın oluşmasında büyük bir pay sahibiyse de, özellikle alınması gereken önlem ve mücadele açısından farklı yaklaşımları gerektiriyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span&gt;Çözüme gelince, gerek nefret söylemi gerekse nefret suçlarıyla mücadelede sorun tüm boyutlarıyla ele alınarak, bütünlüklü çözümler üretilmesi gerekiyor. Meselenin siyasi, toplumsal, psikolojik ve kültürel boyutları söz konusu. Vakalara ilişkin bilgilerin toplanması ve değerlendirilerek, durum saptaması yapılması gerekiyor ki buna göre çözüm üretilebilsin. Bu bakımdan devlete önemli görevler düşüyor. Devletin ilgili kurumları verileri toplayarak, kamuoyu ile paylaşmalı. Medya ve eğitim kurumları, söylem konusunda son derece hassas olmalı, gençlere yönelik ayrımcılıktan uzak bir eğitim verilirken, medya nefret söyleminin yeniden üretildiği bir mecra olmaktan çıkmalı. Bu arada hukuk sistemi içinde avukatlar, polis, savcılar ve yargıçlar konuya ilişkin eğitilmeli. Siyasetçiler ise söylemlerine özen göstermeli.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span&gt;Çözüm yönünde en önemli adımın ise yasal düzenlenmeden geçtiğine inanıyorum. Gerek verilerin toplanması, gerek hukuk sistemi içindeki aktörlerin eğitimi, gerekse suçların cezalandırılmasına yönelik kapsamlı düzenlemeler gerçekleştirilmeli.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span&gt;Türkiye’de özellikle şu aşamada en büyük görevin sivil toplum kuruluşlarına düştüğüne inanıyorum. Sivil toplum, nefret söylemi ve nefret suçları karşısında suskun kalmamalı; bir yandan bu tür vakaları teşhir ederken, aynı zamanda mağdurun yanında, mağdur gruplarla dayanışma içinde olmalı. Kamuoyunda soruna yönelik güçlü bir hassaslığın oluşması için kampanyalar, farkındalık yaratacak etkinlikler düzenlenmeli.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span&gt;Türkiye, görsel ve yazılı basında yer alan nefret söylemi örnekleri konusunda diğer ülkelerden çok farklı bir görünüm arz etmiyor. Diğer birçok ülkede olduğu gibi, Türkiye’de de nefret söylemi ve nefret suçlarının hedefi olan mağdur gruplar aşağı yukarı aynı. En çok hedef alınan gruplar, sırasıyla ulusal ve etnik kimlikler, inanç grupları, cinsiyet kimlikleri, cinsel yönelim ve engelliler. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span&gt;Medyada en sık karşılaşılan vakaların, Kürt, Ermeni ve Yahudi kimliğine yönelik nefret söylemi, LGBT bireylerine yönelik nefret suçları ve özellikle gayrimüslim inançlara yönelik nefret söylemi olduğu görülüyor. Van depremi sonrası ortaya çıkan, Kürtlere yönelik “hak ettiler” tarzı ırkçı yaklaşım, “soykırım” tartışmaları bağlamında Ermeni yurttaşlara yönelik saldırgan dil ve özellikle İsrail devletiyle ilişkilerin kötüleşmesine paralel yükselen Antisemitizm somut örnekler olarak verilebilir. LGBT bireylere yönelik nefret cinayetleri ve engellilere yönelik ayrımcılık da yaygın bir durum.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span&gt;Türkiye’de son yıllarda özellikle basında nefret söylemi ve nefret suçları konusunda belli bir hassaslık oluştu; bu kavramlar eskisine göre çok daha fazla kullanılır oldu. Ancak yeni ortaya çıkan sorun, bu kavramların bir biriyle karıştırılması ve çoğu kez de yanlış kullanılıyor olması. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;F. Levent Şensever / Sosyal Değişim Derneği Genel Sekreteri&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;o:p&gt;&amp;nbsp;&lt;/font&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;]]&gt;</body><thumbImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_227611_sec.jpg</thumbImage><bigImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_227611_detail.jpg</bigImage><link>http://www.salom.com.tr/news/detail/22761.aspx</link><pubDate>Wed, 01 Feb 2012 13:18:03 GMT</pubDate></item><item><title>Yeni keşifler ve yeni ufuklar: İsrail’in doğal gaz sahaları: -1</title><description>İsrail’in doğal gaz sahaları: -1
Doğalgaz kullanımı dünyada hızla gelişen büyük bir pazar oluşturuyor. Bu nedenle dünyada ve Türkiye’de doğal gaz kullanımı, İsrail’in doğal gaz pazarı ve bu alandaki önemli oyuncular, kıta sahanlığı meselesi, Türkiye’nin durumu ve son olarak da doğal gaz keşiflerinden sonra yapılması gerekenler bu konudaki önemli başlıkları oluşturuyor
</description><body>&lt;![CDATA[&lt;div&gt;İsrail’in doğal gaz sahaları: -1
Doğalgaz kullanımı dünyada hızla gelişen büyük bir pazar oluşturuyor. Bu nedenle dünyada ve Türkiye’de doğal gaz kullanımı, İsrail’in doğal gaz pazarı ve bu alandaki önemli oyuncular, kıta sahanlığı meselesi, Türkiye’nin durumu ve son olarak da doğal gaz keşiflerinden sonra yapılması gerekenler bu konudaki önemli başlıkları oluşturuyor
&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;Türkiye’de doğal gaz &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Türkiye yılda yaklaşık 40 milyar m3 (bcm) doğal gaz tüketiyor. Doğal gazın yüzde 98’i ithal ediliyor. Üretim &lt;b&gt;1 milyar m3/yıl’dır. &lt;/b&gt;Doğal gazın önemi ve kullanımı ithal bir ürün olmasına rağmen hızla artmaktadır. Ülke dış borcunun önemli kısmı enerjiden kaynaklanıyor. Şehirlerin kullanımı artıyor ve doğal gazdan elektrik üreten santraller kuruluyor.1984 yılından beri gaz kullanan Türkiye, konuyla ilgili kanunu ise 2001’de çıkarttı. Özelleştirmeye dayalı sıkıntılar devam ediyor.&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;İsrail’de doğal gaz &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;İsrail’in doğal gaz tüketiminin 2011 yılında 6 bcm’i geçmesi bekleniyor.&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Kendi kaynaklarını keşfetmiş bir ülke olarak doğal gaz kullanımının da hızla artması bekleniyor. Bunun gerçekleşebilmesi için, boru hatları yatırımlarının yapılması, sanayinin gaz kullanımına teşvik edilmesi, şehir altyapılarının geliştirilmesi, gerekli kanunların yayınlanması gerekiyor. &lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;İ&lt;b&gt;srail gaz pazarında&amp;nbsp;kilometre taşları&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;99-01 yılları arasında Aşkelon açıklarında bulunan gaz rezervleri: &lt;/b&gt;Yam Tehtys Ortaklığı, Mari-B sahaları, 2004 yılından beridir İsrail’in gaz ihtiyacını karşılıyor. Bu sahalar, 2009 yılında İsrail Elektrik Şirketinin (IEC)&amp;nbsp; gaz ihtiyacının yüzde 67’sini karşıladı. Toplam 35 milyar m3 (bcm) rezervin, 15 bcm’lik kısmı üretildi. &lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;2009 yılı başlarında Tamar ve Dalit sahalarının keşfi: &lt;/b&gt;Noble Energy’nin en büyük keşfi, British Gas’ın girmediği operasyonu yapmıştır. Tahmini toplam gaz rezervi yaklaşık 315 bcm’dir. Bir kuyu maliyeti 150 milyon USD, karada maliyet 1 milyon USD. Geliştirme maliyetleri 2,8 milyar dolardır.&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;2010 yılı başlarında Leviathan sahalarının keşfi: &lt;/b&gt;Tahmini toplam gaz rezervi yaklaşık 450 bcm olup Kıbrıs kıta sahanlığı ile birlikte 850 bcm’e çıkabilecek.&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;İlk keşfi yapılan sahalar Mari-B sahaları üretimdedir (tahmini rezerv 35 milyar m3).&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;Gaza sahaları:&lt;/b&gt;Mayıs 2000’de dönemin İsrail Başbakan Ehud Barak, Filistin Yönetimi’ne bu sahalarda gaz arama hakkı tanıdı. Filistinliler, bu sahalarda arama hakkını British Gas’a (BG) verdi ve 2000 yılında bu sahalarda 40 bcm gaz keşfedildi.&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;Kâr payı dağılımı: &lt;/b&gt;Yüzde 60 BG, yüzde 10 Filistin Yatırım Fonu, yüzde 30 özel bir Lübnan altyapı firması.&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;Üretim için önkoşul: &lt;/b&gt;Üçüncü partilere satış (Mısır veya İsrail) henüz bir sonuca ulaşamadı. IEC ve BG görüşmelerini sürüyor.&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;İsrail’in mevcut gaz&amp;nbsp;kaynakları&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;Mari-B Sahası: &lt;/b&gt;Keşif Tarihi 1999-2001’dir. Keşfedilmiş rezerv 35 bcm, kalan 20 bcm’dir. IEC’nin 2009 yılı ihtiyacının yüzde 67’sini oluşturdu. &lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;Yam Tethys ortaklığı: &lt;/b&gt;Yıllık 3,4 bcm gaz üretimi sağlıyor. Müşterileri arasında İsrail Kimya Endüstrisi, Dead Sea Works, Nesher İsrail Çimento Kurumu, Aşdod Rafinerisi, Hadera Kağıt vb. gibi firmalar yer alıyor&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;Mısır Gaz İthalatı: &lt;/b&gt;Mısır’ın gaz kaynakları; yaklaşık 2 bin bcm (2 Trilyon)’dır. Dünya rezervlerinin yüzde 1’ini oluşturur. &lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;IEC’nin 2009 yılı ihtiyacının yüzde 33’ü kapsar. East Mediterranean Gas (EMG) tedarikçi görevini üstleniyor. Yıllık 1,7 bcm gaz ithalatı bulunuyor. &lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;Mısır gaz ithalatı &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Mısır gaz kaynaklarını 1980’li yıllarda geliştirmeye başladı. 2000 yılında EMG şirketi kuruldu. Bu şirket Sina’daki El Ariş sahasından Aşkelon’a denizaltı boru hattı döşedi. Temmuz 2005’te EMG ile IEC on beş yıllık bir doğal gaz satış sözleşmesi imzaladılar ve 1,7 bcm/yıl gaz alımı konusunda anlaştılar. Bu kontratın beş yıl daha uzatılma opsiyonu bulunuyor. İsrail’in elektrik santrallerine gaz akışı 2008 yılında başladı.&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;İsrail için alternatif&amp;nbsp;gaz olasılıkları&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;Gazın Rusya’dan veya Hazar Denizi ülkelerinden Türkiye üzerinden ithal edilmesi;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Mavi Akım hattının devam ettirilerek İsrail, Suriye, Lübnan ve KKTC’ye gaz taşınması. Mevcut konjonktürde olasılık zayıf olmasına karşın uzun dönemli bir opsiyondur.&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;Gazze sahalarının hayata geçmesi;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;BG tarafından keşfedilen sahalarından üretilecek gazın İsrail’e satılması.&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;Sıvılaştırılmış gaz (LNG) ithalatı; &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Gemilerle sıvı halde gaz alınması ve kurulacak bir terminal ile sisteme verilmesi. 500 milyon USD yatırım gerektiriyor. (boru gazına yedek)&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;Arama, üretim ve ithalat&amp;nbsp;faaliyetlerini gerçekleştiren&amp;nbsp;şirketler&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;Yam Tethys Ortaklığı: &lt;/b&gt;Noble Energy, Delek Drilling, Ismarco Negev-2, Avner Oil and Dor Gas Exploration’dan oluşuyor. Delek Group Ltd. Netanya İsrail menşeili enerji ve altyapı firmasıdır (ilk bağımsız elektrik santrali kuran firma) Mari-B üretimi ve yeni keşifler üzerine yoğunlaşıyor&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;East Mediterranean Gas Şirketi (EMG):&amp;nbsp; &lt;/b&gt;EMG, Ariş-Aşkelon boru hattının sahibi ve işletmecisi. Firma Mediterranean Gas Pipeline Ltd (yüzde 28), İsrail şirketi Merhav (yüzde 25), PTT (yüzde 25), EMI-EGI LP (yüzde 12) ve Egyptian General Petroleum Corporation (yüzde 10) ortaklığından oluşuyor.&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;Noble Energy: &lt;/b&gt;1932 yılında kurulmuş Amerikalı arama ve üretim firması, Meksika Körfezi deniz arama ve üretim kuyuları, ABD arama ve üretim kuyuları, Doğu Akdeniz arama ve üretim kuyuları işletiyor. New York Borsası’nda işlem gören firmanın çalışan sayısı 1775’tir.&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;I&lt;b&gt;srael Electric Corporation&amp;nbsp;(IEC)&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class="MsoNormal"&gt;Pinhas Rutenberg tarafından 1923’te kuruldu. ‘The Palestine Electricity, Corporation Limited’ olan ilk ismi 1961’de ‘Israel Electric Corporation’ olarak değişti. IEC, ülkedeki tüm elektrik santrallerinin kurulması ve işletilmesinden sorumlu. Ayrıca elektrik üretim ve dağıtımını da yürütüyor. On yedi adet santralin sahibi ve işletmecisidir. Baz yakıtlar olarak ithal fuel oil ve kömür kullanılıyor. IEC hızlı bir şekilde gaz ile değiştirerek dışa bağımlı bir yakıttan daha ekonomik ve çevreci bir yakıta geçmeyi planlıyor.&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;İlk gaz anlaşması 2004 yılında, 1200 MW Eşkol Power Plant ile, Aşdod&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Santralleri konusunda yapıldı. Buradaki doğal gaz kullanımının 2011 yılında yüzde 55 seviyelerine gelmesi bekleniyor.&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;Gaz kullanım avantajları ve&amp;nbsp;dezavantajları&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Gaz santralleri kapladıkları yer ve maliyet olarak kömür santrallerine göre avantajlıdır. Kömür ve fuel oil santrallerine göre depolama ve taşıma sıkıntısı bulunmaz.&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;IEC’nin 2009 mali raporuna göre ülke ekonomisi 2004-2009 yılları arasında doğal gaz kullanımına bağlı olarak, 23,5 milyar USD kazanç elde etti.&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Ayrıca maliyetlerin düşmesi elektrik fiyatlarına da yansıdı ve ekonomik kalkınmanın artışına katkıda bulundu.&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Doğal gaz keşifleri sadece enerjide dışa bağımlılığı azaltmayacak aynı zamanda yabancı dövize bağımlılığı da azaltacaktır.&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;Gaz keşfinin sonuçları&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;İsrail’de gaz arama - üretim ve altyapı yatırımlarına olan yabancı yatırımcı ilgisinin hızla artması ve elektrik üretim santralleri açısından yatırımcı ilgisinin ve dolasıyla yatırımların artması buna karşın İsrail’in kömürü ve ağır yakıtları ithal ettiği ülkelerin Kyoto Protokolü Çerçevesinde hareket edecek olmasına bağlı olarak maliyetlerin artış riskinin azaltılmasına yol açıyor. Ülkenin çevre politikalarına doğrudan katkısı ve dışa bağımlılığın enerji olarak ve döviz olarak azaltılması ve iç piyasada enerji maliyetlerinin azaltılması ve ekonomik büyümenin artmasını sağlıyor. &lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;i&gt;Devam edecek.