Compass doganbaruh

Dönüp bakmak lazım hayata

Bir koşturmacadır gidiyor… Yetişilmesi gereken yerler, alışveriş, ev düzeni, hayatın keşmekeşi, verilen sözler, yapılacak işler, planlar, programlar…

Bütün bu hengâmede, okulda bir zamanlar beraber çalıştığımız bir arkadaşımızın ani vefatını öğrendiğim an, durdum.

Kendime geldim, desem yeri var.

Gencecik, çok güzel bir kadın; sekiz yaşında bir kızı var, mesleğinin en güzel yerinde. Bir kalp krizi ve tamam… İşte bu kadar basit aslında, dizginin öbür tarafına geçmek… Hayat asla aynı olmuyor bir daha ne giden için, ne de kalan için... İster geçen olsun insan, ister kalan, yine de bir eşik atlıyor kendi hesabına. Bu sebeple olmamış bir şey için korkmak, olmuş bir şey için gözyaşı dökmek, daha kötü mü olacak diye boşuna endişelenmek çok anlamsız, çok boş, çok gereksiz... Yerimizi bilip oturmanın, sahip olduklarımıza şükretmenin, daha iyisi için sadece dua edip Yaradan’a sığınmanın dışında yapacak hiçbir şeyimiz yok.

Biraz sakin olup hayatımıza dışardan bakmamız lazım. Sağlığımız yerindeyse, sevdiklerimiz yanımızdaysa, hayatta maddi ve manevi ayakta duracak gücümüz varsa, zor durumları kolay kılacak, hayatı daha yaşanır hale getirecek becerimiz varsa bin şükür!

Bu aralar hayatın hep daha mükemmeline ulaşmaya çalıştığım bir dönemindeymişim. Günü planlamakta zorlandığım; okulda, evde hep daha iyisini yapmaya çalıştığım, daha iyi bir öğretmen, daha iyi bir evlat, daha iyi bir eş, daha iyi bir dost, en çok da daha iyi bir anne olmak için kafamın içinde didinip durduğum bir dönemdeydim demek ki…

Hâlbuki daha iyisi sonsuz bir kavram… En iyisi, şu elimizde tuttuğumuz hayat… Var olana bakıp şükretmeye değer olanları görmek ve buna hemen başlamak lazım. Derin bir nefes almak, sakin hareket etmek, akıllıca kararlar vermek ve her şeyi bizi Yaradan’ın tasarrufuna bırakmak lazım.

Hayata bir yere kadar müdahale edebileceğimizi bilmemiz ve bunu unutmamamız gerekiyor. Bunu sık sık kendimize hatırlatıp zaman zaman frene basarak, arkamıza yaslanarak, ben mi düzene koyacağım bu hayatı, deyip olanı biteni biraz oluruna bırakarak, kabul ederek, kabul vererek yaşamak lazım. O, neylerse güzel eyler, vardır bir bildiği deyip çalışmaktan, üretmekten, istemekten, sevmekten asla vazgeçmeden ama sakin bir şekilde yaşamak en doğrusu…

Eski bir arkadaşımızın aramızdan ayrılmasıyla bu işin sıra tanımadığını, başlangıç ve bitişlerin bize sorulmadığını, bu sebeple aradaki zamanı en iyi şekilde değerlendirmemiz gerektiğini bir kere daha düşündüm.

Erteleme, bıkma, vazgeçme, bırakma, unutma ve sev…

Bu emir kipleri bizim için dilek ve temennilerin en güzeli olsun…

Sahip olduklarımızın farkına gerçekten varmanın tam zamanı…

Ben de arkadaşımın ruhuna bir dua okudum, sonra dönüp kendime gelmenin yollarını aradım. Biraz düşündüm, en çok da şiirlere baktım. Sonra da oturup bu yazıyı yazdım. Duygu ve düşüncelerim tazeyken size de bir faydam olsun, sizi de biraz düşündüreyim, silkeleyeyim diye.

Hayatın farkına varalım, ne kadar kısa, değerli ve biricik olduğunu hiç unutmayalım diye…

 

 

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın