04.07.2008 Cuma
Yayın Haftaları
X
2008
2007
2006
2005
Ocak
Şubat
Mart
Nisan
Mayıs
Haziran
Temmuz
Ağustos
Eylül
Ekim
Kasım
Aralık
« Geri
Ana Sayfa
Dış Haber
Sanat
Toplum
Judeo-Espanyol
Kavram
Ekonomi
Yaşam
Spor
Kültür
Perspektif
Röportaj
İç Haberler
Şalom
Kitap
Holokost
Ekonomi ABD’deki Yahudi kuruluşlarını da vuruyor
İzi Darsa
Günlük bir gazeteden esinlenmeler
Yakup BAROKAS
Alaçatı’nın parke taşlı yollarında
Tilda LEVI
Ben resimden anlamam
Yakup ALMELEK
Hukat
Rav İzak ALALUF
HUKAT
Rav Yeuda ADONİ
En gelişmiş medeniyet
David Ojalvo
Almanlar ve ötekiler
Haymi BEHAR
Yazarlar
Köşe yazarları
Haber Listesine Katıl
Şalom E-Bülten'e Abone Olmak İçin Tıklayınız
Ad Soyad:
E-mail:
Türkiye'de önümüzdeki aylarda en çok ne konuşulacak?
parti kapatma davası
enflasyon
avrupa futbol şampiyonası
susuzluk
avrupa birliği ilişkileri
Önceki Anketler
Reklam Başvuru Formu
X
Ad Soyad:
Telefon:
E-mail:
Başlık:
Mesaj:
SİNAGOGLARIMIZIN İDARİ MÜDÜRLERİ; GABAYLARIMIZ (8)
Diaspora Yahudileri / Osmanlı İmparatorluğu’nda Yahudiler
“İzmir, Tarih ve Toplum” yayınlandı
Atina’da tarihi el sıkışma
Alaçatı’daki yeni eviniz Çam Dede’nin Otantik Evi Begonvil Otel
İvo MOLİNAS adlı yazara ait içerikler
Hayat beklemez
Hayat beklemez arkadaşım. Beyhude çırpınışlar sadece ruhunu aşındırıyor. Aşındırdıkça o eskilerde kalmış isyankar ruh kalıntıların depreşiyor. Depreştikçe hayatı ıskalıyorsun. Zira hayat kimseyi beklemiyor.
Atatürk’ün Alman profesörleri
Değerli bir sosyologumuz, “Cumhuriyet’te iyi, doğru ve güzel hakkında çok derine giden bir düşünce yok” dedi geçenlerde. Mustafa Kemal, Cumhuriyet’i kurduktan sonra yarattığı projelerle bunun tersini kanıtlamıştır. Bunların en sonuncusunun 75. Yılını kutluyoruz bugün. Tarihi, unutmak değil, hatırlamak gerek; iyiyi, doğruyu ve güzeli görmek için...
Exodus
George Bush'un Knesset'te geçtiğimiz hafta yaptığı 60.yıl konuşmasını duysanız ABD ile İsrail'in adeta aynı ülke olduğu sanısına kapılırsınız. O ne büyük dostluk ve müthiş kardeşlik sevgisi böyle! Lakin ABD halkının İsrail'e olan yakınlığının gerçek bir hikayeye dayanan Hollywood filmiyle başladığını bilir misiniz? Ya, bu gerçek hikayenin de İsrail'in kurulmasına en büyük yardımı yaptığını bilir misiniz?
Elveda Adalet
18 yaşındaki genç, düştüğü çalışma kampında ayağındaki küçük bir sakatlık nedeniyle kampın doktoruna görünür. Genç doktorumuz Yahudi genci süzer ve “ne kadar da yakışıklı ve sportif birisin” der. Sonra, ne mi olur? Bu dünyada hala adalete inananınız varsa eğer, gerisini okumasın lütfen...
Hamas, Hametz, Hamursuz
Çocukluğumdan beri memleketimde duyduğum 'laik demokrasi' söylemi 'demokratik laiklik' gibi kafaları karıştırıcı bir yöne kaydırılırken, İsrail de 60. yılında laikliği masaya yatırıyor, çok tartışmalı bir mahkeme kararı ertesinde. Ve ilginçtir, 'solcu' Peres, "bizde atalarımızdan kalan piramit yok, sadece kitaplarımız varİ o halde Tevrat'ı okumaya devam" diyor...