&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Yusuf Siyalom&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;]]&gt;</body><thumbImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_227691_sec.jpg</thumbImage><bigImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_227691_detail.jpg</bigImage><link>http://www.salom.com.tr/news/detail/22769.aspx</link><pubDate>Wed, 01 Feb 2012 14:54:47 GMT</pubDate></item><item><title>Arı Çekirdek ile genç girişimcilik ve ters beyin göçü</title><description>Bir Sosyal Sorumluluk Projesi: Okuyacağınız haber girişimciler için taze bir destek, bir toplumsal sosyal sorumluluk projesidir.</description><body>&lt;![CDATA[&lt;div&gt;Bir Sosyal Sorumluluk Projesi: Okuyacağınız haber girişimciler için taze bir destek, bir toplumsal sosyal sorumluluk projesidir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;2010 Temmuz’dan beri zaman zaman girişimcilikten ve girişimcileri destekleyen oluşumlar olan Etohum’dan, JCI ve Türkiye’de düzenlenen TOYP yani Türkiye’nin on Başarılı Genci yarışmalarından&amp;nbsp; bahsetmiştim.&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Şimdi karşımızda bu konuda taze bir kan var; İstanbul Teknik Üniversitesi (&lt;b&gt;İTÜ&lt;/b&gt;) ve &lt;b&gt;Arı Teknokent&lt;/b&gt;’in ortak çalışmalarının bir ürünü olan ve &lt;b&gt;İstanbul Kalkınma Ajansı&lt;/b&gt; ve &lt;b&gt;Elginkan Vakfı&lt;/b&gt; gibi birçok değerli kurumun desteğiyle gerçekleşen &lt;b&gt;&lt;i&gt;Arı Çekirdek&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;. &lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Amaçlardan biri lisans 3. sınıftan başlamak üzere tüm ünviversite öğrencilerinin ve 40 yaşını doldurmamış girişimcilerin, sunuma girecek prototiplerini oluşturmak için gerekli desteği sağlamak. Arı Teknokent Genel Müdürü Peker, bu amaçla girişimcilerin hazırlık döneminde kullanabilecekleri 100.000TL’lik bir Ar-Ge Fonu havuzu oluşturduklarını ifade ediyor. Böylece girişimcilere ‘git, prototipinle gel’ demek yerine, ‘prototipin için neye ihtiyacın var?’ sorusunu sormuş olduklarını belirtiyor. &lt;b&gt;İTÜ&lt;/b&gt;&lt;b&gt;ARI Teknokent&lt;/b&gt;’in mevcut doğal ekosistemi içinde, girişimcilere tüm networking olanaklarını açacaklarını ve &lt;b&gt;ARI Çekirdek&lt;/b&gt; süreci sonrası şirket kuran girişimcilere&amp;nbsp;de, &lt;b&gt;ARI Teknokent&lt;/b&gt;’te bir yıl ücretsiz ve mobilyalı ofis tahsis ederek toplamda paha biçilmez bir katkı sağladıklarını belirtiyor.&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;İTÜ Rektörü&lt;b&gt; Prof. Dr. Sayın Şahin ise&lt;/b&gt; İTÜ ve ARI Teknokent’in bu projede ilk yıl yatırım maliyetinin iki milyon liraya ulaştığını ve bu maliyetin üniversite mezunlarının girişimciliği bir kariyer olarak seçebilmeleri ve dolayısıyla ulusal kalkınmaya katkıda bulunabilmeleri adına mutlaka yapılması gereken bir yatırım olduğunu belirtiyor. &lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Prof. Şahin&lt;i&gt;, “ARI Çekirdek’i sadece kendi üniversitemizin öğrencilerine değil dünyadaki tüm üniversitelerin Türk öğrencilerine veya mezunlarına yönelik olarak kurduk. ARI Çekirdek&lt;/i&gt;&lt;i&gt;bizim için bir girişimci geliştirme platformu ve inovatif projelerin atölyesi. ARI Çekirdek, öğrencilerin eğitimleri boyunca edindikleri teorik bilgilerin pratik uygulamasını gerçekleştirebilecekleri bir ‘deneme-yanılma-deneme-başarma’ ortamı. ARI Çekirdek&lt;/i&gt;&lt;i&gt;ile girişimcilere sınavlarda, projelerde veya mülakatlarda değil, ‘iş hayatında’ başarılı olmanın yollarını gösteriyoruz; tökezlediklerinde gerekirse ellerinden tutup yola devam etmelerini sağlıyoruz.”&lt;/i&gt; diyor.&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;ARI Çekirdek, 800m2’lik bir ön-kuluçka merkezinden, eğitim/danışmanlık/koçluk hizmetlerinden, proje sunum gününde elde edilecek ödül/yatırımlardan ve sonrasında da girişimci şirketleri bünyesinde barındıran kuluçka merkezinden oluşmuş bir bütün… Bir erken dönem girişimcilik ekosistemi… İnovasyon atölyesi…&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;ARI Çekirdek’in diğer bir amacı datersine beyin göçünü destekleyerek, yurtdışında okuyan veya mezun genç Türk vatandaşı girişimcilerin de, proje aracılığıyla Türkiye’ye dönmelerine ve kendi şirketlerini kurmalarına olanak sağlamak. İşte bu yönleriyle, aynı zamanda bir sosyal sorumluluk projesidir.&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Arı Çekirdek, İnovasyon Atölyesi’nde yer almak üzere, inovatif projelerini hayata geçirmek ve şirketlerini kurmak isteyen genç girişimcileri arıyor. Toplamda 500 bin liralık çekirdek sermayenin sunulacağı proje kapsamında girişimcilere öncelikle; projeye özel olarak inşa edilen ‘Çekirdek MERKEZ’ aracılığıyla araştırmalarını yapabilecekleri laboratuar, ofis ve bilgisayar gibi fiziksel olanaklar sağlanacak.&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;İnovasyon Atölyesi’&lt;/b&gt;ne, lisans 3. sınıftan başlamak üzere tüm üniversite öğrencileri ve 40 yaşını doldurmamış üniversite mezunları başvurabilecek.&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;ARI Çekirdek’e katılma hakkı kazanan projelerin girişimcilerine öncelikle, &lt;b&gt;ARI 3&lt;/b&gt; binasında projeye özel olarak kurulan &lt;b&gt;‘Çekirdek MERKEZ’ &lt;/b&gt;çatısı altındaaraştırmalarını yapabilecekleri laboratuar, ofis ve bilgisayar gibi fiziksel olanaklar sunulacak. &lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Fikirden projeye giden süreçte &lt;b&gt;Çekirdek KAMP &lt;/b&gt;aracılığıyla; genç girişimcilere, kimi zaman başarılı birer mühendis, kimi zaman ise yetenekli birer iş adamı olmayı öğretmek amacıyla eğitim, öğrenim, danışmanlık ve koçluk imkânları sağlanacak. &lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Projelerini hayata geçirebilmek için genç girişimcilerin ihtiyacı olan finansal destekler ise, hem jürilerin hem de yatırımcıların hazır bulunduğu &lt;b&gt;Çekirdek YARIŞMA&lt;/b&gt; proje sunum gününde sahiplerini bulacak.&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;Çekirdek YARIŞMA&lt;/b&gt; kapsamında; &lt;b&gt;Elginkan Vakfı Teknoloji Ödülü&lt;/b&gt; olarak belirlenen 100.000 TL, ikincilik ödülü olan 50.000 TL, üçüncülük ödülü olan 25.000 TL, Akademi Özel Ödülü olan 10.000 TL verilecek. Yani girişimcilere toplamda 185.000 TL’lik ödül ile birlikte &lt;b&gt;ARI Teknokent&lt;/b&gt;’te bir yıl ücretsiz ofis imkânı ve daha birçok sürpriz verilecek.&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;ARI ÇEKİRDEK İLETİŞİM BİLGİLERİ:&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Katılım şartları ve ayrıntılı bilgi için:&amp;nbsp; www.aricekirdek.com.tr &lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Telefon: 0212 290 38 40&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Mail: info@aricekirdek.com.tr&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Facebook: www.facebook.com/aricekirdek&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Twitter: &lt;a href="http://www.twitter.com/aricekirdek"&gt;www.twitter.com/aricekirdek&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;]]&gt;</body><thumbImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_227701_sec.jpg</thumbImage><bigImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_227701_detail.jpg</bigImage><link>http://www.salom.com.tr/news/detail/22770.aspx</link><pubDate>Wed, 01 Feb 2012 15:00:00 GMT</pubDate></item><item><title>Plan yapma ideolojisi</title><description>Futbolu karmaşık bir spor dalı yapan bizleriz. Aslında başarılı olmanın yolu sabır ve ideolojiden geçiyor ve bu kadar da basit</description><body>&lt;![CDATA[&lt;div&gt;Futbolu karmaşık bir spor dalı yapan bizleriz. Aslında başarılı olmanın yolu sabır ve ideolojiden geçiyor ve bu kadar da basit&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Futbol iyi oyuncularla oynanır tezine sonuna kadar katılıyorum. Çok iyi top yapan, göze hoş gelen bir futbol sergileyen tüm dünya kulüpleri iyi oyunculara sahipler. Fakat aynı önerme tersi için söylenemez. Her iyi futbolcuya sahip takım keyif vermez, sonuç da alamaz. Bunun sebebi de herkesin bildiği gibi ‘takım olamama’dır. Peki, takım olmanın yolu nedir? Beraber oynamak, uyum, idmanlarda yapılan çalışmalar ve kulübün ideolojisi.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Yarın bir anket yapılsa ve büyük kulüplerin yöneticilerine tek tek “başarılı olmanın yolu nedir?” diye sorulsa, hepsinin cevabının bu kavramlar etrafında çevreleneceğine eminim. Fakat gelgelelim bunu pratiğe dökebilen takım sayısı çok az. Bunun ekonomik mazeretleri olabilir. İyi futbolcu almaya bütçe yoktur. Dış etkenler kulübü zorda bırakmıştır. Birçok farklı bahane öne sürülebilir. Bunların çoğunun, istisnai durumlar haricinde geçerli olduğunu düşünmüyorum. Kaldı ki örnek alınması gereken bazı model takımlara bakacak olursak, yakaladıkları başarıların temelini transfer ettikleri oyuncular değil, altyapıdan yetişen ve beraber oynamaya alışkın kadronun oluşturduğunu görürüz. Örneğin hepimizin yakından takip ettiği Barcelona. Bu kulübün bu noktaya gelişinin arkasında yatanları ciddi şekilde araştıran, rapor tutup, bunları başarmak için on senelik planlar yapan bir takım Türkiye’den çıkar mı? Zannetmiyorum. Teknik direktörlerin kafasında şekillenen bazı önemli hamleler dışında pek model alındığını düşünmüyorum. Alınmış olsa Bienvenue de Edu da burada olmazdı. &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Bu konu hakkında çok yazı yazdım ama Fenerbahçe’nin Manisaspor maçında ilk kez oynattığı Recep Niyaz’ı görünce tekrar aklıma geldi. 1995 doğumlu, on yedi yaşındaki bu çocuğun bu maçta oynaması bence çok önemli. Son yıllarda Fenerbahçe’den gençlere şans verecek ciddi girişimler Olcan gibi bir iki oyuncu dışında pek göremedik. Aynı durum diğer takımlar için de geçerli. Barcelona’nın takımındaki en kilit oyuncuları aklımızdan geçirecek olursak, Messi dahil hepsi Recep’ten bile küçük yaşlarda beraber oynamaya başlayıp başta bahsettiğimiz uyumu yakalamıştır. Bizde ise gençlere verilen önem, tecrübeli oyuncuların yanına bir tane göstermelik genç sıkıştırıp iki sene idare etmekten (Arda) veya Anadolu’dan transferden ibarettir. Barca örneğine en yakınını Fenerbahçe birkaç sene önce Ümit Milli Takımı’nın (21 yas altı milli takım) çekirdeğini oluşturan birkaç oyuncuyu takıma monte ederek gerçekleştirdi ve bunda da başarılı oldu. Bu noktaya gelebilen bir takımın Bienvenue gibi, Baroni gibi oyuncuları transfer etmesi de bu ideolojinin kişisel bazda kaldığını, kulübe yerleşmediğini gösteriyor. Dünyada Barcelona örneğini incelerken, Türkiye’de de Galatasaray bu konuda model gösterilebilir. UEFA kadrosunda Jardel, Taffarel, Popescu ve Hagi gibi takıma ciddi katkı veren oyuncuların varlığını göz ardı edemeyiz fakat takımın iskeletinin bunlar olmadığının da bilincinde olmalıyız. Küçük ve Büyük Hakan’ın, Bülent’in, Emre’nin, Okan’ın, Ümit Davala’nın, Arif’in, Suat’ın olduğu Türk gençleri bu takımın temeliydi. Onların arasındaki arkadaşlık, yardımseverlik ve uyum sahaya da yansımıştı. Sadece buna yön verecek ve ileri taşıyacak iyi yabancı oyuncular gerekiyordu. Bu yapıldı. &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Bu anlamda, futbolu karmaşık bir spor dalı yapan bizleriz. Aslında başarılı olmanın yolu sabır ve ideolojiden geçiyor ve bu kadar da basit. Yeter ki bunu kavrayıp, fikirle hareketi birlikte yapabilecek güçlü yöneticilerin varlığını takımlarımızda sağlayalım.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;]]&gt;</body><thumbImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_227711_sec.jpg</thumbImage><bigImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_227711_detail.jpg</bigImage><link>http://www.salom.com.tr/news/detail/22771.aspx</link><pubDate>Wed, 01 Feb 2012 15:03:32 GMT</pubDate></item><item><title>İstanbul’da bir başyapıt: Fenerbahçe Ülker Arena</title><description>Son dönemlerde çok zor bir süreçten geçen Fenerbahçe camiası, yeni basketbol salonuna geçtiğimiz hafta EA Milano maçıyla “merhaba” dedi. İşte NBA salonlarını aratmayan Arena’nın Aziz Yıldırım’sız açılışının öyküsü.</description><body>&lt;![CDATA[&lt;div&gt;Son dönemlerde çok zor bir süreçten geçen Fenerbahçe camiası, yeni basketbol salonuna geçtiğimiz hafta EA Milano maçıyla “merhaba” dedi. İşte NBA salonlarını aratmayan Arena’nın Aziz Yıldırım’sız açılışının öyküsü.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;i&gt;&lt;span&gt;&lt;o:p&gt;&amp;nbsp;&lt;/font&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;strong&gt;&lt;span&gt;BİLET SATIŞI SADECE &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;5 SAAT SÜRDÜ&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Çarşamba günü 21.00’da başlayacak olan maçın biletleri 23 Ocak pazartesi saat 11’de internetten ve gişelerden satışa sürüldü. Sömestr tatilinde olmamızı fırsat bilerek 11.15’te gözlerimi açmıştım. İşte o sırada bir spor gazetesinde akşam Ülker Arena’nın açılacağı haberini okur okumaz bilet alma hayallerine kapıldım ve umutsuzca doğru bilet gişesinin yolunu tuttum. Gişe kuyruğunda yarım saat bekledikten sonra sınırlı sayıda yer kaldığını öğrendim ve üç tane bileti doğrudan internet yoluyla beş dakika içinde satın aldım. Nitekim biletler saat 16.00 sularında tükenmişti. Aslına bakacak olursak şanslıydım.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;&lt;strong&gt;İKİ SAATTE ATAŞEHİR&lt;/strong&gt;&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Bu maç için basket aşığı babamı da ikna etmiştim ve saatler akşam 7’yi gösterdiğinde Nişantaşı’ndan Ataşehir’e doğru biraz da kaygıyla yol almaya başladık. Bir yandan İBB maçının olması bir yandan da İstanbul’un meşhur trafiği bizi Levent civarında oldukça bunaltmıştı. Yol üzerinden ağabeyimi de aldıktan sonda nihayet FSM köprüsü gişelerini saat 8.10 geçe anca görebildik. Fenerbahçe’nin 3-2 kaybetmesinin verdiği sinir ve gerginlikle “Herhalde 2.periyoda yetişebiliriz” diye düşünmeye başlarken, İstanbul trafiği sanki mucizevî bir şekilde çözüldü ve bize TEM üzerinde bomboş bir yol sundu. Hal böyle olunca biz de 2. Köprü’de 15 dakika sıkışıklık sonunda yarım saatte Fenerbahçe Ülker Arena’nın spotlarını gökyüzünde görmeye başladık. Sonunda tam iki saatte Batı Ataşehir’e ulaştık ve Arena’nın açık otoparkına arabayı bıraktık. Her şeye rağmen&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;toplu taşıma araçlarının kullanılmasını tavsiye ediyorum.