Bu hafta okullar açıldı, trafikler kapandı.Bütün kış sürecek trafik çilesinin ilk sinyallerini veren güneşli pazartesi, sinirini birkaç saat sonra sonra sevgili arkadaşlarımın okulun ilk günü çektikleri çocuk resimlerini yollamasıyla bıraktı...
Hayat sadece yorgunluk ve kızmaktan sinirlenmekten ibaret değil tabii. Sosyal hayatınızı düşünün bir an… Sevdiğiniz insanları işaret parmağınızla kalabalıktan sürükleyip yanınızda tutmak istemez miydiniz örneğin? Ya da sevmediklerinizi işaret ve başparmağınızı birleştirerek küçültmek.
Sanırım 1985 yılıydı. İlkokulda bir çocuğu en mutlu edebilecek olaylardan birini yaşamıştım; iki hafta süren sömestr tatili biter bitmez bir hafta daha kar tatili olmuştu. O yıllarda oturduğumuz Teşvikiye’deki beyaz yollara bakıp hemen bir alt sokakta oturan sınıftaki en iyi arkadaşımı aramıştım.
Dokuz buçuk saatlik direkt bir uçuş öncesi, kitapçıda gezinirken Canan Tan’ın kaleme aldığı Aşkın Sanal Halleri adlı kitabı satın aldım. Birinci sebebi yeni çıkacak Şalomist sayımızın ana konusunun “Sanal Biz” olması ve dolayısıyla kitabın başlığının bende merak uyandırması, ikincisi ise Canan Tan’ın daha önceden okumuş olduğum birkaç kitabının genelde akıcı olması.
Geçtiğimiz ay dünyaca ünlü arama motoru Google, Çin’de maruz kaldığı siber saldırılar sonucunda Çin’den çekildi. Çin’in Google ve bazı Amerikan şirketlerine yaptığı siber saldırılar ve Çin’deki internet özgürlüğü konusu yüzünden iki ülkenin arası açılmaya başladı.
Aşkların çoğu tüketilir ve biter nihayetinde. Siz hiç 20 yıl sürüp tüketilmeyen, ama hep ıskalanmış olan gerçek bir aşk hikâyesi duydunuz mu hiç?Anlatacağım hikâyenin sonu mutlu bitmiyor. Uyarmak görevim.
twitter.com/basyazar
Paul Auster’ın davranışını “Yahudiliğine” bağlamak en basitinden ırkçılıktır. Belki “rating” yapar, alkış bile alır; ama “kin ve nefret söylemi”nin en ucuz örneklerinden birisidir. Bu örnek de medyamızın kara listesine eklenmiştir. OKAY GÖNENSİN /Vatan Gazetesi
1941 senesinde Fransa’daki Vichy Hükümeti döneminde 100 metrede dünya rekorunu kıran ünlü Yahudi yüzücü Alfred Nakache, Auschwitz cehenneminden canlı kurtularak 1948’de Londra’da yapılan Olimpiyat Oyunları’na yine Fransa adına katıldı
Bugün sizlerle geçmişteki “ben” e kısa bir yolculuk yapacağız. Bundan tam 11 sene evvel daha lisede bir öğrenci iken Dostluk Yurdu Derneği’nin o zamanlar Osmanbey’de bulunan lokalinde olduğum bir akşam, “Kula” oyunun provasına denk gelmişti...