“The rising sun over Europe”*
Bu başlık, Avrupa’da çırpınan Fenerbahçe futbol takımı için yapılan devasa tribün pankartından alınmıştır. Ama biz asıl Türkiye’nin, “Avrupa’nın üzerine doğan güneş” olmasını bekliyoruz inatla, sabırla ama artık umutsuzlukla... “Köy Enstitülerini” hatırlayan veya bilen var mı?
Fay kırığına dikkat
‘Hatırla Sevgili’ dizisini izlerken 35 yıl önce olanlara şimdiki gençlik biraz da anlamsız gözlerle bakıyor. Apolitik yeni nesil, sağı ve solu ve de bunların radikal uzantılarını bilmedikleri için dizide gördüklerini anlamakta zorluk çekiyorlar. Zira bugün bambaşka bir tabloyla karşı karşıyayız. Lütfen dikkat...
Kötülüğe ruhunu satanlar
Bugün yaşadıklarımız, duyduklarımız ve de gördüklerimiz duyarlılık ayarları bozulmamış olanlarımızı sadece tek bir tespite götürüyor. İnsanoğlu büyük bir ihtimalle ruhunu kötülüğe satmış durumda. Don Kişotluk yapıp mücadeleye var mısınız? Yoksa, yoksa siz de mi ‘satılmış’ durumdasınız?
“Soykırım oyunları”
Kore'nin başkenti Seul'da bir otelin 28. katındaki odasında yalnızlığı oynarken Mia Farrow'un ağlama sesiyle irkildim. Neden ağlıyordu bu kadın? Onu gördükten sonra bu tuhaf ve değişmeyen dünyayı kafaya takmamaya karar verdim. Ben mi kurtaracaktım bu dünyayı?
Curriculum Vitae
İki bin sekiz’in sisli, puslu ve soluk bir İstanbul Şubat gecesinde, karşısındaki ses, “beklenildiği gibi kaybettik onu’’ dediğinde alışıldık mağlubiyet haberlerine bir yenisinin eklenmesine diyeceği ne olabilirdi ki? Zira ölüm, çoğu zaman haber vererek gelirdi bu hayatta. Ayrılık meçhulün mapushanesiydi, lakin onun için de karanlık tünelin bilinemez meydanındaki zindanıydı.
Hitler’in kara delikleri
Dünya, 27 Ocak’ta Holokost’u anarken bir Fransız genç kızının hayatını öğrendi geçenlerde. Hayatı ve eğitimi mükemmel giderken genç kızın tek ‘sorunu’ Yahudi olmaktı. Lakin faşizm insanı yok edebilir ama tanıklığını asla!
Sessiz Çığlıklar
Bu köşedeki on beş gün önce yazdığım yazıya çok ilginç tepkiler geldi. Her biri farklı bir sessiz çığlığı resmeden mesajlar yalnızlık hissine karşı umut verici de olsa sorunun yaygın olduğunu gösteriyor. Bu hafta, söz okurun...
Yilbaşi, Diyojen ve Schopenhauer`in kirpileri
Neden yılbaşılarında, o kuru, yalnız kalabalıkların koro halinde kendilerine hediye ettikleri yeni yıl / yeni zaman / yeni hayâl temennilerini ağzıma alamayacak kadar yoksul ve bedbinim? Yanıtı Diyojen ve Schopenhauer`in kirpileri veriyor.
Evrenin amaci var mi?
Kevin Carter adlı fotoğrafçı 1993 yılında Sudan`da çektiği ölümsüz bir fotoğraf ile Pulitzer ödülü alır. Ama hemen sonra, `bir yerde yanlış var ve ben bunu düzeltemiyorum` diyerek intihar eder. Elie Wiesel`in `cezaevi hayatı`na karşı gelmişti. Peki ya bizler, mapushane kültürüne nasıl karşı geleceğiz?
Ağaçlar da ağlar
Ağaçlar ağlar mı? Ağaç dediğiniz hareketsiz bir yeşil/kahverengi heykel midir? Duygusuz, duyarsız, bencil ve sadece doğaya karşı kendini savunmaya çalışan yoksul bir gövde midir? Siz Anne Frank`ın ağacının bugünlerde ağladığını biliyor musunuz?
Naif umutlar
Hayatlarını barış ve refah yerine sadece savaşa endeksleyenlerin `bir gün mutlaka karanlıklar içinde boğulacağını` söyleyecek kadar naif değilim artık. Zira biz ne kadar böyle konuşsak yenilen hep biz oluyoruz. Hayat anlaşılmaz bir şekilde kötü?ye büyük prim veriyor. Faşizm hâlâ ayakta!
Demokrasi herkes içindir
`Demokrasi`, `ifade özgürlüğü`, `insan hakları` gibi kutsal sözcükleri kalemlerinden düşürmeyenler bugün, onlarca şehit karşısında ulusal refleks gösteren kalabalıklara burun kıvırıyorlar. Bir başka kesim de altı ay önc laiklik hassasiyeti mitinglerine karşı aynı tavrı almıştı. Yani anlayacağınız kimine göre, demokrasi sadece kendisine ait, `öteki`ne değil.
Roma`yi da kinasinlar
Bazen öyle bir haksızlığa uğrarsınız, dünya öyle bir üstünüze gelir ki, yapayalnız kalırsınız bir kenarda. Sonra hüzün öfkeye dönüşür. Hele öfkelendiğiniz kişiler tarihi hiç bilmiyorlarsa, bize öğretilenleri iyice sorgulamaya başlarsınız: ABD demokrasisi nasil bir demokrasidir
Türkiye, Hollanda olur mu?
Biz ülkemizde `mahalle baskısı` olur mu, olmaz mı`yı tartışırken asıl baskının nerede olduğunu öğrenmenin şaşkınlığı içindeyim. Bazen demokrasiler `mahalle baskısına` seyirci kalıyorlar. O halde demokrasi neye yarar?
Türkiye, Hollanda olur mu?
Biz ülkemizde `mahalle baskısı` olur mu, olmaz mı`yı tartışırken asıl baskının nerede olduğunu öğrenmenin şaşkınlığı içindeyim. Bazen demokrasiler `mahalle baskısına` seyirci kalıyorlar. O halde demokrasi neye yarar?
Tanidik ayak sesleri
ABD`li ünlü iki akademisyenin yazdığı kitap ülkelerini karıştırdı. Zira, bu kitap belki de bildik tehlikenin yıllar sonra ortaya çıkan güçlü ayak seslerini duyuruyor. Uyumamakta sonsuz fayda var.
Kirli su
Yüzyılın başında Anadolu`da olup bitenlerin nedeni de belli, sonuçları da. Dün şartlar gereği `bu soykırım değildir` diyenler bugün rüzgârların etkisiyle tersini söylemeye başlıyorlar. Ve buna `reel politik` deniyor! Rüzgârlar ve taktikler onların olsun. Bizi rahat bıraksınlar. İşte o zaman, biz de kendimize dönüp nerede yanlış yaptığımızı sorgulayacağız...
2. Spinoza vakasi
Elektronik postama düşen bir okur mektubu, `Türkiye`de hep okuduğum ve bence doğruyu yazan yazarlardan birisiniz. Ama eminim ki siyasiler sizi okumuyorlar. Yazık değil mi?` diyor. Haklı muhtemelen. Bu nedenle gündemi bırakıp, bu hafta, Atlantik ötesini günlerdir meşgul eden bir `ihanet` vakasına doğru yelken açıyorum.
İnek alayi
30 Mayıs`taki yazımın başlığı `Susuz Yaz` idi. Herkes `uyurken` dışavurduğum paranoyanın şimdi gerçeğe dönüşmesinde herkes adına isyan ediyorum. Lakin, `inek alayı` tam zamanında imdadıma yetişiyor.
Şapka
17 milyona yakın seçmen AKP`yi, bu parti istese de istemese de merkeze çekmiştir. Gerçek değişim hatta devrim buradadır! Bize düşen, bu büyük başarıya şapka çıkarmaktır.
Seçimleri değil, yağmuru bekliyorum
Garip bir şekilde seçimleri değil, yağmuru bekliyorum. Küresel ısınma gibi postmodern korkudan mıdır yoksa etrafımdaki çirkinliklerin yok olmasını istememden midir, bilemiyorum. Artık karar verdim, susuyorum bir müddet. Sadece yağmuru bekliyorum.
Türkiye`nin ihtiyaci ne?
Seçim mitinglerinde kalabalıklar arasında kadınları arayınız ki bulasınız. Erkek egemen sosyal dokunun kimyası değişemiyor bir türlü. Ya Cumhurbaşkanı`nın yuhalanmasına ne dersiniz? Peki ya sosyal demokrat partinin AB ve ABD karşıtı söylemine ne demeli? Biz, en iyisi Hamasistan`dan bahsedelim...
Pirüs zaferi?
Tam 40 yıl önce, 5 Haziran 1967 sabahı, İsrail Hava Kuvvetleri Komutanı, pilotlarına ``varolmamız için Mısır`ı bitirin`` emrini verdiğinde meşhur 6 günlük savaşı başlatıyordu. Sonuç, malum. Bir yanda zafer, diğerinde hezimet... Ama bu `zafer`, Der Spiegel ve The Economist`in iddia ettikleri gibi bir `Pirüs zaferi` miydi?
Susuz yaz
Türkiye; susuz, sıcak, bol siyasi tartışmalı, seçimli ve nice öngörülmeyen olası önemli olaylarla dolu bir yaza giriyor. Paranoyalarımıza bir yenisi eklenmiş durumda. Bakın, bir internet sitesi ne rakkamlar yayınlıyor!
Görünmez sevgili
Post modern gece muhtırasıyla başlayan geriye gidişlerim devam ediyor nedense. Boğaziçi Üniversitesi`nde `solcu` ve de `sosyete` kantinleri arasında kimlik bunalımı yaşarken ilk `sevgilimi` nasıl da ıskaladığımı düşünüyorum hüzünle ama gururla... Yoksa sevgilinin makbul olanı seni baştan yaratan mıdır?
Deja vu
Kızım 18 yaşında, ve 27 sene önce ben 19 yaşındayken tanıştığım "muhtıra" ile o da bugün tanışmış oldu. Asıl ilginç olan demokrasi kültürüyle bağdaşmayan muhtıranın kimi saptamalarının, yüzbinlerce insanımızın 14 Nisan ve 29 Nisan`da gösterdikleri demokratik savunma refleksinin gerekçeleri ile birebir örtüşüyor olması. O zaman sorun nerede?
İskenderiye nostaljisi
Tam 50 yıl önce kimi insanlar yaşadıkları ve vatandaşı oldukları ülkenin yöneticilerinin kararıyla doğdukları yerden sökülüp atılmışlardı. `Kötülük`, nerede olursanız olun, ne düşünürseniz düşünün, sizi hep yakalıyor. Zira dün `iyilik` yerlerde sürünüyordu. Bugün de öyle değil mi?
Sonderkommando`nun faşist futbolcuyla buluşmasi
Auschwitz cehenneminde kendi dindaşlarını ölüme götürmekle görevli bir Sonderkommando ile yeni yetme İtalyan faşisti ünlü bir futbolcunun geçtiğimiz haftaki buluşması tuhaf görünebilir. Lakin olması gereken bir buluşmadır. Zira cehenneme tanık olanlara rağmen kötülüğün peşinden gidenlere karşı son bir çare olabilir
İrène Némirovsky
Bir yazar düşünün ki, Yahudiliğini sevmesin. Bir yazar düşünün ki, Yahudiliğinden kaçmak istedikçe, Yahudi düşmanı şeytana yenik düşsün. Ve bir yazar düşünün ki, hem 1930`da hem de 2006`da meşhur olsun. İşte size hazin bir hayat öyküsü...
Mutlu Evliliğin Sirri
Gençler evlilikten korkmaya başladılar giderek. Sadece buralarda değil, modern hayatın çarklarına kendilerini kaptıran tüm toplumlarda da öyle. New York Times`da son ayların en çok okunan yazısı ise mutlu bir evlilik için eşlerin evlenmeden önce birbirlerine sormayı unuttukları soruları içeren bir makale. İşte liste!
Dünya neden dönüyor?
Türkiye`de ve dünyada olup biten tuhaflıkları, iyiden uzaklaşan insanın yarattığı sosyal yaraları kafaya taka taka önemli bir başka çığlığı duyamıyoruz. Dünyayı sadece etik olarak değil, teknik olarak da yok ediyoruz. Sinyaller burnumuzun dibinde. Eğer harekete geçilmezse 23 derece eğimi bir daha zor bulursunuz, çünkü başka Dünya yok!