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span&gt;MÜKEMMEL BİR YAPIT, &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ŞAHANE BİR &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ORGANİZASYON, ŞAŞKIN &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;BİR TARAFTAR&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Saat tam 9’a beş kala bilet ve polis kontrolünden geçtik. Ancak ne yazık ki maç öncesi açılış şovlarını kaçırmıştık. Her ne kadar yeni bir salon olsa da “Türkiye’nin spor müsabakaları azizliği” burada da yüzünü göstermiş ve kontrollerde inanılmaz bir yığılmaya ve karışıklılığa sebep olmuştu. Nihayet içeri girdiğimizde oraya giden her taraftar gibi biz de oldukça şaşkındık. Yukarı çıkmak için önce bizi yürüyen merdivenler karşıladı ardından son biletlerin en yukarılarda olmasının sebebiyle üç kat daha tırmandık. Tam oyuncuların isimleri anons edildiği sırada kapıdan içeri girdik ve yerimizi aramak yerine önce etrafımızda tam bir tur dönerek stadın büyüsüne kapıldık. Hep televizyonlarda gördüğümüz NBA salonlarını hiç mi hiç aratmamıştı. &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Tam salonun tepesinde yukarıdan sarkıtılan dev bir ekran, tribünlerin tam ortasında sıralanmış localar ve sahaya yansıtılan müthiş ışıklandırmalar adeta bir final havası estiriyordu Ataşehir’de. Yaşadığımız 2-3 dakikalık şaşkınlıktan sonra yerimize geçtik. Anonsları yapan adam, ilk hava topu atılınca herkesin ayakta olmasını istemiş ancak Fenerbahçe taraftarları ilk beş dakika maçı pek umursamayıp sadece stadı incelemişti. Çalınan müziklerle istenilen hava yakalansa da herkes bir yandan tezahürat yaparken bir yandan da salonu incelemeye devam ediyordu. &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Arena’da ki en büyük hata Skorboardun bizim gibi yüzlerce insanın oturduğu pota arkası tribünlerin en üstünde yer almasıydı ve bu da skoru öğrenmek ve kimin kaç faul yaptığını görmek için bizim her iki dakikada bir yerimizden kalkıp arkaya bakmamıza neden oluyordu. Taraftara gelince ise, maçın ve salonun ilk sayısına imza atan Marko Tomas’ın basketinden sonra 30-50 kişi civarında bir grup hariç suskunluğa büründü. Hemen yanımıza yerleşen grup, göz kamaştıran Arena’yı inceleyen ve bu kadar büyük bir basket salonunu ilk defa gördüğünden organize olamayan insanlara “Gözünüz aydın yeni salon uyuyor” diye tezahüratta bulunarak taş attı. O gün Süper Lig’de oynanılan Belediye maçından olacaktı ki küçük küçük boşluklar göze çarpıyordu. Zira bütün o güzel atmosferi yaratan taraftar grupları Fenerbahçe’nin futbol maçını tercih etmişti. &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;O gün yaşanan en büyük burukluk ise, salonun açılışına tutuklu bulunan Aziz Yıldırım’ın katılamamış olmasıydı. Her şey bir kenara ne yazık ki Fenerbahçe Ülker’in oyunu, yeni evlerinin açılışına pek yakışmadı. Tarihinde en düşük sayılı maçların birine imza atan basket takımı kazanmış olmasına rağmen, arenaya koşan 12.191 taraftara çok fazla tat veremedi. Her şeye rağmen güzel başlayan gece çok güzel bitmişti ve oraya akın eden her insan kendini son derece şanslı hissedebilirdi. Türk basket tarihinde belki de dönüm noktası yaratacak olan Fenerbahçe Ülker Arena’nın son maçtaki gibi her maçta bu kadar dolup taşması en büyük umudum. Şu sıralar zor bir süreçten geçen Fenerbahçe’nin bu desteği görmesi sadece futbolda değil her branşında özellikle de Avrupa’da yoluna emin adımlarla devam eden basket takımının çok ama çok işine yarar. Son olarak, eğer rahat ve boş bir gününüz varsa hangi takımı tutarsanız tutun Ülker Arena’yı ziyaret edin.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;]]&gt;</body><thumbImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_227721_sec.jpg</thumbImage><bigImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_227721_detail.jpg</bigImage><link>http://www.salom.com.tr/news/detail/22772.aspx</link><pubDate>Wed, 01 Feb 2012 15:09:51 GMT</pubDate></item><item><title>Carlos futbolu bırakıyor</title><description>2007-2009 yılları arasında Fenerbahçe’de forma giyen ve şu anda Rusya’nın Anzhi takımında oynayan Brezilyalı Roberto Carlos, bu yılın sonunda futbolu bırakacağını açıkladı.</description><body>&lt;![CDATA[&lt;div&gt;2007-2009 yılları arasında Fenerbahçe’de forma giyen ve şu anda Rusya’nın Anzhi takımında oynayan Brezilyalı Roberto Carlos, bu yılın sonunda futbolu bırakacağını açıkladı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;sona eriyor ama Aralık’ta bırakacağımı sanıyorum. Daha sonra kulüpte kalıp, başkan Kerimov’un yardımcılığını yapacağım çünkü onunla hayat boyu devam edecek bir sözleşmem var. Benden gelecek on yılda kulübün yapılanmasına yardımcı olmamı istedi’’ dedi. ‘’Uzun yıllardır futbolculuk yapıyorum artık bağcıkları çözmenin vakti geldi” diyen 38 yaşındaki Roberto Carlos, on yedi yıllık profesyonel futbol hayatının olduğunu ve sakatlıklarından dolayı futbolu bırakmak istediğini söyledi. &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Brezilyalı futbolcu, bu zamana kadar çalıştığı en iyi teknik direktörleri Real Madrid’deki döneminden Del Bosque ve Fabio Capello olarak açıklarken, kariyerindeki unutamadığı golleri de Brezilya Milli Takımı ile Fransa’ya ve Real Madrid ile kornerden Tenerife’ye attığı goller diye sıraladı.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Öte yandan Carlos, Real Madrid Teknik Direktörü Jose Mourinho’nun Barcelona Teknik Direktörü Josep Guardiola’dan daha iyi olduğunu savunup, “Mourinho bir numara olmaya devam ediyor. Karakteriyle, oyun stiliyle çünkü bulunduğu tüm takımlarda kazandı. Guardiola’yı Chelsea veya Milan’da görüp, buralarda da kazanırsa o zaman en iyisi olur” dedi. &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;]]&gt;</body><thumbImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_227731_sec.jpg</thumbImage><bigImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_227731_detail.jpg</bigImage><link>http://www.salom.com.tr/news/detail/22773.aspx</link><pubDate>Wed, 01 Feb 2012 15:12:33 GMT</pubDate></item><item><title>27 Enero, dia de rekuerdo, dia de amargura i tambyen de liberasyon</title><description>Una grande Seremonia de rekuerdo fue organizada en la Sinagoga Neve Şalom, Djueves la tadre (a la djudia) Noche de Vyernes el 27 Enero, data kualifikada de la parte de las Nasyones Unidas “Dia de Kome</description><body>&lt;![CDATA[&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Una grande Seremonia de rekuerdo fue organizada en la Sinagoga Neve Şalom, Djueves la tadre (a la djudia) Noche de Vyernes el 27 Enero, data kualifikada de la parte de las Nasyones Unidas “Dia de Komemorasyon de la SHOAH”, desgrasya lnegualavle de ferosidad i salvajeria.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Muestra ermoza Kehila estava yena de djente, yena de grandes Personalidades del Governo komo tambyen de la Munisipalidad, ansi ke de reprezentantes de varyas organizasyones estranjeras i djudias, de dirijentes i myembros de kaji todas las ovras, de notables&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;i por seguro de multiples yahidim. Fue tambyen kombidado: uno de los raros sovrebivyentes del jenosidyyo, muestro amigo Lazar &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;Russo&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt; salvado del inferno de los kampos de konsentrasyon grasyas a su pasaporto Turko. &lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Para munchos de entre eyos, la emosyon era grande, empapada de tristesa i amargura. İ syempre las mizmas kestyones ke kedaran asta la fin sin repuesta: “deke&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;un semejante akto infame? Komo una tala salvajeria pudo ser perpetrada en un mundo ke paresia aver ayegado a un alto nivel de sivilizasyon?&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;El Grande Rabino &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;İzak Haleva&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt; i el Vali de Estambol &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;Avni Mutlu&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt; asendyeron kandelas a la memorya de los 6 milyones de viktimas i Rav Haleva, las manos avyertas en direksyon del Todo Poderozo disho &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span&gt;“Dyo Santo i Piadozo ke maz nunka muestro mundo no seya&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;testigo de una tala desgrasya&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span&gt;”.&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;De su parte, el Grande Embashador &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;Ertan Tezgör&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt; ke pronunsyo un esmovyente diskorso, disho: ”&lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span&gt;6 milyones de personas fueron eksterminadas, unikamente porke eran djudias, i munchos payizes de la Evropa kedaron espektadores&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span&gt;...”&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;De mezmo el Vali de Estambol Avni Mutlu i el Prezidente de muestra komunidad &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;Sami Erman t&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt;omaron tambyen la palavra i ekspresaron sus sentimyentos de amargura.&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;El Mensaje mandado por el Sekretaryo Jeneral de las Nasyones Unidas “&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;Ban Ki&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt;-&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;Moon”&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt; ansi kel de &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;Claude Lanzmann&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt; ke no pudo venir por kavza de desrepozo de salud, fueron parsyalmente meldados i projektados de la parte de &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;Jozef Nasi,&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt; i la Avokata &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;Rita Ender &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt;tomo la palavra al nombre de la kolektividad Djudia.&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;/b&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;]]&gt;</body><thumbImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_227751_sec.jpg</thumbImage><bigImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_227751_detail.jpg</bigImage><link>http://www.salom.com.tr/news/detail/22775.aspx</link><pubDate>Wed, 01 Feb 2012 15:18:04 GMT</pubDate></item><item><title>A la intisyon de los lektores del Şalom</title><description>Muestro kerido amigo Avram Behar mos mando la traduksyon en Djudeo-Espanyol de un artikolo ke paresyo en el diario Israelyano “Yediot Ahronot” del 19.1.12   ke vos transmeto tekstualmente i integralme</description><body>&lt;![CDATA[&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Muestro kerido amigo &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;Avram Behar &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt;mos mando la traduksyon en Djudeo-Espanyol de un artikolo ke paresyo en el diario Israelyano “Yediot Ahronot” del 19.1.12&lt;span&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;ke vos transmeto tekstualmente i integralmente debasho de estas linyas:&lt;?xml:namespace prefix =" o" ns =" "urn:schemas-microsoft-com:office:office"" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;“El governo SWEDYANO desidio ayer por avrir demuevo el arcihvo de RAUL WALENBERG, i investigar ke paso ensu destino duspues ke los RUSOS lo arastaron enel anyo 1945, walenberg tuvo la gloria i fue explendor ke salvo miles de djudios dela HUNGARIA dela muerte enlos kampos de konsentrasion delos nazistas,el defendio alos djudios dandoles pasaportes SWEDYANOS, duspues ke los sovyetes konKIstaron la HUNGARIA en 1945 lo arastaron ide akel tiempo sedesparesieron suz rastros.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Duspues dela revolta delos paizes sovyetikos, los swedyanos perkuraron a investigar ke paso ensu destino de WALENBERG por saver kualo le akontisio? investigadores rusos argumentaron ke WALENBERG fue dado ala muerte enel anyo 1947 pero Munchos testigos lo vyeron en vida duspues de muncho tiempo. En forma ofisial disheron los rusos ke el diplomato WALENBERG muryo en segito&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;de un atako de korason, ilas autoridades rusas no tornaron mas de esta version. Un investigador SWEDYANO de nombre HANS MAGNOSON fue nominado para esta mision el aseguro a exkavakar entodos los dekumentos kesetopan por bushkar testimonios Muevos ke apartirnen a WALENBERG isu destino. Ay duda ke los rusos no van adar la permision atokar suz archivos.”&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Toda muestra gratitud de la parte de mozotros todos i la ekspresyon de muestra grande amistad a Avram Behar.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;P.S. Nasido serka de Stockholm, Raoul Wallemberg era el eredador de un inmenso Emperyo industrial i finansyal i en mizmo tyempo un&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;diplomato sueko (sueduazo) ke tenia komo misyon de salvar el maksimum de djudyos posivle&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;durante la segunda gerra mundyal.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Ansi el utilizo su posivilidad de dar&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;pasaportos temporaryos a sitizanos “suekos” para salvar en realidad&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;djudyos de Hungria i ansi se supoza ke&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;serka de 100.000&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;de muestros ermanos de este payis pudyeron eskapar de la muerte.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Malorozamente, komo mo lo dize Avram Behar, la fin de este grande Ombre fue muy amarga. &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;]]&gt;</body><thumbImage>http://www.salom.com.tr/content/images/72_52.gif</thumbImage><bigImage>http://www.salom.com.tr/content/images/320_215.gif</bigImage><link>http://www.salom.com.tr/news/detail/22776.aspx</link><pubDate>Wed, 01 Feb 2012 15:20:37 GMT</pubDate></item><item><title>Mademoıselle</title><description>‘Mademoiselle’ es una kantika eskrita a la onor de Andree Geulen, por la okazion de su noventen aniversario. En los anyos del Holokosto, Geulen salvo munchas kreaturas en la Bejlik.
En el enverano de</description><body>&lt;![CDATA[&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;‘Mademoiselle’ es una kantika eskrita a la onor de Andree Geulen, por la okazion de su noventen aniversario. En los anyos del Holokosto, Geulen salvo munchas kreaturas en la Bejlik.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;En el enverano del anyo 1942, kuando la opresion de los judios aviya empesado, un grupo subterrano judio izieron kolaborasion kon un grupo subterano beljiko, i empesron a savlar las kreaturas judias en eskondiendolas en diferentes lugares del pais.&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;El mas aktivo ekipo konsistiya de dodje mujeres, la majorita non-judias, ke reusheron a eskonder unas tres mil kreaturas.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Oy, la sola ke kedo en vida de este grupo es Andree Geulen. En el kuatro de Septembre, munchas kreaturas ke eya aviya salvado, selebraron su aniversario. En la selebrasion de su aniversario, la kantadera israeliana enterpreto una kantika a su onor. La kantika kreo una grande emosion.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Esta kantika fue kompozada por Shaul Harel, uno de los ijikos ke Geulen salvo. Shaul Geulen ke es oy un profesor de norolojiya pediatrika, penso ke regalo le puediya yevar a Andre Geulen por su aniversario. A la fin, se desido de eskrivir un poema. Duspues ke eskrivio el poema, la imajinasion de Shaul lo yevo mas aya, i el se penso ke una kantika puede salir de este poema. Komo el poema fue eskrito en verso libre, el verso fue adjustado a la muzika por Don Almagor, maestro de la lingua ebrea. Todo esto fue kompletado en dos semanas.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;La kantadera Keren Hadar la kanto el diya de la selebrasion del noventen aniversario de Andree Geulen, i mas duspues fue traduizada en franses i en ingles.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Peni a traduizar este poema en judeo-espanyol, porke pensi ke los biervos estan muy emosionantes.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;‘Eya era una blonda kon ojos blös. Eya aviya vido apenas vente primaveras. Las kreaturas la yamavan ‘Mademoiselle’. I, komo su jenerasion de mansevas eran, i eya se sonyava de bivir bueno. Eya era una maestra en una eskola enternada. Una noche, un grupo de asoltadores, enduna entraron kon fuersa a la eskola, palos en la mano, i gritando en las kamaretas de echar: ‘Judios a la derecha, los otros a la siedra’. Mademoiselle peno a detenerlos:’Estas son kreaturas’. El komandante, el palo en la mano, grito a su kara: ‘Tu, ermoza i blonda Aria ! Ken sos tu para meterte entre Guzanos i Flamas?’. La mademoiselle se enderecho kon la fuersa de vente primaveras, i les disho: ‘Vozotros! Eredores de la kultura de Goethe i Shiller! Ken sosh vozotros para entrar kon fuersa i terorizar las kreaturas inosantes?’. Afuera la kamioneta estava asperando para yevarlos a la muerte. ‘No te estas espantando?’ le demandaron las amigas a la Mademoiselle. ‘Yo tengo vente anyos’ les respondio eya, ‘los ke tienen vente anyos no se espantan’. Eya aviya vido apenas vente primaveras. Eya era una konsejera en Brusel. Las kreaturas la yamavan Mademoiselle. Eya oyo la kamioneta alesharse afuera, ma ya saviya ke vana tornar para eskapar el echo. De puerta en puerta paso, sin azer bruido, i les disho a las kreaturas kon boz basha: ’Apareja una validja, una manta, i una pupe’. Al diya, Mademoiselle vino atras, a tomar a las kreaturas, una a una: ‘Mos vamos a ir al kampo para azer vakansas. Vja djugar aya, vamos a pasar muy ermozo tiempo. Ma, vos vaja estar kayados, i no lo vaja dizir a dingunos’. Las madres les disheron ‘Adiyo!’ kon una sonriza en la kara, los ojos mojados, i las karas palidas. Mademoiselle los gido, les ayudo a kaminar, los yevo en brasos, a las vezes kon una mano arondjando el vagon de yervas ande se eskondiyan. Soldados almanes? Pasavan delantre de eyos, i nunka eya se espantava de eyos. Los soldados le aziyan del ojo. Eya era tanto ermoza. Eya les topo kazas seguras a todas las kreaturas ke salvo, i las aparejo a bivir, i azersen kerer bien. Las kreaturas se ivan a ambezar a dizir diferentes orasiones: ‘No ay ke saver!’. Nunka deven de amostrar la tristeza, la soledad, i la dolor. Se eskondieron en las kazas de muncha buena i korajoza djente, ke no se espantavan del Gestapo, i riskavan sus vidas. Estas kreaturas eskondidas, un diya, ivan a kontar esto todo a sus inyetos: ’Komo, kreaturas sin sombras se ambezaron a yorar sin lagrimas’. ‘No te estas espantando?’ le demandaron las kreaturas. ‘Yo tengo vente anyos. Los ke tienen vente anyos no se espantan’. Mademoiselle vido vente primaveras. Una mujer manseva yena de koraje en Brusel. Agora tiene noventa, ma para mozotros va kedar siempre MADEMOİSELLE.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;]]&gt;</body><thumbImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_227771_sec.jpg</thumbImage><bigImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_227771_detail.jpg</bigImage><link>http://www.salom.com.tr/news/detail/22777.aspx</link><pubDate>Wed, 01 Feb 2012 15:22:10 GMT</pubDate></item><item><title>OTRUNA VEZ…i  SYEMPRE</title><description>27 Enero 1945… Liberasyon del Kampo de Konsentrasyon Auschwitz–Birkenau por las fuersas sovietikas. Auschwitz es el simbolo funesto de la trajediya umana ke nunka devemos olvidar. Aki no va avlar de e</description><body>&lt;![CDATA[&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;27 Enero 1945… Liberasyon del Kampo de Konsentrasyon Auschwitz–Birkenau por las fuersas sovietikas. Auschwitz es el simbolo funesto de la trajediya umana ke nunka devemos olvidar. Aki no va avlar de esta data mensyonada bastante en mis artikolos de las semanas pasadas, seya en “El Amaneser”, seya en esta pajina, ma de un otro evento de antes unos, kuantos anyos.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Marso 2.000… El Prof. Haim–Vidal Sephiha konstato ke entre las 20 lajas de linguas diferentes del Memorial de Auschwitz-Birkenau, no aviya la de J-Espanyol, lingua de los (kaji) 160.000&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;djudios deportados del Balkan i otros paises. Sovre esto, djuntos kon el Dr. Michel Azaria, fondaron la asosyasyon J.E.A.A (Judeo-Espanyol a Auschwitz). Arrekojyeron bastante de sinyaturas i en el Konsilyo Internasyonal d’Auschwitz, el 10 Septembre 2001, se dechido de pozar la 21.laja. Antes la inogurasyon del 24 Marso 2003, Prof. Sephiha fue envitado por los ambasadores d’Israel i d’Espanya a&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;la reunyon organizada por el UNESCO el 17 Junio 2002.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;El Prof. Sephiha disho sus alokusyones, en Fransez. Mi ijo Metin, le eskrivyo en la mizma lingua, demandandole si posivle, los tekstos en J-Espanyol. El Prof.&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;muy amavle, embiyo esta letra:&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;“Keridos ermanas i ermanos, si dishe mi alokusyon en fransez en Auschwitz-Birkenau, es ke teniya ke respektar muestra Prezidente Simone Veil i los diplomatos ke no konosen muestra lingua. Jeneralmente, i todos muestros ijos son de las eskolas de la Aliansa. Agora, ansina komo lo prometi, vos mando mi treslado en Judeo-Espanyol...&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;24 Marso2003 -Memorial de Auschwitz-Birkenau, estreno de la Laja en Judeo-Espanyol.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;“Ermanas, ermanos, ijos de ombres!&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;“Na, trajika ironiya, la Tierra Prometida ke mos aparejavan los Nazis! Tierra, ande pretendiyan adjuntar las famiyas djudiyas. En realidad, ande brutalmente fuimos guerfanos de padre, de madre i de todos los muestros. Nueva Babel, ande los ladridos nazis dominavan. Tierra, ande “muestras karas” komo diziya Benjamin Fondan? servieron de eskupidero a los S.S. Tierra de servidumbre sin esperansa de un MOSHE salvador. Yegado aki el 22 Septembre de 1943, al treser diya sinti en supito &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;“mi dulse lingua natal,”&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt; kuando, yevando tuvlas, mi kompanyero de afriisyon me grito: “AYDE”! Era un Selanekli. Nunka mas iva a verlo. Me afito dayinda de avlar muestra lingua, i sovre todo, para ganarme media supa, de kantarla kon la romansa de mi madre: “arvoles yoran por luvias”…&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;“57 anyos despues de mi deportasyon, en Marso 2000, aboltava kon espanto en esta tierra de afriisyon. 57 anyos despues, me aferrava el silensio estruidor de esta fabrika de muerte. 57 anyos despues, me egzijiyan las bozes de los miyos. Aki, en este Memorial, faltava la laja en djudeo-espanyol. Chapteado, indinyado, no puediya akseptar tal absensya!&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;“Kon Michel Azaria i unos kuantos amigos, fondimos la asosiasyon J.E.A.A, ke yevo kon tenasidad, la aksion en favor de esta laja. Oy estamos arrekojidos delantre. Oy estan gravadas aki, para siempre, las dulses sonoridades de muestra lingua ke, al zeman, ansina kantava el Haham Bashi deTurkiya, Haim Bejerano:&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;i&gt;&lt;span&gt;“A ti lingua santa / a ti te adoro,/ mas ke toda la plata,/ mas ke todo el oro”.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;i&gt;&lt;span&gt;“Tu sos la mas linda / de todo lenguaje./ A ti dan las siensas / todo el ventaje”.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;i&gt;&lt;span&gt;“Kon ti rogamos / al DIO de la altura,/ Patron del universo / i de la natura”.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;i&gt;&lt;span&gt;“Si mi puevlo santo / el fue kativado,/ kon ti mi kerida / el fue konsolado”.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;i&gt;&lt;span&gt;Munchas grasias kerido amigo. Karinyozamente.”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Haim-Vidal Sephiha.-2003.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Aki eskapa la letra ke mando el Prof. a Metin…&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Auschwitz, es el simbolo de la mas grande trajediya de la Historia Djudia. No devemos olvidarlo. Se va eskrivir, se va mensyonar, se va repetar asta la fin de los tyempos. Es un dover sakro de transmeter este rekuerdo, de jenerasyon, en jenerasyon, por nunka olvidarlo, syempre akodrarlo.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;]]&gt;</body><thumbImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_227781_sec.jpg</thumbImage><bigImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_227781_detail.jpg</bigImage><link>http://www.salom.com.tr/news/detail/22778.aspx</link><pubDate>Wed, 01 Feb 2012 15:39:48 GMT</pubDate></item><item><title>Başarı öyküsü mü?</title><description>İngiltere’nin ilk kadın başbakanı “DEMİR LEYDİ”nin biyografisi sırf Merly Streep için izlenmeyi hak ediyor.
</description><body>&lt;![CDATA[&lt;div&gt;İngiltere’nin ilk kadın başbakanı “DEMİR LEYDİ”nin biyografisi sırf Merly Streep için izlenmeyi hak ediyor.
&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Film, 1979’dan 1990’a, on bir yıllık başbakanlık döneminde, erkeklerin dünyasında kendisine yer edinen, karizmatik politik figür Margaret Thatcher’in hayatını anlatıyor. Kocasının ölümünden sonra bunama belirtileri gösterdiği yaşlılık döneminde, yalnız başına yaşayan Thatcher’in geçmişine bakışını işleyen film, sevgiyle, sempatiyle anılmayan bir politikacının hayatının bazı kesitlerini sunuyor. Dönemin politik atmosferine hiç değinmeyen, merak edilen birçok soruya cevap vermeyen filmin senaryosu, ‘Demir Leydi’yi alabildiğine sempatik bir karakter olarak çiziyor. Sanki Oscar kazanması için yazılmış bir rolde Thatcher’i inanılmaz bir benzerlikle canlandıran Meryl Streep harikalar yaratıyor.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Adı pek bilinmese de, İngliz kadın yönetmen Phyllida Lloyd, tüm zamanların en yüksek hasılatını yapan, İngiliz filmi, ABBA müzikali “Mamma Mia”nın yönetmeni. Lloyd, Merly Streep olan birlikteliğini “Demir Lady / The Iron Lady”de sürdürüyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Film, 1979’dan 1990’a, on bir yıllık başbakanlık döneminde, İngiltere’nin ilk kadın başbakanı olarak döneme damgasını vurmuş, 20. yüzyılın en güçlü figürlerinden Margaret Thatcher’in hayatını anlatıyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Film, erkeklerin dünyasında kendisine yer edinen bu politikacının, bunama belirtileri gösterdiği yaşlılık döneminde, geçmişine bakışını işliyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Film, süpermarkette alışveriş yaparken halk tarafından artık tanınmayan yaşlı Margaret Thatcher’ın bugünü ve geçmişine, bizleri bir yolculuğa götürüyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Erkek egemen toplumunda hırslı ve muhafazakar bir kadının inişli ve çıkışlı yükseliş öyküsünü, sevgiyle, sempatiyle anılmayan ihtiraslı bir politikacının hayatının bazı kesitlerini izliyoruz.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Film, demansla mücadele eden, kendisine hep destek olan, yıllar önce kanserden ölen kocasının hayalini gören, 80’li yaşlarını sürdüren Thatcher’in günümüzden geçmişine doğru kurgulanmış hayatını anlatıyor. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Sovyetlere borçlu olduğu Demir Leydi ünvanını hak ettiğini, Arjantin’le Falkland Adaları için savaşa girerek kanıtlayan, işçi sendikalarını sindirmek için katı ve tavizsiz bir mücadeleye giren, 80’li yılların acımasız liberalizminin simgesi olmuş Margaret Thatcher’e, film sempatiyle bakıyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;&lt;strong&gt;SEVİLDİĞİNDEN ÇOK NEFRET EDİLEN POLİTİKACI &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Dönemin politik atmosferine hiç değinmeyen, Thatcher’in hayatının merak edilen birçok bölümüne yer vermeyen senaryosuyla, film (Meryl Streep’in benzersiz karizmasıyla) demir leydiyi alabildiğine sempatik bir karakter olarak sunuyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Oysa tavizsiz ve sert politikalarıyla, demir yumruğuyla 11,5 yıl yönettiği İngiltere’de, Thatcher, sevildiğinden çok nefret edilen bir politikacıydı. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Feminist tutumuyla, kadın yönetmen Phllida Lloyd, liderliğine toz kondurmadığı Thatcher’in hayatını, perdeye bir başarı öyküsü olarak aktarıyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;“Demir Leydi”nin senaristi Abi Morgan, televizyon için yaptığı işlerle tanınan, sinema dünyasına Steve McQueen gibi yetenekli bir İngliz yönetmeninin tanıtan “Utanç / Shame”un senaryo yazarı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Abi Morgan, son derece renksiz bir hayatı olan, iş hayatı dışında hobisi olmayan Margaret Thatcher’ın öyküsünü bir biyografik film kalıpları içinde işlemeyi tercih etmiş. 80’lerin sosyal patlamalı ingiltere’sinden izlerine rastlayamadığımız bu senaryonun biyografik film türüne bir katkısı olduğunu söylemek zor. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;&lt;strong&gt;PERUK VE PROTEZLERİYLE MÜTHİŞ MAKYAJ&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Ödün vermeyen, sert, acımasız, dediğim dedikçi, kırılmayan, bükülemeyen, genç yaşta ev kadını olmayı reddeden, kendini Churchill ile mukayese edecek kadar megaloman MargaretThatcher’i, Morgan-Lloyd ikilisi “sempatik bir karakter” olarak sunmayı yeğlemişler.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Hep arka planda kalarak, öne çıkmayarak, eşine destek olan bir kocaya sahip olmanın avantajını kullanan, evini ihmal eden, karizma yoksunu bir kadın politikacının, renksiz hayatını anlatırken, Morgan-Lloyd ikilisi, Thatcher’in yalnızlığına odaklanmışlar, erkek politikacılarla verdiği mücadelenin altını çizmişler.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Ancak yönetmen Phyllida Lloyd’un iyi bir öykü anlatıcısı olduğunu, mizanseninin hiç aksamadığını, filmin sinematografisinin kusursuz olduğunu teslim edelim.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Filmde açılış sekansından finaline kadar Meryl Streep damgası var. Thatcher’i orta yaş ve yaşlılık dönemlerinde, inanılmaz bir benzerlikle canlandıran Merly Streep, filmin hemen her karesinde gözüküyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Sanki Oscar kazanması için yazılmış bir rolde, peruk ve protezlerin desteklediği müthiş bir makyajla, neredeyse tıpatıp benzediği Margaret Thatcher’de, Streep harikalar yaratıyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Thatcher’in kendine özgü sesini, tipik erkekimsi aksanıyla zenginleştiren aktris, fiziksel görünümüyle de, aksanıyla da canlandırdığı bu rolde Oscar’a 17. kez aday oldu. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Oscar’ın habercisi Altın Küre’de En İyi Aktris seçilen Meryl Streep’in 3. kez Oscar heykelciğini almamasına mucize gözüyle bakılıyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;“Marilyn ile Bir Hafta”da unutulmaz bir Marilyn Monroe portresi çizen Michelle Williams’in talihsizliği Meryl Streep ile aynı yarışta olmak.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Thatcher’in gençliğini canlandıran Alexandra Roach, İngiliz sinemasının eski tüfeklerinden Jim Broadbent “Demir Leydi”nin başarısına ortak oluyorlar.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;]]&gt;</body><thumbImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_227801_sec.jpg</thumbImage><bigImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_227801_detail.jpg</bigImage><link>http://www.salom.com.tr/news/detail/22780.aspx</link><pubDate>Wed, 01 Feb 2012 15:46:56 GMT</pubDate></item><item><title>IL DIVO ‘Wicked Game’ ile geri döndü</title><description>Pop operanın yakışıklıları:
Chris İsaak’ın tanınmış şarkısı ‘Wicked Game’, dünyanın en ünlü pop opera grubu Il Divo’nun yeni albümüne isim oldu. Bugüne kadar 25 milyondan fazla albüm satan, yeniden yorumladıkları ünlü romantik şarkılarla, klasik müziği pop hitleriyle buluşturan Il Divo’nun bu son çalışması sürprizlerle dolu</description><body>&lt;![CDATA[&lt;div&gt;Pop operanın yakışıklıları:
Chris İsaak’ın tanınmış şarkısı ‘Wicked Game’, dünyanın en ünlü pop opera grubu Il Divo’nun yeni albümüne isim oldu. Bugüne kadar 25 milyondan fazla albüm satan, yeniden yorumladıkları ünlü romantik şarkılarla, klasik müziği pop hitleriyle buluşturan Il Divo’nun bu son çalışması sürprizlerle dolu&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;Il Divo&lt;/b&gt;, birbirinden tutkulu dört şarkıcıyı bir araya getiriyor: Fransız pop yıldızı &lt;b&gt;Sebastien Izambard&lt;/b&gt;, İspanyol bariton &lt;b&gt;Carlos Marin&lt;/b&gt;, Amerikalı tenor &lt;b&gt;David Miller&lt;/b&gt; ve İsviçreli tenor &lt;b&gt;Urs Bühler&lt;/b&gt;. Sony Müzik aracılığıyla, yeni albümleri ile ilgili grubun tenoru Bühler ile gerçekleştirdiğimiz röportaj Türkiye’de bir ilk olma özelliği taşıyor. 5 yaşında kemandan, piyanoya, klarnetten, gitara kadar birçok enstrümanı çalmaya başlayan ve sesiyle büyüleyen Urs, albümlerini, kariyerlerinin en parlak anılarını ve yeni şarkılarını anlattı.&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&amp;nbsp;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;‘Wicked Game’&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt; piyasaya çıkar çıkmaz büyük ilgi topladı. Deneyimlerinize dayanarak son albümünüzü nasıl tarif edersiniz? &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Rahatça bugüne kadar yaptığımız en iyi albüm ve en iyi repertuar diyebilirim, vokaller de öyle. Orkestra düzenlemeleri albüme gerçek anlamda farklı bir boyut kazandırdı; zengin, dramatik ve bazı anlarda karanlık ki bu da çok hoşuma gidiyor.&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;Albümünüz &lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;‘Ancora’ &lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;ile Amerika ve İngiltere’de aynı anda bir numara olmayı başarmış tek pop opera grubusunuz. Sizce bu başarınızda seçtiğiniz duygusal pop şarkılarının payı nedir?&lt;/b&gt;&amp;nbsp; &lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Sanırım başarımızın birçok farklı nedeni var. Repertuar seçimi kesinlikle çok önemli bir faktör. Daha da önemlisi grubumuzun kendine has sesi, farklı kültürel ve müzik geçmişiyle dört ayrı vokali bir araya getirmiş olması ve elbette şarkıları yorumlama biçimimiz. Çok tutkulu müzisyenleriz ve mükemmeliyetçiyiz. &lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;Başarılarınızla klasik müzik ve pop müziğini buluşturan yeni bir müzik tarzına öncülük ettiniz; sizce bu yol klasik müziğin daha çok kişiye ulaşması için en iyi yöntemlerden biri sayılabilir mi? &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;En iyi yöntem midir bilemem ama daha çok dinleyicide &lt;i&gt;‘klasik müziğe merak’&lt;/i&gt; uyandırmak için iyi bir yol diyebilirim. Bu tarzla müzikseverlerde opera dinleme alışkanlığını artırmaya çalışıyoruz. İnsanlar operayı sevebilmek için bilgi sahibi olmak ve üç saatlik bir eseri tamamen dinlemek gerektiğini düşünüyorlar. Ama öyle değil. Herkes sevebileceği bir parça bulabilir. Ve ben insanları biraz meraklandırmak istiyorum, çünkü inanılmaz derecede zengin ve güzel şarkılar.&amp;nbsp; &lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;Şimdiye kadar 25 milyondan fazla albüm sattınız ve klasik müzik alanında verilen ‘Brits Ödülleri’nde, &lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;‘Son 10 Yılın En İyisi Ödülü’&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;nü kucakladınız; peki kariyerinizin geleceği ile ilgili olarak başka hayalleriniz var mı?&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Umarım gelecek yıllarda da bol bol iyi müzikler yaparak etrafta oluruz, kendi sınırlarımızı daha öteye taşır ve müziğimizle mümkün olduğu kadar çok kişiye ulaşırız. Yaptığım işi seviyorum ve herkesle paylaşmak istiyorum. Ayrıca katıksız ihtiraslı bir not düşelim: grup olarak yaptığımız müzik tarzında en etkili isimlerden biri olmayı istiyoruz. On yıl sonra da, insanlar 21.yüzyılın başında klasik müziğe verilen bu yeni tarzı konuştuklarında, Il Divo’yu konuşsunlar istiyoruz.&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;2005 yılındaki çok özel &lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;‘The Oprah Winfrey Show’&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt; ve o programdaki performansınız, kariyeriniz için büyük bir çıkış oldu diyebilir miyiz?&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Kesinlikle, Amerika’da da bir kariyer oluşturabilmemize büyük bir yardımı oldu. Bizim için artık Oprah’nın program yapmıyor olması büyük kayıp. Bizi her zaman çok destekledi ve ona çok şey borçluyuz. &lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;2006 yılında, efsanevi şarkıcı &lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;Barbra Streisand&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;’ın Kuzey Amerika Turnesi’nin özel konukları olarak sanatçıya eşlik ettiniz ve gişede büyük hâsılat elde ettiniz. Gişedeki başarınız bir kenara, bize Streisand’la deneyimizden bahseder misiniz?&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Böylesine ikonlaşmış bir sanatçı ile sahneyi paylaşma fırsatını elde etmemiz büyük bir imtiyaz. Barbra geriye kalan son eski toprak şarkıcılardan. Müziğinin çok büyük bir hayranı olmadığım halde, bu işin içinde tanık olunabilecek en etkileyici isimlerden biri, söylediği her şarkıyla 25.000 kişiyi anında kavrıyor olması da olağanüstü ilham verici. Bazı insanlarla ilişkileri ile ilgili kötü şöhretinin tam aksine, çok tatlı bir insan. &lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;Dünyaca ünlü Kraliyet Filarmoni Orkestrası ile Londra Coliseum’daki bir konser verdiniz. Bu orkestra ile başka projeleriniz de olacak mı? &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;2012 dünya turnemiz tamamen, &lt;i&gt;‘Il Divo ile Orkestra’&lt;/i&gt; deneyimi üzerine kuruluyor olacak. Farklı sahne tasarımları ve enstrüman kombinasyonları ile turnelerimizde gerçekleştirdiğimiz birçok konserden sonra bu kez ön planda sadece müzik olsun istiyoruz. Bu konserlerin görsellik açısından da güzel tasarlanmayacağı anlamına gelmiyor. &lt;b&gt;Celine Dion&lt;/b&gt;’un &lt;i&gt;‘Another Day’&lt;/i&gt; konserleri ve &lt;i&gt;‘Le Reve’&lt;/i&gt; gibi Vegas’ın ünlü gösterileriyle bilinen yaratıcı direktörümüz &lt;b&gt;Brian Burke&lt;/b&gt;, harika vizyonu ve hayal gücüyle 40 kişilik orkestramız için müthiş bir ortam tasarlıyor. &lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;İlk şarkınız &lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;‘Regresa a mi’&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;, meşhur R&amp;amp;B şarkıcısı &lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;Toni Braxton&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;’ın efsanevi şarkısı &lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;‘Unbreak My Heart’&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;ın İspanyolca yorumuydu. Sizce bu melodi nasıl oluyor da her defasında milyonlarca insanı böylesine etkiliyor?