Batya Natan

Peter Daniels, çocukluğunu Holokost’ta yitiren çocuk

Peter Daniels, 1936 yılında Berlin’de doğdu. Çocukluğunu tamamen yalnız olarak geçirdi. Babası onları terk edip Çin’e gittiğinde, annesi ve 1940 yılında ölen dedesi ile yalnız kalmıştı. Yahudi olduğu için, Berlin’de yaşarken, ve hatta anaokuluna bile gitmesi yasaktı.

Peter Daniels Berlin’deki yaşantısını anlatırken “Bir tek arkadaşım bile yoktu, Yahudi olmam okula gitmemi engelleyen bir kanundu” diyordu.

Annesi geçimlerini sağlamak için bir fabrikada işçi olarak çalıştığından, çocuk daha minicikken onu evde tek başına bırakır, işe giderdi. Daniels, o yıllarda sarı Davut Yıldızı işaretinin ceketinin üzerine dikildiğini çok iyi hatırlıyordu. Sokağa her çıkışında o ceketi giymek zorunda oluşunu, 1943 yılına kadar,  altı ayda bir, en yakındaki polis karakoluna gidip yoklama yaptırdığını anlatıyordu. O yıl annesiyle birlikte tutuklanıp, hayvan vagonlarına bindirilmişler ve yola çıkarılmışlardı.

“Çekoslovakya’ya götürülmüştük”  diyerek devam ediyordu.

“Trende ne kadar uzun bir zaman kaldığımızı hatırlayamıyorum. Terezin Çalışma Kampında yolculuk son buldu. Derhal sadece çocukların kaldığı barakalara gönderilmiştim. Annem ise yetişkinlerin kaldığı barakalara yollanmıştı. 

Daniels, sonunda, 1944 yılında, Auschwitz Ölüm Kampına gönderildiklerini anlattı. Peter annesiyle kendisinin hayatta kalmalarının nedenini, annesinin yarım kan Yahudi olmasına bağlıyordu.

“Annemin annesi her ne kadar, Yahudiliği kabul etmiş olsa da, annem hâlâ Hıristiyan olarak kabul ediliyordu. Annem, Nazilere sahte vaftiz kâğıtlarını göstermiş, kendisinin aslında yarım kan Yahudi olduğunu ileri sürmüştü. Ben ise her şeye rağmen üç Yahudi büyükbabaya sahip olduğum için, Almanlar tarafından tam kan Yahudi olarak fişlenmiştim. Nazilerin, Yahudiler hakkında, uygun gördükleri formül buydu” diyordu.

Auschwitz Kampı,1945 yılında, Sovyet orduları tarafından özgürleştirildi. Ama kamptaki tifüs salgını yüzünden, kampın kapıları, savaşın bitmesinden tam bir ay sonra karantinadan kurtarılıp açıldı.

1947 yılında, küçük çocuk, annesi ve diğer göçmenlerle bir gemiye bindirilip, Amerika Birleşik Devletleri’ne götürüldü. 

“Amerika’ya gittiğimde, daha ömrümde asla okul yüzü görmemiştim. Tek kelime İngilizce bilmiyordum. Sadece biraz Almanca yazabiliyor, azıcık da matematik biliyordum. Bunu da annem, Berlin’de yaşarken, beni evde tek başıma bırakıp, işe gittiğinde, kendi kendime öğrenmiştim.

Holokost, çocukluğumun en güzel ve mutlu yıllarını, diri diri toprağa gömmüştü. Çocukluğum yitip gitti…” diyen Daniels ABD’de yeni yaşamına başladı.

1958 yılında 22 yaşında deniz kuvvetlerine yazılan Daniels 1962’de terhis olduktan sonra San Diego Üniversitesine girdi.

Emekli olduktan sonra Holokost konusunda çalışmalar yaptı. Los Angeles Holokost Müzesinde, okullarda ve sinagoglarda seminerler verdi.

 

 

İLGİLİ HABERLER

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın
373