Güvercinleri de vuruyorlar
Hrant Dink`in öldürülmesi hüznün ve adaletsizliğin ta kendisidir. Olaydan sonra kimi gazeteci ve yorumcunun saatlerce analiz yapması daha da isyan ettiriyor insanı. Onsuz kalan eşinin ve çocuklarının büyük dramı en önemli analiz konusu değil midir? Lakin en doğru soruyu da Başbakan soruyor: "Sürekli kendisiyle kavgalı bir toplum olarak mı kalacağız?"...
Anket
Bu hafta bir değişiklik yapıp size 2007 anketi yapıyorum. Sorulara yüreğinizle değil, aklınızla cevap verirseniz, geleceği falcıdan daha isabetli okur olabilirsiniz. Lakin 2007`nin Türkiye`de her tür gelişmeye açık olduğunu da unutmamak gerek.
Karşi Sahil
Bu yazı kötümser bir yazı olabilir. Dünyada olup bitenleri umursamayanlar, mutluluğu cüzdanlarının kalınlığıyla orantılayanlar okumasa daha iyi olur. Her şeyin bedelini bilip de hiçbir şeyin değerini bilmeyenler de sevmeyecekler yazılanları. Hele hele, `mutluluk` oyunu oynayanlar hepten nefret edebilirler zira `oyun bozan` bir yazı olabilir pekala da...
Mutlu Olmayi Öğrenmek
Yıl 1944. Bordeaux`da bir sinagogda ölüm kamplarına gönderilmeyi bekleyen altı yaşında bir çocuk vardır. Hayatta kalmayı, itaat etmemeye borçlu olduğunu söylecektir savaş bittiğinde. Ve bu çocuk geçirdiği onca büyük zorluklardan sonra bugün insanlara nasıl mutlu olunuru anlatmaya çalışıyor. Mutluluğun resmi çizilebilir mi?
Limmud ve ‘Mahallenin kabadayisi`
Avraham Burg, Limmud Kültür Festivali`nde "burada bir Yahudi rönesansı yarattınız" dedikten sonra Clive Lawton "nerede buraya gelmeyen binlerce Türk Yahudisi?" şeklinde sorunca rönesansımızın yine ve yeniden hep aynı çevre içinde kaldığını anladık. Olsun, seneye onlara da ulaşılır (mı?) Ah, bir de kapanıştaki "mahallenin kabadayısı" olmasaydı!...
Tren kazasi
Oryantalistler ile oksidantalistler arasında sıkışan AB yanlısı Türkler, ülkelerinin ve çocuklarının geleceğini her anlamda çağdaşlaştıracak büyük dönüşümün şimdilik hayal olduğuna inanmaya başladılar bile...
Soykirim Endüstrisi
Ne yoksulluk içinde yüzen Ermenistan bu son garip hatta faşizan yasayla zenginleşecektir ne de Diaspora Ermenileri geçmişin tarihsel bağlamında bugünkü toplumsal ve siyasi konumlarına doğru oturacaklardır. Rövanşist duygular sadece sahibini kemirir.
Ahmet Necdet Sezer
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer adeta erken bir veda konuşması yaptı. Türkiye`nin geleceğine yönelik olarak öyle kapsamlı ve öyle ilginç konuştu ki Atatürk Cumhuriyeti`ne yaraşan bir devlet adamı olduğunu gösterdi. Üstelik Batı`yı çifte standartla eleştirirken ne Avrupa ne ABD düşmanlığı yaptı. Sosyal demokratlara ders verdi.
Filtre
Elie Wiesel bin dokuz yüz kırk dört?ün sonbaharında Auschwitz`deki koğuş arkadaşlarının Roş Aşana bayramı kutlamalarına neden katılmamıştı? Peki,ya babasının dövülerek yanıbaşında öldürülmesini bile yaşadığı kötülükten sonra hayatının geri kalan kısmında bu bayramı neden hep kutlar olmuştu?
Hangi sol?
İki bin altı yazı, masumiyetin savaşa karşı yenildiği, post modern Yahudi karşıtlığının prim yaptığı, solun salt emperyalizme karşı çıkma adına mantığını yitirdiği, sağduyunun mumla arandığı `karanlık` bir anı olarak kalacak belleğimde. Umut, sonbahar yağmurlarında.
Soğan soymak
Ünlü Alman yazar Günter Grass kısa süreli de olsa SS subayı çıktı. İtirafını ``soğan soyarak`` yaptı. Bazen insanın tuhafça ilişkilere dalacağını veya yanlış ata oynayabileceğini geç de olsa açığa vurdu.Ya bizim kifayetsiz muhterisler ne zaman soğan soyacak?