&amp;nbsp; &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Dürüst olmak gerekirse, sanırım şarkının sırrı nakarata geçişlerdeki ince ayarda… Ama bu biraz teknik bir mesele. Kırılmış bir kalbe, “kırma” diyen birinin duyguları sanırım herkesin yaşadığı duygular, herkes kırılan kalp tamir edilebilsin ister, ayrıca şarkının sözlerinde &lt;b&gt;Diane Warren&lt;/b&gt;’ın olağanüstü bir yaratıcılığı var. Son olarak hiç küçümsenmeyecek katkı da &lt;b&gt;Toni&lt;/b&gt;’den; o şarkıya hayat veriyor, tıpkı bizim kendi yorumumuzla yapmaya çalıştığımız gibi.&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;‘Wicked Game’&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt; için, geçirdiğiniz evrimi fazlasıyla hissettirdiğini söylüyorsunuz, peki evriminizi nasıl tanımlarsınız?&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Bu albümdeki müzik daha zengin, derin ve dramatik. Vokaller ve vokal düzenlemeleri için çok uğraştık. Bir bakıma ilk albümümüzü kaydettiğimiz döneme döndük, tekrar tekrar kayıtlar ve düzenlemeler yaptık. Bu yüzden bitirmemiz çok zaman aldı. Orkestra düzenlemelerini yapan &lt;b&gt;Karl-Johan Ankarblom&lt;/b&gt; bize yeni bir yön verdi. Televizyon ve sinemadan etkilenen biri olarak, albümümüzün müziklerinde onun etkisi açıkça belli oluyor. Klasik enstrümantal bazı eserlerin &lt;i&gt;‘Wicked Game’, ‘Dove l’amore’&lt;/i&gt; ve&lt;i&gt; ‘Senza Parole’ &lt;/i&gt;gibi şarkılardaki uyarlamaları da &lt;b&gt;Il Divo&lt;/b&gt; için yepyeni bir repertuar.&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;Hiç Türkiye’de bulundunuz mu?&amp;nbsp; Türkiye’deki dinleyici için gözüken herhangi bir konser planı ya da başka sürprizler var mı?&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Türkiye’de sadece bir kez Avrupa üzerindeki kül bulutları yüzünden aktarma sırasında İstanbul havaalanında kaldığım için bulundum. O sırada şehrinizin tadını çıkarma fırsatı bulamamak utanç verici. Herkes bana ne kadar güzel ve farklı bir enerjisi olduğunu anlatıyor. Bu yakınlarda ister Il Divo ile bir konser için olsun, ister olmasın ki korkarım henüz netleşen bir konser yok, tatil için bile olsa kesinlikle ziyaret etmek istediğim yerlerden biri.&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;Cenk Erdem&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;]]&gt;</body><thumbImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_227811_sec.jpg</thumbImage><bigImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_227811_detail.jpg</bigImage><link>http://www.salom.com.tr/news/detail/22781.aspx</link><pubDate>Wed, 01 Feb 2012 15:50:28 GMT</pubDate></item><item><title>Pera Müzesi’nde iki yeni sergiyle geçmişe yolculuk</title><description>Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi, 21 Ocak  - 1 Nisan tarihleri arasında, Türk-Hollanda ilişkilerinin 400. yılı kapsamında iki ülkenin kültürel, diplomatik ve ticari ilişkilerini anlatan ‘Sultanlar</description><body>&lt;![CDATA[&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;&lt;strong&gt;Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi, 21 Ocak&lt;/strong&gt;&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;- 1 Nisan tarihleri arasında, Türk-Hollanda ilişkilerinin 400. yılı kapsamında iki ülkenin kültürel, diplomatik ve ticari ilişkilerini anlatan ‘Sultanlar, Tüccarlar, Ressamlar’ ile 19. ve 20. yüzyılda İstanbul’da faaliyet gösteren fotoğraf ustalarının karelerinden oluşan ‘Konstantiniyye’den İstanbul’a Boğaziçi Anadolu yakası fotoğrafları’ adlı iki yeni sergiyi ağırlıyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;&lt;strong&gt;Türk – Hollanda ilişkilerinin 400. Yılı kapsamında&lt;/strong&gt;, iki ülkenin 17. ve 18. yüzyıldaki kültürel, diplomatik ve ticari ilişkilerini anlatan, Amsterdam Müzesi işbirliğiyle ve Rijksmuseum katkılarıyla hazırlanan ‘Sultanlar, Tüccarlar, Ressamlar: Türk-Hollanda İlişkilerinin Başlangıcı’ sergisinde, yağlıboya ve suluboya resimler, gravür ve kitaplardan oluşan 80’i aşkın eser Pera Müzesi’nde bir araya getiriliyor&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;&lt;strong&gt;‘Konstantiniyye’den İstanbul’a - XIX. Yüzyıl Ortalarından&lt;/strong&gt; XX. Yüzyıla Boğaziçi’nin Anadolu Yakası Fotoğrafları’ sergisi ise Suna ve İnan Kıraç Fotoğraf Koleksiyonu ile bazı özel koleksiyonlardan derlenerek bir devrin İstanbulu’nu eşsiz kıyıları, çarpıcı yapıları, gündelik hayatı ve ilginç kişikleriyle gözler önüne seriyor. www.peramuzesi.org.tr &lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;&lt;strong&gt;Yontu Dünyamızdan -7&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Almelek Sanat Galerisi, 11 Şubat -&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;6 Mart tarihleri arasında yontu sanatının çağdaş ve yakın kuşak ustalarının yer aldığı&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;‘Yontu Dünyamızdan–7’ adlı heykel sergisine ev sahipliği yapıyor. Bugüne kadar resim sanatına olduğu kadar heykele de yakın duran Almelek Sanat Galerisi, bu serinin ilk sergisini 1992 yılında ağırlamıştı. Bu sene 7.si düzenlenen sergide Zerrin Bölükbaşı, Tamer Başoğlu, Şermin Güner, Cem Sağbil ve Malik Bulut’un eserlerini görebilirsiniz. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Tel: 0212 265 38 51&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;&lt;strong&gt;Fulya Sanat’ta bir prömiyer ve Othello Balesi&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Shakespeare’in aynı adlı tragedyasından uyarlanan ve opera-bale literatürünün en çok sahnelenen eserlerinden biri olan Othello, 1 Şubat Çarşamba akşamı, İstanbul Devlet Opera ve Balesi tarafından Fulya Sanat’ta sahnelenecek. Ünlü besteci ve piyanist Muhiddin Dürrüoğlu, viyolonsel sanatçısı Marie Hallynck ve klarnet sanatçısı Ronald van Spaendonck’u bir araya getiren Ensemble Kheops’tan Trio Gecesi ise, 2 Şubat Perşembe akşamı aynı mekânda müzikseverlerle buluşacak. Brüksel Kraliyet Konservatuarı’nda uzun yıllar ders veren Dürrüoğlu’nun, Çello ve Piyano için ‘Emotions Fugitives III’ eserinin Türkiye prömiyerinin de yapılacağı gecede, Glinka, Bruch ve Beethoven’ın eserleri üçlü tarafından yorumlanacak.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span&gt;Tuluyhan Uğurlu ile Sevginin Başyapıtları&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Piyanist Tuluyhan Uğurlu, 14 Şubat Sevgililer Günü’nde müzik ve görüntülerle aşkı ve sevgiyi anlatacak. Caddebostan Kültür Merkezinde gerçekleşecek konseri MADO, Kahve Dünyası ve Simit Sarayı özel ikramlarıyla destekleyecekler. Biletler Biletix ve CKM gişesinde (Tel:&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;0216 467 25 68)&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span&gt;İzzet Keribar ve Mario Levi &lt;/span&gt;&lt;span&gt;Atölye Maçka’da &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Şubat ayı ile birlikte Atölye Maçka’da yeni seminerler başlıyor. İzzet Keribar ile fotoğraf atölyesi 6 Şubat’ta, Mario Levi ile yazım atölyesi 10 Şubat’ta, Ali Canip Olgunlu ile Tasavvuf 7 Şubat’ta, Pınar Yeşilada ile heykel atölyesi de 13 Şubat’ta meraklılarıyla buluşacak. Heykel atölyesi dışındaki atölyeler 12 hafta sürecek. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Bilgi için &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;www.atolyemacka.com&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span&gt;Leonard Cohen’in yeni albümü çıkıyor&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Ozan şarkıcı Leonard Cohen’in ‘Old İdeas’ adlı son albümü piyasada.&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Sonu Müzik etiketiyle yayınlanacak albümde on parça bulunuyor. Sekiz yıllık bir aradan sonra Cohen aşk ve endişe temalı şarkılarla karşımızda. ‘Going Home’ ve ‘Darkness’ en çok ilgi göreceği tahmin edilen parçalardan ikisi. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;]]&gt;</body><thumbImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_227831_sec.jpg</thumbImage><bigImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_227831_detail.jpg</bigImage><link>http://www.salom.com.tr/news/detail/22783.aspx</link><pubDate>Wed, 01 Feb 2012 16:04:49 GMT</pubDate></item><item><title>Tekzip metni</title><description>Gazetenizin 18.01.2012 tarihli sayısında çıkan “Sanatçılardan Bubi’ye Özür” başlıklı yazıda 27.1.2011 tarihli basın açıklamamızdaki “Bubi’nin ikircikli sanatçı duruşunu desteklemediğimizi açıklıyoruz”</description><body>&lt;![CDATA[&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Gazetenizin 18.01.2012 tarihli sayısında çıkan “Sanatçılardan Bubi’ye Özür” başlıklı yazıda 27.1.2011 tarihli basın açıklamamızdaki “Bubi’nin ikircikli sanatçı duruşunu desteklemediğimizi açıklıyoruz” ifademizdeki “ikircikli” kelimesini, sonradan yanlış kullandığımızı beyan ettiğimiz yazılarak şahsımıza yönelik yanıltıcı ve gerçeğe aykırı bir yayın yapılmıştır. &lt;?xml:namespace prefix =" o" ns =" "urn:schemas-microsoft-com:office:office"" /&gt;&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Oysa, sansüre karşı duruşumuzu ortaya koymak için İstanbul Modern’de yer alan işlerimizi çekme kararı aldığımızı ve Bubi Hayon’un buradaki ikircikli sanatçı duruşunu desteklemediğimizi açıklamıştık. Bu görüşümüzde hiçbir değişiklik olmamıştır, kamuoyunun bilgisine sunulur. &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;Ceren Oykut, İnci Furni, Güneş Terkol, Gözde İlkin, Neriman Polat, Yasemin Toksoy, Gülçin Aksoy, Ekin Saçlıoğlu&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;&lt;o:p&gt;&amp;nbsp;&lt;/font&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;]]&gt;</body><thumbImage>http://www.salom.com.tr/content/images/72_52.gif</thumbImage><bigImage>http://www.salom.com.tr/content/images/320_215.gif</bigImage><link>http://www.salom.com.tr/news/detail/22784.aspx</link><pubDate>Wed, 01 Feb 2012 16:11:07 GMT</pubDate></item><item><title>70 yıl sonra babaya ‘Kadiş Duası’</title><description>72 yaşındaki İsrailli Bakan Yossi Peled, hiç tanıma şansını bulamadığı babası için geçtiğimiz hafta ilk kez ‘Kadiş Duası’nı Wannsee’de okudu</description><body>&lt;![CDATA[&lt;div&gt;72 yaşındaki İsrailli Bakan Yossi Peled, hiç tanıma şansını bulamadığı babası için geçtiğimiz hafta ilk kez ‘Kadiş Duası’nı Wannsee’de okudu&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Netanyahu Hükümeti’nin bir bakanı olan ve henüz iki yaşındayken Holokost’ta hayatta kalabilmesi için ailesi tarafından Hıristiyan bir ailenin himayesine bırakılan &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;Yossi Peled&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt;,tanıma fırsatını bulmadığı babasına &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span&gt;‘Kadiş’&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span&gt; okudu.&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Yossi Peled’in pek fazla bilinmeyen geçmişine ilişkin gerçekler geçtiğimiz hafta 20 Ocak Cuma günü Berlin’de, Avrupa Yahudiliği’nin yok edilmesine ilişkin nihai çözüm kararının alınmasının 70. yılı vesilesi ile Wannsee’de gerçekleşen bir tören sonrasında ortaya çıktı.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;İsrailli ve Alman üst düzey yetkililerin katılımı ilegerçekleşen törenin ardından İsrail’e dönen Yossi Peled gazetecilere yaptığı açıklamada; Avrupa’da aile soyadının Mendelevich olduğunu söyledi ve “İnsanlık dışı Naziler tarafından Yahudilerin yok edilmesi kararının verildiği mekan olan Wannsee’de gerçekleşecek törene katılmak üzere davet aldığımda, bugüne dek mezarı başında dua etme fırsatından yoksun bırakıldığım için, babamı ‘Kadiş Duası’ ile anmanın tam zamanı diye düşündüm” şeklinde konuştu.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Peled’in babası ve tüm ailesi 1939 yılında yaşadıkları Polonya’dan kaçtıkları Belçika’da yakalanıp kamplara gönderildi. Yakalanmalarından önce annesi, Yossi ile iki kızkardeşini Hıristiyan bir ailenin korumasına bıraktı. Holokost’ta anne dışında tüm aileAuschwitz’de yaşamını yitirdi.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Savaşın son bulmasıyla, çocuklarını Hıristiyan aileye teslim etmesinden altı yıl sonra, anne çocuklarını geri aldı. Yıllar sonraYahudi kimliklerini keşfeden çocuklar anneleri ile birlikte İsrail’e göç ettiler.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;İsrail Savunma Ordusu’nda 30 yıl görev yapan Yossi Peled, yıllardır üyesi olduğu Knesset’in bir temsilcisi olarak hazır bulunduğu ve altı milyonYahudinin öldürülme kararının verildiği mekanda gerçekleşen törende bir konuşma yaptı. “Adım Yossi Peled. İsrail Hükümeti’nin bir bakanı, Savunma Ordusu’nun emekli birgeneraliyim. Bugün, burada sizin karşınızda duran Yossi Peled değil. İnsanlık tarihinin en zorlu dakikalarına tanık olmuş bu mekan, bugün JepkeMendelevich’i (asıl adı) konuk ediyor” dedi.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;“O günden bu güne 70 yıl geçmiş olabilir. Fakat ne 70 ne de 700 yıl, karşı karşıya kaldığımız bu vahşeti unutmamıza yeterli olacaktır. Hafızamda ölüme yürüyen milyonları görüyorum her zaman. Onlardan biri kendisini tanıma, mezarı başında dua etme, her oğulun babasının ardından okuması gereken Kadiş’i okuma ayrıcalığını bulamadığım babamdır” sözlerinin ardından Yossi Peled, babasının ve Holokost’ta hayatları söndürülen milyonların anısına Kadiş Duası’nı söyledi.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Ülkesine döndüğünde; “Benim açımdan çemberin kapandığını söyleyemem. Çünkü bu hiçbir zaman kapanmayacak bir çemberdir. Ancak hiç şüphe yok ki Wannsee’de yaşadığım, yaşamımın en duygusal anlarından biriydi” ifadesini kullandı.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;]]&gt;</body><thumbImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_227851_sec.jpg</thumbImage><bigImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_227851_detail.jpg</bigImage><link>http://www.salom.com.tr/news/detail/22785.aspx</link><pubDate>Wed, 01 Feb 2012 16:13:25 GMT</pubDate></item><item><title>Antisemitizm ile mücadelede yeni program</title><description>Bar-Ilan Üniversitesi, İletişim Fakültesi’nin çatısı altında antisemitizme karşı uluslararası bir bilgilendirme merkezi kurmanın ilk adımlarını attı.