Bariş umudunu kaybetmeyeceğiz
Barış değil savaş kazandı yine. İnsanın `yok etme` iç güdüsü yine açık ara galip geldi. Kapalı kapılar ardında ölümlere gizlice sevinenler en az kayıtsız kalanlar kadar. Ama sonunda barış galip gelecek. Zira elimizde umut var. Onu alamayacaklar.
Yüz yil önce, yüz yil sonra
İyi ile kötünün, doğru ile yanlışın artık iyice birbirine girdiği kaotik bir devirdeyiz. Kan, gözyaşı ve hüzün dünyaya hüküm sürerken, `barış` kelimesi iyice naif bir beklentiyi simgelemeye başlamış. 100 yıl önce ise bugünlerde insanlık yine de `doğru`ya ulaşmış, kötülüğün tüm silahlarına rağmen...
Yüz yil önce, yüz yil sonra
İyi ile kötünün, doğru ile yanlışın artık iyice birbirine girdiği kaotik bir devirdeyiz. Kan, gözyaşı ve hüzün dünyaya hüküm sürerken, `barış` kelimesi iyice naif bir beklentiyi simgelemeye başlamış. 100 yıl önce ise bugünlerde insanlık yine de `doğru`ya ulaşmış, kötülüğün tüm silahlarına rağmen...
Sessiz sitemsiz
Türkiye, neredeyse hergün bir şehit veriyor. Lakin cenaze törenlerinin dışında toplum, olayın ciddiyetini ve önemini anlamıyor sanki. Roger Waters`ın konserinde, George Bush`un resmini protesto eden `duyarlılık`, şehit askerlerimizin hüzün hikayelerinde nerede acaba?
Sahte umut gecesinden bugüne
1977`nin aydınlık bir bahar akşamı, zafer gecesine dönüştüğünde naif solcu apartman çocukları umut ışığı yakmışlardı memleketimde. Lakin, zafer yerini bozguna bıraktığında geriye, ele geçirilememiş sevgilinin sendromunu yüreklerde hissetmek kalmıştı yıllarca. Ve bugün gelinen noktaya baktığımızda, `nerelerdeydiniz?` diye sormak, vatandaşlık borcu olsun.
Komplo
Eskiden, komünizmden, faşizmden filan korkulurdu... Korkulacak tek dogma `komplo teorileri` olmalı. Artık insanlığın ve doğrunun en büyük düşmanı bu olmalı. Gelecek bu düşmana göz kırpıyor. Zira totaliter sistemlerin kullanmadığı etkin yeni araçlar onların elinde.
Düğün ve Cenaze
Yaşam sürprizlerle doludur, aynen futbolda olduğu gibi. Hüzün göz açıp kapayıncaya kadar sevince dönüşebiliyor aynı hayatta olduğu gibi. William Shakspeare`in `Venedik Taciri`nin ünlü Yahudi`si Shylock?Düğün ve cenaze sendromunu tüm benliğiyle yaşayan bir karakterdir o da.Düğün marşını çalacakken kendisini `cenazesinde` bulan bir Yahudi..
Yildizlarin çocuklari
Biri İngiltere`den diğeri Türkiye`den iki spor müsabakası seyrettim ve yurdum insanı adına derin hüzne kapıldım. Sonra da 1 Mayıs 1006?da, bin yıl önce gerçekleşen olağanüstü bir olayı anımsadım. Ve o an, insanın ne kadar da anlamsız ve gereksiz bir yörüngede olduğuna inandım.
Direniş
"6 Milyon kuzu kuzu ölüme gitti" derler insafsızca. "Neden direnmediler?" diye sorarlar safça veya düşmanlıkla? Holokost`un bilinen en önemli direnişinin hayatta olan tek üyesi Marek Edelman, 6 Milyondan biri olmamayı başarmış bir Yahudi. Hikayesi ilginç ama bir o kadar da düşündürücü?
Duvar
Kâbuslardan, paranoyalardan kurtulmak için beyinlerdeki duvarları yıkmak gerek. Haziran`da, Boğaz`ın kıyısında duvar yıkacağız, 25 sene öncesinde olduğu gibi.Bir de üstüne erguvanlara kavuştuk mu çok yakında, şeytan geçici de olsa mağlup olacak.
Bir eleştiri yazisi
Bu yazı, yazarının cemaatimizde gördüğü bazı yanlışların ve uygulamaların düzeltilmesine yönelik sübjektif bir eleştiri yazısıdır. Özveriyle ve iyi niyetle çalışan yöneticileri özeleştiriye çağıran bir yazıdır. Yanlış olabilir ama belki gerçekten de `kral çıplaktır`?
Doğmayacak çocuk için Kadiş
Yahudiliğini anlamadan kendini birden bulduğu Auschwitz`de, ölüm-yaşam kuyruğunda Kapo`nun tüyosuyla mucizevi şekilde gaz odasına gitmekten kurtulur. Kampta yaşadıkları ve gördükleri, onun için şeytanın olağan varlığından öte bir şey değildi. Lakin,Tanrı`nın yarattığı insana ait Auschwitz, iki bin yıllık Avrupa kültürünün iflas noktasıydı?
Ortak akil araniyor
Hayatlarından mutlu olanlar lütfen bu yazıyı okumasınlar. Zira bu yazı, bir köşe yazarının hezeyanları ve kötümserliği ile dolu. Bu yazı, Ertuğrul Özkök`ün son olarak yazdığı gibi tipik bir `homurdanmacı köşe yazarı` yazısı?
‘Öteki`
Şu meşhur `medeniyetler çatışması` iyiden iyiye dünyanın gündemine girmiş vaziyette. İnsanın `öteki`yi algılayamaması, onu anlayamaması hatta `öteki`nin farkında olmaması dünyayı tarihte olduğu gibi, bugün de karanlığa götürüyor. Bu nedenle, Emmanuel Levinas`a kulak vermek gerek.
Münih 72
Hamas`ın seçimleri kazanmasının hemen ertesinde ortaya çıkan Steven Spielberg`in `Münih` filmi kimi kafalardaki karmaşık formülü belki çözer gibi yapıyor, ama tarihi biraz bilen biri için Spielberg hayal kırıklığı mı yaratıyor acaba?
Komplo teorileri ve dört çeker ‘tanklar”
Şu komplo teorileri olmasa hayat ne kadar sıkıcı olurdu? Kaldırımlarda dört çeker `tanklar` olmasaydı İstanbul ne kadar çağdışı olurdu ama! Ya kuyruklarda sıranı beklemek olsaydı hayat ne kadar çekilmez hale gelirdi! İşte bu yüzden İstanbul in, Londra out...
Işik
Hanuka, yani `ışıklar bayramının` önemli bir felsefi zemini var. Yahudi filozoflara göre, bu `ışık mucizesi` kötülük diye bilinen ama aslında iyiliğin eksikliği karşısında direnen ve köklerinden vazgeçmemeye çalışan yahudilere önemli bir mesaj taşımakta. Cesaret ve özünü unutmama adına bir ödüldür, giderek de...
Gençliğim, hayallerim ve Cumhuriyet
Hasan Cemal`in "Cumhuriyet`i çok sevmiştim" kitabı gençliğimin ilk sevgilisini ve yitik hayallerini hatırlattı. Değişime, dönüşüme direnç gösterenlerle doku uyuşmazlığı aşkı yok ediyor. Bilim dünyası yerinde saysa, değişime dirense bugün insanlık ne haldeydi? Halbuki ne büyük bir tutkuyla sarılmıştım ona...
Kadima
Ariel Şaron yeni kurduğu `liberal` partiyle İsrail`de siyasal bir `big bang` yarattı. Üstelik geçmişine ve yoldaşlarına ihanet etmekle suçlanıyor. Bazen kimi `ihanetler` anlamını yitirir ve değişim adına, barış adına vatanseverlik sahasına girebilir. Yeter ki `öteki` de değişsin!...
Zitliklar Tragedyasi
Feminizmin çöküşü... Türban meselesi... Küreselleşmenin bebeği: kutuplaşma... Postmodern isyan: "yakıyorsam, varım" ... Ve yeni İran, eski İran...Zıtlıklar Tragedya?sının son bölümüne hoşgeldiniz...
Medcezir
Bir Kadıköy arenasında hayatın kendisini oynayan futbolla beraberiz, Başbakan dahil. Hayat maçında medcezir manzaraları arz-ı endam ettikçe gelgitlerle dolu hayatlarımızın muhasebesini de yapıyoruz. Elde ne var, tam bilinmiyor. Lakin Türkiye hep galip gelsin. Çocuklarımız adına, geleceğimiz adına...