Bar-Ilan Üniversitesi Rektörü Prof. Moshe Kaveh, </description><body>&lt;![CDATA[&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Bar-Ilan Üniversitesi, İletişim Fakültesi’nin çatısı altında antisemitizme karşı uluslararası bir bilgilendirme merkezi kurmanın ilk adımlarını attı.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Bar-Ilan Üniversitesi Rektörü Prof. Moshe Kaveh, antisemitizme karşı düzenlenen uluslararası bir konferansta yaptığı konuşmada, üniversitede antisemitizm ile mücadele merkezi açılacağını duyurdu.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Prof. Kaveh; “Üniversitemizin İletişim Fakültesi bünyesinde açılacak bu merkezi oluşturacak ve faaliyet göstermesini sağlayacak maddi kaynakları toplamaya başladık” dedi.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;World Zionist Organization (Dünya Siyonist Kuruluşu) ile işbirliği içinde düzenlenen uluslararası konferansa İsrail’in eski Başhahamı Yisrael Meir Lau, milletvekili Zevelun Orlev ile yerel ve İsrail dışından akademisyenler katıldı.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;]]&gt;</body><thumbImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_227861_sec.jpg</thumbImage><bigImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_227861_detail.jpg</bigImage><link>http://www.salom.com.tr/news/detail/22786.aspx</link><pubDate>Wed, 01 Feb 2012 16:20:18 GMT</pubDate></item><item><title>EJC Başkanı Kantor’a Legion d’Honneur</title><description>Azınlık haklarının korunması, dinlerarası ilişkilerin geliştirilmesi, ırkçılık ve antisemitizme karşı mücadele, daha hoşgörülü bir Avrupa yaratma yönündeki çabası nedeniyle Dr. Moshe Kantor, Chevalier Dans L’Ordre National de la Legion d’Honneur ödülüne layık görüldü</description><body>&lt;![CDATA[&lt;div&gt;Azınlık haklarının korunması, dinlerarası ilişkilerin geliştirilmesi, ırkçılık ve antisemitizme karşı mücadele, daha hoşgörülü bir Avrupa yaratma yönündeki çabası nedeniyle Dr. Moshe Kantor, Chevalier Dans L’Ordre National de la Legion d’Honneur ödülüne layık görüldü&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;European Jewish Congress (EJC) Başkanı &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;Dr. Moshe Kantor&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt;, 24 Ocak Salı akşamı düzenlenen bir törenle &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;Napoleon Bonaparte&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt; tarafından tahsis edilmiş en saygın ödülle onurlandırıldı. Daha önce bu ödüle layık görülen kişiler arasında modern Türkiye’nin kurucusu &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;Mustafa Kemal Atatürk&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt;, İngiltere &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;Kraliçesi II. Elizabeth&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt; ve ABD Başkanı &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;Dwight D. Eisenhower&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt; bulunuyor.&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Moshe Kantor ödülünü Fransa’nın AB Temsilcisi, Büyükelçi &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;Philippe Etienne&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt;’den aldı. Moshe Kantor bu saygın ödüle, azınlık haklarının korunması, dinlerarası ilişkilerin geliştirilmesi, ırkçılık ve antisemitizme karşı mücadele, daha hoşgörülü bir Avrupa yaratma yönündeki çabası nedeniyle layık görüldü.&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Avrupa Yahudiliğinin çatı kuruluşu işlevini gören European Jewish Congress’in Başkanı Kantor, bu ödülü almaktan onur duyduğunu ifade etti ve “Bu ödülü Avrupa’da var olan ayrımcılık ve hoşgörüsüzlüğe karşı çalışmamın bir farkındalığı olarak algılıyorum. Yıllardır Avrupalı liderleri ırkçılık ve antisemitizme karşı yeni yasaları yürürlüğe koymaları yönünde ikna etmeye çalışıyorum” dedi.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Avrupa’da antisemitizmin yükselişte olduğuna da değinen Kantor, “İnsanların düşündüğünün aksine, ne yazık ki Auschwitz’den sonra antisemitizm yok olmadı. Bu tehlikeye karşı mücadeleden herkes sorumlu olmalıdır” şeklinde konuştu.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;]]&gt;</body><thumbImage>http://www.salom.com.tr/content/images/72_52.gif</thumbImage><bigImage>http://www.salom.com.tr/content/images/320_215.gif</bigImage><link>http://www.salom.com.tr/news/detail/22787.aspx</link><pubDate>Wed, 01 Feb 2012 16:23:03 GMT</pubDate></item><item><title>Fransa, Klieger’i unutmadı</title><description>Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy bir Holokost Kurtulanı olan Yediyot Aharonot gazetesi yazarı Noah Klieger’i Légion d’Honneur ile onurlandırma kararı aldı</description><body>&lt;![CDATA[&lt;div&gt;Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy bir Holokost Kurtulanı olan Yediyot Aharonot gazetesi yazarı Noah Klieger’i Légion d’Honneur ile onurlandırma kararı aldı&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;Nicolas Sarkozy&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt;, gazeteci-yazar &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;Noah Klieger&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt;’i Fransa için yaptığı çalışmalardan ötürü Chevalier Dans L’Ordre National de la Légion d’Honneur madalyası ile onurlandıracak. Noah Klieger’in 1953’ten beri İsrail temsilcisi olarak yazılarının yayınlandığı günlük spor gazetesi L’Equipe ve Senatör Jean-François Lamour onun bu ödülü layık görülmesi için öneride bulundular.&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Bu önerileri kabul eden Sarkozy, Kliger’in Fransa’ya katkılarını vurguladığı onurlandırma kararını şahsen imzaladı. Bugün 85 yaşında olan Noah Klieger, Fransa’nın Strasbourg kentinde dünyaya geldi. 66 yıllık bir gazeteci olup, 55 yıldır Yediyot Aharonot gazetesinin kadrosunda yer almaktadır.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Auschwitz-Birkenau ölüm kampından canlı çıkabilmiş bir Holokost Kurtulanı olan Klieger, Nazi savaş suçlularının Belçika, Fransa ve Almanya’da gerçekleşen duruşmalarını basına yansıttı. 1948’de İsrail’e göç etti. Gazetecilik kariyerinin en belirgin konuları &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;Adolf Eichmann&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt; ile &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;John Demjanjuk&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt;’un İsrail’de gerçekleşen duruşmalarını basına aktarması oldu.&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;]]&gt;</body><thumbImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_227881_sec.jpg</thumbImage><bigImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_227881_detail.jpg</bigImage><link>http://www.salom.com.tr/news/detail/22788.aspx</link><pubDate>Wed, 01 Feb 2012 16:27:24 GMT</pubDate></item><item><title>Peres Etiyopya toplumu için şiir yazdı</title><description>İsrail Devlet Başkanı Şimon Peres, İsrail’deki Etiyopyalı göçmenlerin maruz kaldığı ayrımcılığa yönelik endişelerini dile getirdiği bir şiir yazdı</description><body>&lt;![CDATA[&lt;div&gt;İsrail Devlet Başkanı Şimon Peres, İsrail’deki Etiyopyalı göçmenlerin maruz kaldığı ayrımcılığa yönelik endişelerini dile getirdiği bir şiir yazdı&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;İsrail Devlet Başkanı Şimon Peres, ülkedeki Etiyopyalı toplumunun çocuklarının eğitim gördüğü ve ortama uyum sağladığı Kudüs’teki Amit Reshit okulunu ziyaret etti. Orada okul korosunun etkisinde kaldı. Koronun konserini dinledikten sonra devlet başkanlığı köşküne dönen Peres, o gece oturdu ve Etiyopya toplumu için bir şiir yazdı.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Şiiri yazmakla kalmadı, asistanından bu şiiri bestelemesi için ünlü müzisyen Idan Raichel’e göndermesini istedi. Besteyi tamamlayan Raichel, Etiyopya göçmeni olan şarkıcı Kabra Kasai’den devlet başkanının şarkısını seslendirmesini rica etti.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Şarkısının hazır olduğu haberini alan Şimon Peres, Kudüs Kongre Merkezi’nde Idan Raichel’in bir konserine katıldı. Şarkıyı seslendirmesinin ardından Raichel seyircilere dinledikleri parçanın devlet başkanına ait olduğunu açıkladı ve Peres’i şarkıyı birlikte seslendirmek üzere sahneye davet etti.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Şarkının tamamlanmasının ardından Peres; “Göçmenlerle karşılaşıldığında tarihi hafızası olan her kişinin duygulanması doğaldır. Bugün hayatımın en duygusal akşamlarından birini yaşadım” dedi.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;]]&gt;</body><thumbImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_227891_sec.jpg</thumbImage><bigImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_227891_detail.jpg</bigImage><link>http://www.salom.com.tr/news/detail/22789.aspx</link><pubDate>Wed, 01 Feb 2012 16:32:12 GMT</pubDate></item><item><title>Yahudi aileye ait tablo İsviçre müzesinde</title><description>Naziler tarafından el konulan Berlinli bir Yahudi ailesine ait 1887 yapımı değerli tablo Zürih’teki Kunsthaus Müzesi’nde ortaya çıktı
Kunsthaus Müzesi yetkilileri, Naziler tarafından el konulan Berli</description><body>&lt;![CDATA[&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Naziler tarafından el konulan Berlinli bir Yahudi ailesine ait 1887 yapımı değerli tablo Zürih’teki Kunsthaus Müzesi’nde ortaya çıktı&lt;?xml:namespace prefix =" o" ns =" "urn:schemas-microsoft-com:office:office"" /&gt;&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Kunsthaus Müzesi yetkilileri, Naziler tarafından el konulan Berlinli Yahudi ailesine ait tablonun sergilenmekte olduğunu doğruladılar. Müzenin İsviçre medyasına verdiği bilgide 1887 yılına ait &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span&gt;“Madame La Suire”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span&gt; adlı tablonun 20. yüzyılın başlarında Berlin ve Viyana’da çok popüler olan İsviçreli ressam &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;Albert von Keller&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt;’in eseri olduğu belirtildi.&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Bu tablo Berlinli Yahudi bir çift olan Sommerguth ailesi tarafından satın alınmıştı. Sommerguth çifti aralarında Rönesans dönemine ait önemli eserler ve &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;Camille Pissaro&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt;’nun tablolarının da bulunduğu 106 parçalık bir koleksiyona sahipti.&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Ancak Nazilerin iktidara gelmesinin ardından bu koleksiyonu teslim etmek zorunda kaldılar. Böylece Sommerguth’ların değerli eserleri 1939’da açık arttırma ile satıldı.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Almanya tütün üretimi Loeser&amp;amp;Wolff’un ortağı olarak servet yapmış olan&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt; Alfred Sommerguth&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span&gt;, 1941’de 82 yaşındayken önce Küba, ardından New York’a göç etmek zorunda kaldı. Alfred 1950’de, eşi Gertrude dört yıl sonra yoksulluk içinde hayata veda ettiler.&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;“Madame La Suire” adlı tablo Zürih müzesinin ressam Albert von Keller ile ilgili düzenlediği sergide rastlantı sonucu ortaya çıktı. &lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Holokost kurbanlarının çalınmış sanat eserlerini bulup ortaya çıkarmayı amaçlayan New York’taki bir kuruluş tabloyu sergileyen Zürih Kunsthaus müzesinden “Madame La Suire” adlı tablo hakkında açıklama istedi. Müze sözcüsü Zürihli bir sanat koleksiyoncusunun dul eşinin 2006 yılında, 350 adet von Keller tablosunu müzeye bağışladığı bilgisini verdi.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;&lt;o:p&gt;&amp;nbsp;&lt;/font&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;]]&gt;</body><thumbImage>http://www.salom.com.tr/content/images/72_52.gif</thumbImage><bigImage>http://www.salom.com.tr/content/images/320_215.gif</bigImage><link>http://www.salom.com.tr/news/detail/22790.aspx</link><pubDate>Wed, 01 Feb 2012 16:36:09 GMT</pubDate></item><item><title>Einstein’ın Nazi karşıtı mektubu 8266 dolara satıldı</title><description>Einstein’ın 1934 yılında Nazi olmayan Almanlar tarafından Hitler rejimine karşı kurulmuş derneğe yazdığı mektup açık arttırmada 8266 dolara satıldı.