Paranoia mon amour*
Donanımınız eksikse, özgüven eksikliğinden muzdaripseniz, sevgili bulmanız kolay değil. Sadece paranoya peşinize düşer. "Bu kış komünizm gelecek" ile "anneciğim Türkler geliyor" gibi söylemler bu sağlıksız sevgiliyle birlikteliğin sonucudur. Bakınız: Dünya ve Türkiye tarihi.
H5N1
İnternet denilen çağdaş tutku hastalığı sayesinde Çin`deyken bile memleketten manzaraları izlediğinizde `dünya nelerle, biz nelerle uğraşıyoruz` demek pek yanlış kaçmıyor. Çin ise ABD`ye kafa tutarak, geleceğin tek süpergücü olacağının sinyallerini veriyor. Ama bir de, kapıda H5N1 var!...
Eylül
Hazan girizgahı Eylül. Onu sevmek, sürekli olarak hayatı umarsızca hatırlatan sevgilinin koynuna girmek gibi olsa gerek. 6 - 7 Eylül, 11 Eylül, 12 Eylül. İşte ailesi. Karanlık günlerin haber postacısı. Yine karşımızda. Lakin yine teslim olunmayacak.
Her sabah uyandiğinda...
Doğanın olağan gidişatına aykırı olarak, oğlu için "Kadiş" duası okuyan bir yaşlı adam ile, ayakta durmak için mermer duvara yaslanan mavi gözlü bir kadın gördüm ben. Yasef`in anne ve babasını gördüm Ulus Mezarlığı`nda; oğullarını çok özlemişlerdi. Ama lakin "mühim işleri" olanları göremedim. Haklıydılar, mazeretleri çok önemliydi.
Tsur Yisra`el
İsrail Devleti`nin kuruluşuna saatler kala David Ben Guryon büyük bir sıkıntıyla karşılaşır. Dindarlar, deklarasyon metnine konulması için bir şart koşarlar. Laikler kabul etmez. Lakin İbranicenin mucizeleri ile sıkıntı ortadan kalkar ve Yahudi Devleti kurulur. Bugün Gazze problemi çerçevesinde yaşanan benzer `kavga`nın çözülmesi için yine bir mucizeye mi ihtiyaç var? Hem evet, hem hayır?
Kafasi Karişik Dünya
100. doğum yılı kutlanan Jean Paul Sartre, hayati boyunca kafası karışık yaşayan ve ölümüne doğru tüm geçmişte kalan fikirlerini neredeyse reddeden, yüzyılın en ayrıksı düşünürüdür. Günümüz terörün sefil sonuçlarını gördüğümüzde bizim kafalar da iyice karışıyor. Hem Bush, hem de teröristler `Tanrı bizimle` diyorsa, ``hani, `Tanrı tektir, birdir`?`` diyemeden alıkoyamıyoruz kendimizi ve `Bulantı`yı hatırlıyoruz.
Günlük bir gazeteden esinlenmeler
Millilerimizin başarısı, Fatih Terim’in karizması, cumhurbaşkanının onayladığı protokol listesi, Avrupa’nın yeni Yahudileri, Esin Acıman’ın Ayşe Arman ile söyleşisi, Agos’taki feminist deprem bu haftaki yazımın konusunu oluşturdu.
Yakup BAROKAS
Tünelin Ucu
İzel Rozental
Mozotros Ailesi
İrvin Mandel
Almanlar ve ötekiler
"Avrupalı Türkler olarak bizler, sizin bu ülke (Türkiye) için ne kadar önemli olduğunuzu biliyoruz. Avrupa'nın yeni Yahudileri olarak, sizi en iyi Avrupa'da yaşayan 5 milyon 200 bin kaderdaşınız anlar. Türkiye'de belirli çevrelerin antisemit yaklaşımları sizi üzmesin. Türk halkı ve Avrupa'nın yeni Yahudileri olarak bizler sizin arkanızdayız"
Haymi BEHAR
Abone Formu
X
Ad Soyad:
E-mail:
Telefon:
Adres:
İletişim Formu
X
Ad Soyad:
E-mail:
Telefon:
Mesaj:
Abone
Bize Ulaşın
Reklam
İnsan Kaynakları
Tüm Hakları Saklıdır. Şalom Gazetesi 2008