Modern fiziğin babası Albert Einstein Nazilerin hı</description><body>&lt;![CDATA[&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Einstein’ın 1934 yılında Nazi olmayan Almanlar tarafından Hitler rejimine karşı kurulmuş derneğe yazdığı mektup açık arttırmada 8266 dolara satıldı.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Modern fiziğin babası Albert Einstein Nazilerin hızla güç kazandığı bir dönemde, ‘Gerçeğin Arkadaşları’ adlı Nazi-karşıtı derneğinin kurucusu August Hemelberg’e yazdığı mektupta özetle şöyle diyordu:&lt;/span&gt;&lt;span&gt;“Çabanız ve yaptıklarınızı destekliyorum. Eğer sizler gibi Almanya’nın geleceğini düşünen aydınlar çoğunlukta olsaydı Almanya bu kadar aşağılık bir seviyeye gelmeyecekti.” ‘Gerçeğin Arkadaşları’ derneği o yıllarda&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;bir grup Alman tarafından ABD Cincinatti’de kurulmuştu. Dernek, çıkardıkları yazılı bildiriler ile tüm dünyadaki &lt;span&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;Almanlara seslenerek Nazi rejimine destek vermemelerini, bu rejimin Almanya’yı ve dünyayı bir felakete sürükleyeceğini söylüyordu.&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Los Angeles’taki Nate D.&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Sanders Antik Eserler tarafından satılan mektubu kimin aldığı açıklanmadı.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;]]&gt;</body><thumbImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_228091_sec.jpg</thumbImage><bigImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_228091_detail.jpg</bigImage><link>http://www.salom.com.tr/news/detail/22809.aspx</link><pubDate>Fri, 03 Feb 2012 15:29:30 GMT</pubDate></item><item><title>Bakmak ve görmek</title><description>Lise yıllarımda, Türkçe kitabında okuduğum bir parçanın başlığıydı “Bakmak ve Görmek”.  Aklımda yer etmiş, hafızama yerleşmiş bir tümcedir “bakmak ve görmek”.</description><body>&lt;![CDATA[&lt;div&gt;Lise yıllarımda, Türkçe kitabında okuduğum bir parçanın başlığıydı “Bakmak ve Görmek”.  Aklımda yer etmiş, hafızama yerleşmiş bir tümcedir “bakmak ve görmek”.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Metni okuduğumda, ilk kez o güne kadar bu iki kavram arasındaki farkı gerçek anlamda hiç düşünmediğimi anlamıştım. Bu anlamda hayatımın pek çok alanında, baktığımı ama görmediğimi fark etmiştim. Bakmak günlük hayatımız içinde sıradanlaşmış pek çok eylemi içeren bir durum iken görmek ise belli bir bilinç halini, düşünmeyi yani farkındalığı içermekteydi.&amp;nbsp; &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Çocukluğumdan beri yaşadığım İstanbul’da bu söz çoğu zaman aklıma gelir. Dev bir metropol olan bu şehirde milyonlarca insan her gün inanılmaz bir şekilde, adeta oradan oraya akıp gidiyor: işlerine, okullarına ve evlerine. Tüm bu olup bitenler arasında insanlar, bu şehri, ne kadar görerek, ne kadar anlayarak ve ne kadar hissederek yaşıyorlar? Belki de bu müthiş tempo içinde bunu düşünmek neredeyse imkânsız. Yaşadığımız şehri tanıyor muyuz, değerini biliyor muyuz?&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Acaba bilmediğimizden mi şehri hissetmiyor, kokusunu almıyor, tadına varmıyoruz ve en önemlisi özensizce davranıp onu koruyup kollamıyor, hor bir şekilde işgal ediyoruz? Şehir bilincine sahip olamıyor, var olan değerleri, ‘eskimiş’, ‘hurda’ diye nitelendirip yıkıp duruyoruz. Geçmişe dair izleri yok ediyoruz. Şehrin ruhunu bir türlü yakalayamıyoruz. &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Oysa bu şehir binlerce yıla dayanan bir tarihe ve kültüre sahip. Dolaştığımız, adım attığımız her alanın, her taşın altında binlerce yıllık geçmiş var, öykü var, anı var. Bu şehirde yaşayan bizler, mekânı günlük ihtiyaçlarımızın hoyratlığı ile algılıyoruz. Şehrin çeşitlilik gösteren mekânlarının insanla-geçmişle bağını kurmuyoruz. Kurmayı deneyelim mi? Bu şehir çok uzak değil, daha 1900’lü yıllarda Türk, Ermeni, Rum ve Musevi kültürlerinin canlılığını içinde barındıran çok renkli bir mozaikti. Demografik açıdan homojen değil, aynılık üzerine değil, olanca farklı kültürleri ve kimlikleri taşıyan çoğulcu bir ruha sahipti. İstanbul’a baktığımızda bu şehir geçmişini, zengin kültürel yapısını, mimarisinden tutun insanlarını, yani farklı yaşamları ne kadar yansıtıyor? Ne yazık ki yanlış devlet politikaları, 6-7 Eylül olayları, Varlık vergisi gibi uygulamalar bu çoğulcu kültürel yapıyı kaybetmemize yol açmakla kalmadı, acı veren pek çok insani trajediyi de yaşattı bu şehre ve insanlarına. Biz geriye kalanlar için ise şehir; farklılığından arınmış, tekdüzeleştirilmiş, bir anlamda geçmiş ile bağı koparılmış, tarihi binaları ile sanki ayakta; ama insanları ile bomboş, bir ruhu olmayan mekânlara dönüşmüş durumda. Özellikle Tepebaşı’ndan, Tarlabaşı‘na, Taksim’e doğru yürürken, solumda uzanan yıkık dökük bakımsız, harap evleri gördüğümde bu duyguyu yoğun bir şekilde yaşarım. Geçmiş yaşamın, ruhların bu sokaklardaki geçip gitmiş varlığını hisseder ve hüzünlenirim.&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Zaman zaman bir kaosa dönüşen günlük yaşamımızda hayatımıza anlam katmak gerek diye düşünüyorum. Bunun yollarından biri yaşadığımız şehri tanımaktan, şehri anlamaktan, değer ve önemini, geçmişle olan bağını her boyutuyla kurmaktan, kavramaktan geçiyor. Bu şehrin tarihi öylesine geriye gidiyor ki! Sözünü ettiğimiz geçmiş 300 bin yıl öncesine dayanıyor. Küçük Çekmece Gölü kenarında bulunan Yarımburgaz mağarasında yapılan kazılarda insan kültürüne ait ilk izlere rastlıyoruz. &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Peki, biz bu tarihi şehre bakarken, şehrin geçmişini görebiliyor muyuz? Biraz bakalım, bakmakla kalmayalım biraz da bilerek görelim:&amp;nbsp; &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;İstanbul’un kuruluş öyküsünü ve Kadıköy adının nereden geldiğini biliyor muyuz? Yunanistan’dan gelen Megaralılar M.Ö. 680’lerde Marmara Denizi’ni geçerek İstanbul’a ulaştılar ve bugünkü Kadıköy’de “Khalkedon” adını verdikleri bir kent kurdular. M.Ö. 660’larda da Trak kökenli Megaralı Bizans, kendi kabilesi için bir şehir kurmak ister ve fikrini almak üzere Delf kâhinine başvurur. Aldığı cevap kısa ve kesindir: ‘’Bu şehri, Körler Ülkesinin karşısına kur!’’ Neresidir bu Körler Ülkesi diye fazla düşünmez Bizans. Aramaya karar verir. Aylar sonra Sarayburnu’nun bulunduğu yere gelir. Şimdiki Kadıköy’ün yerinde bulunan şehri seyreder ve kendi kendine sorar: ‘’Bu şehri neden benim bulunduğum güzel yerde kurmamışlar da karşıki çorak topraklar üzerine kurmuşlar? Bu adamlar kör mü?’’ Sonra birden, kâhinin sözlerini hatırlar: ‘’Şehrini, Körler Ülkesinin karşısında kur!’’ O an karar verir. Körler Ülkesinin karşısındadır. Kendisi şehri, bulunduğu yemyeşil yerde, yedi tepe üzerine kuracaktır. Şehir kısa zamanda Haliç’le Ligos Burnu üzerinde kurulur. Adı, kurucusuna mal ederek Bizans olur.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Gelelim 4. yüzyıla; İstanbul’u, Doğu Roma’nın başkenti olmak üzere yeniden inşa eden büyük Constantinus‘dur. Şehrin yeni kurucusu İmparator Constantinus Hıristiyanlığı kabul eden ilk imparatordur ve aynı zamanda Hristiyanlar için bir azizdir. Yine Hristiyan inanışına göre Hz. Meryem bu kutsal şehrin koruyucusudur, şehir onun adına kurulmuştur yani şehir Hz. Meryem’in şehridir.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Şehrin adından tarihi yarım adaya geçelim: Sultanahmet Meydanı’ndayız. Doğu Roma İmparatorluğu’nun merkezi, kalbi olan alandayız. Halide Edip Adıvar’ın anıtının bulunduğu küçük parktayız. 1915 Mayıs ayında İzmir’in işgalinden sonra, işgali protesto etmek için 150-200.000 kişinin katıldığı büyük miting alanı ve konuşmasıyla kalabalığı coşturan Halide Edip. Onun adına dikili büstün önünden, Yerebatan Sarayı’na doğru ilerlerken solumuzda pek çok kez önünden geçip gittiğimiz, baktığımız ama görmediğimiz küçük bir anıttan söz etmek istiyorum. Ayasofya’nın karşısındaki köşede, su terazisinin yanında dikili mütevazı bir taş; Milion Taşı. Bu taş anıt Doğu Roma İmparatorluğu’nun başkentinde, dünyanın başladığı yer, dünyanın ‘sıfır noktası’ olarak kabul edilmiştir. Bu taşı her gördüğümde ne kadar köklü bir tarihin mirasçısı olduğumun bir kez daha farkına varırım.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Ve devam edelim Yerebatan Sarayı’na doğru. Bugün biz bu tarihi meydanda bulunan Yerebatan Sarnıcı’na her nedense Yerebatan Sarayı diyoruz. Bu tanımlamanın yanlış olduğunun altını çizelim. Yerebatan, kesinlikle bir saray değildir. Nedir peki bu mekân? Antik ve ortaçağda yapılmış bütün şehirler kuşatılma tehlikesiyle karşı karşıyaydılar. Kuşatma sırasında yaşanan en büyük sorunlardan biri su sorunu idi. İşte bu sorunu çözmek için imparatorlar büyük su sarnıçları yaptırırlardı. Altıncı yüzyılda Iustinanos, öncelikle sarayın ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla bu sarnıcı yaptırır. İstanbul’un fethinden sonra durum değişir. Osmanlılar durgun sudan hoşlanmazlar, hele de bunu içmeye hiç yanaşmazlar, kuşatma tehlikesi de yaşamadıkları için sarnıç, fetihten bir yüzyıl sonra unutulur gider. Buralarda evi bulunanlar bodrumlarından aşağıya kova sarkıtıp su çekiyor ve hatta balık avlıyorlardı. Sarnıç 1980’lerde restore edilerek yeniden ziyarete açıldı ve yanlış bir biçimde ‘saray’ olarak hafızalarda kaldı.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Türk siyasetinin ve toplumsal yaşamının önemli bir merkezi Taksim’e uzanıyoruz şimdi de: Söyleyip geçeriz Taksim’i, Taksim’in adını. Oysa sadece insanların toplandığı bir yer değildir orası. Taksim adı aslında şehir suyuyla ilgili bir terimdir. İstiklal Caddesi ile Taksim Meydanı’nın kavuştuğu yerde sivri külahlı, küçük bir taş bina vardır. Burası uzaktan getirilen suyun çeşitli semtlere ‘taksim edildiği’ yani dağıtıldığı yerdir. Taksim adını buradan alır. Taksim’in geçmişteki diğer adı Pera’dır. Yani ‘Öte Yaka’. Haliç’in Fener Balat tarafında yaşayanlar içinse Taksim, Pera’dır, yani Öte Yaka’dır. &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Bu yazı umarım bakmak ve görmek ilişkisinden hareketle bu şehri yaşayan bizlerin belli bir bilinç ve farkındalık durumu ile şehrin tarihine yolculuk yapmamızı sağlar. Şehrin geçmişine yolculuk bu şehri gerçekten görmek isteyip, istememek ile ilişkili bir tutumu gerektiriyor. Bir tarih öğretmeni olarak belirtmeliyim ki tarih “insanın kendini anlama-anlamlandırma çabası içine girerek, geçmişe yönelmektir”. Bu şehre dair yüzlerce öykü ve anıyı keşfederek, insanı merkeze alan bir İstanbul’u yaşamak sanırım ancak sadece bakarak değil, bilinçli bir biçimde görerek mümkün olabilir. Anılara, geçmişin gölgelerine doğru yaptığımız bu kısa yolculuğu İstanbulluluk bilincine, kent bilincine sahip olmamız umuduyla Murathan Mungan’ a ait şu mısralarla sonlandırmak istiyorum:&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;(…)&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;Kıvrılırken bir kentin alanına / Tutunur geçmiş yıllarına / Tutunur anılarına / İnce uzun duvarlar / Kaç hayat yaşadınız söyleyin / Sesler yüzler sokaklar&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;Yankısı kalmadı seslerin odalarımızda / Sahipleri çoktan öldü fotoğrafların / Adımlarımızdan yoruldu yollar / Kaç hayat yaşadınız söyleyin / Sesler yüzler sokaklar&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;i&gt;&amp;nbsp;Tanju Uçar&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;em&gt;'UOMO' Sosyal Bilgiler Zümre Başkanı&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;]]&gt;</body><thumbImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_227671_sec.jpg</thumbImage><bigImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_227671_detail.jpg</bigImage><link>http://www.salom.com.tr/news/detail/22767.aspx</link><pubDate>Wed, 01 Feb 2012 14:44:36 GMT</pubDate></item><item><title>“Kimdir yaaa bu Bonomo?!”</title><description>İlk kez nereden başlayacağımı bilemedim. Ayrımcılığın sanki ilk örneğini görmüş gibi her gün çıkan haberler karşısında dilim tutuluyor. Ülkemizi bütün güzellikleriyle temsil edecek birinin sadece dini</description><body>&lt;![CDATA[&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;İlk kez nereden başlayacağımı bilemedim. Ayrımcılığın sanki ilk örneğini görmüş gibi her gün çıkan haberler karşısında dilim tutuluyor. Ülkemizi bütün güzellikleriyle temsil edecek birinin sadece dininin, ırkının farklı olması sebebiyle yazılan yazılar, söylenen sözler beni her seferinde utandırıyor. Bunları söyleyenleri tutup sarsmak geliyor içimden.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Sarsıp “uyan!” demek istiyorum onlara. “Uyan ve yazdıklarını oku! Söylediklerini düşün! Neden bu kadar önemli ki onun inandığı? Neden bu durumun içinde barındırdığı güzellikleri göremiyorsunuz?” diye haykırmak istiyorum.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Farklılıklarımıza o kadar odaklanmışız ki aynılıklarımızı unutmuşuz. Hepimizin aslında insan olduğunu, hepimizin duyguları olduğunu, kırgınlıkları, sevindikleri olduğunu tamamen bir kenara atıp birbirimize kızmakla meşgulüz. Farklılıklarımızın bizi daha da güçlü kılması gerekirken, bizi birbirimizden uzaklaştırmak için kullanılması, bizi zayıflatıyor.&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Bizim yapmamız gereken onu aşağı çekmek değil, yüceltmek, tebrik etmek ve bu durumu kutlamak olmalı. Hâlâ farklılıklarımızın önem taşımadığını düşünen insanlar olmasını, genç müzisyenleri cesaretlendirmek isteyen, onlara yol gösterecek insanların varlığını kutlamalıyız.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Duruma onun gözünden de bakın!...&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Bir yandan onu “üçüncü sınıf vatandaş” diye adlandıranlar, bir yandan onu yücelten insanlarla etrafı sarılmış durumda. Bu kadar karışık bir ortamda müziğinde kendisini yansıtmasını, yapabileceğinin en iyisini yapmasını nasıl beklersiniz?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Müziği çok seven, müzik aleti çalan insanlar arasındayım… Bir parça çıkarırken, bunu büyük bir topluluk önünde sunacaksanız aldığınız destek sizin sahnedeki en büyük ve en güzel enerjiniz olur. Motivasyonunuz artar, daha da çok çalışmak istersiniz.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Heyecan onun her yerini sarmışken onu bu tarz suçlamalarla yalnız bırakmak en büyük yanlışımız olacaktır. Bu kadar güzel bir yarışmayı, içinde en çok barış mesajı verilmesi gereken bu dönemde bir siyaset meydanı haline getirmemek bizim elimizde.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;En büyük destek bizden gelmeli, en büyük tezahürat da bizden olmalı! Birinci de olsa sonuncuda olsa hiçbir gülümseme eksilmemeli yüzümüzden, elinden gelenin en iyisini yaptığı için…&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Şimdi ona söyleyebileceğimiz en güzel şey; iyi şanslar Bonomo, bizi en güzel biçimde temsil edeceğinden eminiz…&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;/div&gt;]]&gt;</body><thumbImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_227681_sec.jpg</thumbImage><bigImage>http://www.salom.com.tr/content/images/news/image_227681_detail.jpg</bigImage><link>http://www.salom.com.tr/news/detail/22768.aspx</link><pubDate>Wed, 01 Feb 2012 14:49:28 GMT</pubDate></item></channel></rss>
